A. Müstehcenlik ve “Çocuk Pornosu Suçu” Dosyalarında Yapay Zeka Üretimi
TCK 226, Dijital Delil, Kast ve Savunma Çizgisi
Ceza hukukunda en hızlı reaksiyon doğuran dosyaların başında, müstehcenlik ve çocuklara ilişkin cinsel içerik iddiası taşıyan soruşturmalar gelir. Fakat tam da bu nedenle, bu dosyalar duygusal refleksle değil; kanuni unsur, delilin kaynağı, içeriğin hukuki niteliği, faille somut bağ ve kast üzerinden okunmalıdır.
Özellikle yapay zekâ ile üretilen görseller, sentetik karakterler, deepfake içerikler, yerel model çıktıları, bulut senkronizasyonu, cache alanları ve platform logları işin içine girdiğinde, dosya artık yalnız “müstehcenlik” başlığıyla değil; yoğun biçimde adli bilişim mantığıyla ele alınmak zorundadır. TCK 226’nın “Genel Ahlâka Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiş olması da bu alanın, doğrudan cinsel dokunulmazlık suçlarıyla karıştırılmadan ve daha dikkatli yorumlanması gerektiğini gösterir.
Bu yazımızda, diğer yüzlerce NCMEC, Müstehcenlik yazımızdan farklı olarak, aşağıda şu hususlara yoğunlaşıyoruz;
- Yapay zeka ile üretilen müstehcen içerikler TCK 226 bakımından nasıl değerlendirilir?
- Gerçek çocuk görüntüsü, temsili çocuk görüntüsü ve çocuk gibi görünen sentetik karakter ayrımı neden hayati önemdedir?
- “Bulundurma” ile “satın alma” neden aynı şey değildir?
- Tek başına EFT veya havale neden mahkûmiyet standardı kurmaz?
- Bir savunma hangi teknik noktalardan kurulmalıdır?
- Yapay zeka ile üretilen görsellerin tespiti nasıl ve nerede olursa, suça konu olduğu kesindir?
B. TCK 226’yı Doğru Okumadan Yapay Zekâ Dosyası Okunamaz
B.1 TCK 226 neden otomatik refleksle değil, dar yorumla uygulanmalıdır?
TCK 226, halk arasında çoğu zaman “çocuk pornosu suçu” diye anılsa da, Türk Ceza Kanunu’nda bu başlıkla düzenlenmiş müstakil bir suç tipi yoktur. Türk hukukunda esas norm, müstehcenlik başlıklı TCK 226’dır. Üstelik bu madde, “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” arasında değil; “Genel Ahlâka Karşı Suçlar” arasında düzenlenmiştir. Bunun pratik sonucu şudur: dosya, ahlaki öfke ve toplumsal refleks üzerinden değil; somut ceza normunun dar ve dikkatli yorumu üzerinden ele alınmalıdır. Ceza kanunlarında kıyas yasağı da zaten bunu zorunlu kılar.
B.2 “Çocuk pornosu” ifadesi neden teknik olarak dikkatli kullanılmalıdır?
Uluslararası literatür ve özellikle INTERPOL, “child pornography” ifadesi yerine “child sexual abuse material / çocuk cinsel istismarı materyali” terminolojisini önermektedir. Çünkü “pornography” kelimesi, çocuğun maruz kaldığı sömürüyü ve istismarı yumuşatabilir; oysa mesele rızaya dayalı bir cinsellik değil, doğrudan istismar ve sömürüdür.
Yine de Türk hukukunda suç tipini tartışırken TCK 226’nın lafzı esas alınır; dolayısıyla hukuk yazısında bu terminolojik farkı bilerek hareket etmek gerekir. Arama motorları bakımından “çocuk pornosu” ifadesi kullanılsa bile, hukuk dili içinde daha dikkatli ve daha doğru bir terminoloji tercih edilmelidir.
B.3 TCK 226/3 yapay zekâ tartışmasını neden doğrudan içine alır?
Buradaki kritik nokta, TCK 226/3’ün yalnız gerçek çocuk görüntülerini değil; kanun değişikliği sonrasında “temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri” de kapsamasıdır. Bu değişiklik, yapay zekâ çağında son derece önemlidir. Çünkü artık dosyadaki tek tartışma “gerçek çocuk mu değil mi?” değildir.
Aynı zamanda “temsili çocuk görüntüsü mü, çocuk gibi görünen sentetik karakter mi, yoksa genç görünümlü yetişkin estetiği mi?” sorusu da ceza dosyasının merkezine oturur. Tam da bu yüzden, yapay zekâ destekli görsellerde ceza sorumluluğu konuşulurken normun güncel lafzı mutlaka merkeze alınmalıdır. Bu konuda ayrıca TCK 226 Yapay Zeka Müstehcenlik Suçu etiketinde toplanan yazılarım da birlikte okunabilir.
C. Müstehcenlik suçu neden “kolay görünen ama zor ispatlanan” bir suç tipidir?
C.1 Çünkü müstehcenlik kavramı hukuk tekniği bakımından kolay, ispat bakımından zordur
Dosyaya dışarıdan bakıldığında iş basit görünür: bir görüntü vardır, bir video vardır, bir klasör vardır, bir hesap hareketi vardır. Fakat ceza hukukunda mesele görüntünün varlığı değil; o görüntünün hukuken hangi kategoriye girdiği, sanığa nasıl bağlandığı ve sanığın o veri üzerindeki bilinçli hâkimiyetinin nasıl ispatlandığıdır.
Akademik yazında da müstehcenlik suçunun belirsiz sınırları ve yorum güçlükleri özellikle vurgulanır. Bu belirsizlik, dosyanın ilk bakışta kolay, hüküm kurma aşamasında ise son derece kırılgan olmasına yol açar. Bu aşamada yoğun saha tecrübesi kıymetli olduğu su götürmez bir gerçekliktir.
C.2 Çünkü içerik çokluğu, suçun otomatik ispatı değildir
Bir cihazda onlarca, yüzlerce, hatta binlerce dosya bulunmuş olabilir. Ancak bu durum tek başına sanığın bunları bilerek ve isteyerek depoladığını, sınıflandırdığını, kullandığını veya paylaşmaya elverişli biçimde elinde tuttuğunu göstermez.
Dijital materyal suçlarında dosyanın bulunduğu alan belirleyicidir: aktif kullanıcı klasörü mü, geçici internet önbelleği mi, thumbnail alanı mı, silinmiş veri alanı mı, bulut senkronizasyonu mu, üçüncü kişiden gelmiş arşiv mi? “Bulundu” demek başka, “iradî biçimde bulunduruldu” demek başkadır. Bu ayrım yapılmadan müstehcenlik dosyası sağlıklı okunamaz. Bu çizgiyi Müstehcenlik Suçu Nedir? (TCK m. 226) | Dijital Savunma yazımda da özellikle işlemiştim.
C.3 Çünkü bu suç tipinde “ahlaki kanaat” ile “cezai ispat” birbirine karışmaya çok müsaittir
Müstehcenlik dosyalarının en büyük tehlikesi, dosyanın hukukî değil ahlakî refleksle okunmasıdır. Oysa ceza hukukunda rahatsız edici bulunan her içerik otomatik olarak suç anlamına gelmez; asıl önemli olan, kanunda sayılmış fiillerin sanık tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve bunun ne ölçüde ispatlandığıdır.
Anayasa Mahkemesi’nin masumiyet karinesi yaklaşımı da tam burada önemlidir: karineler, kişiyi otomatik olarak suçlu hale getirecek ölçüde yorumlanamaz; iddia makamı suçun işlendiğini ispatla yükümlüdür.
C.4 Çünkü çocuklara ilişkin içerik dosyalarında teknik bilirkişilik çoğu zaman vazgeçilmezdir
Çocuğun yaşı, görüntünün niteliği, sentetik üretim olup olmadığı, gerçek bir mağduru mu yansıttığı, temsili çocuk görüntüsü mü olduğu, dosyanın nerede ve ne zaman oluştuğu, kim tarafından erişildiği, hangi metadata’yı taşıdığı gibi sorular ancak teknik inceleme ile açıklığa kavuşur. Bu nedenle müstehcenlik dosyalarının zorluğu, yalnız hukuk normundan değil; delilin teknik doğasından da kaynaklanır. Ceza avukatı bakımından da dosyanın kırıldığı yer çoğu zaman tam burasıdır: içerik değil, delil zinciri setidir…

D. TCK 226’nın yapay zekâ çağında yeniden okunması gereken bölümü
D.1 Yapay zeka, müstehcenlik tartışmasını “gerçek görüntü” olmaktan çıkardı
Eskiden dosyalar çoğunlukla gerçek fotoğraf, gerçek video ve gerçek mağdur ekseninde tartışılırdı. Bugün ise deepfake, sentetik görsel, model çıktısı, stilize edilmiş fakat gerçekçi sahne, çıplaklaştırma araçları ve yapay zekâ ile üretilmiş karakterler ceza dosyalarının parçası haline geldi. Avrupa Konseyi de son dönemde, yapay zekâ ile üretilen veya değiştirilen çocuk cinsel istismarı materyalinin ciddi ve yeni bir tehdit oluşturduğunu açıkça vurgulamaktadır.
Bu nedenle TCK 226 artık yalnız klasik dijital arşiv mantığıyla değil; AI destekli içerik üretimi ve görsel manipülasyon gerçekliğiyle birlikte okunmalıdır.
D.2 “Gerçek çocuk” ile “çocuk gibi görünen sentetik karakter” arasındaki fark neden hayatidir?
Ceza hukuku açısından her yapay zekâ görseli aynı kategoriye girmez. Bazı görseller gerçek kişiden türetilmiş deepfake olabilir. Bazıları sıfırdan sentetik karakter üretimi olabilir. Bazıları ise yaş görünümü bakımından gri alanda kalabilir. TCK 226/3’teki “temsili çocuk görüntüsü veya çocuk gibi görünen kişi” ibaresi, tam da bu nedenle teknik ve hukuki sınıflandırmayı zorunlu kılar.
Soru artık “fotoğraf mı değil mi?” değildir; “bu görselin normatif kategorisi nedir?” sorusudur. Bu yüzden yapay zekâ dosyalarında bilirkişi incelemesi tali değil, merkezi bir ihtiyaçtır. Bu konuya ayrıca Yapay Zekâ Görselleri TCK 226 Kapsamında Suç Sayılır mı? yazımda da ayrıntılı biçimde değindim.
D.3 OpenAI ve Google politikaları neden savunmada yardımcıdır?
OpenAI’nin güncel kullanım politikaları, çocukların cinselleştirilmesini ve “CSAM, whether or not any portion is AI generated” kullanımını açıkça yasaklamaktadır. Google’ın üretken yapay zekâya ilişkin kuralları da çocuk cinsel istismarı veya sömürüsüne ilişkin içerik üretme ve yayma girişimlerini yasaklar; ayrıca bu kapsama bilgisayar üretimi görüntülerin de girebildiğini kabul eder.
Bu politika metinleri, doğrudan Türk ceza normunun yerine geçmez; fakat bilinçli çocuk içeriği üretme kastı iddiasının, en azından olağan ve kurallı platform kullanımıyla uyumlu olmadığını göstermesi bakımından son derece değerlidir. Bir savunma bakımından doğru cümle şudur: “AI platformları buna izin vermez, o hâlde suç imkânsızdır” değil; “bu tür ağır bir kast iddiası varsa, platform logları, moderasyon kayıtları ve teknik izler de somutlaştırılmalıdır.”
D.4 Yerel model, açık kaynak sistem ve bulut tabanlı servis aynı şey değildir
Burada önemli bir ayrımı özellikle vurgulamak gerekir: ChatGPT/Gemini gibi barındırmalı sistemlerle, yerelde çalışan Stable Diffusion benzeri açık kaynak model mimarileri aynı değil. Filtreleri, log yapıları, metadata alışkanlıkları ve kullanım senaryoları farklıdır.
Bu yüzden soruşturma veya savunma bakımından şu sorular sorulmalıdır: çıktı klasörleri var mı, prompt history mevcut mu, PNG metadata korunmuş mu, model checkpoint kayıtları nerede, LoRA veya eklenti kullanılmış mı, internetten indirilmiş görüntü ile yerel üretim nasıl ayrılmış? Yapay zekâ dosyalarında gerçek farkı yaratan şey, işte bu teknik ayrımları görebilmektir. Bu başlığı ayrıca Yapay Zeka ile Müstehcen Görüntü Üretmek & Deepfake Şantaj yazımda daha cezai sonuç boyutuyla da ele aldım.
E. “Bulundurma” ile “satın alma” neden aynı şey değildir?
E.1 Kanun satın alma değil, bulundurma ve depolama fiiline odaklanır
TCK 226/3 ikinci cümlede, çocukların kullanıldığı veya kanunun kapsadığı ilgili içeriklere ilişkin ülkeye sokmak, çoğaltmak, satışa arz etmek, satmak, nakletmek, depolamak, bulundurmak ve başkalarının kullanımına sunmak fiilleri sayılmıştır. Dikkat edilirse, bağımsız seçimlik hareket olarak “satın alma” ibaresi yoktur.
Bu yüzden uygulamada para transferi veya ödeme anlatısı ne kadar ön plana çıkarılırsa çıkarılsın, mahkûmiyetin hukuki omurgası yine de kanunda yazılı fiil üzerinden kurulmak zorundadır. Başka bir ifadeyle, “satın aldı” varsayımı, ancak sonunda bulundurma/depolama fiiline bağlanabiliyorsa anlam kazanır.
E.2 Bir para hareketi ile suçun maddi unsuru arasına teknik köprü kurulmalıdır
Ödeme yapıldığı iddia edilen her olayda aynı sorular sorulmalıdır: Hangi içeriğe karşılık ödeme yapıldı? O içerik ne zaman teslim edildi? Hangi platform hesabına ulaştı? Aynı içerik, sanığın hangi cihazında bulundu? Hash veya metadata eşleşmesi var mı? Sanığın bunu bilerek muhafaza ettiği nasıl gösteriliyor? Bu halkalar kurulmadan “satın alma” söylemi, ceza normunun yerine geçmez.
Savunmada asıl vurgu da tam burada olmalıdır: Kanunun cezalandırdığı şey ödeme hareketi değil, somut ve iradî bulundurma fiilidir. Bu ayrımı NCMEC & Siber Suç İhbarı, Telegram Grupları & Müstehcenlik yazımda özellikle EFT-FAST izleri ve dijital delil sınırları bağlamında işledim.
E.3 “Bulundurma” suçlarında asıl soru, fiilî ve bilinçli egemenliktir
Bulundurma ve depolama suçlarında en önemli mesele, dosyanın varlığı değil; sanığın veri üzerindeki fiilî ve bilinçli egemenliğidir. Dosya aktif klasörde mi, otomatik cache alanında mı, silinmiş artıklarda mı, bulut senkronizasyonunda mı, eski bir yedek içinde mi? Son erişim tarihi ne? Kullanıcı klasör yapısı nasıl? Manuel kaydetme veya yeniden adlandırma var mı? İşte bunlar olmadan bulundurma/depolama fiili sağlıklı kurulamaz. Cihaz mülkiyeti ile veri üzerindeki ceza sorumluluğu aynı şey değildir.
E.4 İkinci el disk, yedek veri, cache ve thumbnail neden ciddiye alınmalıdır?
Dijital materyal suçlarında ikinci el HDD/SSD, eski yedekler, sistem cache’i, thumbnail verileri ve otomatik senkronizasyon kayıtları göz ardı edildiğinde, “bulunduysa sanık bilerek tutmuştur” gibi tehlikeli bir kısayol oluşur. Oysa ceza hukuku bu kadar kısa devre çalışmaz. Bilinçli depolama iradesi ayrıca ispat edilmelidir. Bu nedenle iyi savunma, “orada değildi” demekten çok, “orada olduğu söylenen şeyin hangi teknik zeminde ve hangi kullanıcı davranışıyla ilişkilendirildiği ortaya konulmadı” demelidir.
F. Tek başına EFT/havale neden mahkûmiyet standardı kurmaz?
F.1 Çünkü EFT, en fazla başlangıç verisidir; hüküm delili değil
Banka hareketi, açıklama kısmı, FAST/EFT kaydı veya aynı IBAN’a para gönderimi soruşturma bakımından kuşkusuz önemlidir. Ancak ceza muhakemesinde başlangıç şüphesi ile hükme esas ispat aynı şey değildir. EFT bir içeriğin ne olduğunu, sanığa gerçekten ulaşıp ulaşmadığını, hangi cihazda bulunduğunu ve sanığın bunu bilerek muhafaza ettiğini kendi başına göstermez. Dolayısıyla ödeme kaydı, en fazla soruşturmayı derinleştiren bir emare olabilir; mahkûmiyetin kendisi değil. Anayasal masumiyet karinesi de bu ayrımı zorunlu kılar.
F.2 Açıklama kısmındaki ibareler neden otomatik suç bağı kurmaz?
Bazen açıklama kısmında dikkat çekici ibareler, “yardım”, “destek”, “sma”, “hasta” gibi görünürde masum ama soruşturmada şifreli yorumlanan kelimeler yer alabilir. Fakat bu tür ibareler de tek başına suçun maddi unsurunu ispat etmez. Çünkü bu ibarenin gerçekten suç konusu içeriğe karşılık mı kullanıldığı, hangi mesajlaşma veya teslim zinciriyle bağlantılı olduğu ve sanık özelinde nasıl bireyselleştiği ayrıca gösterilmelidir. Aksi halde genel şüphe, kişisel mahkûmiyete dönüştürülmüş olur.
F.3 AYM’nin masumiyet karinesi yaklaşımı burada neden çok önemlidir?
Anayasa Mahkemesi, suç isnadı altında bulunan kişiye ilişkin karinelerin ve dolaylı çıkarımların, onu otomatik suçlu konuma itmemesi gerektiğini açıkça belirtir. Savunmanın bunlara karşı çıkabilmesi ve mahkemenin bu itirazları gerçekten değerlendirmesi gerekir. Bu nedenle “EFT var, demek ki satın aldı; satın aldıysa elinde de vardır; o halde suç sabit” zinciri, anayasal ölçüye göre fazla kestirme bir akıl yürütmedir. Ceza hukukunda bir varsayım, başka bir varsayımın dayanağı yapılamaz.
F.4 EFT ne zaman gerçekten değer kazanır?
EFT ancak başka güçlü teknik verilerle birleştiğinde anlamlı hale gelir: aynı tarihte cihazda görülen indirme izi, platform mesajlaşması, teslim ekranı, hash eşleşmesi, aktif kullanıcı klasöründe kayıt, paylaşım geçmişi, oturum verisi veya metadata bütünlüğü. Bunlar yoksa ödeme kaydı tek başına “suçun maddi unsurunu ispat eden ana delil” değil, en fazla “araştırılmaya değer bir başlangıç göstergesi” olur. Ceza dosyasını ayakta tutan şey, dekont değil; dekontla içerik arasındaki somut teknik köprüdür.
G. Özetle Bu Tip Davalarda Savunmada En Güçlü Cümle
Bu alandaki en güçlü cümle hâlâ aynıdır: “Bu dosyada ahlaki kanaat değil, teknik ispat aranmalıdır.” Müstehcenlik ve çocuklara ilişkin cinsel içerik dosyalarında yapay zekâ, konuyu basitleştirmez; tam tersine daha da teknik hale getirir. Gerçek görüntü ile sentetik karakteri, bulundurma ile satın almayı, ödeme ile teslimi, cihaz mülkiyeti ile iradî egemenliği, platform kullanımı ile çocuk içeriği kastını birbirine karıştırmadan değerlendirmek gerekir.
Detaylarına inerek sentez bir ceza hukuku uygulaması; tam da burada başlar: başlıkta değil, ayrıntıda. Bu konuda daha ileri yazılarımızı okumak için yazılarımız sayfamızda yer alan TCK 226, NCMEC, dijital delil ve yapay zekâ başlıklı içeriklere, arama butonundan arayarak bakabilirsiniz.
| Sıra | Yazı | Neden çok önemli? |
|---|---|---|
| 1 | Yapay Zeka ile Müstehcen Görüntü Üretmek & Deepfake Şantaj | Yapay zekâ, deepfake, dijital delil ve TCK 226 hattını en güncel ve en saldırı-savunma dengeli biçimde kuran yazılardan biri. Özellikle AI üretimi müstehcen içerik ile klasik dosya mantığının ayrıldığı yeri çok iyi taşıyan yazımızdır. |
| 2 | Yapay Zekâ Görselleri TCK 226 Kapsamında Suç Sayılır mı? | Sentetik görsel, çocuk gibi görünen kişi, temsili çocuk görüntüsü, dijital delil ve kast tartışmasını doğrudan TCK 226 merkezinde ele alıyor. AI odaklı müstehcenlik dosyaları için ana referans metin gibi durmaktadır. |
| 3 | Müstehcenlik Suçu Nedir? (TCK m. 226) | Dijital Savunma | TCK 226’nın genel çerçevesini, çocukların kullanıldığı içeriklere ilişkin bölümü ve dijital savunma mantığını bir araya getiriyor. AI tartışmasını da genel müstehcenlik savunmasına bağlamak için temel taşlardan biri. |
| 4 | NCMEC & Siber Suç İhbarı, Telegram Grupları & Müstehcenlik | NCMEC ihbarı, Telegram grupları, siber suç ihbarı ve müstehcenlik dosyalarının pratik savunma hattını bir araya getiriyor. Özellikle NCMEC kaynaklı TCK 226 dosyalarında çok merkezî bir yazı. |
| 5 | NCMEC CyberTipline & Telegram Çocuk Pornosu Suçunda Kurul | CyberTipline ihbarı, Telegram, kurul/rapor ihtiyacı ve içerik sınıflandırması gibi kritik savunma başlıklarını daha teknik ve dosya pratiğine yakın bir zeminde topluyor. Özellikle soruşturma aşaması için çok değerli bir çalışmamız. |
| 6 | NCMEC & TCK 226 Müstehcenlik, TCK 105 Kapsamında 100 Soru | Soru-cevap yapısıyla yüksek değer taşıyan genel bilgilenme için faydalıdır. Yapay zeka ile üretilen müstehcen içeriklerde savunma nasıl kurulur sorusuna da özel yer veriyor. |

- Avukat Orhan ÖNAL çizgisinde hazırlanan NCMEC Davaları & Soruşturmaları yazıları; tecrübeye dayalı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosya stratejisi, evrak ve teknik rapor içeriğine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Bu hususta ve benzeri nitelikte konularda ise uzun yıllardır üzerinde çalıştığımız ancak tamamlayamadığımız “NCMEC Uygulamaları Kitabında” da detaylıca yer verilmektedir.
- Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
- Benzer NCMEC’den doğan ceza davalarından gördüğümüz; her nevinden NCMEC davalarında farklı savunma argümanları geliştirilerek hareket edilmesi gerekliliğinin unutulmamasını ve mutlaka avukatınızla hareket edilerek savunma yapılmasını unutmamanızı şiddetle tavsiye ederiz.
- Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar* bölümüne veya *NCMEC DAVALARI için ve dijital cinsel suçlar* tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.
-
AVUKAT DESTEĞİ
Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.
Hafta içi: 09:00 – 19:00Cumartesi: 10:00 – 18:00Telefon: +90 532 282 25 23Gizlilik
Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.
-

Leave A Comment