1. Sit Alanında Kaçak Yapı İddiası Neden Ciddi Bir Ceza Dosyasına Dönüşür?
Türkiye’de özellikle Ege bölgesinde, İzmir, Çeşme, Urla, Seferihisar, Foça, Karaburun, Selçuk, Kuşadası ve benzeri kıyı bölgelerinde birçok taşınmaz; arkeolojik sit alanı, doğal sit alanı, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı veya özel imar rejimine tabi alan niteliğinde olabilmektedir.
Bu tür taşınmazlarda yapılan küçük bir kulübe, konteyner, depo, beton zemin, sundurma, WC, fırın, tel çit veya su basmanı bile çoğu zaman idari para cezası, yıkım, yapı tatil zaptı, suç duyurusu ve ceza davası sürecini beraberinde getirebilir.
Bu noktada iki ayrı suçlama çoğu zaman birlikte gündeme gelir:
- 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.184 kapsamında imar kirliliğine neden olma
Ancak her sit alanı ihlali otomatik olarak mahkûmiyet anlamına gelmez. Her yapı TCK m.184 anlamında “bina” değildir dolayısıyla her izinsiz müdahale kültür varlığına zarar verme kastını göstermez. Her yapı tatil zaptı da ceza mahkûmiyeti için yeterli değildir.
Avukatlığını yaptığımız; yakın tarihli bir Çeşme Asliye Ceza Mahkemesi yargılamasında da bu ayrımlar açık biçimde tartışılmış; bilirkişi raporu, keşif, uydu görüntüleri, yapı tatil zaptı, tapu kayıtları, sit kararları ve eski hale getirme olgusu birlikte değerlendirilerek 2863 sayılı Kanun yönünden beraat, TCK m.184 yönünden ise düşme kararı verilmiştir. Bu karar, sit alanında kaçak yapı veya izinsiz fiziki müdahale iddiasıyla karşılaşan kişiler bakımından son derece öğretici niteliktedir.
2. 2863 Sayılı Kanun m.65 Neyi Cezalandırır?
2863 sayılı Kanun m.65/1, tescilli sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları bakımından oldukça ağır bir düzenleme içerir. Bu maddeye göre, tescil edilen sit alanlarının veya korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya zarar görmesine kasten sebep olanlar ile izin alınmaksızın inşaî ve fizikî müdahale yapan veya yaptıranlar cezalandırılır.
Buradaki kritik kavramlar şunlardır:
- Tescilli sit alanı
- Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı
- İnşaî ve fizikî müdahale
- İzin alınmaması
- Yapan veya yaptıran kişi
- Kast
- Zarar veya müdahalenin niteliği
- Tebliğ veya ilan edilmiş sit statüsü
Bu suç bakımından savunma yalnızca “ben bilmiyordum” şeklinde yüzeysel kurulamaz. Taşınmazın sit statüsü, sit kararının ilan/tebliğ süreci, tapu beyanları, yapıların ortaya çıkış tarihleri, fail tespiti, müdahalenin niteliği, zarar olup olmadığı ve eski hale getirme ayrı ayrı incelenmelidir.
3. TCK m.184 İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu Nedir?
TCK m.184/1’e göre, yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi cezalandırılır. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus şudur: Kanun “her yapı” dememiştir; bina demiştir. Bu nedenle TCK m.184 bakımından şu sorular sorulmalıdır:
- Ortada gerçekten bina var mı?
- Yapı sabit mi, taşınabilir mi?
- Konteyner zemine bağlı mı?
- Sadece beton zemin veya su basmanı varlığı bina sayılır mı?
- Sundurma, fırın, WC, tel çit veya basit eklentiler TCK m.184 anlamında bina mıdır?
- Fail bu binayı gerçekten yapmış veya yaptırmış mıdır?
- Aykırılık sonradan giderilmiş midir?
Birçok dosyada idare tarafından “kaçak yapı” olarak görülen unsur, ceza hukuku bakımından TCK m.184 anlamında “bina” niteliği taşımayabilir. Bu ayrım, imar kirliliği suçunda beraat veya düşme kararının merkezindedir.
4. Zamanaşımı: Yapının Tespit Tarihi mi, Yapım Tarihi mi Esas Alınır?
Sit alanında kaçak yapı veya izinsiz müdahale dosyalarında en önemli savunma başlıklarından biri dava zamanaşımıdır. 2863 sayılı Kanun m.65/1 ve TCK m.184/1 bakımından cezanın üst sınırı beş yıl olduğundan, TCK m.66/1-e uyarınca olağan dava zamanaşımı süresi kural olarak 8 yıldır. Kesilme nedenleri varsa TCK m.67 kapsamında ayrıca değerlendirme yapılır.
Ancak asıl mesele şudur: Zamanaşımı hangi tarihten başlar? Ceza hukuku bakımından esas alınması gereken tarih, idarenin yapıyı fark ettiği tarih, belediyenin yapı tatil zaptı düzenlediği tarih veya Kurulun suç duyurusu tarihi değildir. Esas alınması gereken tarih, inşaî veya fizikî müdahalenin fiilen yapıldığı ya da tamamlandığı tarihtir.
Örnek olarak;
Uydu fotoğrafları, hava fotoğrafları veya bilirkişi raporu bir yapının yıllar önce mevcut olduğunu gösteriyorsa, suç tarihinin idari tespit tarihi olarak kabul edilmesi hukuken tartışmalıdır. Bu ayrım özellikle şu nedenle önemlidir:
- Yapı yıllar önce tamamlanmış olabilir.
- İdare yapıyı yıllar sonra tespit etmiş olabilir.
- Yapının halen ayakta durması, her gün yeni suç işlendiği anlamına gelmeyebilir.
- Mevcudiyetin devamı ile aktif inşaî müdahalenin devamı aynı şey değildir.
Bu nedenle iyi hazırlanmış bir ceza savunmasında uydu görüntüleri, geçmiş hava fotoğrafları, yapı tarihleri, tapu edinim tarihi ve yapı kayıt belgesi başvuru tarihleri mutlaka incelenmelidir.

5. Kaçak Yapı veya İzinsiz Müdahale Devam Ettikçe Suç da Devam Eder mi?
Bu soru, hem 2863 sayılı Kanun hem de TCK m.184 bakımından kritik önemdedir. Kanaatimizce kaçak yapının veya izinsiz müdahale sonucu oluşan fizikî durumun taşınmaz üzerinde pasif biçimde varlığını sürdürmesi, tek başına suçun temadi ettiği anlamına gelmez.
Başka bir ifadeyle:
- Yapı 2011 yılında yapılmışsa ve 2024 yılında halen duruyorsa, bu durum tek başına 2024 yılında yeniden suç işlendiği anlamına gelmez.
- 2017 yılında konulan bir konteynerin 2025 yılında halen taşınmazda bulunması, konteynerin 2025 yılında yapıldığı veya yaptırıldığı anlamına gelmez.
- İdarenin yıllar sonra tespit yapması, suç tarihini otomatik olarak tespit tarihine taşımaz.
Fakat burada önemli bir ayrım vardır: Eğer kişi tespit tarihinden sonra yeni bir beton dökmüş, yeni bir yapı eklemiş, eski yapıyı genişletmiş, yeni bir sabit unsur oluşturmuş veya aktif inşaî müdahaleye devam etmişse, bu yeni müdahale ayrıca suç tarihi doğurabilir.
Bu sebeple her dosyada şu soru sorulmalıdır: Sonradan gerçekten yeni bir inşaî/fizikî müdahale var mı, yoksa yalnızca önceki durumun mevcudiyeti mi tespit edilmiştir? Bu ayrım yapılmadan mahkûmiyet kurulması, ceza hukukunun belirlilik ve şahsilik ilkeleriyle bağdaşmaz.
6. TCK m.184 Bakımından Eski Hale Getirme ve Düşme Kararı
TCK m.184/5, imar kirliliğine neden olma suçu bakımından son derece önemli bir düzenlemedir. Bu hükme göre, kişi ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yaptığı ya da yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirirse kamu davası açılmaz; açılmış kamu davası düşer; mahkûm olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
Uygulamada bu hüküm özellikle şu hallerde gündeme gelir:
- Ruhsatsız bina yıkılmışsa,
- Ruhsata aykırı kısım ortadan kaldırılmışsa,
- Yapı eski hale getirilmişse,
- Aykırılık imar mevzuatına uygun hale getirilmişse.
Yakın tarihli takip edip beraat aldığımız bir İzmir, Çeşme Asliye Ceza yargılamasında da bilirkişi raporu ile dava konusu aykırılıkların sökülüp/yıkılıp kaldırıldığı, taşınmazdan uzaklaştırıldığı ve hukuka aykırı durumun giderildiği tespit edilmiştir. Mahkeme, bu tespit doğrultusunda TCK m.184 bakımından kamu davasının düşmesine karar vermiştir.
Burada savunma açısından şu sonuç çıkar:
TCK m.184 kapsamında bir bina bulunduğu kabul edilse bile, yapı tamamen kaldırılmış veya aykırılık giderilmişse, TCK m.184/5 kapsamında düşme kararı talep edilmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun TCK m.184/5’e ilişkin kararlarında da eski hale getirme, yıkım, idarece yapılan yıkıma sanığın yaklaşımı ve aykırılığın giderilmesi hususları etkin pişmanlık/düşme değerlendirmesi bakımından önem taşımaktadır.
7. 2863 Sayılı Kanun Bakımından Eski Hale Getirme Tek Başına Düşme Sebebi midir?
TCK m.184/5’te açık bir düşme düzenlemesi vardır. Ancak 2863 sayılı Kanun m.65 bakımından TCK m.184/5’e benzer açık bir “eski hale getirme halinde dava düşer” hükmü bulunmamaktadır.Bu nedenle 2863 sayılı Kanun bakımından değerlendirme daha hassastır.
İzinsiz inşaî veya fizikî müdahale iddiasında şu hususlar birlikte incelenmelidir:
- Müdahale gerçekten 2863 sayılı Kanun anlamında esaslı bir inşaî/fizikî müdahale midir?
- Müdahale kültür varlığına zarar vermiş midir?
- Taşınmazda kalıcı, geri dönüşümsüz zarar var mıdır?
- Kültür varlığına müdahale veya tahribat gözlemlenmiş midir?
- Taşınmaz eski haline getirilmiş midir?
- Sanığın suç işleme kastı var mıdır?
- Sanık sit statüsünü biliyor mu veya bilmesi beklenebilir mi?
- Fiili gerçekten sanık mı yapmış veya yaptırmıştır?
Yakın tarihli yargılamada bilirkişi raporu şu noktalarda belirleyici olmuştur:
- Dava konusu aykırılıklar kaldırılmıştır.
- İnşaî ve fizikî müdahale sonlandırılmıştır.
- Taşınmaz tamamen önceki haline getirilmiştir.
- Zemin üzerinde hasar verici iz, kalıntı veya emareye rastlanmamıştır.
- Taşınır veya taşınmaz kültür varlığına rastlanmamıştır.
- Kültür varlığına müdahale veya zarar gözlemlenmemiştir.
- Kalıcı zarar sonlandırılmıştır.
Mahkeme bu tespitler karşısında, 2863 sayılı Kanun yönünden suç işleme kastının bulunmadığı sonucuna varmış ve CMK m.223/2-c uyarınca beraat kararı vermiştir. Bu kararın özü şudur:
Zarar yoksa, müdahale kaldırılmışsa, taşınmaz eski hale getirilmişse ve failin suç işleme kastı ortaya konulamıyorsa, 2863 sayılı Kanun m.65 kapsamında mahkûmiyet kurulması zorlaşır.
8. Uzman Bilirkişi Raporu Neden Belirleyicidir?
Sit alanı ve imar kirliliği dosyalarında bilirkişi raporu çoğu zaman davanın kaderini belirler. Çünkü mahkeme şu teknik sorulara hukukçu gözüyle tek başına cevap veremez:
- Yapı gerçekten bina niteliğinde midir?
- Konteyner sabit yapı mıdır?
- Beton zemin kültür varlığına zarar vermiş midir?
- Zeminde arkeolojik kalıntı var mıdır?
- Müdahale basit mi, esaslı mı?
- Yapı hangi tarihte ortaya çıkmıştır?
- Uydu görüntüleri hangi yılı göstermektedir?
- Eski hale getirme tam yapılmış mıdır?
- Kalıcı zarar var mıdır?
Bu nedenle savunmada yalnızca hukuki açıklama yapılması yetmez. Mutlaka teknik inceleme, keşif, fotoğraf, uydu görüntüsü, belediye evrakı, tapu kaydı, Koruma Kurulu kararı ve yapı kayıt belgesi evrakı birlikte değerlendirilmelidir. Yakın tarihli dosyada mahkeme, bilirkişi raporunu esas alarak şu iki sonuca ulaşmıştır:
- 2863 sayılı Kanun yönünden: Kalıcı ve geri dönüşümsüz zarar bulunmadığı, aykırılığın kaldırıldığı ve suç işleme kastının olmadığı gerekçesiyle beraat.
- TCK m.184 yönünden: Aykırılıkların giderildiği gerekçesiyle TCK m.184/5 ve CMK m.223/8 uyarınca düşme.
Bu sonuç, bilirkişi raporunun savunma stratejisindeki gücünü açıkça göstermektedir.
9. Tapu Kaydı, Sit Şerhi ve İlan Tarihi Neden Önemlidir?
2863 sayılı Kanun m.65 bakımından taşınmazın sit alanında kalması tek başına yeterli değildir. Bu statünün ne zaman ilan edildiği, tapuya ne zaman işlendiği ve sanığın bu statüyü bilip bilmediği de tartışılmalıdır.
Özellikle şu belgeler önemlidir:
- Tapu takyidat kaydı
- Tedavüllü tapu kaydı
- Sit alanı beyan tarihi
- Koruma Kurulu kararları
- İlan/duyuru tutanakları
- Parselin hangi karar ve harita ile sit alanında kaldığını gösteren teknik belgeler
- Taşınmazın edinim tarihi
- Yapıların uydu fotoğraflarına göre ortaya çıkış tarihi
Bazı dosyalarda yapıların ortaya çıkış tarihi ile sit şerhinin tapuya işlenme tarihi arasında ciddi fark olabilir. Örneğin açık “1. derece arkeolojik sit alanı” beyanı tapuya sonradan işlenmiş; yapı ise bu tarihten önce uydu görüntülerinde mevcut hale gelmiş olabilir.
Bu durumda savunma bakımından şu sorular doğar:
- Kişi yapı tarihinde taşınmazın sit statüsünü biliyor muydu?
- Tapuda açık beyan var mıydı?
- Sit kararları usulüne uygun ilan edilmiş miydi?
- Somut parselin hangi Kurul kararı kapsamında kaldığı açık mıydı?
- Sanığın kastı nasıl ispatlanacaktır?
Ceza yargılamasında kast varsayılamaz. Özellikle 2863 sayılı Kanun gibi teknik idari rejimlere bağlı suçlarda bilme, isteme, fail bağlantısı ve zarar unsurları somut delillerle ortaya konulmalıdır.

10. Yargıtay / BAM Kararları Bu Konuda Ne Diyor?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2863 sayılı Kanun’a ilişkin kararlarında, sit alanındaki müdahalelerin niteliği ve zarar doğup doğmadığı önemle incelenmektedir.
Özellikle Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2019/4989 E., 2021/3315 K. sayılı bozma ilamında ortaya konulan ve daha sonra 2022/8532 E., 2024/7513 K. sayılı kararda da aktarılan değerlendirme önemlidir. Buna göre, izinsiz uygulamaların niteliği, sit alanında zarar doğup doğmadığı ve uygulamaların kaldırılıp kaldırılmadığı araştırılmalıdır. Zarar doğmadığı ve davaya konu izinsiz müdahalelerin kaldırıldığı hallerde, suçun manevi unsurunun oluşmadığı savunması güçlü biçimde ileri sürülebilir.
Buna karşılık, somut olayda zarar tespit edilmişse, sit karakterinin bozulduğu belirlenmişse veya failin yapıları bizzat yaptığını kabul ettiği bir dosya söz konusuysa sonuç farklı olabilir.
TCK m.184 bakımından ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/684 E., 2018/479 K. sayılı kararı, TCK m.184/5’in etkin pişmanlık/eski hale getirme mahiyetini ve yıkımın hukuki sonucunu tartışması bakımından önemlidir. Bu kararlar, her somut olayda yapıların kim tarafından ve nasıl kaldırıldığı, idari yıkım varsa sanığın buna yaklaşımı ve hukuka aykırı sonucun giderilip giderilmediği hususlarının değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
11. Çeşme ve Urla Asliye Ceza Mahkemesi Örneğinden Çıkan Ana Dersler
Çeşme Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen yakın tarihli bir dosyada verilen gerekçeli karar, uygulamada şu ilkelerin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir:
- Sit alanında yapı iddiası tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir.
- TCK m.184 bakımından her yapı değil, bina niteliğindeki yapı cezalandırılır.
- Bilirkişi raporu ile aykırılıkların kaldırıldığı tespit edilmişse TCK m.184/5 gündeme gelir.
- 2863 sayılı Kanun bakımından zarar yokluğu, eski hale getirme ve kastın bulunmaması beraat sonucunu doğurabilir.
- Uydu görüntüleri suç tarihi ve zamanaşımı savunması bakımından kritik delildir.
- Yapının pasif olarak varlığını sürdürmesi, kural olarak yeni suç tarihi yaratmaz.
- Tapu beyan tarihi, sit ilanı, Kurul kararları ve yapıların ortaya çıkış tarihi birlikte değerlendirilmelidir.
- Failin yapıyı yaptığı veya yaptırdığı somut delille ispatlanmalıdır.
- Yapı kayıt belgesi veya üçüncü kişi başvuruları araştırılmadan hüküm kurulması eksik inceleme yaratabilir.
- Ceza yargılamasında şüphe sanık lehine yorumlanır.
Bu ilkeler, 2863 sayılı Kanun ve TCK m.184 kapsamında yürütülen birçok dosyada savunmanın ana omurgasını oluşturabilir.
12. Sit Alanında Kaçak Yapı Dosyalarında Savunma Nasıl Kurulmalıdır?
Bu tür dosyalarda etkili bir savunma için şu belgeler mutlaka incelenmelidir:
- Yapı tatil zaptı
- Encümen kararları
- Belediye yapı kontrol evrakı
- Koruma Kurulu kararları
- Sit ilan ve duyuru tutanakları
- Tapu takyidat kaydı
- Tedavüllü tapu kaydı
- Uydu ve hava fotoğrafları
- Yapı kayıt belgesi evrakı
- Keşif tutanağı
- Bilirkişi raporu
- Eski hale getirme fotoğrafları
- Yıkım/kaldırma tutanakları
- Zarar bulunup bulunmadığına ilişkin teknik tespitler
Savunma ise kademeli kurulmalıdır:
Birinci aşama: Dava zamanaşımı var mı?
İkinci aşama: TCK m.184 anlamında bina var mı?
Üçüncü aşama: Fail gerçekten müvekkil mi?
Dördüncü aşama: Yapı veya aykırılık giderilmiş mi?
Beşinci aşama: 2863 sayılı Kanun bakımından kültür varlığına zarar var mı?
Altıncı aşama: Sit statüsü ilan/tebliğ edilmiş mi ve fail bu durumu biliyor mu?
Yedinci aşama: Manevi unsur, yani suç işleme kastı ispatlanmış mı?
Bu soruların tamamı yanıtlanmadan mahkûmiyet kararı verilmesi mümkün olmamalıdır.
13.Sit Alanında Yapı İddiası Mutlaka Teknik ve Hukuki Olarak Birlikte Değerlendirilmelidir
- derece arkeolojik sit alanında kaçak yapı veya izinsiz fiziki müdahale iddiası, ilk bakışta ağır ve teknik bir suçlama gibi görünür. Ancak bu dosyalarda ceza sorumluluğu otomatik değildir.
Bir taşınmazın sit alanında olması, o taşınmazdaki her unsurun ceza mahkûmiyetine yol açacağı anlamına gelmez. İdari tespit, yapı tatil zaptı veya suç duyurusu ceza mahkemesini bağlayan kesin mahkûmiyet delili değildir.
Önemli olan şudur:
- Yapı ne zaman yapılmıştır?
- Gerçekten bina niteliğinde midir?
- Kim tarafından yapılmış veya yaptırılmıştır?
- Sit statüsü yapı tarihinde biliniyor muydu?
- Kültür varlığına somut zarar var mıdır?
- İzinsiz müdahale kaldırılmış mıdır?
- Taşınmaz eski hale getirilmiş midir?
- Dava zamanaşımı gerçekleşmiş midir?
- Suç işleme kastı ispatlanmış mıdır?
Yakın tarihli takip edip beraat ve düşme aldığımız, İzmir, Çeşme Asliye Ceza Mahkemesi ve Urla Asliye Ceza Mahkemesi davalarında da bu soruların cevabı savunma lehine değerlendirilmiş; 2863 sayılı Kanun yönünden suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraat, TCK m.184 yönünden ise aykırılıkların giderilmesi nedeniyle düşme kararı verilmiştir.
Bu nedenle sit alanında yapı, kaçak yapı, imar kirliliği, yapı tatil zaptı veya 2863 sayılı Kanun’a muhalefet iddiasıyla karşı karşıya kalan kişilerin, dosyayı yalnızca idari evrak üzerinden değil; ceza hukuku, imar hukuku, kültür varlığı mevzuatı, bilirkişi incelemesi, uydu görüntüleri ve Yargıtay içtihatlarıyla birlikte değerlendirmesi gerekir.
Yukarıdaki yazı genel itibariyle en güncel Mahkeme kararından aldığımız beraat ve düşme kararını anlatıyor olsa da; benzer mahiyette takip ettiğimiz onlarca dava olmuş olup bu husustaki külli, genel ve özet fikrimizi beyan ettiğimizi de ifade edebiliriz. Genel soru ve cevapları için ise okuyun; İmarsız Sit Alanında Kaçak Yapı ve İmar Kirliliği Suçu

Benzer Mahiyette Çok Okunan Av. Önal Yazılarından Bir Kısmı
| No | Yazı Başlığı | Konu Odağı | Link |
|---|---|---|---|
| 1 | Kaçak Yapı Yıkım Kararı ve Cezası Nedir? (İmara Aykırılık) | Kaçak yapı, yıkım kararı, TCK 184, idari ve cezai boyut | Yazıyı aç |
| 2 | Ege Bölgesi’nde Kaçak Yapı Yıkım Kararları Güncel 91 Soru | Bölgesel uygulama, kaçak yapı, encümen, yıkım süreci | Yazıyı aç |
| 3 | Kaçak Yapı, Yıkım, İmar Davaları: İdare & Tazminat Hukuku | Yıkım kararları, idari süreç, tazminat ve dava ekseni | Yazıyı aç |
| 4 | Kaçak Yapılar ve Yıkım Kararları: Gayrimenkul, İmar Hukuku | Ruhsatsız yapı, ruhsata aykırılık, kıyı–sit–zeytinlik alanlar | Yazıyı aç |
| 5 | İmar Uygulaması Sonucunda Tapu İptal ve Tescil Davası | İmar uygulaması, DOP, tapu iptali ve tescil | Yazıyı aç |
| 6 | Kamulaştırmasız Hukuki El Atma Davası ve Sonuçları Nedir? | İmar/kamulaştırma kesişimi, mülkiyet hakkı, tazminat | Yazıyı aç |

- “Gayrimenkul Hukuku” ana kategorisi; tapu, imar, kaçak yapı, tescil-iptal, malik-komşu uyuşmazlıkları vs. genel gayrimenkul hukuku yazılarımıza Orhan Önal Avukatı İzmir bu link üzerinden bakabilirsiniz.
- Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
- Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar* bölümüne veya *kaçak yapılar aramasına* tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.
AVUKAT DESTEĞİ
Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.
Hafta içi: 09:00 – 19:00Cumartesi: 10:00 – 18:00Telefon: +90 532 282 25 23Gizlilik
Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.

Leave A Comment