Çocuk Müstehcenliği Suçunda Beraat Stratejisi: TCK 226, NCMEC Raporları ve Dijital Delil
Çocukların cinsel sömürüsünü konu alan içeriklerle mücadele edilmesi, tartışmasız biçimde kamusal bir zorunluluktur. Ancak bu zorunluluk, ceza muhakemesinin temel ilkelerini askıya almaz. Bir suçlamanın toplumsal ve duygusal ağırlığı ne kadar yüksekse; masumiyet karinesi, maddi gerçeğin araştırılması, hukuka uygun delil, kusur ilkesi ve şüpheden sanık yararlanır kuralı da o ölçüde titizlikle uygulanmalıdır.
Çünkü ceza yargılamasında karar verilen şey, yalnızca bir dijital dosyanın saklama ortamında bulunup bulunmadığı değildir. Asıl mesele şudur:
Suça konu olduğu ileri sürülen dijital veriyi kim, ne zaman, hangi iradeyle, hangi teknik işlem sonucunda ve hangi amaçla sisteme dâhil etmiştir?
Bir bilgisayarda, telefonda, bulut hesabında veya mesajlaşma uygulamasında görüntü bulunması ile bu görüntünün sanık tarafından bilerek edinilmesi, bilinçli biçimde muhafaza edilmesi, paylaşılması ya da başkasının kullanımına sunulması aynı şey değildir.
Bu ayrım yapılmadan verilen karar, dijital delilin yalnızca sonucuna bakar; oluşum sürecini, kaynağını, kullanıcı iradesini ve teknik bağlamını incelemez. Oysa nitelikli bir TCK 226 savunması, görüntüye değil görüntünün dijital yaşam döngüsüne odaklanır.
A. Hukuki Terminoloji: “Çocuk Pornografisi” mi, TCK 226 Müstehcenlik Suçu mu?
Kamuoyunda ve internet aramalarında “çocuk pornografisi suçu” veya “çocuk müstehcenliği suçu” ifadeleri kullanılmaktadır. Türk Ceza Kanunu’ndaki hukuki düzenleme ise esas olarak TCK m.226’da düzenlenen müstehcenlik suçu kapsamında yer almaktadır.
TCK m.226/3’te, müstehcen ürünlerin üretiminde çocukların, temsili çocuk görüntülerinin veya çocuk gibi görünen kişilerin kullanılması ile bu ürünlerin bulundurulması, depolanması, nakledilmesi, çoğaltılması, satılması veya başkalarının kullanımına sunulması birbirinden farklı hareketler olarak düzenlenmiştir. Üretim fiili yönünden beş yıldan on yıla kadar; bulundurma ve maddede belirtilen diğer fiiller yönünden iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile adli para cezası öngörülmektedir.
Bu nedenle dosyadaki ilk hukuki soru, “Görüntü var mı?” değildir. İlk soru şudur:
Sanığa TCK m.226/3 kapsamında hangi seçimlik hareket isnat edilmektedir?
- Üretme mi?
- Bulundurma mı?
- Depolama mı?
- Nakletme mi?
- Başkalarının kullanımına sunma mı?
- Çoğaltma mı?
Her fiilin maddi unsuru, ispat yöntemi ve dijital delille kurulacak bağlantısı farklıdır. İddianamede bu ayrım yapılmadan yalnızca “yasaklı görüntüler bulundu” denilmesi, suçun hangi hareketle işlendiği ve sanığın fiille nasıl ilişkilendirildiği konusunda ciddi bir belirsizlik meydana getirir.
B. Bir Dosyanın Bulunması Neden Otomatik Olarak Mahkumiyet Anlamına Gelmez?
Dijital ceza yargılamasının en önemli yanılgılarından biri, cihaz ile kullanıcıyı; kullanıcı ile hesabı; hesap ile dosyayı; dosya ile kastı aynı şey kabul etmektir. Oysa bunlar birbirinden bağımsız ispat katmanlarıdır. Bir mahkûmiyet hükmü kurulabilmesi için en az şu beş halka arasında kesintisiz ve şüpheye yer bırakmayan bir bağlantı bulunmalıdır:
- İncelenen verinin gerçekten TCK m.226 kapsamında olduğu belirlenmelidir.
- Kanunda sayılan üretme, bulundurma, depolama, nakletme veya kullanıma sunma fiillerinden biri somutlaştırılmalıdır.
- Fiilin sanık tarafından gerçekleştirildiği teknik ve hukuki delillerle ortaya konulmalıdır.
- Sanığın verinin niteliğini bildiği ve suç oluşturan hareketi bilerek gerçekleştirdiği ispatlanmalıdır.
- Bütün bu sonuçlara hukuka uygun, bütünlüğü korunmuş ve denetlenebilir dijital deliller üzerinden ulaşılmalıdır.
Bu halkalardan herhangi biri kopuksa, mahkûmiyet hükmünün maddi ve hukuki zemini tartışmalı hâle gelir. Ceza sorumluluğu, “Cihaz onun adına kayıtlıydı” veya “Hesap onun telefon numarasıyla açılmıştı” şeklindeki varsayımlarla kurulamaz. Cihazın mülkiyeti ile fiilî kullanıcısı, hesabın kayıtlı sahibi ile olay anındaki kullanıcısı ve dosyanın sistemde bulunması ile bilinçli bulundurma iradesi ayrı ayrı araştırılmalıdır.
C. Beraat Stratejisinin Hukuki Temeli
Çocuk müstehcenliği suçlamasında beraat savunması çoğunlukla iki temel hukuki eksen üzerinde kurulur.
1. Kastın Bulunmaması
CMK m.223/2-c uyarınca, yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması hâlinde beraat kararı verilir. TCK m.226 kapsamındaki bir bulundurma veya paylaşma isnadında savcılık makamı yalnızca dosyanın cihazda bulunduğunu değil; sanığın dosyanın varlığını ve niteliğini bildiğini, buna rağmen kanunda sayılan hareketi bilerek gerçekleştirdiğini de ortaya koymalıdır.
Otomatik indirilen, kullanıcı tarafından açılmayan, geçici belleğe kaydedilen, mesajlaşma uygulaması tarafından önizleme amacıyla oluşturulan veya silinmiş alandan teknik yöntemlerle geri getirilen bir veri bakımından kast değerlendirmesi ayrıca yapılmalıdır.
2. Suçun Sanık Tarafından İşlendiğinin Sabit Olmaması
CMK m.223/2-e uyarınca, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâlinde beraat kararı verilmesi gerekir. Bu ihtimalde savunmanın tezi mutlaka “Suçu başka biri işledi” şeklinde kurulmak zorunda değildir. Ceza muhakemesinde sanık, gerçek faili göstermek veya kendi masumiyetini kesin delillerle kanıtlamakla yükümlü değildir.
Savunma açısından temel mesele şudur:
Dosyanın sanık tarafından bilerek edinildiği, muhafaza edildiği veya paylaşıldığı her türlü makul şüpheden uzak biçimde kanıtlanmış mıdır?
Bu sorunun cevabı olumsuzsa veya birden fazla makul teknik senaryo varlığını koruyorsa, beraat gündeme gelir.
D. Beraat Savunmasının Birinci Katmanı: Dosyanın Teknik Statüsü
Bir dijital inceleme raporunda yalnızca “X adet görüntü tespit edildi” yazması yeterli değildir. Her dosyanın teknik statüsü ayrıca belirtilmelidir.
1. Aktif Dosya (Benim uygulama tecrübeme göre nitelendirmedir)
Aktif veya tahsisli dosya, dosya sisteminde kullanılabilir durumda bulunan ve bir klasör yolu üzerinden erişilebilen veridir.
Ancak aktif dosya bulunması dahi tek başına bilinçli bulundurma sonucunu doğurmaz. Dosyanın hangi uygulama tarafından oluşturulduğu, kullanıcı tarafından açılıp açılmadığı, otomatik indirme sonucu gelip gelmediği, adının sistem tarafından mı yoksa kullanıcı tarafından mı verildiği ve hangi hesaba ait kullanıcı profilinde bulunduğu araştırılmalıdır.
2. Silinmiş Dosya
Silinmiş dosyanın içeriği, bazı durumlarda veri alanı üzerine yeni veri yazılmadığı için teknik olarak geri getirilebilir. Fakat silinmiş bir dosyanın bulunması iki farklı hukuki yönde değerlendirilebilir:
Bir taraftan geçmişte cihazda bulunmuş olduğunu gösterebilir. Diğer taraftan, dosyanın kullanıcı tarafından bilinçli biçimde muhafaza edilmediğini ve silme iradesinin ortaya çıktığını gösterebilir. Silme işleminin ne zaman, kim tarafından ve hangi yöntemle gerçekleştirildiği belirlenmeden tek yönlü değerlendirme yapılamaz.
3. Carving Yoluyla Elde Edilen Veri
File carving, dosya sistemi üzerindeki normal klasör ve metadata bağlantılarına dayanmak yerine, depolama alanındaki dosya başlangıç ve bitiş işaretlerini tarayarak veri parçalarını kurtarmaya çalışan bir tekniktir. NIST, carving işleminin özellikle tahsis edilmemiş alandaki silinmiş dosyaların çıkarılmasında kullanıldığını; parçalanmış verilerin ise yorumlamayı zorlaştırabildiğini belirtmektedir.
Carving sonucunda bulunan bir görsel bakımından şu bilgiler çoğu zaman tartışmalı olabilir:
- Orijinal dosya adı,
- Orijinal klasör yolu,
- Dosyayı oluşturan uygulama,
- Dosyanın hangi kullanıcı profiline ait olduğu,
- İndirme kaynağı,
- Kullanıcı tarafından açılıp açılmadığı,
- Dosyanın cihazda ne kadar süre kaldığı,
- Silinme tarihi,
- Dosyanın eksiksiz veya parçalı olup olmadığı.
Bu nedenle carving verisi ile normal kullanıcı klasöründe yer alan aktif bir dosyanın ispat değeri aynı kabul edilemez. NIST’in dijital incelemelere ilişkin bilimsel değerlendirmesinde de silinmiş dosyaların kurtarılması sırasında ilgisiz veya bağlam dışı materyallerin sonuçlara dâhil olabileceği ve yazılım sürümlerinin ürettiği dijital izlerin anlamının zaman içinde değişebileceği vurgulanmaktadır.
4. Tahsis Edilmemiş Alan
Tahsis edilmemiş alan, dosya sisteminin yeni veriler için kullanılabilir olarak işaretlediği bölümdür. Bu alan geçmişte saklanmış ancak daha sonra silinmiş verilere ait kalıntılar içerebilir.
Bu alanda veri bulunması, verinin olay tarihinde kullanıcı tarafından görülebilir, erişilebilir veya yönetilebilir olduğu anlamına gelmez. Savunmada mutlaka şu ayrım yapılmalıdır:
Sanığın aktif erişimine açık bir dosya mı vardır, yoksa yalnızca geçmiş veri kalıntısı mı bulunmaktadır?
E. Cache, Thumbnail ve Otomatik Önizleme Dosyaları
İnternet tarayıcıları, sosyal medya uygulamaları ve mesajlaşma programları; sayfaların daha hızlı yüklenmesi, görsellerin önizlenmesi veya çevrim dışı kullanım için cihaz üzerinde otomatik veriler oluşturabilir.
1. Cache Dosyası
Cache, uygulamanın çalışma performansı amacıyla geçici olarak oluşturduğu veridir. Kullanıcı, bu verinin hangi klasörde saklandığını ve ne kadar süre muhafaza edildiğini çoğu zaman bilmez. Cache klasöründe görüntü bulunması, kullanıcının bu görüntüyü ayrıca indirip kişisel arşivine kaydettiği anlamına gelmeyebilir.
Ancak “cache dosyasıdır, dolayısıyla suç oluşmaz” şeklindeki kategorik yaklaşım da doğru değildir. Savunmada şu teknik sorular cevaplandırılmalıdır:
- Cache dosyasını hangi uygulama oluşturmuştur?
- Kullanıcı ilgili içeriği gerçekten görüntülemiş midir?
- İçerik sohbet ekranında otomatik mi yüklenmiştir?
- Dosya kullanıcı tarafından dışarı aktarılmış mıdır?
- Kullanıcı dosyayı başka klasöre taşımış mıdır?
- Aynı içeriğe tekrar tekrar erişildiğini gösteren kayıt var mıdır?
- Dosya paylaşılmış veya başka hesaba yüklenmiş midir?
2. Thumbnail Dosyası
Thumbnail, bir fotoğrafın veya videonun küçük boyutlu önizleme kopyasıdır. İşletim sistemi veya uygulama tarafından otomatik oluşturulabilir.
İnceleme raporunda yalnızca thumbnail bulunduğu hâlde, orijinal dosyanın var olduğu veya sanık tarafından bilinçli olarak saklandığı sonucuna doğrudan ulaşılamaz. Orijinal dosyanın bulunup bulunmadığı, önizlemenin hangi uygulama tarafından ne zaman oluşturulduğu ve kullanıcı işlemiyle ilişkilendirilebilip ilişkilendirilemediği araştırılmalıdır.
F. Otomatik İndirme ve Mesajlaşma Uygulamaları
Bazı mesajlaşma uygulamalarında medya dosyaları, kullanıcının her bir dosya için ayrıca indirme komutu vermesine gerek kalmadan cihaza kaydedilebilir. Bu durumda ceza hukuku bakımından üç ayrı aşama bulunmaktadır:
- Mesajın hesaba gönderilmesi,
- Uygulamanın dosyayı otomatik olarak cihaza indirmesi,
- Kullanıcının dosyayı görmesi, saklaması, taşıması veya paylaşması.
Bu aşamalar birbirine karıştırılmamalıdır.
Bir dosyanın hesaba gönderilmiş olması, kullanıcının onu talep ettiği anlamına gelmez. Uygulamanın otomatik indirmesi de her zaman bilinçli edinme iradesini göstermez. Buna karşılık kullanıcının dosyayı özel bir klasöre taşıması, yeniden adlandırması, arşivlemesi, başka kişilere göndermesi veya farklı cihazlara aktarması kast değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Dolayısıyla savunma, yalnızca dosyanın geldiği ana değil; dosya geldikten sonra kullanıcının ne yaptığına da odaklanmalıdır.
G. İstenmeden Gönderilen Görüntü ve Hemen Silme Savunması
Şüpheli içerik, sosyal medya veya mesajlaşma uygulaması üzerinden kullanıcının talebi olmaksızın gönderilmiş olabilir. Bu durumda şu kayıtların toplanması gerekir:
- Mesajın kim tarafından gönderildiği,
- Gönderen hesapla önceki iletişim,
- Mesajın gönderilme zamanı,
- Dosyanın açılıp açılmadığı,
- Görüldü bilgisi,
- Silme zamanı,
- Gönderen kişinin engellenip engellenmediği,
- Dosyanın başka bir kişiye iletilip iletilmediği,
- Dosyanın cihazın başka klasörlerine taşınıp taşınmadığı.
Hemen silme olgusu, her olayda otomatik beraat sebebi değildir. Bununla birlikte dosyanın talep edilmediğini, muhafaza amacı bulunmadığını ve kullanıcı davranışının içeriği sistemden uzaklaştırmaya yönelik olduğunu gösterebilecek önemli bir delil olabilir.
H. Ortak Kullanılan Bilgisayar ve Telefon Savunması
Evde, işyerinde, öğrenci yurdunda veya aile içinde birden fazla kişinin kullandığı cihazlarda “cihazın sahibi” ile “dosyayı oluşturan kullanıcı” aynı kişi olmayabilir. Ancak tüm bu savunma yöntemleri için yoğun bu konuda tecrübe gerektiğinden yine mutlaka avukatınızla hareket ediniz. Bu nedenle şu hususlar incelenmelidir:
- Cihazda kaç kullanıcı profili vardır?
- Profiller parola ile korunmakta mıdır?
- Dosya hangi kullanıcı dizinindedir?
- Olay tarihinde cihazı kimler kullanmıştır?
- Tarayıcı profilleri kime aittir?
- Mesajlaşma uygulamasında hangi telefon veya e-posta hesabı açıktır?
- Cihazın oturum açma ve kapanma kayıtları mevcut mudur?
- Dosyanın oluşturulduğu sırada sanık başka yerde midir?
- Ev veya işyeri internetini kaç kişi kullanmaktadır?
- Cihaz uzaktan erişime açık mıdır?
“Bilgisayar sanığın evinden çıktı” veya “telefon sanığın adına kayıtlıydı” tespiti, kullanıcı atfının başlangıç noktası olabilir; fakat tek başına sonuç değildir.
I. İkinci El Bilgisayar, Disk ve Telefon Savunması
İkinci el satın alınan sabit disk, SSD, telefon veya hafıza kartlarında önceki kullanıcıya ait silinmiş veri kalıntıları bulunabilir. Özellikle carving veya tahsis edilmemiş alan incelemesinde tespit edilen veriler bakımından cihazın geçmişi son derece önemlidir. Ancak tüm bu savunma yöntemleri için yoğun bu konuda tecrübe gerektiğinden yine mutlaka avukatınızla hareket ediniz.
Savunmada şu belgeler araştırılmalıdır:
- Satış ilanı,
- Fatura,
- Mesajlaşma kayıtları,
- Banka ödeme kaydı,
- Seri numarası,
- Cihazın üretim ve ilk kullanım tarihi,
- İşletim sistemi kurulum tarihi,
- Disk biçimlendirme geçmişi,
- Sanığın cihazı edinme tarihi,
- Dosyanın tahmini oluşturulma tarihi.
Dosya veya veri kalıntısı, sanığın cihazı satın almasından önce oluşmuşsa kullanıcı atfı ciddi biçimde zayıflar.
J. Bulut Senkronizasyonu ve Bağlı Cihazlar
Bir telefonda bulunan görüntü, mutlaka o telefon üzerinden indirilmiş olmayabilir. Bulut hesabı, yedekleme sistemi veya bağlı cihazlar nedeniyle farklı bir cihazda oluşan veri otomatik olarak diğer cihaza aktarılmış olabilir. Bu durumda şu sorular önemlidir:
- Hesaba bağlı kaç cihaz vardır?
- Cihazların marka, model ve oturum tarihleri nedir?
- Bulut senkronizasyonu açık mıdır?
- Dosyanın ilk oluşturulduğu cihaz hangisidir?
- Dosya yerel indirme mi, bulut geri yükleme mi sonucudur?
- Hesaba yabancı IP adreslerinden giriş yapılmış mıdır?
- Şifre değişikliği veya güvenlik uyarısı var mıdır?
- Hesap başkalarıyla ortak kullanılmış mıdır?
Yalnızca son cihazın incelenmesi, dosyanın gerçek kaynağını göstermeyebilir.
K. Hesabın Ele Geçirilmesi ve Yetkisiz Kullanım Savunması (En Zayıf Ama Duruma Göre Geçerli Savunmalardan)
Bir sosyal medya veya e-posta hesabının sanığa ait olması, olay anındaki her işlemin sanık tarafından yapıldığını kesin olarak göstermez. Hesap atfında şu veriler birlikte incelenmelidir:
- Giriş yapılan IP adresleri,
- CGNAT ve port bilgileri,
- Cihaz kimlikleri,
- Tarayıcı ve işletim sistemi bilgileri,
- Oturum belirteçleri,
- Konum verileri,
- İki aşamalı doğrulama kayıtları,
- Şifre sıfırlama işlemleri,
- Hesap kurtarma e-postaları,
- Platform güvenlik bildirimleri,
- Olay tarihindeki telefon ve SIM kart kullanımı.
Sadece kullanıcı adı, e-posta adresi veya telefon numarası eşleşmesi üzerinden kişi atfı yapılması, dijital delilin bütün bağlamını ortaya koymayabilir.

L. NCMEC Raporu Mahkumiyet Kararı Değildir
Rapor yani NCMEC CyberTipline, elektronik hizmet sağlayıcılarının ve kişilerin şüpheli çevrim içi çocuk cinsel sömürüsü olaylarını bildirebildiği merkezi bir raporlama sistemidir. NCMEC, kendisine ulaşan ihbarları inceleyerek muhtemel olay yerini belirlemeye ve raporu yetkili kolluk birimine ulaştırmaya çalışmaktadır.
Hukuki sonuç şudur: NCMEC raporu bir soruşturma başlangıç verisi olabilir; ancak raporun varlığı, bildirilen hesabın kullanıcısının Türk ceza hukuku bakımından suçu işlediğini tek başına kanıtlamaz.
NCMEC veya platform kaynaklı bir rapor geldiğinde savunma şu soruları sormalıdır:
- Bildirimi hangi elektronik hizmet sağlayıcısı yapmıştır?
- Sağlayıcı dosyayı insan eliyle incelemiş midir?
- Bildirim yalnızca hash eşleşmesine mi dayanmaktadır?
- Suça konu dosyanın kendisi dosyaya gönderilmiş midir?
- Orijinal dosyanın hash değeri nedir?
- Rapor ekindeki dosya ile cihazda bulunan dosya aynı mıdır?
- Bildirilen işlem yükleme mi, gönderme mi, alma mı yoksa otomatik yedekleme midir?
- Hesabın gönderici veya alıcı olduğu açıkça belirlenmiş midir?
- Zaman bilgisi hangi saat dilimine göre düzenlenmiştir?
- IP adresi ile port bilgisi birlikte mevcut mudur?
- Bildirime konu hesabın olay anındaki oturum kayıtları getirtilmiş midir?
- Platformdaki içerik hâlen korunmakta mıdır?
- Dosyaya erişimin kullanıcı iradesiyle gerçekleştiği nasıl belirlenmiştir?
Bir raporda hesap, IP adresi ve dosya adı yer alabilir. Ancak bu bilgilerin kişi, cihaz, eylem ve kast ile ilişkilendirilmesi ayrıca gerekir.
M. İmaj ve Hash Olmadan Dijital Delil Denetlenebilir mi?
CMK m.134, bilgisayarlar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütükleri üzerinde arama, kopyalama ve elkoymaya ilişkin özel usul hükümleri içermektedir. Düzenleme; somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunmasını ve başka surette delil elde etme imkânının olmamasını aramaktadır. Dijital materyalin adli kopyasının alınması ve hash değerinin belirlenmesi, delilin bütünlüğünün denetlenebilmesi açısından temel önemdedir.
Hash değeri, dijital verinin matematiksel parmak izi niteliğindedir. Veride meydana gelecek değişiklik hash sonucunu da değiştirir. NIST, dijital dosyaların kolaylıkla değiştirilebilmesi nedeniyle kaynağın belgelenmesini, muhafaza zincirinin korunmasını ve güvenli hash algoritmalarıyla bütünlük kontrolü yapılmasını önemli görmektedir.
Savunmanın cevap araması gereken sorular şunlardır:
- Cihazın adli imajı alınmış mıdır?
- İmaj alma işlemi ne zaman yapılmıştır?
- Hangi yazılım ve donanım kullanılmıştır?
- Yazma engelleyici kullanılmış mıdır?
- Kaynak cihazın ve adli kopyanın hash değerleri nedir?
- Hash değerleri tutanakta mevcut mudur?
- İnceleme orijinal cihaz üzerinde mi yapılmıştır?
- İnceleme sırasında cihazda değişiklik meydana gelmiş midir?
- Delili teslim alan, taşıyan ve inceleyen kişiler kimlerdir?
- Muhafaza zinciri eksiksiz midir?
- Savunmaya denetlenebilir adli kopya verilmiş midir?
İmaj ve hash tartışması, şekli bir usul itirazından ibaret değildir. Bu tartışma, mahkemeye sunulan verinin el konulan cihazdaki veriyle aynı olup olmadığının ve inceleme sırasında değiştirilip değiştirilmediğinin denetlenmesiyle ilgilidir.
N. Savunmanın Dijital Delile Erişim Hakkı
Anayasa Mahkemesi, dijital delillerin suçun sübutu ve sanıkla ilişkisinin belirlenmesi bakımından belirleyici olabileceğini; sanığın delilin kendisi tarafından oluşturulmadığı yönündeki iddiasını etkili biçimde ileri sürebilmesi için delile erişim veya yeterli teknik inceleme imkânı sağlanması gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme ayrıca, dijital deliller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması taleplerinin yetersiz gerekçelerle reddedilmesini silahların eşitliği ve gerekçeli karar hakkı yönünden sorunlu bulmuştur.
Daha yakın tarihli bir başka kararda da belirleyici dijital veriler üzerinde bilirkişi incelemesi talebinin reddedilmesi, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlali kapsamında değerlendirilmiştir. Bu nedenle savunma yalnızca kolluk tarafından hazırlanan özet rapora mahkûm edilmemelidir. Savunmaya;
- Ham dijital veriye,
- Adli imaja,
- Hash listelerine,
- İnceleme loglarına,
- Kullanılan filtre ve arama kriterlerine,
- Dosya yollarına,
- Metadata kayıtlarına,
- Platform raporlarının bütün eklerine,
- Bilirkişi raporunun dayandığı teknik materyale
erişim ve bunları uzman aracılığıyla inceletme imkânı tanınmalıdır.
O. Kolluk Raporu (Fezleke) ile Bağımsız Bilirkişi İncelemesi Aynı Şey Değildir
Kolluk tarafından hazırlanan dijital inceleme raporu önemli bir soruşturma belgesi olabilir. Bununla birlikte raporun sonucu, teknik olarak tartışılmaz bir hüküm değildir. Rapor şu tür eksiklikler içerebilir:
- Yalnızca bulunan dosya sayısını belirtmek,
- Dosya yollarını göstermemek,
- Aktif ve silinmiş verileri ayırmamak,
- Cache ve kullanıcı dosyalarını aynı kategoride değerlendirmek,
- Görüntünün hangi uygulama tarafından oluşturulduğunu açıklamamak,
- Kullanıcı işlemi ile otomatik sistem işlemini ayırmamak,
- Hash değerlerini listelememek,
- Zaman damgalarının saat dilimini belirtmemek,
- Dosyanın açılma veya paylaşılma kaydını incelememek,
- Alternatif teknik ihtimalleri değerlendirmemek.
Ceza savunmasında amaç, kolluk raporunu peşinen değersiz ilan etmek değildir. Amaç, raporun yöntemini, veri setini, sonuçlarını ve sınırlılıklarını denetlenebilir hâle getirmektir.
P. Dosya Sayısı Değil, Her Dosyanın Hikayesi İncelenmelidir
“Cihazda 500 adet görüntü bulundu” şeklindeki ifade ilk bakışta güçlü görünebilir. Ancak bu dosyaların tamamı tek bir arşiv dosyasının otomatik çıkarılmış kopyaları, thumbnail’leri, cache örnekleri veya aynı dosyanın farklı boyutlardaki tekrarları olabilir. Bu nedenle bilirkişi incelemesinde en az şu sınıflandırmalar yapılmalıdır:
| İnceleme alanı | Sorulması gereken soru |
|---|---|
| Tekilleştirme | Aynı hash değerine sahip tekrar dosyalar var mı? |
| Dosya statüsü | Aktif, silinmiş, cache veya carving verisi mi? |
| Klasör yolu | Kullanıcı klasöründe mi, sistem klasöründe mi? |
| Kaynak uygulama | Tarayıcı, mesajlaşma uygulaması veya bulut sistemi mi oluşturmuş? |
| Erişim | Dosya kullanıcı tarafından açılmış mı? |
| Aktarım | Dosya başka kişiye gönderilmiş mi? |
| Kalıcılık | Geçici veri mi, kullanıcı tarafından arşivlenmiş mi? |
| Zaman | Oluşturma, erişim, değiştirme ve silme tarihleri uyumlu mu? |
| Kullanıcı | Hangi profil veya hesapla ilişkilendiriliyor? |
| Bütünlük | Dosyanın hash değeri ve muhafaza zinciri mevcut mu? |
- Niceliksel sayıların yarattığı psikolojik etki, teknik sınıflandırmanın önüne geçmemelidir.
R. Zaman Damgaları Neden Tek Başına Kesin Delil Değildir?
Bir dosyanın oluşturulma, değiştirilme ve erişim tarihleri farklı anlamlara gelebilir.
Dosya başka bir cihazdan kopyalandığında oluşturulma tarihi değişebilir. Bulut yedeği geri yüklendiğinde eski bir içerik yeni tarihli görünebilir. İşletim sistemi güncellemesi, dosya taşıma işlemi veya adli inceleme yöntemi bazı zaman kayıtlarını etkileyebilir. Bu nedenle zaman damgası değerlendirmesinde;
- İşletim sistemi,
- Dosya sistemi,
- Saat dilimi,
- Yaz saati uygulaması,
- Cihaz saatinin doğruluğu,
- Bulut senkronizasyonu,
- Dosyanın kopyalanıp kopyalanmadığı,
- İnceleme aracının yorumlama yöntemi
birlikte incelenmelidir.
Tek bir tarih alanından hareketle “Sanık bu görüntüyü şu gün indirdi” sonucuna varılması teknik bakımdan yetersiz olabilir.
S. Savunma Makamının Toplanmasını Talep Etmesi Gereken Deliller
Nitelikli bir çocuk müstehcenliği savunmasında dosyanın özelliğine göre şu deliller talep edilmelidir:
- NCMEC veya platform raporunun eksiksiz ve ekleriyle birlikte getirtilmesi,
- Platform tarafından korunan orijinal içeriklerin ve hash değerlerinin istenmesi,
- Hesaba ait giriş, çıkış ve oturum kayıtlarının getirtilmesi,
- IP adresi yanında CGNAT port ve zaman bilgilerinin araştırılması,
- Hesaba bağlı cihazların belirlenmesi,
- El konulan materyallerin adli imajlarının ve hash tutanaklarının dosyaya alınması,
- Muhafaza ve teslim zincirinin açıklanması,
- Dosya yollarının ve her dosyanın teknik statüsünün ayrı ayrı gösterilmesi,
- Aktif, silinmiş, cache, thumbnail ve carving verilerinin ayrıştırılması,
- Tarayıcı geçmişi ve arama sorgularının incelenmesi,
- Mesajlaşma uygulaması veri tabanlarının incelenmesi,
- Dosyanın gönderici ve alıcı bilgilerinin belirlenmesi,
- Dosyanın açılma, taşınma, yeniden adlandırılma veya paylaşılma kayıtlarının araştırılması,
- Bulut hesabı ve bağlı cihazların incelenmesi,
- Cihazın ikinci el olması hâlinde edinme tarihinin araştırılması,
- Cihazın ortak kullanılması hâlinde diğer kullanıcıların belirlenmesi,
- Sanığın olay tarihindeki konum ve kullanım imkânının araştırılması,
- Bağımsız ve tarafsız bilirkişi heyetinden rapor alınması,
- Savunma tarafından sunulan uzman mütalaasının değerlendirilmesi,
- Gerekirse farklı adli bilişim araçlarıyla çapraz inceleme yapılması.
T. Mahkemenin Mahkûmiyetten Önce Cevaplandırması Gereken Sorular
Bir TCK 226 dosyasında aşağıdaki sorular cevapsız bırakılarak mahkûmiyet hükmü kurulması ciddi hukuki tartışmalar doğurabilir:
- Suça konu her bir dosya nerede bulunmuştur?
- Dosya aktif mi, silinmiş mi, cache mi, thumbnail mi?
- Dosyanın orijinal klasör yolu nedir?
- Dosyanın kaynağı belirlenmiş midir?
- Dosya otomatik olarak mı oluşturulmuştur?
- Sanığın dosyayı açtığına dair kayıt var mıdır?
- Sanığın dosyayı başka bir yere taşıdığı veya arşivlediği kanıtlanmış mıdır?
- Dosyanın gönderildiği veya paylaşıldığına dair kayıt var mıdır?
- Hesabı olay tarihinde sanığın kullandığı nasıl belirlenmiştir?
- Cihazı başka kişiler kullanmış mıdır?
- Dosya sanık cihazı edinmeden önce oluşturulmuş olabilir mi?
- Bulut senkronizasyonu ihtimali araştırılmış mıdır?
- Adli imaj ve hash değerleri mevcut mudur?
- Savunma delili bağımsız biçimde inceleyebilmiş midir?
- Alternatif teknik senaryolar neden reddedilmiştir?
- Kast hangi somut davranıştan çıkarılmıştır?
- Şüphe, varsayım dışında hangi delille giderilmiştir?
U. Sık Yapılan Savunma Hataları
Yalnızca “Ben Yapmadım” Demek
Soyut inkâr, teknik delille desteklenmediğinde yetersiz kalabilir. Savunma, dosyanın neden sanıkla ilişkilendirilemeyeceğini teknik veriler üzerinden açıklamalıdır.
Yalnızca Dosya Sayısına İtiraz Etmek
Dosya sayısı kadar, dosyaların statüsü, kaynağı, klasör yolu ve birbirinin kopyası olup olmadığı önemlidir.
NCMEC Raporunu Kesin Delil Kabul Etmek
Raporun hangi veriye dayandığı, dosyanın incelenip incelenmediği, hesabın olayla nasıl ilişkilendirildiği ve eklerin dosyada bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
İmaj ve Hash Talep Etmemek (Duruma göre)
Savunmanın delili doğrulama ve bağımsız uzman incelemesine sunma imkânı, dijital yargılamanın merkezindedir.
Cache ve Carving Kavramlarını Yüzeysel Kullanmak
Her cache veya carving verisi otomatik olarak sanık lehine sonuç doğurmaz. Bu kavramların somut cihaz, uygulama ve dosya sistemi üzerinden açıklanması gerekir.
Ortak Cihaz Savunmasını Somutlaştırmamak (Genel Olarak Anlatımları Somutlaştırmamak)
“Bilgisayarı herkes kullanıyordu” demek yerine kullanıcı profilleri, parolalar, oturum kayıtları, tanıklar ve kullanım saatleri gösterilmelidir.
Dosyaya Geç Müdahale Etmek (Genelde vatandaş maalesef avukatın önemini sonradan anlar…)
Dijital delillerin teknik incelemesi soruşturmanın ilk aşamasından itibaren planlanmalıdır. Eksik kopya, kaybolan platform verisi veya silinen oturum kaydı daha sonra geri getirilemeyebilir.
V. Şüpheli veya Sanık Ne Yapmamalıdır?
Çocuk müstehcenliği suçlamasıyla karşılaşan kişinin paniğe kapılarak cihazı formatlaması, hesaplarını silmesi, mesajları değiştirmesi veya dijital veriler üzerinde işlem yapması savunmaya zarar verebilir ve delillerin karartıldığı iddiasını doğurabilir. Ayrıca suça konu olduğu düşünülen görüntüler;
- Başka kişilere gönderilmemeli,
- Sosyal medya üzerinden paylaşılmamalı,
- Ekran görüntüsü alınarak çoğaltılmamalı,
- Olağan mesajlaşma uygulamalarıyla avukata dahi iletilmemeli,
- Tekrar tekrar açılmamalı veya farklı cihazlara aktarılmamalıdır.
Savunma; görüntünün yeniden dolaşıma sokulması üzerinden değil, mevcut soruşturma belgeleri, cihazın usulüne uygun incelenmesi ve kontrollü adli bilişim süreçleri üzerinden yürütülmelidir.
Beraat Savunması Çocukların Korunmasına Karşı Bir Savunma Değildir
Bu tür dosyalarda savunma yapılmasının çocukların korunmasına karşı bir tutum olduğu düşünülemez. Tam tersine, gerçek failin belirlenmesi ancak teknik olarak güvenilir, hukuka uygun ve denetlenebilir bir soruşturmayla mümkündür. Yanlış kişinin cezalandırılması;
- Gerçek failin araştırılmasını engelleyebilir,
- Suça konu ağın ortaya çıkarılmasını geciktirebilir,
- Çocukların korunmasına katkı sağlamaz,
- Ceza adaletine olan güveni zedeler.
Savunmanın amacı suçu önemsizleştirmek değil, suç isnadının doğru kişiye, doğru fiil üzerinden ve hukuka uygun delillerle yöneltilmesini sağlamaktır.
Y. Sahadan Tecrübe Edindiğimiz Sık Sorulan Sorular
Telefonda Çocuk Müstehcenliği Görüntüsü Bulunması Kesin Olarak Suç mudur?
Hayır. Görüntünün teknik statüsü, kaynağı, hangi uygulama tarafından oluşturulduğu, kullanıcı tarafından bilinip bilinmediği, saklanıp saklanmadığı ve paylaşılıp paylaşılmadığı araştırılmalıdır. Ancak aktif olarak saklama, arşivleme veya paylaşma gösteren deliller dosyanın değerlendirilmesini ağırlaştırabilir.
Tek Bir Görüntü Nedeniyle TCK 226 Davası Açılabilir mi?
Dosya sayısından önce görüntünün hukuki niteliği, sanığa atfedilebilirliği ve kanunda belirtilen fiillerden birinin oluşup oluşmadığı değerlendirilir. Tek bir dosya bulunması otomatik olarak önemsiz kabul edilemeyeceği gibi, tek başına kusur ve kastı da kanıtlamaz.
NCMEC Raporu Geldiyse Mahkûmiyet Kesin midir?
Hayır. NCMEC raporu şüpheli faaliyetin yetkili birimlere bildirilmesini sağlar. Rapordaki hesap, IP, dosya ve kullanıcı bilgilerinin Türk ceza muhakemesi kurallarına göre ayrıca araştırılması gerekir.
Silinmiş Görüntünün Bulunması Suç Oluşturur mu?
Silinmiş verinin geçmişte cihazda bulunmuş olabileceğini gösterebilir. Ancak dosyanın kaynağı, kullanıcının bilgisi, silme zamanı, erişilebilirlik durumu ve cihazın geçmişi araştırılmadan bilinçli bulundurma sonucuna ulaşılamaz.
Cache (Önbellek) Dosyasından Ceza Verilebilir mi?
Cache kaydı tek başına değerlendirilmemelidir. İçeriğin kullanıcı tarafından görüntülenip görüntülenmediği, otomatik olarak yüklenip yüklenmediği, başka klasöre taşınıp taşınmadığı ve paylaşım kaydı bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Ortak Kullanılan Bilgisayarda Yasaklı Görüntü Bulunursa Kim Sorumlu Olur?
Ceza sorumluluğu şahsidir. Dosyanın hangi kullanıcı profiliyle, hangi oturumda ve hangi kişi tarafından oluşturulduğunun belirlenmesi gerekir. Cihazın malikinin otomatik olarak fail kabul edilmesi doğru değildir.
İkinci El Diskte Bulunan Silinmiş Dosyalardan Yeni Sahip Sorumlu Olur mu?
Verinin cihazın satın alınmasından önce oluşturulduğu veya önceki kullanıcıdan kaldığı ortaya konulabiliyorsa, yeni kullanıcıya atıf ciddi biçimde tartışmalı hâle gelir. Satın alma tarihi ile dosyanın teknik zaman kayıtları karşılaştırılmalıdır.
Hesabım Çalındı Savunması Yeterli midir?
Tek başına soyut hesap çalınması iddiası yeterli olmayabilir. Farklı IP adresleri, yabancı cihaz oturumları, şifre sıfırlama kayıtları ve güvenlik bildirimleri gibi somut verilerle desteklenmelidir.
Dijital İnceleme Raporuna İtiraz Edilebilir mi?
Evet. Raporun yöntemi, dosya sınıflandırması, hash kayıtları, zaman damgaları, kullanıcı atfı ve sonuçları yönünden itiraz edilebilir; ek rapor, bağımsız bilirkişi veya uzman mütalaası talep edilebilir.
TCK 226 Davasında Beraat Mümkün müdür?
Her dosya kendi delil yapısına göre değerlendirilir. Kastın bulunmaması, dosyanın sanığa atfedilememesi, dijital delilin güvenilirliğinin gösterilememesi veya suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâllerinde beraat hukuken mümkündür. CMK m.223/2-c ve m.223/2-e bu ihtimalleri açıkça düzenlemektedir.
SON! Dijital Dosya Vardır; Fakat Fail, Fiil ve Kast Ayrıca İspatlanmalıdır
Çocuk müstehcenliği suçlamalarında dosyanın yalnızca ahlaki ağırlığına veya cihazda bir görüntü bulunmasına dayanılarak hüküm kurulamaz. Ceza mahkemesinin araştırması gereken şey, görüntünün varlığından çok daha kapsamlıdır:
- Dosyanın kaynağı,
- Teknik statüsü,
- Oluşum yöntemi,
- Klasör yolu,
- Kullanıcı profili,
- Erişim ve paylaşım kayıtları,
- Cihazın geçmişi,
- Hesap oturumları,
- Adli imaj ve hash bütünlüğü,
- Sanığın bilgisi ve iradesi,
- Alternatif teknik ihtimaller,
- Delilin hukuka uygunluğu
birlikte değerlendirilmelidir.
TCK 226 çocuk müstehcenliği savunması, birkaç genel ceza hukuku cümlesiyle yürütülebilecek bir savunma değildir. Bu dosyalar; ceza hukuku, ceza muhakemesi hukuku, bilişim hukuku, adli bilişim, platform kayıtları ve dijital delil güvenliği alanlarının birlikte ele alınmasını gerektirir. Etkin ve usulüne uygun hazırlanmış bir beraat savunması, yalnızca “Sanık suçu işlemedi” demez.
Şunu gösterir:
İncelenen verinin sanığa ait olduğu, sanığın bu verinin niteliğini bildiği, veriyi bilerek edindiği veya muhafaza ettiği, isnat edilen seçimlik hareketi gerçekleştirdiği ve bütün bunların hukuka uygun, güvenilir, denetlenebilir delillerle kanıtlandığı ortaya konulamamıştır.
- Ceza hukukunda mahkumiyet ihtimale değil, ispata dayanır. Teknik olarak açıklanmayan bir dosya, hukuken tamamlanmış bir suç isnadı değildir.
Avukat Orhan Önal – TCK 226 ve Dijital Delil Savunması
İzmir merkezli ceza hukuku ve bilişim hukuku çalışmalarımızda; TCK 226 müstehcenlik suçu, NCMEC raporu, sosyal medya hesabı üzerinden yapılan bildirimler, bilgisayar ve telefon incelemeleri, CMK 134 işlemleri, adli imaj, hash değeri, cache, thumbnail, carving, ortak cihaz ve ikinci el disk savunmaları dosyanın teknik özellikleriyle birlikte değerlendirilmektedir.
İzmir, Muğla, Bodrum, Kaş, Antalya, Aydın, Denizli, Manisa, Balıkesir ve Çanakkale başta olmak üzere farklı illerde yürütülen çocuk müstehcenliği (TCK226) soruşturma ve kovuşturmalarında, dosyanın somut delil yapısına göre savunma stratejisi oluşturulması gerekir. Bu konuda sahadan edindiğimiz en mühim ilke budur!
Hiçbir ceza dosyasında beraat veya belirli bir sonuç garanti edilemez. Her soruşturma; isnat edilen fiil, dijital materyal, bilirkişi raporu, platform kayıtları ve kişisel deliller çerçevesinde ayrı ayrı incelenmelidir. Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özellikleri incelenmeden kişiye özel hukuki görüş veya sonuç çıkarımı yapılmamalıdır.
Avukat Orhan ÖNAL’ın Sık Okunan Benzer Yazıları
| Hukuki içerik | Kısaca Konuları | Bağlantı |
|---|---|---|
| NCMEC Raporu ve Beraat Savunması | NCMEC raporu, TCK 226, dijital delil, beraat | Yazıyı incele |
| NCMEC Avukatı ve Dijital Suçlar | Çocuk müstehcenliği, NCMEC avukatı, ceza savunması | incele |
| Çocuk Müstehcenliği Suçunda Beraat Stratejileri | TCK 226/3, beraat stratejisi, müstehcenlik avukatı | Yazıyı incele |
| Cache ve Önbellek Beraati | Cache, önbellek, hataen inen görsel, bulundurma kastı | incele |
| TCK 226/3 ve Dijital Bulundurma Kastı | CMK 134, hash değeri, dijital bulundurma, suç tarihi | Yazıyı incele |
| Torrent ve Teknik Beraat Örnekleri | Torrent, carving, dijital inceleme, NCMEC beraat | incele |
| TCK 226 ve NCMEC Davaları | Müstehcenlik suçu, NCMEC raporları, dijital savunma | Yazıyı incele |
- Avukat Orhan ÖNAL çizgisinde hazırlanan NCMEC Davaları & Soruşturmaları yazıları; tecrübeye dayalı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosya stratejisi, evrak ve teknik rapor içeriğine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Bu hususta ve benzeri nitelikte konularda ise uzun yıllardır üzerinde çalıştığımız ancak tamamlayamadığımız “NCMEC Uygulamaları Kitabında” da detaylıca yer verilmektedir.
- Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, özellikle duruşmada sözlü savunma kabiliyeti gerektirdiğinden, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
- Benzer NCMEC’den doğan ceza davalarından gördüğümüz; her nevinden NCMEC davalarında farklı savunma argümanları geliştirilerek hareket edilmesi gerekliliğinin unutulmamasını ve mutlaka avukatınızla hareket edilerek savunma yapılmasını unutmamanızı şiddetle tavsiye ederiz.
- Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar* bölümüne veya *NCMEC DAVALARI için ve dijital cinsel suçlar* tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.
-
AVUKAT DESTEĞİ
Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.
Hafta içi: 09:00 – 19:00Cumartesi: 10:00 – 18:00Telefon: +90 532 282 25 23Gizlilik
Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.
-

Leave A Comment