Awesome Image
04Tem

 

Siber Suçlar ve Bilişim Suçları: Dijital Dünyada Ceza Hukukunun En Teknik Alanı

Siber suçlar, artık yalnızca “bilgisayar korsanlığı” denilerek geçiştirilebilecek basit bir alan değildir. Bugün sosyal medya hesabı çalınması, Instagram dolandırıcılığı, WhatsApp üzerinden para isteme, sahte yatırım sitesi, kripto para dolandırıcılığı, banka hesabının boşaltılması, kredi kartı bilgilerinin izinsiz kullanılması, oltalama bağlantıları, yapay zekâ destekli dolandırıcılık, veri sızıntısı, fidye yazılımı saldırısı ve çocukların korunmasına ilişkin çevrim içi suçlar; ceza hukukunun en hızlı gelişen ve en teknik dosya türleri arasında yer almaktadır.

Bilişim suçları avukatı bakımından bu dosyalar yalnızca kanun maddesi bilmekle çözülemez. IP adresi, log kaydı, HTS/CGNAT verisi, cihaz imajı, hash değeri, MAC adresi, kullanıcı oturumu, iki aşamalı doğrulama, bulut yedekleri, uygulama içi mesajlaşma kayıtları kritik düzeyde öneme sahiptir. Kripto cüzdan hareketleri, banka hareketleri, platform cevapları, dijital materyal inceleme raporu ve adli bilişim zinciri birlikte değerlendirilmeden sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşmak çoğu zaman mümkün değildir.

Türk Ceza Kanunu sistematiğinde “bilişim alanında suçlar” temel olarak TCK m.243, m.244, m.245 ve m.245/A hükümleri etrafında şekillenir. Bununla birlikte internet üzerinden dolandırıcılık çoğu durumda TCK m.158/1-f, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi TCK m.136, özel hayatın gizliliğinin ihlali TCK m.134, haberleşmenin gizliliğinin ihlali TCK m.132, tehdit-şantaj-hakaret içerikleri ise somut olaya göre TCK m.106, m.107 ve m.125 kapsamında değerlendirilebilir. Yani her siber suç dosyası tek maddeden ibaret değildir; çoğu dosyada suç vasfı, içtima, delil hukuku ve teknik aidiyet tartışması birlikte yürür.

Siber Suç Nedir?

Siber suç, bilişim sistemi, internet, mobil uygulama, sosyal medya platformu, banka sistemi, elektronik ödeme altyapısı, kripto varlık platformu veya dijital cihaz aracılığıyla işlenen ya da doğrudan bu sistemleri hedef alan suçları ifade eder. Yargıtay uygulamasında “bilişim sistemi” kavramı, TCK m.243 gerekçesindeki tanımla bağlantılı olarak verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işleme tabi tutma olanağı veren sistemler ekseninde ele alınmaktadır.

Bu nedenle siber suç dosyalarında ilk soru şudur: Fail gerçekten bilişim sistemine mi müdahale etmiştir, yoksa bilişim sistemi yalnızca klasik suçun işlenmesinde araç olarak mı kullanılmıştır? Bu ayrım, dosyanın asliye ceza mı ağır ceza mı görev alanına gireceğini, uygulanacak ceza miktarını, suçun şikâyete tabi olup olmadığını ve savunma stratejisini doğrudan etkiler.

Doğrudan Bilişim Suçları

Doğrudan bilişim suçlarında sistemin kendisi suçun konusudur. Örneğin bir sosyal medya hesabına izinsiz girilmesi, e-posta hesabının ele geçirilmesi, sunucuya yetkisiz erişim sağlanması, verilerin silinmesi, değiştirilmesi, erişilmez kılınması, sisteme zararlı yazılım yerleştirilmesi veya kart bilgilerinin hukuka aykırı kullanılması doğrudan bilişim alanına temas eden suç tipleridir.

Bilişim Sisteminin Araç Olarak Kullanıldığı Suçlar

Bilişim sistemi bazı dosyalarda suçun doğrudan konusu değil, suçun işlenmesini kolaylaştıran araçtır. Sahte araç ilanı, sahte telefon satışı, Instagram butik dolandırıcılığı, kripto yatırım vaadi, sahte kargo bağlantısı, banka temsilcisi gibi davranarak kişiyi aldatma, sosyal medya reklamıyla mağdur toplama gibi olaylarda çoğu zaman TCK m.158/1-f kapsamında “bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık” tartışması gündeme gelir. Yargıtay kararlarında internet ilanı üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık eylemlerinin TCK m.158/1-f kapsamında değerlendirilebileceği kabul edilmektedir.

Tarafımız Çok Sorulanlar

Vatandaşların en sık yöneldiği konular şunlardır:

  • sosyal medya hesabım çalındı,
  • Instagram hesabım çalındı ne yapmalıyım
  • WhatsApp dolandırıcılığı
  • internet dolandırıcılığı şikâyet
  • banka hesabım boşaltıldı
  • kredi kartı bilgilerim kullanıldı
  • sahte yatırım sitesi dolandırıcılığı
  • kripto para dolandırıcılığı
  • oltalama linkine tıkladım
  • “IBAN kiralama suçu
  • Telegram dolandırıcılığı
  • sahte bahis sitesi
  • siber suç duyurusu
  • bilişim suçları cezası
  • TCK 243 bilişim sistemine girme
  • Madde 244 verileri yok etme
  • 245 kredi kartı suçu
  • TCK 158/1-f internet dolandırıcılığı…

Adalet Bakanlığı mağdur bilgilendirme sayfasında da yaygın internet dolandırıcılığı yöntemlerinden biri olarak sahte kurum/banka görünümüyle hesap bilgilerinin ele geçirilmesi örneklenmektedir. EGM Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı sayfasında “sosyal medya dolandırıcılığı” ayrı bir siber suç başlığı olarak yer almaktadır. USOM koordinasyonundaki çalışmalarda ise kimlik avı, yapay zekâ destekli dolandırıcılık, fidye yazılımı, veri sızıntısı ve hırsızlığı gibi tehditlerin öne çıktığı görülmektedir.

TCK m.243: Bilişim Sistemine Girme Suçu

TCK m.243’e göre bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına hukuka aykırı olarak giren ya da orada kalmaya devam eden kişi cezalandırılır. Maddenin dördüncü fıkrasında ise sisteme girmeksizin bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerinin teknik araçlarla hukuka aykırı izlenmesi ayrıca suç olarak düzenlenmiştir.

Bu suçta temel mesele, failin sisteme “yetkisiz” girip girmediğidir. Failin veri çalması şart değildir. Sisteme hukuka aykırı giriş ve orada kalmaya devam etme iradesi suçun oluşması bakımından çoğu durumda yeterlidir. Bu nedenle “hesaba girdim ama hiçbir şey yapmadım” savunması her zaman kurtarıcı değildir. Bilişim sistemine hukuka aykırı giriş varsa, sistemdeki verilerin ayrıca ele geçirilip geçirilmediği ikinci aşamada değerlendirilir.

Sosyal Medya Hesabı Çalınması

Instagram hesabı çalınması, Facebook hesabına izinsiz girilmesi, e-posta şifresinin ele geçirilmesi, oyun hesabının devralınması, WhatsApp Web oturumunun izinsiz açılması veya bulut hesabına erişim sağlanması olaylarında TCK m.243 çoğu zaman ilk değerlendirilmesi gereken hükümdür.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 08.09.2014 tarihli, 2014/931 E. ve 2014/17246 K. sayılı kararında, elektronik posta adresinin ve şifresinin rıza dışında ele geçirilmesi, bilişim sistemindeki özel alana girilmesi ve sistemde kalınması bakımından TCK m.243 değerlendirmesi yapılmıştır.

Hesaba Girme ile Hesaptan Paylaşım Yapma Arasındaki Fark

Bir kişinin hesabına yalnızca izinsiz girilmesi TCK m.243 kapsamında değerlendirilebilirken, hesaptaki mesajların silinmesi, e-postaların yönlendirilmesi, hesaptan para istenmesi, hesabın üçüncü kişilere satılması, hesaptaki özel yazışmaların paylaşılması veya hesabın fidye karşılığı iade edileceğinin söylenmesi hâlinde dosya TCK m.244, TCK m.136, TCK m.134, TCK m.107 ve hatta TCK m.158/1-f yönünden genişleyebilir.

Bu nedenle sosyal medya hesabı çalınması dosyalarında yalnızca “hesabım çalındı” demek yetmez. Hesaba hangi tarihte girildiği, hangi IP üzerinden erişildiği, hangi cihazların bağlı olduğu, kurtarma e-postasının değişip değişmediği, iki aşamalı doğrulamanın devre dışı bırakılıp bırakılmadığı, hesaptan kimlere mesaj gönderildiği, para talebi olup olmadığı ve platformdan gelen cevapların dosyaya girip girmediği tek tek incelenmelidir.

TCK m.244: Sistemi Engelleme, Bozma, Verileri Yok Etme veya Değiştirme

TCK m.244, bilişim sisteminin işleyişine ya da sistemdeki verilere yönelik daha ağır müdahaleleri düzenler. Maddenin birinci fıkrasında bir bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya bozma; ikinci fıkrasında verileri bozma, yok etme, değiştirme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme veya mevcut verileri başka yere gönderme fiilleri düzenlenmiştir.

Bu hüküm, güncel siber suç pratiğinde özellikle şu dosyalarda karşımıza çıkar: şirket sunucusuna saldırı, ransomware/fidye yazılımı, DDoS saldırısı, web sitesinin çökertilmesi, veri tabanının silinmesi, e-ticaret panelinin değiştirilmesi, sosyal medya hesabındaki içeriklerin kaldırılması, e-posta hesabındaki yazışmaların silinmesi, bulut verilerinin erişilmez hâle getirilmesi, sisteme sahte veri eklenmesi veya müşteri verilerinin başka bir yere aktarılması.

Ransomware ve Fidye Yazılımı Dosyaları

Fidye yazılımı olaylarında saldırgan yalnızca sisteme girmekle kalmaz; verileri şifreler, erişilmez kılar ve çoğu zaman ödeme talep eder. Bu durumda TCK m.244 yanında, olayın yapısına göre şantaj, kişisel verilerin ele geçirilmesi, nitelikli dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve örgütlü suç tartışmaları dahi gündeme gelebilir.

Şirketler Açısından Kritik Nokta

Şirketlerin bu tip dosyalarda ilk yaptığı hata, sistemi aceleyle temizlemeye çalışırken delili yok etmektir. Oysa olay anındaki log kayıtları, saldırı zamanı, yetkisiz kullanıcı hareketleri, firewall kayıtları, antivirüs uyarıları, SIEM kayıtları, yedekleme hareketleri, e-posta başlık bilgileri ve ilgili hash değerleri korunmadan yapılan başvuru çoğu zaman eksik kalır. Siber saldırı sonrası hukuki süreç, teknik müdahale ile eş zamanlı yürütülmelidir.

TCK m.245: Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması

TCK m.245, başkasına ait banka veya kredi kartının rıza dışında kullanılması, sahte kart üretimi veya sahte kartla yarar sağlanması gibi eylemleri düzenler. Maddenin temel amacı, banka ve kredi kartlarının hukuka aykırı kullanılması suretiyle bankaların veya kart sahiplerinin zarara uğratılmasını ve failin haksız menfaat elde etmesini önlemektir.

Uygulamada TCK m.245; kart bilgilerinin internet alışverişinde kullanılması, kartın fiziksel olarak ele geçirilmesi, sanal POS işlemleri, kart bilgilerinin üçüncü kişilere verilmesi, temassız ödeme kötüye kullanımı, kart kopyalama, sahte kart üretimi ve kartın sahibinin rızası dışında online platformlarda kullanılması olaylarında gündeme gelir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun TCK 245 Yaklaşımı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/754 E., 2019/659 K. sayılı kararında TCK m.245/1 bakımından suçun oluşabilmesi için başkasına ait banka veya kredi kartının ele geçirilmesi veya elde bulundurulması, kart sahibinin rızası olmaksızın kullanılması veya kullandırılması ve failin kendisine ya da başkasına yarar sağlaması unsurları üzerinde durulmuştur. Aynı kararda banka veya kredi kartının hukuka uygun ya da hukuka aykırı yollarla ele geçirilmiş olmasının, diğer şartlar varsa suçun oluşumunu ortadan kaldırmayacağı belirtilmektedir.

Kart Bilgisi Kullanıldı Ama Kart Fiziken Ele Geçirilmedi: Suç Oluşur mu?

Modern siber suçlarda kartın fiziksel olarak ele geçirilmesi şart değildir. Kart numarası, son kullanma tarihi, CVV bilgisi, 3D Secure doğrulaması, SIM kart yönlendirmesi veya oltalama sayfası üzerinden elde edilen doğrulama kodu ile işlem yapılmış olabilir. Bu nedenle savunma veya şikâyet stratejisi kurulurken “kart kimdeydi?” sorusu kadar “kart bilgileri hangi dijital yöntemle kullanıldı?” sorusu da önemlidir.

TCK m.245/A: Yasak Cihaz veya Programlar Suçu

TCK m.245/A, siber suçların hazırlık hareketi niteliğindeki bazı fiilleri ayrıca cezalandıran önemli bir hükümdür. Bu madde; bir cihazın, bilgisayar programının, şifrenin veya güvenlik kodunun bilişim alanındaki suçların ya da bilişim sistemleri aracılığıyla işlenebilecek diğer suçların işlenmesi için üretilmesi, temin edilmesi, satılması, başkasına verilmesi veya bulundurulması gibi hareketleri kapsar. Akademik literatürde de TCK m.245/A’nın, bilişim suçları ve bilişim sistemlerinin araç olarak kullanıldığı suçların hazırlık hareketi niteliğindeki fiilleri cezalandıran bir suç tipi olduğu belirtilmektedir.

Bu suç tipi özellikle phishing kitleri, şifre kırma araçları, kart kopyalama düzenekleri, zararlı yazılım panelleri, keylogger, credential stealer, brute force yazılımları, botnet yönetim araçları, sahte ödeme sayfası şablonları, oltalama link üretim panelleri ve yetkisiz erişim amacıyla hazırlanmış özel programlar bakımından önem taşır.

Her Yazılım Suç Değildir; Ama Amaç ve Kullanım Bağlamı Belirleyicidir

Siber güvenlik alanında kullanılan bazı araçlar meşru amaçlarla da kullanılabilir. Penetrasyon testi, zafiyet analizi, log incelemesi, güvenlik duvarı testi, zararlı yazılım analizi ve adli bilişim eğitimleri hukuka uygun çerçevede yürütülebilir. Ancak aynı araçların suç işlemek amacıyla üretilmesi, satılması, temin edilmesi veya bulundurulması hâlinde TCK m.245/A tartışması doğabilir. Bu noktada kast, kullanım bağlamı, cihaz/programın niteliği, failin dijital geçmişi, yazışmalar, para hareketleri ve mağdur bağlantısı belirleyici hâle gelir.

İnternet Dolandırıcılığı ve TCK m.158/1-f

İnternet dolandırıcılığı, halk arasında en çok “siber dolandırıcılık” olarak bilinen suç tipidir. Ancak teknik olarak her internet dolandırıcılığı TCK m.243 veya m.244 değildir. Birçok olayda fail, bilişim sistemine hukuka aykırı girmez; interneti mağdura ulaşmak, güven oluşturmak, sahte kimlik kurmak, ödeme almak veya izini gizlemek için kullanır. Bu durumda TCK m.158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılık gündeme gelir.

TCK m.158/1-f; dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi hâlinde daha ağır yaptırım öngören nitelikli hâlidir. Yargıtay uygulamasında internet ilanı, sosyal medya satışı, sahte e-ticaret işlemleri ve platformlar üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık dosyalarında bu hüküm sıkça tartışılmaktadır.

Sahte İlan, Kapora ve Sosyal Medya Satışı

Sahte araç ilanı, telefon satışı, elektronik eşya satışı, butik ürün satışı, sahte kargo bildirimi, Instagram çekiliş dolandırıcılığı, ev kiralama kaporası, tatil rezervasyonu dolandırıcılığı gibi olaylarda mağdur genellikle internet üzerinden faille temas kurar. Burada kritik husus, failin mağduru bilişim sistemi üzerinden aldatıp aldatmadığı ve menfaatin bu hileli davranışla sağlanıp sağlanmadığıdır.

Kripto Para ve Sahte Yatırım Platformları

Kripto para dolandırıcılığı dosyaları, klasik dolandırıcılık dosyalarına kıyasla daha teknik bir inceleme gerektirir. Sahte borsa sitesi, yüksek kazanç vaadi, Telegram/WhatsApp yatırım grupları, yapay zekâ destekli yatırım robotu iddiası, “para çekmek için vergi/komisyon yatırın” yöntemi, sahte müşteri paneli ve cüzdan transfer zinciri dikkatle incelenmelidir.

Bu dosyalarda banka hareketi tek başına yeterli değildir. Kripto cüzdan adresleri, blockchain hareketleri, borsa kayıtları, KYC bilgileri, IP logları, para giriş-çıkış tarihleri, şüpheli hesapların birbirleriyle bağlantısı ve HTS/iletişim verileri birlikte değerlendirilmelidir.

Kişisel Verilerin Ele Geçirilmesi, Veri Sızıntısı ve KVKK Boyutu

Siber suç dosyalarında kişisel veri ihlali çoğu zaman bağımsız bir başlık olarak ortaya çıkar. Kimlik fotoğrafı, telefon numarası, adres, e-posta, banka bilgisi, sağlık verisi, özel yazışma, müşteri listesi, şirket ticari sırrı, IP kaydı, üyelik bilgisi ve konum bilgisi kişisel veri ya da kişisel veriyle bağlantılı delil niteliği taşıyabilir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere temel hak ve özgürlükleri korumak ve kişisel veri işleyen gerçek/tüzel kişilerin yükümlülüklerini düzenlemektir. Kanun, kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik yollarla ya da veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işlenmesi hâllerinde uygulanır.

Şirketlerin Veri İhlali Sonrası Yapması Gerekenler

Bir şirketin müşteri verileri sızdırılmışsa, konu yalnızca “siber saldırıya uğradık” açıklamasıyla geçiştirilemez. Delilin korunması, sistemin kapatılmadan önce imajlanması, saldırı vektörünün tespiti, etkilenen veri kategorilerinin belirlenmesi, hukuki bildirim yükümlülüklerinin değerlendirilmesi, KVKK sürecinin yürütülmesi, ceza soruşturması başlatılması ve gerektiğinde erişimin engellenmesi/içeriğin kaldırılması süreçleri eş zamanlı planlanmalıdır.

Veri Sızıntısı ile TCK m.244 Arasındaki Bağ

Verilerin yalnızca ele geçirilmesi TCK m.136 kapsamında tartışılabilirken, verilerin sistemden çekilmesi, başka yere gönderilmesi, değiştirilmesi, silinmesi veya erişilmez kılınması TCK m.244 yönünden ayrıca değerlendirilmelidir. Bu ayrım özellikle şirket içi personel kaynaklı veri ihlallerinde, eski çalışanların sisteme erişimi kötüye kullanmasında ve müşteri verilerinin rakip firmaya aktarılması iddialarında önemlidir.

Dijital Delil: Siber Suç Dosyasının Kalbi

Siber suç dosyasında asıl mücadele çoğu zaman olayın varlığı değil, olayın kime ait olduğunun ispatıdır. IP adresi, tek başına her zaman kesin fail tespiti sağlamaz. Ortak internet kullanımı, CGNAT kayıtları, VPN, proxy, halka açık Wi-Fi, aile içi ortak cihaz, iş yeri ağı, uzaktan erişim, cihazın üçüncü kişi tarafından kullanılması, zararlı yazılım bulaşması, hesabın daha önce ele geçirilmiş olması gibi ihtimaller dikkatle incelenmelidir.

CMK m.134; bilgisayar, bilgisayar programları ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma işlemlerini düzenleyen temel hükümdür. Madde; somut delillere dayanan kuvvetli şüphe, başka suretle delil elde edilememe, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâlde savcı kararı, sistemdeki verilerin yedeklenmesi ve kopya verilmesi gibi güvenceler içermektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/286 E., 2022/754 K. sayılı kararında CMK m.134 kapsamındaki “bilgisayar kütükleri” ifadesinin yalnızca masaüstü/dizüstü bilgisayarlarla sınırlı olmadığını; CD, DVD, flash bellek, hard disk, telefon ve dijital tabanlı mobil cihazlar dâhil olmak üzere geniş yorumlanabileceğini belirtmiştir.

CMK m.134 Hakkında Güncel ve Kritik Not

Anayasa Mahkemesi’nin 12.02.2026 tarihli, E.2023/128, K.2026/36 sayılı kararıyla CMK m.134’e ilişkin iptal kararı verilmiş; kararın 25.05.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandığı ve yürürlük tarihinin 25.02.2027 olarak belirlendiği duyurulmuştur. AYM kararında özellikle dijital materyallerden elde edilen kişisel verilerin saklanması, silinmesi, sınırlandırılması ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin güvenceler üzerinde durulmuştur.

Bu gelişme, siber suçlar ve dijital delil hukuku bakımından son derece önemlidir. Çünkü artık dijital materyale el koyma, telefon incelemesi, bilgisayar imajı, bulut verisi ve mesaj kayıtları tartışmalarında yalnızca “delil bulundu mu?” sorusu değil; “delil hukuka uygun yöntemle mi elde edildi, verinin kapsamı ölçülü mü, ilgisiz kişisel veriler ne olacak, saklama ve imha rejimi yeterli mi?” soruları da savunmanın merkezine yerleşmektedir.

Hash Değeri ve İmaj Alma Neden Önemlidir?

Dijital delilin güvenilirliği, delilin elde edildiği andan mahkemeye sunulduğu ana kadar değişmediğinin ispatına bağlıdır. Bu nedenle imaj alma, hash değeri oluşturma, delil zinciri, tutanak düzeni, cihazın kimden alındığı, hangi yazılımla incelendiği, incelemeyi kimin yaptığı, raporun hangi veri setine dayandığı ve şüpheli/vekiline kopya verilip verilmediği hayati önemdedir.

Bir siber suç dosyasında avukatın en önemli görevi yalnızca maddi savunma yapmak değildir. Delilin kaynağını, bütünlüğünü, hukuka uygunluğunu, teknik tutarlılığını ve aidiyetini sorgulamak da savunmanın asli parçasıdır.

Sosyal Medya Suçları: Instagram, WhatsApp, Telegram ve TikTok Dosyaları

Sosyal medya suçları son yıllarda siber suç başvurularının merkezine yerleşmiştir. Instagram hesabı çalınması, WhatsApp hesabından yakın çevreden para istenmesi, Telegram yatırım grupları, sahte çekilişler, TikTok üzerinden haksız kazanç, sahte butik hesapları, taklit hesaplar, özel görüntü tehdidi, mesaj ifşası, dijital şantaj ve cinsel içerikli tehdit dosyaları artık savcılıkların ve siber suç birimlerinin günlük pratiği hâline gelmiştir.

Taklit Hesap ve Kimlik Yanıltması

Bir kişinin adı, fotoğrafı, mesleki unvanı veya sosyal çevresi kullanılarak sahte hesap açılması olaylarında tek bir suç tipiyle yetinmek çoğu zaman eksik değerlendirme olur. Somut olaya göre kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması, özel hayatın gizliliği, hakaret, tehdit, dolandırıcılık, bilişim sistemine girme veya şantaj hükümleri gündeme gelebilir.

Hesap Çalındıktan Sonra Para İstenmesi

En yaygın yöntemlerden biri, ele geçirilen sosyal medya hesabından mağdurun arkadaşlarına “acil para lazım”, “IBAN’a gönder”, “kredi kartı limitim doldu”, “yatırım fırsatı var” şeklinde mesaj atılmasıdır. Burada failin önce hesaba hukuka aykırı erişimi TCK m.243; hesabı kullanarak mağdurları kandırması ise TCK m.158/1-f kapsamında ayrıca tartışılabilir.

Çocukların Korunması, Müstehcenlik ve NCMEC Kaynaklı Dosyalar

Siber suçlar içinde en hassas alanlardan biri çocukların cinsel istismarı ve müstehcen içerik iddialarıdır. Bu dosyalarda Google, Meta, Instagram, WhatsApp, Telegram, Discord, bulut servisleri veya uluslararası bildirim mekanizmaları üzerinden gelen raporlar soruşturma başlangıcı olabilir. Ancak raporun varlığı, otomatik olarak mahkûmiyet anlamına gelmez.

Bu tür dosyalarda cihazın kime ait olduğu, hesabı kimin kullandığı, içerik gerçekten indirildi mi yoksa otomatik önbelleğe mi düştü, dosya açıldı mı, paylaşım iradi mi, uygulama grubu herkese açık mı, kullanıcı içeriğin niteliğini biliyor mu, hash eşleşmesi hangi dosyaya ait, cihaz imajı alındı mı, CMK m.134 süreci hukuka uygun mu, içerik gerçekten incelendi mi, platform raporunda “files reviewed / not reviewed” gibi ibareler var mı, bunların tamamı uzmanlıkla değerlendirilmelidir.

Bu Dosyalarda Savunmanın Omurgası

Bu alanda savunma, yalnızca “ben yapmadım” beyanıyla kurulamaz. Dijital aidiyet, manevi unsur, otomatik indirme, bulut senkronizasyonu, ortak cihaz kullanımı, IP/CGNAT eşleşmesi, hesap güvenliği, uygulama içi grup yapısı, içerik farkındalığı ve teknik bilirkişi raporunun yeterliliği ayrı ayrı ele alınmalıdır.

Siber Suçlarda Şikâyet, Suç Duyurusu ve İlk 24 Saat

Siber suç dosyalarında zaman çok önemlidir. Çünkü log kayıtları, IP eşleşmeleri, platform oturum bilgileri, kamera kayıtları, banka bloke imkânı, kripto transfer takibi ve cihaz verileri zaman geçtikçe kaybolabilir ya da erişimi zorlaşabilir.

Mağdur Ne Yapmalı?

Mağdur ilk aşamada delilleri silmemeli, ekran görüntüsü almalı, URL bağlantılarını kaydetmeli, dekontları saklamalı, yazışmaları dışa aktarmalı, hesabın bağlı olduğu e-posta ve telefon bilgilerini kontrol etmeli, tüm aktif oturumları sonlandırmalı, iki aşamalı doğrulamayı açmalı, banka ve platformlara derhal bildirim yapmalı, savcılık şikâyetini teknik verilerle desteklemelidir.

Ekran Görüntüsü Tek Başına Yeterli mi?

Ekran görüntüsü önemlidir ancak tek başına her zaman yeterli değildir. Ekran görüntüsünün tarihi, kaynağı, URL bilgisi, mesaj ID’si, profil linki, kullanıcı adı değişiklikleri, karşı taraf numarası, ödeme dekontu ve platform kayıtlarıyla desteklenmesi gerekir. Mümkünse noter tespiti, uzman raporu, elektronik delil tespiti ve savcılık kanalıyla platformlardan kayıt istenmesi birlikte değerlendirilmelidir.

Şüpheli veya Sanık Açısından Siber Suç Savunması

Siber suçlarda savunmanın merkezi, failin teknik aidiyetidir. IP adresi sanığın evine ait olabilir; ancak o tarihte ağı kim kullanmıştır? Cihaz sanığın mıdır? Cihazda zararlı yazılım var mıdır? Hesap daha önce ele geçirilmiş midir? Şifre başkalarında var mıdır? Ortak Wi-Fi kullanımı söz konusu mudur? CGNAT kayıtları yeterli midir? Delil hukuka uygun alınmış mıdır? Platform cevabı net midir? Dijital materyal incelemesi eksiksiz midir?

Masumiyet Karinesi ve Teknik Şüphe

Ceza yargılamasında mahkûmiyet, varsayımla değil kesin, somut, hukuka uygun ve denetlenebilir delille kurulabilir. Siber suç dosyalarında teknik ihtimaller fazladır. Bu nedenle “IP adresi çıktı, o hâlde sanık yaptı” şeklindeki mekanik yaklaşım her dosyada isabetli değildir. IP, log, cihaz, hesap, ödeme, mesaj ve davranışsal veri birbirini doğrulamalıdır.

Hukuka Aykırı Delil İtirazı

Dijital materyalin CMK m.134’e uygun alınmaması, imaj yerine doğrudan cihaz üzerinde inceleme yapılması, hash değerinin oluşturulmaması, yedek kopyanın verilmemesi, arama kararının kapsamını aşan inceleme yapılması, ilgisiz özel verilerin dosyaya sokulması, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmaması savunmada güçlü hukuka aykırı delil itirazları doğurabilir.

Siber Güvenlik Kanunu ve Yeni Dönem

7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu, Türkiye’nin siber uzaydaki millî gücünü oluşturan unsurlara yönelik mevcut ve muhtemel tehditlerin tespiti ve bertaraf edilmesi, siber olayların etkilerinin azaltılması, kamu kurumları, meslek kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşların siber saldırılara karşı korunması ve ülkenin siber güvenlik politikalarının belirlenmesi amacıyla kabul edilmiştir.

Bu kanun, klasik ceza hukuku perspektifinin yanında kurumsal siber güvenlik, uyum, risk yönetimi, veri envanteri, kritik altyapı güvenliği ve idari/teknik yükümlülükler bakımından da yeni bir döneme işaret etmektedir. Artık siber suç yalnızca fail-mağdur ilişkisiyle sınırlı değildir; şirketlerin, kurumların ve dijital hizmet sağlayıcıların önleyici tedbir yükümlülükleri de daha ciddi biçimde tartışılmaktadır.

Şirketler İçin Hukuki Siber Güvenlik Perspektifi

Şirketler yalnızca antivirüs programı kullanarak siber güvenlik yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılmaz. Personel erişim politikaları, parola güvenliği, log yönetimi, KVKK uyumu, veri minimizasyonu, yedekleme planı, olay müdahale prosedürü, sözleşmesel sorumluluklar, üçüncü taraf tedarikçi riskleri ve hukuki bildirim süreçleri birlikte tasarlanmalıdır.

Siber Saldırı Sonrası Avukatın Rolü

Siber saldırı sonrası avukat; savcılık başvurusu, delil koruma talebi, bankalara bloke yazısı, platformlara veri saklama talebi, KVKK bildirim süreci, şirket içi disiplin ve sorumluluk analizi, tazminat davası, ihtiyati tedbir, erişimin engellenmesi ve içerik kaldırma süreçlerini koordine eder. Teknik ekip sistemi kurtarırken, avukat dosyanın hukuki omurgasını kurar.

Siber Suçlarda Avukat Desteği Neden Kritik?

Siber suç dosyalarında hatalı atılan ilk adım, tüm dosyanın seyrini değiştirebilir. Mağdur açısından delilin geç toplanması, banka blokesi istenmemesi, platform kayıtlarının zamanında talep edilmemesi ve suç vasfının yanlış kurulması hak kaybı yaratır. Şüpheli veya sanık açısından ise hukuka aykırı delile zamanında itiraz edilmemesi, teknik bilirkişi raporunun denetlenmemesi, IP/log aidiyetinin tartışılmaması ve dijital materyal incelemesinin pasif biçimde kabul edilmesi ciddi sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle siber suçlar avukatı, ceza hukuku bilgisinin yanında adli bilişim mantığını da okuyabilmelidir. Çünkü bu dosyalarda gerçek çoğu zaman klasör adlarında, log satırlarında, zaman damgalarında, IP eşleşmelerinde, hash değerlerinde, oturum kayıtlarında ve platform cevaplarında gizlidir.

Sonuç: Siber Suç Dosyası Tekniktir, Aceleye Getirilemez

Siber suçlar; hukuk, teknoloji, veri güvenliği ve ceza muhakemesinin kesiştiği özel bir alandır. Sosyal medya hesabı çalınması, internet dolandırıcılığı, banka kartı bilgilerinin kullanılması, kripto para dolandırıcılığı, veri sızıntısı, fidye yazılımı, kişisel veri ihlali veya bilişim sistemine hukuka aykırı giriş iddiası bulunan her dosyada teknik delil titizlikle incelenmelidir.

Bir siber suç dosyasında doğru soru şudur: “Bu eylem hangi suçu oluşturur?” kadar, “Bu eylemin gerçekten kim tarafından, hangi cihazdan, hangi hesapla, hangi zaman aralığında, hangi teknik veriyle işlendiği hukuka uygun şekilde ispatlanabiliyor mu?”

Cevap bu soruda saklıdır. Çünkü dijital dünyada iz vardır; fakat her iz fail değildir. Her IP adresi mahkûmiyet değildir. Her ekran görüntüsü kesin delil değildir. Her platform raporu tartışmasız gerçek değildir. Ceza yargılamasında belirleyici olan, dijital izlerin hukuka uygun, teknik olarak tutarlı ve maddi gerçeğe elverişli biçimde okunabilmesidir.

Avukat Önal’ın Benzer Nitelikte Çok Okunanları

No Yazı Başlığı Kapsam / Bağlantı Kurduğu Konular Atıf Linki
1 Siber Suçlar ve Adli Bilişim Hukukunda Savunma ve Avukat TCK 243, TCK 244, TCK 245, TCK 245/A, kişisel veriler, dijital delil, NCMEC, 7258 sayılı Kanun Yazıyı Görüntüle
2 TCK 243 Bilişim Sistemine Girme – Avukat Etkisi ve Savunma Bilişim sistemine girme, CMK 134, hukuka aykırı dijital delil, log kaydı, imaj alma Yazıyı Görüntüle
3 Kredi Kartı, Banka Kartı, Ödeme Sistemleri Suçları ve Avukat TCK 245, kart bilgisi kullanımı, ödeme sistemleri, POS/PSP kayıtları, phishing, dijital ödeme delilleri Yazıyı Görüntüle
4 İBAN Kullandırma, Nitelikli Dolandırıcılık, MASAK ve Savunma TCK 158, TCK 245, TCK 282, hesap kullandırma, para transfer zinciri, MASAK, teknik erişim izleri Yazıyı Görüntüle
5 NCMEC Avukatı ve Çocuklara Karşı Dijital Suçlar, Müstehcenlik NCMEC raporu, TCK 226, dijital imaj, hash değeri, IP-cihaz-kullanıcı ayrımı, adli bilişim savunması Yazıyı Görüntüle

  • Avukat Orhan ÖNAL çizgisinde hazırlanan yazıları; tecrübeye dayalı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosya stratejisi, evrak ve teknik rapor içeriğine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Bu hususta ve benzeri nitelikte konularda ise uzun yıllardır üzerinde çalıştığımız ancak bir türlü tamamlayamadığımız Uygulama Kitabında da detaylıca yer verilmektedir.
  • Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
  • Benzer ceza davalarından gördüğümüz; farklı savunma argümanları geliştirilerek hareket edilmesi gerekliliğinin unutulmamasını ve mutlaka avukatınızla hareket edilerek savunma yapılmasını unutmamanızı şiddetle tavsiye ederiz.
  • Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar*  bölümüne veya *Siber Suçlara Dair Yazılar* tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.
    • AVUKAT DESTEĞİ

      Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz. 

      Hafta içi: 09:00 – 19:00
      Cumartesi: 10:00 – 18:00
      Telefon: +90 532 282 25 23

      Gizlilik

      Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.

Leave A Comment

Call Now Button