Awesome Image
15Tem

Dijital Cihaz İncelemesi Hukuka Aykırıysa Beraat Mümkün mü?

A. Dijital Delil, CMK 134 ve Adli Bilişim Perspektifinden İlkeler

Bugün bir ceza dosyasının kaderini çoğu zaman tanık beyanı değil; bir cep telefonu, dizüstü bilgisayar, tablet, harici disk, sunucu, USB bellek ya da bulut hesabından elde edilen dijital veriler belirlemektedir. Ancak uygulamada sıkça gözden kaçırılan temel gerçek şudur: Bir dijital verinin bulunmuş olması, onun hukuka uygun şekilde elde edildiği ve mahkûmiyet için tek başına yeterli olduğu anlamına gelmez.

Dijital cihazlardan elde edilen deliller, klasik fiziki delillerden çok farklıdır. Çünkü dijital veriler; oluşturulabilir, değiştirilebilir, senkronize edilebilir, otomatik üretilebilir, önbelleğe alınabilir, başka kullanıcılar tarafından oluşturulabilir veya cihaz sahibinin bilgisi dışında sisteme kaydedilebilir. Bu nedenle dijital delil değerlendirmesi yalnızca ceza hukuku bilgisiyle değil, aynı zamanda adli bilişim (digital forensics) disiplininin teknik kurallarıyla birlikte yapılmalıdır.

İşte tam da bu noktada, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesi, dijital cihazlarda arama, kopyalama ve elkoyma işlemlerinin hukuki omurgasını oluşturmaktadır. Bunun yanında Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hakkı, Anayasa’nın 38. maddesindeki hukuka aykırı delil yasağı ile birlikte değerlendirilmelidir. Ayrıca AİHS m.8 (özel hayatın korunması) ve AİHS m.6 (adil yargılanma hakkı) da dijital deliller bakımından temel güvenceleri oluşturur.

Son dönemde ise Anayasa Mahkemesi, CMK m.134’e ilişkin önemli bir iptal kararı vererek, dijital verilerin incelenmesi sürecindeki kanuni güvencelerin yetersizliğine dikkat çekmiş; özellikle veri güvenliği, kişisel verilerin korunması ve dijital materyallerin incelenme usulüne ilişkin eksikliklerin giderilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu karar, dijital deliller bakımından yeni bir tartışma döneminin kapısını aralamıştır.

B. Dijital Delil Artık “Dosyanın Kralı” Değildir

Uygulamada sıkça karşılaşılan en büyük yanılgılardan biri şudur:

“Telefonundan çıktıysa suç ispatlanmıştır.”

Oysa ceza muhakemesinde böyle bir karine bulunmamaktadır.

  • WhatsApp mesajı…
  • Telegram yazışması…
  • Signal görüşmesi…
  • Bir Instagram Direct kaydı…
  • Discord sohbeti…
  • e-posta…
  • Google Drive dosyası…
  • iCloud senkronizasyonu…
  • Tek başına suçun işlendiğini ispat etmez.

Asıl cevaplanması gereken soru şudur:

Bu veri gerçekten sanık tarafından mı oluşturuldu, hukuka uygun şekilde mi elde edildi ve bütünlüğü bozulmadan mı muhafaza edildi? Ceza muhakemesinde dijital delilin değeri yalnızca içeriğinden değil; elde edilme yöntemi, muhafaza zinciri (Chain of Custody), hash doğrulaması, adli imajın alınma şekli ve inceleme metodolojisinden doğar.

C. Dijital Delilin Gücü, Güvenilirliğinden Gelir

Adli bilişimde en temel prensiplerden biri şudur:

  • Bir dijital delilin doğruluğu kadar, güvenilirliği de ispat edilmelidir.
  • Bu nedenle profesyonel bir dijital incelemede yalnızca cihaz açılıp klasörlerin incelenmesi yeterli değildir.
  • Uluslararası adli bilişim standartlarında çoğunlukla şu süreçler izlenir:
Delilin korunması
  • Cihaza mümkün olduğunca müdahale edilmemesi,
  • Veri bütünlüğünün korunması,
  • Yazma engelleyici (write blocker) ekipmanların kullanılması.
Adli kopya (Forensic Image)

İncelenmesi gereken husus çoğu zaman cihazın kendisi değil, cihazın birebir bit düzeyindeki adli imajıdır.

Hash doğrulaması

MD5, SHA-1 veya SHA-256 gibi algoritmalarla alınan adli imajın birebir aynı olduğu doğrulanır.

Muhafaza zinciri (Chain of Custody)

Delilin;

  • kim tarafından,
  • ne zaman,
  • hangi ortamda,
  • nasıl bir işlemle,
  • ne tür ekipman kullanılarak

incelendiği eksiksiz şekilde kayıt altına alınmalıdır.

Bu zincirde meydana gelen her kopukluk, delilin güvenilirliğini tartışmalı hâle getirebilir.

D. Aynı Telefonu Birden Fazla Kişi Kullanıyorsa Ne Olacaktır?

Uygulamada özellikle aile bireyleri tarafından ortak kullanılan telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar oldukça yaygındır.

Bunun yanında;

  • aile bilgisayarları,
  • ofis masaüstü bilgisayarları,
  • şirket sunucuları,
  • ortak kullanıcı hesapları,
  • paylaşılan bulut depolama alanları,
  • ortak e-posta hesapları,

tek kullanıcı varsayımıyla değerlendirilemez.

Bir dijital materyalde suç unsuruna rastlanması, o materyalin otomatik olarak cihaz sahibine ait olduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle bilirkişi raporunda şu soruların cevaplandırılması gerekir:

  • Kullanıcı profilleri incelendi mi?
  • Oturum kayıtları değerlendirildi mi?
  • Dosyanın oluşturulma zamanı nedir?
  • Son değiştirilme zamanı nedir?
  • Metadata kayıtları incelendi mi?
  • Senkronizasyon geçmişi araştırıldı mı?
  • Bulut hesabından otomatik yükleme ihtimali değerlendirildi mi?
  • Cihazın fiziksel kullanıcıları araştırıldı mı?

Bu sorular cevaplanmadan yalnızca “telefonda bulundu” gerekçesiyle mahkûmiyet kurulması, ceza muhakemesinin ispat ilkeleriyle bağdaşmayabilir.

E. Avukat Orhan Önal’ın Uygulamaya İlişkin Değerlendirmesi

Sahada görülen dosyaların önemli bir kısmında tartışma, dijital verinin varlığı üzerinde değil; o verinin kime ait olduğu ve hukuka uygun yöntemlerle elde edilip edilmediği üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Kanaatimce dijital delil incelemesinde en kritik hata, cihaz sahibi ile dijital verinin gerçek üreticisinin aynı kişi olduğunun peşinen kabul edilmesidir. Oysa ortak kullanılan cihazlar, otomatik senkronizasyon sistemleri, önbellek (cache) kayıtları, thumbnail dosyaları, geçici sistem dosyaları, bulut yedekleri ve uygulamaların arka planda oluşturduğu log kayıtları, bu varsayımı her somut olayda yeniden sorgulamayı zorunlu kılar.

Ceza muhakemesinde amaç yalnızca dijital veriye ulaşmak değildir. Asıl amaç, o verinin hukuka uygun yöntemlerle elde edildiğini, bütünlüğünün korunduğunu ve şüpheden uzak biçimde belirli bir kişiye aidiyetini ortaya koyabilmektir. Dijital cihaz incelemesi, yalnızca teknik bir işlem değil; temel hak ve özgürlüklerle doğrudan temas eden anayasal bir güvence alanıdır. Bu nedenle dijital delillerin değerlendirilmesinde teknik doğruluk kadar hukuki meşruiyet de aynı derecede önem taşır.

F. CMK 134 Kapsamında Dijital Cihaz İncelemesi Nasıl Yapılmalıdır?

Ceza muhakemesinde dijital delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi, yalnızca bir usul meselesi değil; adil yargılanma hakkının, özel hayatın gizliliğinin ve hukuka uygun delil ilkesinin doğrudan bir sonucudur. Bu nedenle bilgisayarlar, cep telefonları, tabletler, harici diskler, sunucular, USB bellekler, NAS sistemleri ve diğer dijital veri depolama araçlarının incelenmesi, klasik arama işlemlerinden farklı ve daha sıkı güvencelere tabidir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesi, bilişim sistemlerinde arama, kopyalama ve elkoyma işlemlerinin hangi şartlarda yapılacağını düzenlemektedir. Maddenin amacı yalnızca dijital veriye ulaşmak değil; aynı zamanda soruşturmanın etkin yürütülmesi ile temel hak ve özgürlükler arasında hassas bir denge kurmaktır.

Dijital cihazların incelenmesi sürecinde yalnızca CMK m.134 değil; Anayasa’nın 20. maddesi, Anayasa’nın 38. maddesi, AİHS m.6 ve AİHS m.8 birlikte değerlendirilmelidir. Dijital cihazlar, günümüzde kişinin özel hayatı, mesleki faaliyetleri, ticari sırları, sağlık bilgileri, aile ilişkileri ve haberleşme özgürlüğüne ilişkin çok geniş kapsamlı veriler içerdiğinden, müdahalenin hukuki sınırları titizlikle gözetilmelidir.

F.1 Dijital İnceleme “Telefonu Açıp Bakmak” Değildir

Uygulamada zaman zaman dijital inceleme, cihazın açılarak fotoğraf, mesaj veya klasörlerin kontrol edilmesinden ibaretmiş gibi algılanmaktadır. Oysa adli bilişim bakımından bu yaklaşım ciddi teknik riskler doğurabilir.

Bir dijital cihaza doğrudan müdahale edilmesi;

  • son erişim zamanını değiştirebilir,
  • metadata kayıtlarını etkileyebilir,
  • log dosyalarında değişiklik oluşturabilir,
  • otomatik senkronizasyonu tetikleyebilir,
  • bulut sistemleriyle veri alışverişine neden olabilir,
  • bazı geçici dosyaların silinmesine veya yeniden oluşturulmasına yol açabilir.

Bu nedenle uluslararası adli bilişim uygulamalarında temel ilke, orijinal delile mümkün olan en az müdahalede bulunulmasıdır.

F.2 Adli İmaj (Forensic Image) Neden Hayati Öneme Sahiptir?

Profesyonel dijital incelemelerde esas olan, cihazın içeriğinin tek tek dosya bazında kopyalanması değildir.

Doğru yöntem; cihazın bit düzeyinde birebir adli kopyasının (forensic image) oluşturulmasıdır.

Bu yöntem sayesinde yalnızca görünen dosyalar değil;

  • silinmiş veriler,
  • ayrılmamış alanlar (unallocated space),
  • boş kümeler,
  • sistem kayıtları,
  • dosya sistemi yapısı,
  • zaman damgaları (timestamps),
  • metadata bilgileri,
  • kayıt defteri (registry) verileri,
  • SQLite veritabanları,
  • uygulama logları,
  • geçici dosyalar (temp),
  • cache kayıtları,
  • thumbnail verileri

de korunmuş olur.

Bu durum hem iddia makamı hem de savunma açısından sonradan yapılabilecek bağımsız bilirkişi incelemeleri bakımından büyük önem taşır.

F.3 Hash Değeri Neden Bu Kadar Önemlidir?

Bir dijital delilin değiştirilmediğinin teknik olarak gösterilebilmesi için hash algoritmaları kullanılmaktadır.

En yaygın kullanılan algoritmalar;

  • MD5,
  • SHA-1,
  • SHA-256’dır.

Hash değeri, dijital verinin adeta parmak izi niteliğindedir.

Adli imaj alınmadan önce ve alındıktan sonra hesaplanan hash değerlerinin aynı olması, incelenen kopyanın orijinal veriyle birebir örtüştüğünü gösteren önemli teknik göstergelerden biridir.

Hash doğrulaması yapılmayan veya raporda açıkça gösterilmeyen incelemelerde, dijital delilin bütünlüğü konusunda haklı tartışmalar ortaya çıkabilir.

F.4 Write Blocker Kullanılmasının Önemi

Adli bilişim laboratuvarlarında sık kullanılan ekipmanlardan biri de write blocker cihazlarıdır.

Bu ekipmanlar sayesinde dijital depolama birimine veri yazılması engellenirken yalnızca okuma işlemi gerçekleştirilir.

Böylece inceleme sırasında delilin istem dışı değiştirilmesi riski en aza indirilir.

Her somut olayda write blocker kullanılmasının teknik olarak mümkün olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Ancak dijital delilin korunmasına yönelik alınan tedbirlerin bilirkişi raporunda açıkça gösterilmesi, incelemenin güvenilirliğini artıran önemli unsurlardan biridir.

F.5 Muhafaza Zinciri (Chain of Custody) Neden Savunmanın En Güçlü Alanlarından Biridir?

Bir dijital delilin güvenilirliği yalnızca içeriğine bağlı değildir.

Delilin;

  • kim tarafından teslim alındığı,
  • hangi tarihte muhafaza altına alındığı,
  • nerede saklandığı,
  • kimlerin eriştiği,
  • hangi cihazlarla incelendiği,
  • ne tür yazılımların kullanıldığı,
  • hangi işlemlerin gerçekleştirildiği

kesintisiz biçimde kayıt altına alınmalıdır.

Bu süreç, adli bilişim literatüründe Chain of Custody olarak adlandırılmaktadır.

Muhafaza zincirindeki belirsizlikler, tek başına beraat sonucunu doğurmaz. Ancak dijital delilin güvenilirliği ve ispat gücü değerlendirilirken mahkeme tarafından mutlaka dikkate alınması gereken önemli hususlardan biridir.

F.6 Cache, Thumbnail ve Otomatik Oluşan Sistem Verileri Her Zaman Bilinçli Kullanımı Göstermez!

Dijital cihazlarda bulunan her veri, kullanıcının bilinçli iradesiyle oluşturulmuş olmayabilir.

Örneğin;

  • cache dosyaları,
  • thumbnail kayıtları,
  • otomatik oluşturulan küçük önizleme görselleri,
  • uygulama logları,
  • geçici internet dosyaları,
  • otomatik yedekleme kayıtları,
  • senkronizasyon verileri,
  • sistem indeksleme dosyaları

çoğu zaman işletim sistemi veya uygulamalar tarafından kullanıcı müdahalesi olmaksızın oluşturulabilir.

Benzer şekilde;

  • WhatsApp yedekleri,
  • Telegram cache verileri,
  • Signal veri tabanları,
  • Instagram uygulama kayıtları,
  • Discord önbellek dosyaları,
  • Google Drive senkronizasyon kayıtları,
  • iCloud eşitlemeleri,
  • OneDrive otomatik yedeklemeleri

her somut olayın teknik özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Bu nedenle dijital delilin yalnızca bulunduğu yer değil; nasıl oluştuğu, hangi süreçte kaydedildiği ve kullanıcı iradesini ne ölçüde yansıttığı da bilirkişi incelemesinin temel konuları arasında yer almalıdır.

Ancak bu önbellek ve system dosyası hususunu savunmada anlatabilmek çoğu zaman üstün bir hitabet, diksiyon ve hakimiyet gerekmektedir. Zira yargılamalarda bu davalarda subjektif ahlaki değerlerle önyargı çok yüksek olabilmektedir.

G. Avukat Orhan Önal’ın Uygulamaya İlişkin Değerlendirmesi

Uygulamada dijital cihaz incelemelerine ilişkin dosyalar incelendiğinde, çoğu tartışmanın cihazın içerisinde ne bulunduğundan ziyade incelemenin hangi yöntemle yapıldığı noktasında yoğunlaştığı görülmektedir.

Savunma makamı açısından yalnızca raporun sonuç kısmına odaklanmak yeterli değildir. İncelemenin başlangıcından raporun düzenlenmesine kadar geçen tüm süreç teknik ve hukuki açıdan denetlenmelidir. Adli imaj alınıp alınmadığı, hash doğrulamasının yapılıp yapılmadığı, metadata kayıtlarının korunup korunmadığı, kullanılan inceleme yönteminin bilimsel standartlara uygun olup olmadığı ve muhafaza zincirinin eksiksiz işletilip işletilmediği, dijital delilin ispat gücünü doğrudan etkileyen temel başlıklardır.

Kanaatimce dijital delil dosyalarında en güçlü savunma, teknik gerçeklerle hukuki ilkeleri birlikte değerlendirebilen savunmadır. Dijital cihazların incelenmesi, yalnızca bilişim uzmanlarının teknik alanı değil; aynı zamanda temel hakların korunmasını sağlayan ceza muhakemesi hukukunun en hassas denetim alanlarından biridir.

Son Olarak Saha Uygulamasında

Tüm yukarıda anlatımlarıma ek olarak; burada unutulmaması gereken son saha tecrübesi ise akademik ve hukuki bilgilerin uygulanmasında, sahadaki uygulama farkları bakımından hakim-savcı etkisi de, avukatınızla beraber gözardı edilmemelidir. Her ne kadar teknik etkin savunmadan bahsediyor olsak da; yargılama esnasında sizin etki bırakabileceğiniz, kendinizi dinletebileceğiniz bir pozisyonda olmanız gerekmektedir. Sahada maalesef bölge, bölge savcılık uygulamaları değişlik göstermektedir.

Telegram Grupları NCMEC Cybertipline Siber Suçlar Müstehcenlik TCK 226
Telegram NCMEC Müstehcenlik Siber Suçları
Önal’ın Diğer Bir Kısım Sık Okunan NCMEC Yazıları
Sıra Yazı Başlığı Neden Bu Konuya Yakın? Link
1 TCK 226’da Cache / Önbellek ve Hash Delili Beraat Savunması Cache, hash, otomatik kayıt, bilinçli depolama ve dijital delil tartışmasının doğrudan merkezindedir. Devamı İçin Tıklayın
2 Hataen İnen Görseli Silmek, Cache / Önbellek Beraati TCK 226 Hataen inen görsel, geçici sistem dosyası, önbellek ve bulundurma kastı ayrımını destekler Okumak İçin Tıklayın
3 Müstehcenlik Suçu & NCMEC Raporu: Instagram, IP-Port, Beraat Instagram Direct, IP-port, Meta kayıtları, NCMEC ve fail aidiyeti bakımından güçlü iç bağlantıdır. İçin Tıklayın
4 NCMEC: Instagram / Facebook / Telegram / X Kaynaklı Suçlar Telegram, Instagram, X ve Facebook kaynaklı dijital suç isnatlarında platform ayrımını açıklar. İrdelemek İçin Tıklayın
5 Dijital Cihazınızdan Çıkan Bir “Görüntü” ile Tutuklanmak Cihazda görüntü bulunması ile kast, aidiyet, teknik inceleme ve tutuklama riski arasındaki farkı anlatır. Okumak İçin Tıklayın
6 TCK 226/3 Müstehcenlik, Suç Tarihi ve Dijital Bulundurma Kastı Suç tarihi, dijital bulundurma, depolama iradesi ve kast tartışması için doğrudan tamamlayıcı yazıdır. Okumak İçin Tıklayın

 

  • Avukat Orhan ÖNAL çizgisinde hazırlanan NCMEC Davaları & Soruşturmaları yazıları; tecrübeye dayalı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosya stratejisi, evrak ve teknik rapor içeriğine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Bu hususta ve benzeri nitelikte konularda ise uzun yıllardır üzerinde çalıştığımız ancak tamamlayamadığımız “NCMEC Uygulamaları Kitabında” da detaylıca yer verilmektedir.
  • Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, özellikle duruşmada sözlü savunma kabiliyeti gerektirdiğinden, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
  • Benzer NCMEC’den doğan ceza davalarından gördüğümüz; her nevinden NCMEC davalarında farklı savunma argümanları geliştirilerek hareket edilmesi gerekliliğinin unutulmamasını ve mutlaka avukatınızla hareket edilerek savunma yapılmasını unutmamanızı şiddetle tavsiye ederiz.
  • Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar*  bölümüne veya *NCMEC DAVALARI için ve dijital cinsel suçlar* tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.
    • AVUKAT DESTEĞİ

      Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz. 

      Hafta içi: 09:00 – 19:00
      Cumartesi: 10:00 – 18:00
      Telefon: +90 532 282 25 23

      Gizlilik

      Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.

Leave A Comment

Call Now Button