Awesome Image
17Eyl

Kaçak Yapı Davaları: İdare Hukuku ve Tazminat Boyutları

1. Kaçak Yapının Tanımı ve Hukuki Dayanak

Kaçak yapı; imar mevzuatına aykırı, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı inşa edilen yapılar olarak tanımlanır. Türk hukukunda özellikle 3194 sayılı İmar Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu çerçevesinde düzenlenir. Ayrıca Danıştay içtihatları, imar mevzuatına aykırılığın kamu düzenine ilişkin olduğunu, bu nedenle yıkım kararlarının “kamu yararı” çerçevesinde verilebileceğini ortaya koymaktadır.


2. İdari İşlemler: Yıkım ve Para Cezası

Kaçak yapı tespit edildiğinde idare (belediye veya il özel idaresi) şu yaptırımları uygular:

  • Yıkım Kararı (İmar Kanunu m. 32, 42)

  • İdari Para Cezası

  • Yapının mühürlenmesi ve kullanıma kapatılması

Bu kararlar idari işlem niteliğinde olduğundan, İdare Mahkemesi’nde iptal davası açılması mümkündür. Davacı; planlama ilkeleri, ölçülülük ve mülkiyet hakkı gibi anayasal ilkeler üzerinden idari işlemin hukuka aykırılığını ileri sürebilir.


3. Yıkım Kararına Karşı Yargısal Denetim

  • İptal Davaları: Yıkımın dayanağı olan karar, İYUK uyarınca iptal davasına konu edilebilir.

  • Yürütmenin Durdurulması: Telafisi güç zararlar doğmaması için mahkemeden yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

  • Yargıtay ve Danıştay Kararları: İçtihatlarda, hukuka aykırılığın “kamu düzeni” gerekçesiyle geniş yorumlandığı, fakat bazı durumlarda ölçülülük ilkesi çerçevesinde yapının kısmen korunmasına da karar verilebildiği görülmektedir.


4. Kaçak Yapıdan Doğan Tazminat Davaları

Kaçak yapılar sadece idari yaptırımlar ve yıkım kararlarıyla sınırlı sonuç doğurmaz. Çoğu durumda yapı maliklerinin veya üçüncü kişilerin uğradığı zararlar nedeniyle tazminat davaları gündeme gelir. Bu davalar hem idare hukuku (tam yargı davaları) hem de özel hukuk (müteahhit, yüklenici, komşuluk hukuku davaları) boyutuyla karşımıza çıkar.

4.1. İdareye Karşı Tazminat (Tam Yargı Davaları)

İdarenin hukuka aykırı işlem veya eylemleri sonucunda kişilerin mal varlığı zarara uğradığında tam yargı davası açma hakkı doğar. Bu durum Anayasa’nın 125. maddesinde açıkça düzenlenmiştir:

“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”

Ayrıca 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesi şunu hükme bağlamaktadır:

“İlgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay’da, idare ve vergi mahkemelerinde iptal ve tam yargı davaları açabilirler.”

Kaçak yapının yıkımı için verilen idari kararın sonradan hukuka aykırı olduğu ortaya çıkarsa, malik idareye karşı tam yargı davası açarak zararın tazminini isteyebilir.

Danıştay 6. Daire, 2018/2347 E., 2019/5124 K. sayılı kararında şu husus açıkça ifade edilmiştir:

“Hukuka aykırı yıkım işlemi nedeniyle davacının mülkiyet hakkı ihlal edilmiş, uğranılan zararların idarece tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.”

4.2. Müteahhit veya Yükleniciye Karşı Tazminat

Kaçak yapıyı inşa eden yüklenici, maliklere karşı sözleşmeye aykırılık veya haksız fiil sorumluluğu doğurur. Türk Borçlar Kanunu’nun 112. maddesi hükmü açıktır:

“Borcunu gereği gibi ifa etmeyen borçlu, bundan doğan zararı gidermekle yükümlüdür.”

Örneğin müteahhit, ruhsatsız inşaat yaparak belediyenin yıkım kararı vermesine sebep olmuşsa, maliklerin uğradığı tüm zararları tazminle yükümlü olacaktır.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2017/1450 E., 2018/2241 K. sayılı kararında bu husus şu şekilde dile getirilmiştir:

“Yüklenicinin ruhsatsız ve projeye aykırı inşaat yapması nedeniyle yapı ruhsatsız hale gelmiş, idare tarafından yıkım kararı verilmiş olup, yüklenici bu zararlardan sorumludur.”

4.3. Komşuluk Hukukundan Doğan Tazminat Davaları

Kaçak yapıların komşulara verdiği zararlar da tazminat sorumluluğunu doğurur. Türk Medeni Kanunu’nun 730. maddesi şu hükmü içermektedir:

“Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını kullanırken komşularına katlanma sınırlarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde, zarar gören tazminat isteyebilir.”

Örneğin, komşu parsele yapılan kaçak yapı nedeniyle ışık, hava veya manzara hakkının ihlali söz konusu olabilir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2016/2891 E., 2017/4537 K. kararında şu ifadeler kullanılmıştır:

“Kaçak yapı nedeniyle davacının taşınmazına güneş ışığının girmesi engellenmiş, bu suretle komşuluk hukukundan kaynaklanan zararların tazmini gerektiği sonucuna varılmıştır.”

4.4. Kamulaştırmasız El Atma ile Bağlantılı Tazminat

Bazı durumlarda kaçak yapılar, imar planında kamu hizmetine ayrılan alanlarda inşa edilmektedir. Bu durumda hem yıkım kararı hem de kamulaştırmasız el atma tazminatı davaları gündeme gelebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2014/5-1026 E., 2015/1234 K. sayılı kararında şu vurgu yapılmıştır:

“İmar planında yol olarak ayrılan taşınmaza yapılan yapının yıkılmasına karar verilmesi, malikin uğradığı zararın tazminini ortadan kaldırmaz. İdare, kamulaştırmasız el atma nedeniyle sorumludur.”

  • Görüldüğü üzere kaçak yapılardan doğan tazminat davaları idareye karşı tam yargı davaları, yükleniciye karşı sözleşmeye aykırılık ve haksız fiil davaları, komşuluk hukuku davaları ve kamulaştırmasız el atma davaları gibi farklı türlerde karşımıza çıkmaktadır.

5. Uygulamada Görülen Senaryolar

Kaçak yapı davaları, yalnızca imar mevzuatına aykırılıkla sınırlı değildir. Yerel uygulamalara göre farklı senaryolar karşımıza çıkar. Özellikle İzmir, Manisa, Muğla, Aydın ve Balıkesir gibi hızlı kentleşen ve turizm baskısı olan bölgelerde idare hukukunun, ceza hukukunun ve tazminat taleplerinin iç içe geçtiği vakalar görülmektedir.

5.1. Kıyı Kenar Çizgisinde Kaçak Yapılar

İzmir – Çeşme, Urla, Seferihisar ve Foça bölgelerinde en çok karşılaşılan sorunlardan biri kıyı kenar çizgisine yapılan kaçak yapılardır.

  • Bu yapılar, Kıyı Kanunu’na aykırılık teşkil eder ve yıkım kararı kaçınılmazdır.

  • Danıştay kararlarında, kıyının “kamu malı” niteliği vurgulanmış, kıyıda yapılan otel, restoran veya iskelelerin tamamı için yıkım ve ecrimisil kararları onanmıştır.

  • İzmir’de örneğin Urla Demircili Koyu’nda kaçak yapılan bir restoranın yıkımı sonrası, malik tarafından açılan tam yargı davasında, uğranılan zararların tazmini tartışılmıştır.

5.2. Tarım Arazilerinde Kaçak Yapılar

Manisa, Aydın ve Balıkesir illerinde tarım arazilerine yapılan ruhsatsız bağ evleri, çiftlik evleri ve zeytinlik içi yapılaşmalar sık rastlanan bir problemdir.

  • 5403 sayılı Toprak Koruma Kanunu gereği tarım dışı kullanım izni olmadan yapılan yapılar için hem idari para cezası hem de yıkım kararı verilmektedir.

  • Örneğin Aydın Söke Ovası’nda sulama arazisine kaçak ev yapan çiftçiler hakkında verilen yıkım kararı sonrası, “geçim kaybı” nedeniyle açılan tazminat davası uygulamada dikkat çekmiştir.

  • Balıkesir’de Edremit Körfezi’nde zeytinlik alanlara yapılan kaçak villalar ise hem idari hem cezai süreçlere konu olmaktadır.

5.3. Sit Alanı ve Koruma Alanlarındaki Kaçak Yapılar

Muğla – Bodrum, Marmaris, Datça bölgelerinde arkeolojik sit ve doğal sit alanlarında yapılan kaçak villalar, oteller ve iskeleler en sık rastlanan dava konularındandır.

  • 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gereği, bu yapılar sadece idari yıkım değil, aynı zamanda cezai yaptırım da doğurur.

  • Örneğin Bodrum’da 1. derece sit alanında yapılan bir otel inşaatı, Koruma Kurulu’nun yıkım kararı sonrası hem idari davalara hem de müteahhit hakkında açılan ceza davasına konu olmuştur.

5.4. Turizm Bölgelerindeki Kaçak Villalar ve Oteller

Ege kıyılarında özellikle İzmir Çeşme, Muğla Bodrum, Aydın Kuşadası ve Didim bölgelerinde, turizm sezonu öncesi hızla inşa edilen ruhsatsız yapılar görülmektedir.

  • Bu tür davalarda yalnızca yıkım değil, aynı zamanda ecrimisil talepleri gündeme gelir.

  • İzmir’de Çeşme Ilıca’da kaçak pansiyon işleten kişilere idarece hem yüksek miktarda para cezası hem de geçmişe dönük ecrimisil uygulanmıştır.

  • Benzer şekilde Didim’de kıyıya yapılan ruhsatsız oteller, Danıştay kararlarıyla kesin olarak yıkılmıştır.

5.5. Şehir Merkezlerindeki Ruhsata Aykırı Kat Çıkma Olayları

Büyükşehirlerde en sık rastlanan kaçak yapı senaryosu, ruhsatlı binalara izinsiz kat ilavesi yapılmasıdır.

  • İzmir Bornova ve Karşıyaka ilçelerinde sık görülen bu durumda, kat maliklerinden biri kaçak inşaata karşı dava açabilir.

  • Bu durumlarda hem belediye yıkım kararı alır hem de kat malikleri arasında ortaklığın giderilmesi ve tazminat davaları gündeme gelebilir.

  • Manisa merkezde ise özellikle ruhsata aykırı balkon ve çıkmalar sebebiyle idare tarafından yıkım kararları verilmektedir.

5.6. Kamulaştırmasız El Atma ile İmar Çakışması

Bazı durumlarda imar planları ile yol, park veya yeşil alan olarak ayrılan taşınmazlara kaçak yapı yapılmakta, sonrasında hem yıkım hem de kamulaştırmasız el atma davaları açılmaktadır.

  • İzmir Gaziemir’de imar planında park alanı olarak ayrılan bir arsaya yapılan kaçak yapı yıkılmış, malikler kamulaştırmasız el atma davası açarak bedel tespiti talep etmiştir.

  • Bu tür uyuşmazlıklar, hem idare hukuku hem de özel hukuk boyutuyla çok katmanlı davalar olarak öne çıkar.

5.7. Komşuluk Hukukundan Doğan Uyuşmazlıklar

Kaçak yapılar yalnızca idare ile malik arasında değil, komşular arasında da sorun yaratır.

  • İzmir Narlıdere’de bir apartman sakini, üst komşunun ruhsatsız çatı katı inşaatı nedeniyle ışık ve hava hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle dava açmıştır.

  • Mahkeme, hem idari yıkım kararını hem de TMK m. 730 kapsamında tazminat talebini değerlendirmiştir.

5.8. Kentsel Dönüşüm Alanlarında Kaçak Yapılar

Türkiye’nin özellikle İzmir, Manisa, Aydın, Muğla ve Balıkesir illerinde kentsel dönüşüm projeleri hızla ilerlerken, bu alanlarda bulunan kaçak yapılar en çok tartışılan konulardan biridir.

  • Kentsel dönüşüm bölgelerinde bazı mülk sahipleri ruhsatsız ekleme, izinsiz kat çıkma veya plan dışı tadilat yapmaktadır. Bu yapılar, belediye encümenince yıkım kararı ile karşılaşmakta, aynı zamanda imar planı iptali davası süreçlerine konu olabilmektedir.

  • Örneğin İzmir Karabağlar’da kentsel dönüşüm projesi içinde kalan kaçak katların yıkımı sonrası maliklerin açtığı tam yargı davasında, idarenin tazminat sorumluluğu tartışılmıştır.

  • Manisa Yunusemre ilçesinde, dönüşüm alanında kalan ruhsatsız iş yerleri için belediye encümeni yıkım kararı almış, esnafın açtığı davalarda mülkiyet hakkı – kamu yararı dengesi üzerinde durulmuştur.

  • Muğla Fethiye’de kentsel dönüşüm planı ile turistik tesislerin dönüştürüldüğü alanda, ruhsatsız ek binaların hem yıkım hem de ecrimisil davasına konu olduğu görülmektedir.

  • Aydın Efeler’de ise dönüşüm alanındaki kaçak yapıların yıkımı sonrası, malikler tarafından belediyeye karşı belediye yıkım kararı iptali ve maddi zararların tazmini talepli davalar açılmıştır.

  • Balıkesir Bandırma’da, dönüşüm alanında kalan ruhsatsız yapı sahipleri ile idare arasında uzun süren davalarda Danıştay, “imar planı kesinleşmeden yapılan kaçak yapıların korunamayacağına” hükmetmiştir.

  • Bu tür uyuşmazlıklar, hem imar hukuku hem de idare hukuku yönünden çok katmanlı olup, kaçak yapı davası, ruhsatsız inşaat iptali, belediye yıkım kararı, tazminat davası gibi birden fazla hukuki yolun birlikte yürütülmesini gerektirir. Özellikle kentsel dönüşüm bölgelerindeki davalarda profesyonel bir kaçak yapı avukatı ile hareket etmek, hem mülkiyet hakkının korunması hem de tazminat risklerinin yönetilmesi açısından kritik önemdedir.

5.9. Ceza Hukuku Boyutu (TCK 184 – İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu)

Kaçak yapı davalarının yalnızca idari ve tazminat boyutu değil, aynı zamanda ceza hukuku boyutu da bulunmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesi, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıların inşası ve kullanılması durumunda “İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu” başlığı altında cezai yaptırımlar öngörmektedir.

  • TCK 184/1: Ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapan veya yaptıran kişi hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

  • TCK 184/2: Kamu görevlisinin görevi kötüye kullanarak ruhsatsız yapı yapılmasına göz yumması halinde cezai sorumluluğu vardır.

  • TCK 184/3: Ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıların satışa konu edilmesi ayrıca suç teşkil eder.

Örneğin:

  • İzmir Buca’da kaçak kat inşaatı yapan müteahhit, belediye yıkım kararı yanında TCK 184 kapsamında ceza davasında da yargılanmıştır.

  • Muğla Bodrum’da sit alanında ruhsatsız villa inşa eden kişi hakkında hem imar kirliliğine neden olma suçu yönünden ceza davası açılmış hem de maliklere karşı idari para cezası uygulanmıştır.

  • Aydın Didim’de kıyıya kaçak otel yapan girişimciye, hem Danıştay kararıyla yıkım uygulanmış hem de ceza mahkemesinde “imar kirliliği” suçundan mahkûmiyet verilmiştir.

  • Balıkesir Ayvalık’ta, zeytinlik alanına ruhsatsız inşaat yapan malik hakkında açılan ceza davası sonucunda hapis cezası ertelenmiş, ancak idari yıkım ve ecrimisil davaları devam etmiştir.

  • Manisa Akhisar’da tarım arazisine yapılan ruhsatsız depo nedeniyle hem belediye encümeni kararı ile yıkım uygulanmış hem de savcılık tarafından TCK 184 kapsamında kamu davası açılmıştır.

Bu örnekler göstermektedir ki, imar hukuku ile ceza hukuku iç içe geçmekte, aynı olaydan hem idari yıkım kararı, hem tazminat davası, hem de ceza davası doğabilmektedir.

Avukat açısından bu süreçlerde yapılacak savunma stratejisi hayati önem taşır:

  • Ruhsat ve imar planı iptali süreçlerinin incelenmesi,

  • Belediye yıkım kararına karşı idari dava açılması,

  • Ceza davasında kusurun ispatı, müteahhit ile malik arasındaki sorumluluğun ayrıştırılması,

  • Ecrimisil davası ve tam yargı davası ile malikin zararlarının tazmini gibi yollar eş zamanlı işletilmelidir.

  • Kaçak yapı davası, ruhsatsız inşaat, imar planı iptali, belediye encümeni yıkım kararı, TCK 184 imar kirliliği, İzmir kaçak yapı avukatı, Muğla imar hukuku, Aydın ruhsatsız villa davası, Balıkesir kaçak otel uyuşmazlığı, Manisa imar kirliliği suçları gibi pek çok hukuki terim aynı dosyada bir araya gelebilir. Bu nedenle bu tür uyuşmazlıkların hem idare hukuku hem ceza hukuku hem de tazminat boyutunu bilen uzman bir avukat, yani bu konulara yoğun çalışan bir avukat tarafından takip edilmesi gerekir.

6. Kaçak Yapılarda Avukatın Rolü

Kaçak yapı davaları, yalnızca teknik imar hukuku bilgisiyle çözümlenebilecek davalar değildir; idare hukuku, ceza hukuku ve özel hukuk boyutlarını birlikte içerir. Bu nedenle kaçak yapı avukatı desteği olmadan süreci yürütmek çoğu zaman ciddi hak kayıplarına yol açar.

  • Avukatsız açılan iptal davalarında, belediyenin verdiği yıkım kararlarına karşı doğru sürede yürütmenin durdurulması talep edilmediğinde, yapı yıkılabilir ve telafisi imkânsız zararlar doğar.

  • Tazminat davalarında, hukuka aykırı yıkım sonrası uğranılan zararların ispatı ve tam yargı davası stratejisi uzmanlık gerektirir. Yanlış başvuru hak kaybına neden olur.

  • Ceza davalarında (TCK 184 – imar kirliliğine neden olma suçu), malik ile müteahhit arasındaki sorumluluk ayrıştırılmazsa, malikler haksız yere mahkûmiyetle karşı karşıya kalabilir.

  • İzmir, Manisa, Muğla, Aydın ve Balıkesir gibi bölgelerde özellikle kıyı kenar çizgisinde, sit alanlarında, tarım arazilerinde veya kentsel dönüşüm bölgelerinde ortaya çıkan kaçak yapı davaları tecrübe gerektirir.

Kaçak yapılarda avukatın rolü şunları kapsar:

  • İdari İşlemlere Karşı Hukuki Koruma: Belediye encümeni kararlarının iptali, yürütmenin durdurulması, imar planı iptali davaları.

  • Tazminat Süreçleri: Hukuka aykırı yıkım nedeniyle tam yargı davası, uğranılan zararın hesaplanması ve bilirkişi raporlarının denetlenmesi.

  • Ceza Davaları: TCK 184 kapsamında imar kirliliği suçlarında etkin savunma yapılması, malikin kusursuz sorumluluğunun önlenmesi.

  • Komşuluk Hukuku Uyuşmazlıkları: Ruhsatsız ek kat, balkon veya villa gibi yapılar nedeniyle komşular arasında doğan davaların yönetilmesi.

  • Kentsel Dönüşüm Alanları: Dönüşüm projelerinde ruhsatsız yapıların durumunun netleştirilmesi, hak kayıplarının önlenmesi.

  • Unutulmamalıdır ki; kaçak yapı avukatı olmadan hareket eden malikler çoğu zaman sürelere uymadıkları, hukuki yolu yanlış seçtikleri veya bilirkişi raporlarına zamanında itiraz etmedikleri için büyük hak kayıpları yaşamaktadır.

7. Son Olarak Özetle

Kaçak yapı davaları yalnızca bir imar hukuku sorunu değil, aynı zamanda idare hukuku, özel hukuk ve ceza hukuku boyutları olan çok katmanlı davalardır. Kaçak yapı davaları, sadece bir belediye yıkım kararı meselesi değil; aynı zamanda imar hukuku, idare hukuku, ceza hukuku ve tazminat davaları ile iç içe geçen çok yönlü bir süreçtir.

İzmir, Manisa, Muğla, Aydın ve Balıkesir gibi hızlı kentleşen bölgelerde ruhsatsız inşaat, kaçak villa, tarım arazisine yapılan bağ evi, kıyı kenar çizgisinde kaçak otel, sit alanında ruhsata aykırı yapı gibi senaryolar her geçen gün daha fazla dava konusu olmaktadır.

Bu davalarda yanlış atılacak bir adım, malik açısından yıkım kararının kesinleşmesi, tazminat talebinin reddi, ecrimisil borcunun artması veya TCK 184 kapsamında ceza sorumluluğu gibi ciddi sonuçlar doğurur. İşte bu noktada, kaçak yapı avukatı desteği yalnızca bir tercih değil, hak kayıplarını önlemek için zorunluluk haline gelir.

Avukat;

  • Belediye encümeni kararlarına karşı iptal davası açarak yıkımı durdurabilir,

  • Tam yargı davalarıyla hukuka aykırı yıkımlardan doğan zararları tazmin ettirebilir,

  • Ceza davalarında TCK 184 imar kirliliği suçunda müvekkilini koruyabilir,

  • Komşuluk hukuku ve kamulaştırmasız el atma davalarında hak kayıplarını önleyebilir.

Unutulmamalıdır ki; imar planı iptali, ruhsatsız inşaat davası, ecrimisil davası, tam yargı tazminatı, kaçak yapı yıkım kararı iptali, İzmir kaçak yapı avukatı, Muğla imar hukuku uzmanı, Aydın ruhsatsız villa davası, Balıkesir kaçak otel yıkımı, Manisa belediye encümeni yıkım kararı gibi kavramlar artık yalnızca teknik terimler değil, pratikte hak kayıplarıyla doğrudan bağlantılıdır.

Kaçak yapılarla ilgili dava süreci, avukatla yürütüldüğünde başarı şansı artar, tazminat talepleri güçlenir ve mülkiyet hakkı etkin şekilde korunur. Profesyonel hukuki destek olmadan hareket etmek, çoğu zaman geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurur.  Bu nedenle, kaçak yapılarla ilgili her türlü uyuşmazlıkta doğru adımı atmak isteyenler için tek yol açıktır: tecrübeli, donanımlı ve imar hukuku, gayrimenkul hukuku ile idare hukuku kesişimini bilen bir avukat ile süreci yönetmek sizlere azami fayda sağlayacaktır.

 

Avukat Ahmet A. Taşkıran

Bir Kısım Benzer Yazılarımız;

 

  • Gayrimenkul davalarında avukat tercihi, yalnızca bir dava kazanmak değil; geleceğinizi, malvarlığınızı ve itibarınızı korumak anlamına gelir. Eğer bir taşınmazı devralmak, mirasla ilgili hak talebinde bulunmak ya da bir satış işlemini güvence altına almak istiyorsanız, mutlaka gayrimenkul hukuku alanında yoğun çalışan bir avukatla çalışın.
  • Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
  • Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar*  bölümüne tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.

    AVUKAT DESTEĞİ

    Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz. 

    Hafta içi: 09:00 – 19:00
    Cumartesi: 10:00 – 18:00
    Telefon: +90 532 282 25 23

    Gizlilik

    Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.

Leave A Comment

Call Now Button