Awesome Image
31Tem

Siber Suç Soruşturmasında Dijital Delil ve Savunma: IP Adresi, Telefon İncelemesi, CMK 134 ve Adli Bilişim

Bir siber suç soruşturmasında dosyaya giren her elektronik kayıt, hukuken geçerli bir dijital delil değildir. Bir IP adresinin belirlenmesi, bir sosyal medya hesabının belirli bir telefon numarasıyla ilişkilendirilmesi, bir bilgisayarda suçlamaya konu dosyanın bulunması veya bir mesajlaşma uygulamasında sakıncalı görülen bir içeriğin tespit edilmesi; tek başına o suçun belirli bir kişi tarafından işlendiğini tartışmasız biçimde ortaya koymayabilir.

Çünkü ceza yargılamasında asıl mesele yalnızca şudur: Dijital veri var mı?

Hayır. Asıl sorulması gereken sorular çok daha kapsamlıdır:

  • Dijital veri hangi cihazdan elde edilmiştir?
  • Cihazı suç tarihinde fiilen kim kullanmıştır?
  • Arama ve elkoyma işlemi hukuka uygun mudur?
  • Cihazın adli bilişim imajı alınmış mıdır?
  • Hash değerleri hesaplanmış ve karşılaştırılmış mıdır?
  • Delilin bütünlüğü korunmuş mudur?
  • Dosya kullanıcı tarafından mı oluşturulmuştur?
  • Veri otomatik indirme, önbellek, senkronizasyon veya uygulama artığı olabilir mi?
  • IP adresi, port bilgisi ve zaman damgası birbiriyle örtüşmekte midir?
  • Hesap sahibi ile fiilî kullanıcı aynı kişi midir?
  • Suçun maddi ve manevi unsurları oluşmuş mudur?

Bir siber suçlar avukatı veya bilişim suçları alanında çalışan ceza avukatı, dosyayı yalnızca iddianamede anlatılan olay üzerinden değerlendirmez. Dijital verinin doğduğu andan kolluk tarafından ele geçirilmesine, bilirkişi tarafından incelenmesine ve mahkeme huzuruna getirilmesine kadar uzanan bütün teknik ve hukuki zinciri denetler.

Siber Suç Soruşturması Nedir?

Siber suç soruşturması; internet, bilgisayar, telefon, sosyal medya hesabı, mesajlaşma uygulaması, banka hesabı, kripto varlık cüzdanı veya başka bir bilişim sistemi üzerinden işlendiği iddia edilen suçlara ilişkin ceza soruşturmasıdır. Uygulamada siber suç soruşturmaları özellikle şu iddialar üzerinden yürütülebilmektedir:

  • Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılık,
  • Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması,
  • Bilişim sistemine girme,
  • Sistemi engelleme, bozma veya verileri yok etme,
  • Kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesi veya yayılması,
  • Sosyal medya üzerinden tehdit, hakaret veya şantaj,
  • Müstehcenlik suçlamaları,
  • Yasa dışı bahis ve ödeme aracılığı iddiaları,
  • Sahte sosyal medya hesabı kullanılması,
  • Kimlik avı ve oltalama işlemleri,
  • İnternet bankacılığı dolandırıcılığı,
  • IBAN veya banka hesabının üçüncü kişilere kullandırılması,
  • WhatsApp, Telegram, Instagram, Facebook, Snapchat veya benzeri platformlar üzerinden gerçekleştirildiği iddia edilen suçlar.

Bu soruşturmalarda kolluk ve savcılık tarafından IP adresleri, kullanıcı bilgileri, HTS kayıtları, banka hareketleri, platform cevapları, telefon içerikleri, bilgisayar kayıtları ve adli bilişim raporları birlikte değerlendirilebilir. Ancak teknik verilerin çokluğu, suçun mutlaka işlendiği veya şüpheli olarak gösterilen kişinin fail olduğu anlamına gelmez.

Dijital Delil Nedir?

Dijital delil; elektronik bir sistemde oluşturulan, saklanan, değiştirilen veya aktarılan ve ceza soruşturması bakımından ispat değeri taşıdığı ileri sürülen veridir.

Dijital delil örnekleri arasında şunlar bulunabilir:

  • WhatsApp ve Telegram yazışmaları,
  • Instagram ve Facebook mesajları,
  • E-posta kayıtları,
  • Fotoğraf ve videolar,
  • İnternet geçmişi,
  • Arama geçmişi,
  • IP ve bağlantı kayıtları,
  • Dosya oluşturma ve değiştirme tarihleri,
  • EXIF ve diğer metadata kayıtları,
  • Silinmiş dosya kalıntıları,
  • Önbellek ve thumbnail kayıtları,
  • Bulut depolama verileri,
  • Kripto varlık transferleri,
  • Banka hareketleri,
  • Konum verileri,
  • Uygulama logları,
  • Kullanıcı adı ve hesap oturum kayıtları.

Dijital delilin en önemli özelliği, kolaylıkla kopyalanabilmesi ve teknik müdahaleye açık olmasıdır. Bu nedenle elektronik delilin yalnızca içeriği değil; elde edilme yöntemi, bütünlüğü, doğrulanabilirliği ve belirli bir kişiyle ilişkilendirilebilme gücü de incelenmelidir.

Türkiye Adalet Akademisi tarafından yayımlanan Dijital Delil Kılavuzu’nda da bir bilişim sistemine yalnızca olay yerinde bulunduğu gerekçesiyle el konulmaması, tedbirin suçla orantılı olarak gerekçelendirilmesi ve elektronik delilin değerini koruyacak şekilde ele alınması gerektiği belirtilmektedir.

Dijital Delilin Hukuka Uygun Olması Zorunludur

Ceza yargılamasında “bir veri bulundu” demek yeterli değildir. Verinin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş olması gerekir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 206. maddesine göre kanuna aykırı olarak elde edilen delil reddedilir. CMK’nın 217. maddesine göre ise yüklenen suç, ancak hukuka uygun biçimde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir.   Dolayısıyla bir dijital delilin değerlendirilmesinde iki ayrı inceleme yapılmalıdır:

  1. Delilin güvenilir olup olmadığı,
  2. Delilin hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediği.

Bir içerik gerçeği yansıtıyor gibi görünse dahi, kanuna aykırı bir arama veya inceleme sonucunda elde edilmişse ceza yargılamasında kullanılması ciddi bir hukuki tartışma doğurur.

CMK 134 Nedir?

CMK 134; bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasını, kayıtların kopyalanmasını ve dijital materyallere el konulmasını düzenleyen temel hükümdür. 31 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan düzenlemeye göre bu tedbirin uygulanabilmesi için genel olarak:

  • Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması,
  • Başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması,
  • Hâkim veya kanunda belirtilen istisnai hâllerde Cumhuriyet savcısı kararı bulunması,
  • İşlemin belirli bir suç soruşturmasıyla bağlantılı olması,

gerekir.

Bilgisayar veya dijital kütüklere el konulması hâlinde sistemdeki verilerin yedeklenmesi ve alınan yedekten bir kopyanın şüpheliye veya müdafiine verilmesi de savunma bakımından önem taşıyan kanuni güvenceler arasındadır. A.M. kararlarında CMK 134 kapsamındaki bu düzenlemelere ve dijital materyalin iadesi ile tazminat yollarına ilişkin hükümlere yer vermiştir.

Anayasa Mahkemesinin 2026 Tarihli CMK 134 İptal Kararı

Mahkeme’nin 12 Şubat 2026 tarihli ve E.2023/128, K.2026/36 sayılı kararıyla CMK 134’ün temel bölümlerini Anayasa’nın özel hayatın ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin hükümleri yönünden iptal etmiştir.

Karar, 25 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi özellikle dijital inceleme sonucunda elde edilen kişisel verilerin:

  • Saklanma şartları,
  • Saklanma süreleri,
  • Kullanım kapsamı,
  • Silinmesi,
  • İmha edilmesi,
  • İşlenmesinin sınırlandırılması,
  • Bu işlemleri yapmaya yetkili makamlar,

konusunda yeterli kanuni güvencelerin bulunmamasını değerlendirmiştir.

Ancak iptal hükmünün yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir. Buna göre iptal kararı 25 Şubat 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar CMK 134’ün mevcut hükümleri uygulanmaya devam etmekte olup yasama organının bu süre içinde yeni bir düzenleme yapması mümkündür. Bu gelişme, siber suç soruşturmalarında dijital delillerin toplanması ve saklanması bakımından son yılların en önemli hukuki gelişmelerinden biridir.

Telegram Grupları NCMEC Cybertipline Siber Suçlar Müstehcenlik TCK 226
Telegram NCMEC Müstehcenlik Siber Suçları

Avukat Orhan Önal’ın Dijital Delilin İncelenmesinde Kullandığı Yedi Halkalı Savunma Testi

Bir siber suç dosyasında dijital delili değerlendirirken yalnızca bilirkişi raporunun sonuç bölümüne bakmak yeterli değildir. Sağlıklı bir savunma için dijital delilin en az yedi ayrı aşamada incelenmesi gerekir.

1. Hukuki Yetki ve Karar Testi

Öncelikle dijital arama ve incelemenin hangi karara dayandığı tespit edilmelidir. Şu sorular cevaplandırılmalıdır:

  • Hâkim kararı var mıdır?
  • Savcı kararı verilmişse gecikmesinde sakınca bulunan hâl açıklanmış mıdır?
  • Kararın kapsamı nedir?
  • Hangi cihazların incelenmesine izin verilmiştir?
  • Arama belirli bir suç ve tarih aralığıyla sınırlandırılmış mıdır?
  • Kararda bulunmayan hesaplar ve veriler incelenmiş midir?

“Telefonun tamamı incelensin” biçiminde sınırsız ve belirsiz bir yaklaşım; özel hayat, haberleşme özgürlüğü ve kişisel verilerin korunması bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

2. Elkoyma ve Delil Zinciri Testi

Cihazın kimden, nerede, hangi tarihte ve hangi koşullarda teslim alındığı belirlenmelidir.

Telefon, bilgisayar veya haricî diskin:

  • Marka ve modeli,
  • Seri numarası,
  • Fiziksel durumu,
  • Açık veya kapalı oluşu,
  • SIM kart ve hafıza kartı bilgileri,
  • Teslim alan görevliler,
  • Mühür ve ambalaj bilgileri,
  • Laboratuvara gönderilme tarihi,

tutanaklarda açıkça gösterilmelidir. Delilin kolluktan laboratuvara, laboratuvardan emanete ve oradan mahkemeye kadar kimlerin gözetiminde bulunduğu açıklanamıyorsa delil zinciri tartışmalı hâle gelebilir.

3. Adli İmaj ve Hash Değeri Testi

Dijital materyalin doğrudan orijinali üzerinde çalışılması, verinin değişmesi riskini doğurabilir. Bu nedenle genel adli bilişim yaklaşımı, cihazın veya depolama ortamının birebir adli kopyasının alınması ve incelemenin bu kopya üzerinde yapılmasıdır.

Hash değeri, dijital verinin bir çeşit matematiksel parmak izidir. İnceleme başında ve sonunda hesaplanan hash değerlerinin aynı olması, incelenen kopyanın değişmediğini göstermeye yardımcı olur.

Türkiye Adalet Akademisinin Dijital Delil Kılavuzu’nda da yazma engelleyici cihaz kullanılması, tam adli kopya oluşturulması, kopyaların hash veya adres hesaplamalarıyla doğrulanması ve delil zincirinin korunması önerilmektedir. Savunma makamının şu soruları yöneltmesi gerekir:

  • Adli imaj alınmış mıdır?
  • Hangi yazılım kullanılmıştır?
  • Yazılımın sürümü nedir?
  • Hash algoritması nedir?
  • Kaynak materyal ile imajın hash değerleri aynı mıdır?
  • İnceleme orijinal cihazda mı, kopya üzerinde mi yapılmıştır?
  • Şüpheliye veya müdafiine yedek kopya verilmiş midir?
4. Kullanıcı–Cihaz–Hesap Bağlantısı Testi

Bir cihazın bir evde bulunması, cihazdaki bütün işlemlerin evde bulunan belirli bir kişi tarafından gerçekleştirildiğini göstermez. Aynı telefon veya bilgisayar:

  • Eşler,
  • Kardeşler,
  • Çocuklar,
  • İş arkadaşları,
  • Ev arkadaşları,
  • Misafirler,
  • Çalışanlar,

tarafından ortak kullanılabilir.

Benzer biçimde ikinci el satın alınan bir bilgisayar, sabit disk veya telefon önceki kullanıcıya ait veriler içerebilir. Bu nedenle cihazın kime ait olduğu ile suç tarihinde cihazı kimin kullandığı birbirinden ayrılmalıdır. Kullanıcı profilleri, oturum kayıtları, parola bilgileri, hesap senkronizasyonları ve kullanım saatleri birlikte değerlendirilmelidir.

5. IP Adresi ve Bağlantı Kayıtları Testi

“IP adresi şüphelinin internet aboneliğine ait” tespiti, çoğu dosyada soruşturmanın başlangıç noktasıdır. Fakat bağlantının kime ait olduğu ile işlemi kimin yaptığı aynı soru değildir.

Bir IP adresi;

  • Aynı evdeki birden fazla kişi,
  • Ortak işyeri ağı,
  • Misafir Wi-Fi ağı,
  • İnternet kafe,
  • Apartman ağı,
  • Mobil erişim noktası,
  • Ele geçirilmiş modem,
  • Uzaktan erişim sistemi,

üzerinden kullanılabilir.

Özellikle CGNAT kullanılan bağlantılarda yalnızca IP adresinin değil, port numarası ile saniye hassasiyetindeki zaman bilgisinin de incelenmesi gerekir. Dinamik IP, VPN, proxy, uzaktan bağlantı ve ağ paylaşımı ihtimalleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Dijital Delil Kılavuzu da IP adreslerinin farklı protokoller, ağ geçişleri ve tünelleme teknolojileri nedeniyle maskelenebileceğini veya takibinin zorlaşabileceğini açıklamaktadır. Bu nedenle şu denklem kurulmadan fail tespiti tamamlanmış sayılmamalıdır:

IP adresi + port bilgisi + tarih ve saat + abone kaydı + cihaz bulgusu + kullanıcı bağlantısı + içerik ve diğer destekleyici deliller

6. Dosyanın Oluşum Biçimi ve Teknik Kaynağı Testi

Bir görselin veya dosyanın cihazda bulunması, kullanıcının o dosyayı bilerek indirdiğini, açtığını veya sakladığını otomatik olarak göstermez. Dosya şu yollarla cihazda oluşmuş olabilir:

  • Tarayıcı önbelleği,
  • Uygulama önbelleği,
  • Otomatik medya indirme,
  • WhatsApp veya Telegram otomatik kayıt özelliği,
  • Bulut senkronizasyonu,
  • Thumbnail üretimi,
  • Geçici dosya oluşturulması,
  • Grup sohbetine gönderilen içeriğin otomatik kaydedilmesi,
  • Önceki kullanıcıdan kalan veri,
  • Sistem geri yükleme kaydı,
  • Silinmiş dosyanın carving yöntemiyle kurtarılması.

Özellikle silinmiş alanlardan veya carving yöntemiyle elde edilen verilerde dosyanın:

  • Orijinal adı,
  • Klasör yolu,
  • Oluşturulma tarihi,
  • Son erişim tarihi,
  • Kullanıcı tarafından açılıp açılmadığı,
  • Hangi uygulama tarafından oluşturulduğu,

her zaman kesin biçimde belirlenemeyebilir.

Bu nedenle bilirkişi raporunda yalnızca “suç unsuru olduğu değerlendirilen dosya bulundu” denilmesi yeterli değildir. Dosyanın nasıl oluştuğu ve kullanıcı iradesiyle ilişkisi teknik olarak açıklanmalıdır.

7. İçerik, Bağlam, Kast ve Destekleyici Delil Testi

Ceza sorumluluğu yalnızca teknik eşleşme üzerinden kurulamaz. Suçun maddi unsurunun yanında manevi unsurunun da değerlendirilmesi gerekir. Bir mesajın:

  • Öncesi ve sonrası,
  • Gönderildiği grup,
  • Taraflar arasındaki ilişki,
  • Şaka veya ironi niteliği,
  • Hesabın ele geçirilmiş olma ihtimali,
  • Mesajın gönderilme amacı,
  • İçeriğin kullanıcı tarafından bilinip bilinmediği,

incelenmeden yalnızca tek bir ekran görüntüsü üzerinden değerlendirme yapılması hatalı sonuçlar doğurabilir.

Dijital verinin mutlaka banka kaydı, tanık anlatımı, cihaz bulgusu, hesap oturumu, kullanıcı davranışı veya başka objektif delillerle doğrulanıp doğrulanmadığı araştırılmalıdır.

IP Adresi Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli midir?

IP adresi önemli bir teknik bulgudur. Ancak IP adresi çoğunlukla belirli bir internet bağlantısını veya aboneliği gösterir; işlemi fiziksel olarak yapan kişiyi tek başına göstermez.

Örneğin internet aboneliği baba adına kayıtlı olabilir ancak bağlantıyı aynı evde yaşayan dört farklı kişi kullanabilir. İşyerindeki bağlantı şirket adına kayıtlı olduğu hâlde onlarca çalışan aynı ağdan internete erişebilir. Bu nedenle ceza dosyasında şu ayrım yapılmalıdır:

  • Abone kimdir?
  • Bağlantıyı kullanan cihaz hangisidir?
  • Cihazı suç tarihinde fiilen kullanan kişi kimdir?
  • Suça konu hesabı kim yönetmektedir?
  • Fiil, kast ve içerik kiminle ilişkilendirilmektedir?

Bu aşamalar tamamlanmadan yalnızca IP adresi üzerinden kesin fail tespiti yapılması savunma yönünden itiraz edilmesi gereken bir değerlendirmedir.

Polis veya Siber Suçlar Şubesi Telefona Bakabilir mi?

Şüphelinin telefonunun içeriğinin incelenmesi, sıradan bir eşya kontrolü olarak kabul edilemez. Akıllı telefonlar; kişinin özel yazışmalarını, fotoğraflarını, banka bilgilerini, sağlık verilerini, konum geçmişini, iş ilişkilerini ve aile hayatını içerebilir. Bu nedenle telefon incelemesinin:

  • Kanuni bir karara dayanması,
  • Belirli bir suçla bağlantılı olması,
  • Ölçülü şekilde yürütülmesi,
  • İnceleme kapsamının açık olması,
  • Elde edilen verilerin bütünlüğünün korunması,

gerekir.

Kolluk tarafından “ön inceleme tutanağı” düzenlenmesi, telefonun kanuni karar bulunmadan sınırsız biçimde incelenebileceği anlamına gelmez. Somut olayın niteliğine göre CMK 134, haberleşme özgürlüğüne ilişkin hükümler ve hukuka aykırı delil yasakları birlikte değerlendirilmelidir.

Telefon Şifresini Vermek Zorunlu mudur?

Telefon şifresi meselesi; susma hakkı, kendini suçlamaya zorlanamama ilkesi, biyometrik kilitler ve arama kararının kapsamı bakımından özel değerlendirme gerektirir.

Şüphelinin herhangi bir hukuki değerlendirme yapılmadan:

  • Telefon şifresini açıklaması,
  • Sosyal medya hesaplarını açması,
  • Bulut hesabına giriş yapması,
  • Kolluğa ayrıntılı teknik açıklama sunması,

daha sonra geri alınması güç sonuçlara neden olabilir.

Bununla birlikte her dosyanın koşulları farklıdır. Şifre veya cihaz erişimi konusunda soyut ve herkese uygulanabilecek tek bir cevap yerine, mevcut arama kararı ve soruşturma dosyası incelenmelidir.

Ekran Görüntüsü Tek Başına Delil Sayılır mı?

WhatsApp, Instagram, Telegram veya diğer sosyal medya uygulamalarından alınan ekran görüntüleri delil başlangıcı niteliğinde olabilir. Ancak ekran görüntülerinin kolaylıkla düzenlenebilmesi nedeniyle şu hususlar araştırılmalıdır:

  • Görüntünün alındığı cihaz,
  • Hesabın kullanıcı bilgileri,
  • Mesajın tam konuşma içindeki yeri,
  • Tarih ve saat bilgileri,
  • Mesajın silinip silinmediği,
  • Karşı taraf cihazındaki kayıtlar,
  • Platform kayıtları,
  • Görüntünün orijinal olup olmadığı,
  • Görüntü üzerinde düzenleme yapılıp yapılmadığı.

Kesilmiş, bağlamından koparılmış veya yalnızca tek tarafça sunulmuş ekran görüntüsü, her durumda kesin ve tartışmasız bir delil olarak kabul edilmemelidir.

Sosyal Medya Platformu İhbarı Suçun Kanıtı mıdır?

Meta, Google, Microsoft, Snapchat veya başka bir yurt dışı merkezli platform tarafından gönderilen kullanıcı ve içerik raporları, soruşturmanın başlatılmasına neden olabilir.

Ancak platform raporu ile ceza mahkûmiyeti aynı şey değildir.

Savunma bakımından şu noktalar incelenmelidir:

  • Platform içeriği bizzat incelemiş midir?
  • Rapor otomatik sistem tarafından mı oluşturulmuştur?
  • Bildirilen dosyanın kendisi mevcut mudur?
  • Yalnızca hash eşleşmesi mi vardır?
  • Hesabın fiilî kullanıcısı belirlenmiş midir?
  • Hesap ele geçirilmiş olabilir mi?
  • İçerik gönderilmiş, alınmış veya yalnızca önbelleğe kaydedilmiş midir?
  • Tarih, saat ve zaman dilimi doğru çevrilmiş midir?
  • Yurt dışından gelen kayıtların doğruluğu ve bütünlüğü denetlenmiş midir?

Bir platformun bildirimde bulunması, bildirime konu kişinin suçu işlediği anlamına gelmez. Bu raporların yerel soruşturma delilleriyle desteklenmesi ve savunma tarafından denetlenebilir olması gerekir.

Silinmiş Dosyalar Delil Olabilir mi?

Silinmiş bir dosyanın teknik yöntemlerle kurtarılması mümkündür. Ancak silinmiş dosyanın bulunması her zaman dosyanın kullanıcı tarafından bilerek bulundurulduğunu göstermez.

Şu ihtimaller araştırılmalıdır:

  • Dosya kullanıcı tarafından mı silinmiştir?
  • İşletim sistemi veya uygulama tarafından otomatik mi temizlenmiştir?
  • Dosyanın tam içeriği mi, yalnızca parçası mı kurtarılmıştır?
  • Uzantının adı ve klasör yolu mevcut mudur?
  • Dijital dosyanın açıldığına ilişkin kayıt var mıdır?
  • Dosya önceki kullanıcıdan kalmış olabilir mi?
  • Veri, ikinci el depolama aygıtında mı bulunmuştur?
  • Dosya yalnızca önbellek veya thumbnail kaydı mıdır?

Silinmiş alanda bulunan parçalı bir veri ile kullanıcının aktif biçimde oluşturduğu, düzenlediği ve sakladığı dosyanın ispat değeri aynı değildir.

Siber Suçlar Şubesinden İfadeye Çağrıldım, Ne Yapmalıyım?

Siber suçlar şubesinden aranmanız, hakkınızda kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunduğu anlamına gelmez. Ancak ifade işlemi, soruşturmanın en kritik aşamalarından biridir. İfade vermeden önce mümkünse:

  • Hangi suçtan çağrıldığınızı öğrenin.
  • Dosya ve soruşturma numarasını not alın.
  • Şüpheli mi, müşteki mi, bilgi sahibi mi olduğunuzu sorun.
  • Telefonla ayrıntılı olay anlatımı yapmayın.
  • Dosya görülmeden teknik tahminlerde bulunmayın.
  • Cihaz, hesap ve internet bağlantısının ortak kullanım durumunu belirleyin.
  • Suç tarihindeki telefon, bilgisayar ve hat bilgilerini toparlayın.
  • Banka hareketlerini ve hesap erişimlerini kontrol edin.
  • Ceza avukatı veya siber suçlar alanında çalışan bir avukattan hukuki destek alın.

Şüphelinin “ben anlatırsam mesele hemen anlaşılır” düşüncesiyle dosyayı görmeden ayrıntılı beyanda bulunması, bazen savunmada giderilmesi güç çelişkiler yaratabilir.

Siber Suç Soruşturmalarında Yapılmaması Gerekenler

Soruşturmayı öğrendikten sonra panikle hareket edilmemelidir. Özellikle:

  • Telefon veya bilgisayardaki veriler silinmemeli,
  • Cihaz fabrika ayarlarına döndürülmemeli,
  • Sosyal medya hesapları üzerinde bilinçsiz değişiklik yapılmamalı,
  • Başkasına ait olduğu iddia edilen hesaplara giriş yapılmamalı,
  • Kolluğa gerçeğe aykırı bilgi verilmemeli,
  • Dosya görülmeden suçlama hakkında kesin tahminlerde bulunulmamalı,
  • Başka kişilerin beyanlarını etkilemeye çalışılmamalıdır.

Verilerin silinmesi, savunmada kullanılabilecek lehe kayıtların da kaybolmasına neden olabilir. Ayrıca delillere müdahale edildiği yönünde yeni tartışmalar doğurabilir.

Bilişim Suçlarında Savunma Nasıl Hazırlanır?

Etkili bir bilişim suçları savunması yalnızca genel hukuk bilgisine dayanmaz. Ceza hukuku, ceza muhakemesi ve adli bilişim kavramlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir. Savunma hazırlanırken şu işlemler yapılabilir:

Dosya ve İddianame Analizi

Suçlama, sevk maddeleri, suç tarihi, mağdur anlatımları ve soruşturmanın dayandığı temel deliller belirlenir.

Dijital Delil Haritası

Her dijital delilin:

  • Kaynağı,
  • Elde edilme tarihi,
  • Hukuki dayanağı,
  • İlgili cihaz,
  • Kullanıcı bağlantısı,
  • Teknik doğrulama yöntemi,

ayrı ayrı gösterilir.

Usul Denetimi

Arama, elkoyma, imaj alma, yedek kopya verme, bilirkişi incelemesi ve delil muhafaza işlemleri CMK bakımından değerlendirilir.

Bilirkişi Raporunun Denetlenmesi

Bilirkişi raporunda kullanılan yöntem, yazılım, sürüm, hash değerleri, dosya yolları ve teknik sonuçların gerekçesi incelenir.

Alternatif Teknik Senaryolar

Ortak kullanım, ikinci el cihaz, hesap ele geçirilmesi, otomatik indirme, bulut senkronizasyonu, önbellek, CGNAT ve uzaktan erişim ihtimalleri somut verilerle değerlendirilir.

Lehe Delillerin Toplanması

Şüphelinin yalnızca aleyhindeki veriler değil; lehine olan cihaz kayıtları, banka hareketleri, tanıklar, işyeri kayıtları, seyahat bilgileri ve iletişim kayıtları da dosyaya sunulur.

Avukat Orhan Önal Siber Suç Dosyalarını Nasıl İnceler?

Avukat Orhan Önal tarafından yürütülen siber suç ve bilişim suçları savunmalarında dosya yalnızca suçlama metni üzerinden değerlendirilmez. Çalışma sistemi genel olarak şu aşamalardan oluşur:

  1. Soruşturma veya dava dosyasının incelenmesi,
  2. Dijital delillerin kaynağının tespit edilmesi,
  3. Arama ve elkoyma işlemlerinin hukuka uygunluk denetimi,
  4. IP, port, zaman ve kullanıcı bağlantısının değerlendirilmesi,
  5. Adli bilişim raporundaki teknik eksikliklerin belirlenmesi,
  6. Gerekli bilirkişi sorularının hazırlanması,
  7. Şüpheli veya sanığın kişisel durumuna uygun savunma stratejisinin oluşturulması,
  8. Soruşturma, tutukluluk incelemesi, duruşma ve kanun yolu aşamalarının birlikte planlanması.

İzmir merkezli olarak çalışan Avukat Orhan Önal’dan; İzmir siber suçlar avukatı, bilişim suçları avukatı, dijital delil avukatı, telefon incelemesi avukatı veya siber suçlar ifade avukatı arayışında olan kişiler, dosyanın niteliğine göre yüz yüze veya uzaktan hukuki danışmanlık alabilir.

Siber Suç Dosyasında Neden Erken Hukuki Destek Alınmalıdır?

Siber suç soruşturmalarında ilk ifade, cihaz teslimi, telefon incelemesi ve bilirkişi raporu sürecin yönünü belirleyebilir.

Dosya mahkemeye ulaştıktan sonra bazı eksikliklerin giderilmesi mümkün olsa da;

  • İlk tutanağın içeriği,
  • Cihazın teslim biçimi,
  • Yedek kopya talebi,
  • Şifre ve hesap erişimi,
  • İfade sırasında verilen teknik açıklamalar,
  • Ortak kullanım savunması,
  • Lehe delillerin zamanında korunması,

bakımından soruşturmanın başlangıç aşaması büyük önem taşır. Erken hukuki yardımın amacı gerçeği gizlemek değil; soruşturmanın hukuka uygun yürütülmesini, şüphelinin haklarının korunmasını ve dijital delillerin doğru değerlendirilmesini sağlamaktır.

Müvekkillerden Sık Sorulan Sorular

1. Siber Suçlar Şubesinden Arandım, Hakkımda Siber Suç Davası mı Açıldı?

Hayır. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından aranmanız, hakkınızda doğrudan bir siber suç davası açıldığı anlamına gelmez. Çoğu zaman çağrı; ifade alınması, dijital materyal teslimi, telefon incelemesi, bilgisayar incelemesi veya bir sosyal medya hesabına ilişkin bilgi sorulması amacıyla yapılır. Bu da bir ceza davası değil, savcılık takibatı olduğu manasına gelir.

Ancak siber suç soruşturması, ilk ifadeden itibaren dikkatle takip edilmelidir. Çünkü şüphelinin kollukta verdiği ifade, telefon şifresiyle ilgili beyanları, sosyal medya hesabının kullanımına ilişkin açıklamaları ve IP adresi hakkında söyledikleri daha sonra iddianameye veya bilirkişi raporuna yansıyabilir.

İzmir, Muğla, Denizli, Aydın, Balıkesir, Çanakkale ve Antalya’da takip ettiğimiz siber suç soruşturmalarında, henüz dosyanın içeriği görülmeden yapılan ayrıntılı açıklamaların savunmayı zorlaştırabildiği görülmektedir.

2. IP Adresi Benim Adıma Kayıtlıysa Siber Suçun Faili Sayılır mıyım?

Hayır. Bir IP adresinin sizin internet aboneliğinize ait olması, siber suçun mutlaka sizin tarafınızdan işlendiğini göstermez. IP adresi çoğu zaman yalnızca belirli bir internet bağlantısını veya aboneliği işaret eder. O bağlantıyı kullanan gerçek kişinin ayrıca belirlenmesi gerekir. Bir internet bağlantısı;

  • Aynı evde yaşayan aile bireyleri,
  • İşyerindeki çalışanlar,
  • Misafirler,
  • Ortak Wi-Fi kullanıcıları,
  • Uzaktan bağlantı kuran kişiler,
  • Ele geçirilmiş modem veya hesaplar,

tarafından kullanılabilir.

Çanakkale, Balıkesir, Aydın ve Denizli’de takip ettiğimiz IP adresi delili bulunan bilişim suçları dosyalarında; yalnızca abonelik kaydının değil, port numarasının, CGNAT kaydının, tarih ve saat bilgisinin, kullanılan cihazın ve sosyal medya hesabının fiilî kullanıcısının da belirlenmesi gerektiğini savunuyoruz.

Bu nedenle “IP adresi size ait, dolayısıyla suçu siz işlediniz” şeklindeki yaklaşım teknik ve hukuki açıdan eksik olabilir. IP adresi delil midir, CGNAT kaydı nedir, dinamik IP adresi nasıl incelenir ve IP adresi tek başına mahkûmiyet için yeterli midir soruları her somut dosyada ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

3. Telefonumda Suçlamaya Konu Fotoğraf veya Dosyanın Bulunması Mahkûmiyet İçin Yeterli midir?

Her durumda yeterli değildir. Bir telefon, tablet veya bilgisayarda suçlamaya konu bir dosyanın bulunması; o dosyanın kullanıcı tarafından bilinçli olarak indirildiğini, açıldığını, saklandığını veya başkasına gönderildiğini otomatik olarak kanıtlamaz. Dosya;

  • WhatsApp otomatik indirme özelliği,
  • Telegram önbelleği,
  • İnternet tarayıcısı cache kaydı,
  • Bulut senkronizasyonu,
  • Thumbnail oluşturulması,
  • Grup sohbeti üzerinden otomatik kayıt,
  • İkinci el cihazda önceki kullanıcıdan kalan veri,
  • Silinmiş alandan carving yöntemiyle kurtarılan veri,

nedeniyle cihazda bulunabilir.

Antalya, Kaş, Bodrum, İzmir ve Muğla’da takip ettiğimiz telefon incelemesi, dijital delil incelemesi ve adli bilişim raporu içeren dosyalarda yalnızca “dosya bulundu” tespitiyle yetinilmemektedir. Dosyanın klasör yolu, oluşturulma tarihi, son erişim zamanı, indirilme yöntemi, kullanıcı tarafından açılıp açılmadığı ve hangi uygulama tarafından oluşturulduğu araştırılmalıdır.

Bu nedenle bir bilişim suçları avukatı, bilirkişi raporundaki teknik verileri inceleyerek dosyanın kullanıcı iradesiyle mi yoksa otomatik sistem işlemleriyle mi oluştuğunu değerlendirmelidir.

4. Siber Suç Soruşturmasında Telefon ve Bilgisayar İncelemesine İtiraz Edilebilir mi?

Evet. Telefon, bilgisayar, tablet, haricî disk veya diğer dijital materyaller üzerinde yapılan incelemelerin hukuka uygunluğu denetlenebilir. Özellikle CMK 134, dijital materyallerde arama, kopyalama ve elkoyma işlemleri bakımından temel düzenlemedir. Savunmada şu hususlar incelenmelidir:

  • Hâkim veya savcı kararı bulunup bulunmadığı,
  • Kararın hangi suç ve cihazları kapsadığı,
  • Elkoyma işleminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı,
  • Cihazın adli imajının alınıp alınmadığı,
  • Hash değerlerinin hesaplanıp hesaplanmadığı,
  • Yedek kopyanın şüpheliye veya müdafiine verilip verilmediği,
  • İncelemenin orijinal cihaz üzerinde yapılıp yapılmadığı,
  • Delil zincirinin korunup korunmadığı.

İzmir, Muğla, Aydın, Denizli ve Antalya’daki siber suç soruşturması dosyalarında, hukuka aykırı telefon incelemesi veya eksik adli bilişim işlemleri bulunması hâlinde delilin güvenilirliğine ve hukuka uygunluğuna itiraz edilebilir.

5. Adli Bilişim Bilirkişi Raporu Kesin Delil midir?

Hayır. Adli bilişim bilirkişi raporu, mahkemeyi veya Cumhuriyet savcısını mutlak biçimde bağlayan kesin bir delil değildir. Bilirkişi raporunda kullanılan yöntem, yazılım, yazılım sürümü, hash değeri, dosya yolu, metadata bilgileri ve teknik yorumlar savunma tarafından denetlenebilir. Bir bilirkişi raporunda yalnızca “suç unsuru içerik tespit edilmiştir” denilmesi yeterli olmayabilir. Raporda ayrıca:

  • İçeriğin hangi klasörde bulunduğu,
  • Aktif mi silinmiş mi olduğu,
  • Dosyanın ne zaman oluşturulduğu,
  • Kullanıcı tarafından açılıp açılmadığı,
  • Otomatik indirme ihtimalinin bulunup bulunmadığı,
  • Cihazın ortak kullanılıp kullanılmadığı,
  • Dosyanın önceki kullanıcıdan kalıp kalmadığı,

açıklanmalıdır.

Balıkesir, Çanakkale, İzmir ve Antalya’da takip ettiğimiz adli bilişim raporuna itiraz dosyalarında ek bilirkişi raporu, bağımsız bilirkişi incelemesi veya yeni bir teknik heyet değerlendirmesi talep edilebilmektedir.

6. Silinmiş Dosyalar Siber Suç Davasında Delil Olarak Kullanılabilir mi?

Silinmiş dosyalar teknik yöntemlerle kurtarılabilir ve soruşturma dosyasına delil olarak sunulabilir. Ancak silinmiş bir dosyanın bulunması, dosyanın şüpheli veya sanık tarafından bilerek oluşturulduğunu ya da saklandığını tek başına göstermez. Silinmiş dosyalarda şu sorular önemlidir:

  • Dosya tam olarak mı yoksa parçalı biçimde mi kurtarılmıştır?
  • Dosyanın orijinal adı mevcut mudur?
  • Dosyanın klasör yolu belirli midir?
  • Kullanıcının dosyayı açtığına ilişkin kayıt var mıdır?
  • Dosya önbellek veya geçici klasörden mi elde edilmiştir?
  • Dosya ikinci el cihazın eski kullanıcısına mı aittir?
  • Silme işlemi kullanıcı tarafından mı yoksa sistem tarafından mı yapılmıştır?

Bodrum, Kaş, Antalya ve Muğla’da takip ettiğimiz bazı silinmiş dijital veri, carving yöntemi ve önbellek dosyası tartışmaları bulunan bilişim suçları dosyalarında, verinin cihazda bulunması ile kişinin suç kastının ispatlanması arasında önemli bir ayrım bulunduğu savunulmaktadır.

7. WhatsApp, Telegram ve Instagram Mesajları Tek Başına Delil Sayılır mı?

WhatsApp, Telegram, Instagram, Facebook veya diğer sosyal medya platformlarındaki mesajlar ceza soruşturmasında delil olarak değerlendirilebilir. Ancak yalnızca ekran görüntüsünün bulunması, mesajın gerçekliğini ve gönderen kişiyi her durumda kesin olarak kanıtlamaz. Mesajların değerlendirilmesinde:

  • Hesabın fiilî kullanıcısı,
  • Cihazın kime ait olduğu,
  • Hesabın ele geçirilip geçirilmediği,
  • Konuşmanın tamamı,
  • Mesajın öncesi ve sonrası,
  • Tarih ve saat bilgileri,
  • Platformdan gelen kullanıcı kayıtları,
  • Karşı taraf cihazındaki kayıtlar,
  • Ekran görüntüsünde düzenleme yapılıp yapılmadığı,

araştırılmalıdır.

İzmir, Denizli, Aydın ve Balıkesir’de takip ettiğimiz WhatsApp mesajları delil midir, Telegram soruşturması, Instagram hesabı soruşturması ve sosyal medya suçları dosyalarında, tek bir ekran görüntüsü yerine mesajın bütünlüğünün ve teknik kaynağının incelenmesi gerektiğini savunuyoruz.

8. Sosyal Medya Hesabı Benim Telefon Numarama Bağlıysa Suçtan Ben mi Sorumlu Olurum?

Hayır. Bir sosyal medya hesabının sizin telefon numaranıza, e-posta adresinize veya cihazınıza bağlı olması, hesaptan yapılan bütün işlemlerin mutlaka sizin tarafınızdan gerçekleştirildiğini göstermez. Hesap;

  • Başka bir aile bireyi tarafından kullanılmış,
  • Ortak cihazda açık bırakılmış,
  • Şifresi üçüncü kişilerle paylaşılmış,
  • Oltalama yöntemiyle ele geçirilmiş,
  • Eski telefon veya bilgisayarda açık kalmış,
  • Yetkisiz erişime uğramış,

olabilir.

Muğla, Bodrum, Antalya ve İzmir’de takip ettiğimiz sosyal medya hesabı ele geçirilmesi, Instagram hesabından suç işlenmesi, Telegram hesabı kullanımı ve sahte hesap soruşturmaları kapsamında; hesap sahipliği ile hesabın suç tarihindeki fiilî kullanımı birbirinden ayrılmaktadır.

9. Yurt Dışındaki Sosyal Medya Platformundan Gelen İhbar Kesin Delil midir?

Hayır. Meta, Google, Microsoft, Snapchat veya diğer yurt dışı merkezli platformlar tarafından gönderilen ihbar ve kullanıcı raporları, soruşturmanın başlamasına neden olabilir. Ancak platform ihbarı tek başına kesin suç kanıtı değildir. Platform raporunda şu hususlar araştırılmalıdır:

  • İçeriğin platform tarafından gerçekten incelenip incelenmediği,
  • İhbarın otomatik sistemle mi oluşturulduğu,
  • Dosyanın kendisinin mevcut olup olmadığı,
  • Yalnızca hash eşleşmesi bulunup bulunmadığı,
  • Hesabın gerçek kullanıcısının belirlenip belirlenmediği,
  • Tarih ve saat bilgilerinin doğru çevrilip çevrilmediği,
  • Hesabın ele geçirilme ihtimali,
  • İçeriğin gönderilmiş mi, alınmış mı veya otomatik kaydedilmiş mi olduğu.

Antalya, İzmir, Muğla ve Balıkesir’de takip ettiğimiz yurt dışı platform ihbarı, sosyal medya ihbar raporu, hash eşleşmesi ve dijital içerik soruşturması bulunan dosyalarda, platform bildiriminin yerel ve doğrulanabilir delillerle desteklenmesi gerektiğini savunuyoruz.

10. Ortak Kullanılan Bilgisayarda Bulunan Dijital Delilden Kim Sorumlu Olur?

Ortak kullanılan bilgisayar, telefon veya tablette bulunan dijital veriler otomatik olarak cihaz sahibine yüklenemez. Cihazı suç tarihinde kimin kullandığı, hangi kullanıcı profilinin açık olduğu ve suçlamaya konu işlemin hangi hesaptan gerçekleştirildiği belirlenmelidir. Özellikle aile evlerinde, öğrenci evlerinde ve işyerlerinde bir cihazı birden fazla kişi kullanabilir. Bu durumda;

  • Kullanıcı hesapları,
  • Oturum açma kayıtları,
  • Tarayıcı profilleri,
  • Parola bilgileri,
  • Dosya sahipliği,
  • Mesajlaşma hesapları,
  • Kullanım tarihleri,
  • İşletim sistemi logları,

incelenmelidir.

Denizli, Aydın, İzmir, Bursa, İstanbul ve Çanakkale’de takip ettiğimiz ortak bilgisayar kullanımı, ortak telefon kullanımı ve ikinci el cihaz savunması bulunan siber suç davalarında (müstehcenlik-TCK226, Yasa Dışı Bahis gibi) , cihazın mülkiyeti ile fiilî kullanıcı arasında ayrım yapılması gerektiği üzerinde durulmaktadır.

11. İkinci El Telefon, Bilgisayar veya Sabit Diskte Bulunan Dosyalardan Sorumlu Olur muyum?

İkinci el alınan bir telefon, bilgisayar, SSD, HDD veya haricî diskte önceki kullanıcıya ait veriler bulunabilir. Özellikle biçimlendirilmiş veya silinmiş depolama alanlarında eski dosyalar adli bilişim yazılımlarıyla kurtarılabilir. Bu nedenle ikinci el cihaz dosyalarında:

  • Satın alma tarihi,
  • Fatura veya ödeme kaydı,
  • İlan ve mesajlaşmalar,
  • Cihazın önceki sahibi,
  • Dosyaların oluşturulma tarihleri,
  • İşletim sistemi kurulum tarihi,
  • Kullanıcı profilleri,
  • Silinmiş dosya kayıtları,

incelenmelidir.

İzmir, Balıkesir, Muğla ve Antalya’da takip ettiğimiz ikinci el bilgisayar, ikinci el telefon, silinmiş dosya ve adli bilişim incelemesi içeren dosyalarda, suçlamaya konu verinin cihazın yeni sahibinden önce oluşturulmuş olması güçlü bir savunma konusu olabilir.

12. Siber Suçlar Davasında Hangi Avukata Başvurulmalıdır?

Siber suçlar ve bilişim suçları dosyalarında yalnızca genel ceza hukuku bilgisi yeterli olmayabilir. Dosyanın; CMK 134, IP adresi, CGNAT, port bilgisi, hash değeri, adli imaj, metadata, cache, thumbnail, carving, sosyal medya platform kayıtları ve bilirkişi raporları yönünden de değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle hukuki destek alınacak avukatın:

  • Ceza hukuku ve ceza muhakemesi bilgisine,
  • Siber suçlar soruşturmalarında deneyime,
  • Dijital delil incelemesi konusunda teknik farkındalığa,
  • Bilirkişi raporuna itiraz hazırlayabilme yetkinliğine,
  • Telefon ve bilgisayar incelemelerini denetleyebilme tecrübesine,

sahip olması önemlidir.

Özetle; Her Dijital İz Her Zaman Faili Göstermez (Beş Katmanlı Savunma İçin Tıklayın)

Siber suç soruşturmalarında en büyük hata, teknik bir eşleşmenin doğrudan ceza sorumluluğu anlamına geldiğini kabul etmektir.

  1. IP adresi aboneyi gösterebilir; fakat kullanıcıyı göstermeyebilir.
  2. Bir hesap belirli bir telefon numarasına bağlı olabilir; fakat suç tarihinde hesabı kimin kullandığını tek başına açıklamayabilir.
  3. Bir dosya cihazda bulunabilir; fakat kullanıcının onu bilerek indirdiğini veya bulundurduğunu ispatlamayabilir.
  4. Bir ekran görüntüsü mevcut olabilir; fakat konuşmanın tamamını ve bağlamını yansıtmayabilir.

Bu nedenle siber suçlar ve dijital delil dosyalarında savunma; varsayımlar üzerinden değil, teknik verilerin ve hukuki usullerin birlikte incelenmesiyle hazırlanmalıdır.

Avukat Orhan Önal, İzmir merkezli olarak siber suç soruşturmaları, bilişim suçları, sosyal medya suçları, dijital delil incelemeleri, telefon ve bilgisayar elkoyma işlemleri ile ceza davalarında hukuki danışmanlık ve müdafilik hizmeti sunmaktadır. Her dosyanın delil yapısı ve hukuki koşulları farklıdır. Bu nedenle somut olay değerlendirilmeden kesin sonuç veya sonuç garantisi verilmesi mümkün değildir. Telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için mutlaka avukatınıza danışınız!

Avukat Önal’ın Benzer Nitelikte Bir Kısım Çalışması
No Yazı Başlığı Kapsam / Bağlantı Kurduğu Konular Atıf Linki
1 Siber Suçlar ve Adli Bilişim Hukukunda Savunma ve Avukat TCK 243, TCK 244, TCK 245, TCK 245/A, kişisel veriler, dijital delil, NCMEC, 7258 sayılı Kanun Yazıyı Görüntüle
2 TCK 243 Bilişim Sistemine Girme – Avukat Etkisi ve Savunma Bilişim sistemine girme, CMK 134, hukuka aykırı dijital delil, log kaydı, imaj alma Yazıyı Görüntüle
3 Kredi Kartı, Banka Kartı, Ödeme Sistemleri Suçları ve Avukat TCK 245, kart bilgisi kullanımı, ödeme sistemleri, POS/PSP kayıtları, phishing, dijital ödeme delilleri Yazıyı Görüntüle
4 İBAN Kullandırma, Nitelikli Dolandırıcılık, MASAK ve Savunma TCK 158, TCK 245, TCK 282, hesap kullandırma, para transfer zinciri, MASAK, teknik erişim izleri Yazıyı Görüntüle
5 NCMEC Avukatı ve Çocuklara Karşı Dijital Suçlar, Müstehcenlik NCMEC raporu, TCK 226, dijital imaj, hash değeri, IP-cihaz-kullanıcı ayrımı, adli bilişim savunması Yazıyı Görüntüle

  • Avukat Orhan ÖNAL çizgisinde hazırlanan Siber Suçlar Ceza Davaları & Soruşturmaları yazıları; tecrübeye dayalı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosya stratejisi, evrak ve teknik rapor içeriğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
  • Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, özellikle duruşmada sözlü savunma kabiliyeti gerektirdiğinden, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
  • Benzer NCMEC’den doğan ceza davalarından gördüğümüz; her nevinden NCMEC davalarında farklı savunma argümanları geliştirilerek hareket edilmesi gerekliliğinin unutulmamasını ve mutlaka avukatınızla hareket edilerek savunma yapılmasını unutmamanızı şiddetle tavsiye ederiz.
  • Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar*  bölümüne veya siber suçlar* tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.
    • AVUKAT DESTEĞİ

      Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz. 

      Hafta içi: 09:00 – 19:00
      Cumartesi: 10:00 – 18:00
      Telefon: +90 532 282 25 23

      Gizlilik

      Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.

Leave A Comment

Call Now Button