Awesome Image
18Tem

Beş Kapılı Dijital İspat Testi: Siber Suçlarda Delil

Bir dosyanın bilgisayarda bulunması, bir IP adresinin şüpheli adına kayıtlı olması, banka hesabından para geçmesi veya sosyal medya hesabının belirli bir telefon numarasıyla açılması; ilk bakışta güçlü bir bağlantı izlenimi yaratabilir.

Ne var ki ceza muhakemesi, ilk bakıştaki izlenimlerle değil; hukuka uygun, bütünlüğü korunmuş, belirli bir kişiye ve fiile bağlanabilen, kastı ortaya koyan ve kanundaki suç tipine doğru biçimde yerleştirilebilen delillerle yürütülür.

Dijital dünyada en sık yapılan hata, bir dijital izin doğrudan suçun ve failin delili sayılmasıdır.Oysa IP adresi, cihaz kaydı, banka hesabı, kripto cüzdanı, e-posta adresi, kullanıcı hesabı, log kaydı veya telefonda bulunan dosya; çoğu zaman soruşturmanın sonu değil, başlangıç noktasıdır.

Bir apartmanın adresini bilmek, hangi dairede kimin bulunduğunu göstermediği gibi; bir IP adresini bilmek de tek başına internet üzerindeki işlemi kimin gerçekleştirdiğini göstermez. Bu konu, daha önce kaleme aldığımız Dijital Siber Suçlar ve Adli Bilişim Eksenli Savunma başlıklı çalışmada da teknik ve hukuki yönleriyle ele alınmıştır.

Bu makalede geliştirdiğimiz Beş Kapılı Dijital İspat Testi, yoğun saha (uygulama) tecrübesine dayalı olarak; dijital verinin mahkûmiyete esas alınabilecek güvenilir bir ceza deliline dönüşebilmesi için geçmesi gereken beş temel denetim alanını ifade etmektedir:

  1. Hukuka uygunluk
  2. Bütünlük ve güvenilirlik
  3. Kişi, cihaz ve fiil aidiyeti
  4. Bilinç, irade ve kast
  5. Kanuni tip ve doğru suç vasfı

Bu test kanunda bu isimle düzenlenmiş ayrı bir kurum değildir. Siber suçlar, bilişim suçları ve dijital delil ağırlıklı ceza dosyalarında tekrar eden hukuki ve teknik sorunların sistematik bir inceleme modeline dönüştürülmesidir. Temel yaklaşım şudur:

Bir dijital veri, beş kapının tamamından geçmeden mahkûmiyet hükmünün güvenilir taşıyıcısı hâline gelmez.

Kapılardan birinin eksikliği her olayda kendiliğinden beraat sonucunu doğurmaz. Bununla birlikte eksik kalan her kapı, delilin ispat gücünün yeniden ve daha ihtiyatlı değerlendirilmesini gerektirir.

Giriş; Dijital Delil ile Dijital İz Aynı Şey Değildir

Günlük dilde “dijital delil” olarak ifade edilen her veri, hukuki anlamda henüz delil niteliği kazanmış olmayabilir.

Bir IP kaydı, cihazda bulunan dosya, WhatsApp konuşması, sosyal medya oturumu, CGNAT kaydı, banka hareketi veya kripto transferi öncelikle bir dijital iz veya dijital emare niteliğindedir.

Bu izin delil değerini belirleyen yalnızca içeriği değildir. Verinin:

  • hangi hukuki yetkiye dayanılarak elde edildiği,
  • kim tarafından ve ne zaman toplandığı,
  • ilk hâlinden sonra değiştirilip değiştirilmediği,
  • hangi cihazda ve hangi klasörde bulunduğu,
  • hangi kullanıcı tarafından oluşturulduğu,
  • otomatik sistem işlemiyle mi yoksa insan iradesiyle mi meydana geldiği,
  • başka delillerle doğrulanıp doğrulanmadığı,
  • suçun maddi ve manevi unsurlarını karşılayıp karşılamadığı

birlikte incelenmelidir. Bu ayrımın daha kapsamlı çerçevesi için Dijital Delil, Dijital Emare ve Dijital İz: Dijitalleşen Ceza başlıklı benzer yazılarımıza da bakılabilir.

Siber (dijital) Veriden Ceza Deliline Geçiş

Adli bilişim (siber) verisinin ispat gücünü bir formülle ifade etmek gerekirse:

Dijital delilin ispat değeri = hukuka uygunluk × bütünlük × aidiyet × kast × doğru vasıflandırma

Bu, matematiksel veya kanuni bir formül değildir. Bir muhakeme modelidir. Çarpanlardan biri ciddi biçimde zayıfladığında sonuç da zayıflar. Hukuka aykırı biçimde elde edilmiş kusursuz teknik veri, ceza muhakemesinde kullanılamayabilir. Bütünlüğü doğrulanamayan bir dosyanın kime ait olduğunun tartışılması anlamsızlaşabilir. Bir cihaza ait olduğu kesinleşen dosyanın kullanıcı tarafından bilinçli şekilde oluşturulduğu gösterilemeyebilir. Kast ortaya konulsa bile fiil, iddia edilen suç tipinin kanuni unsurlarını karşılamayabilir.

Bu nedenle siber suçlar hukuku avukatı olarak görev yalnızca dosyadaki verileri okumak değil; verilerin hangi aşamada delile dönüştüğünü ve hangi aşamada hukuki değer kaybettiğini ortaya koymaktır.


1. Birinci Kapı: Dijital Delilin Hukuka Uygunluğu

Ceza muhakemesinde ilk soru, ele geçirilen verinin ne gösterdiği değildir.

İlk soru şudur:

Bu veri hangi hukuki yetkiyle, hangi sınırlar içinde ve hangi usulle elde edilmiştir?

Hukuka uygunluk denetimi yapılmadan doğrudan içeriğe geçilmesi, dijital delil incelemesinde en sık karşılaşılan muhakeme hatalarından biridir.

CMK 134 Kapsamında Bilgisayar ve Dijital Materyal İncelemesi

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesi; bilgisayarlar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoymanın temel usulünü düzenlemektedir.

18 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan düzenlemeye göre, bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde etme imkânının olmaması hâlinde hâkim; gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda ise Cumhuriyet savcısı karar verebilir. Savcı kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur; hâkim de yirmi dört saat içinde karar verir. Onay verilmemesi hâlinde çıkarılan kopya ve metinlerin imha edilmesi gerekir.

Kanun ayrıca şifrenin çözülememesi, gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması veya işlemin uzun sürmesi hâllerinde cihazlara elkoyulabilmesini; elkoyma sırasında sistemdeki bütün verilerin yedeklenmesini ve yedekten bir kopyanın şüpheliye veya vekiline verilmesini öngörmektedir.

Bu nedenle bilgisayar, telefon, haricî disk, sunucu veya dijital depolama aygıtı incelenirken şu soruların cevaplandırılması gerekir:

Kararın Hukuki Dayanağı Var mı?
  • CMK 134 kapsamında verilmiş bir hâkim kararı bulunuyor mu?
  • Gecikmesinde sakınca bulunduğu gerekçesiyle savcı kararı verilmişse bu gerekçe somutlaştırılmış mı?
  • Savcı kararı kanuni süresinde hâkim onayına sunulmuş mu?
  • Hâkim onayı kanuni süresi içinde verilmiş mi?
  • Aranan suç ve şüphe nedenleri kararda yeterince açıklanmış mı?
  • Başka surette delil elde edilemeyeceği ortaya konulmuş mu?
Kararın Kapsamı Belirli mi?
  • Hangi cihazların aranacağı gösterilmiş mi?
  • Hangi suç yönünden inceleme yapılacağı belirlenmiş mi?
  • İncelenecek tarih aralığı veya veri kategorisi sınırlandırılmış mı?
  • Cihazın tamamı üzerinde süresiz ve sınırsız bir inceleme mi yapılmış?
  • Bulut hesabı, e-posta hesabı veya uzaktaki sunucu verileri kararın kapsamına giriyor mu?
  • İnceleme sırasında başka bir suça ilişkin veriye rastlanmışsa tesadüfen elde edilen delil hükümleri gözetilmiş mi?

Yargıtay’ın Hukuka Aykırı Dijital İncelemeye Yaklaşımı

Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 6 Mayıs 2015 tarihli, 2015/2092 Esas ve 2015/1175 Karar sayılı kararında; işyerinde arama yapılmasına ilişkin kararın bilgisayar ve bilgisayar kütüklerinde arama yetkisini içermediği, CMK 134 kapsamında ayrıca karar alınmadan el konulan dijital materyallerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Kararda, bu şekilde elde edilen verilerin mahkûmiyet hükmüne esas alınamayacağı belirtilmiştir.

Bu kararın temel öğretisi açıktır:

Fiziksel mekânda arama yetkisi, kendiliğinden sınırsız dijital inceleme yetkisi vermez.

Bir işyerinin aranmasına izin verilmesi ile işyerindeki bilgisayarların bütün geçmişinin, kişisel yazışmaların, özel fotoğrafların, bulut hesaplarının ve yıllara yayılan kullanıcı verilerinin incelenmesi aynı müdahale değildir.

Dijital cihazlar yalnızca eşya niteliği taşımaz. Bir insanın ilişkilerini, sağlık bilgilerini, ekonomik geçmişini, mesleki sırlarını, düşüncelerini, konum kayıtlarını ve gündelik yaşamının çok büyük bölümünü içinde barındırabilir.

İzmir Barosu Dergisi’nde yayımlanan akademik bir çalışmada da CMK 134’ün akıllı telefonlar bakımından “muğlak ve yetersiz bir hüküm” niteliğinde olduğu ifade edilmiştir. Bu değerlendirme, modern telefonların klasik bilgisayar tanımından çok daha yoğun bir özel hayat alanı taşıması nedeniyle ayrıca önemlidir.

Anayasa Mahkemesinin 2026 Tarihli CMK 134 Kararı

Anayasa Mahkemesi, 12 Şubat 2026 tarihli ve E.2023/128, K.2026/36 sayılı kararıyla CMK 134’ün birinci ve ikinci fıkralarındaki bazı temel bölümleri iptal etmiştir. Karar, 25 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış; iptal hükümlerinin 25 Şubat 2027 tarihinde yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla yeni bir kanuni düzenleme yapılmadığı sürece mevcut hükümler bu tarihe kadar uygulanmaya devam edecektir.

Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesinde, dijital inceleme sırasında elde edilen kişisel verilerin işlenmesi, saklanması, kullanılma süresi, ilgisiz verilerin ayıklanması ve imhası konularında yeterli güvencelerin bulunmaması önem taşımıştır. Bu karar, yalnızca mevzuat tekniği bakımından değil, dijital ceza muhakemesinin geleceği bakımından da dönüm noktasıdır.

Zira dijital arama tedbirinin hukuka uygunluğu bundan sonra yalnızca “karar var mı?” sorusuyla değerlendirilemez. Şu sorular da giderek daha fazla önem kazanacaktır:

  • Suçla ilgisiz kişisel veriler ne kadar süre tutulmuştur?
  • İnceleme kapsamına girmeyen özel veriler ayıklanmış mıdır?
  • Verilere kimlerin eriştiği kayıt altına alınmış mıdır?
  • Kopyalar hangi kurumlarda saklanmıştır?
  • Soruşturmayla ilgisiz verilerin imhası güvence altına alınmış mıdır?
  • İnceleme sona erdikten sonra kişisel veriler bakımından etkili bir denetim yolu var mıdır?

Telefona El Koyma ile Telefon İçeriğini İnceleme Aynı Şey Değildir

Bir cep telefonunun fiziksel olarak muhafaza altına alınması, içindeki bütün dijital verilere sınırsız erişim yetkisi doğurmaz.

Telefonun:

  • arama geçmişi,
  • mesajları,
  • fotoğrafları,
  • konum kayıtları,
  • e-posta hesapları,
  • mobil bankacılık uygulamaları,
  • sağlık verileri,
  • bulut depolama alanları,
  • sosyal medya hesapları

ayrı ayrı özel hayat ve kişisel veri boyutu taşıyabilir.

Bu nedenle elkoyma tutanağı, inceleme kararı, imaj alma işlemi, şifre çözme yöntemi ve inceleme kapsamı birlikte denetlenmelidir. Konunun ayrıntılı hukuki çerçevesi Bilişim Suçunda El Koyma ve Siber Suç; CMK 134 Uygulaması başlıklı çalışmada ayrıca incelenmiştir.

Birinci Kapı İçin Sonuç

Dijital delil hukuka uygun biçimde elde edilmemişse sonraki kapılardaki teknik doğruluk, tek başına bu sakatlığı gidermeyebilir.

Bir dosyanın gerçekten şüphelinin bilgisayarında bulunması, o dosyanın hukuka aykırı bir incelemeyle elde edilmiş olmasını meşru hâle getirmez.

Ceza muhakemesinin temel ilkesi şudur:

Maddi gerçeğe her yöntemle değil, hukuk devleti sınırları içinde ulaşılır.


2. İkinci Kapı: Bütünlük, Değişmezlik ve Delil Zinciri

Hukuka uygunluk kapısından geçen dijital veri bakımından ikinci soru şudur:

İncelenen veri, ilk ele geçirildiği andaki veriyle aynı mıdır?

Dijital deliller fiziksel delillerden farklıdır. Bir dosya:

  • açıldığında,
  • kopyalandığında,
  • başka bir programa aktarıldığında,
  • yanlış saat ayarlı cihazda incelendiğinde,
  • antivirüs yazılımınca tarandığında,
  • bulut sistemiyle eşitlendiğinde

bazı üst verileri değişebilir.

Bu nedenle yalnızca dosyanın içeriğine değil, delilin elde edilmesinden raporlanmasına kadar geçen sürecin tamamına bakılmalıdır.

Adli İmaj Nedir?

Bu cinsten imaj, dijital materyalin yalnızca görünen dosyalarının kopyalanması değildir. Bilişim hukuku bakımından uygun bir imaj işlemi; cihazın kullanılabilir alanı yanında, yönteme göre silinmiş verilerin kalıntılarını, ayrılmamış alanları, dosya sistemi bilgilerini ve teknik yapıyı koruyacak şekilde bit düzeyinde kopya oluşturulmasını ifade eder.

Basitçe bir klasörü USB belleğe kopyalamak ile adli imaj almak aynı işlem değildir. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 10 Ekim 2019 tarihli, 2019/2637 Esas ve 2019/5904 Karar sayılı kararında; yedekleme kavramının adli bilişim bakımından imaj alma işlemini ifade ettiği, hash değerlerinin belirlenmesi ve işlemlerin tutanak altına alınmasının delil güvenilirliği bakımından taşıdığı önem açıklanmıştır.

Karardaki yetkili makam tartışması, karar tarihindeki mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir. Günümüzde gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcı kararı ve sonrasında hâkim onayı mekanizması bulunmaktadır. Bununla birlikte kararın imaj, hash, kopya ve işlem güvenliği konusundaki teknik ilkeleri önemini korumaktadır.

Hash Değeri Ne Gösterir?

Hash, bir dijital verinin belirli bir algoritmayla hesaplanan dijital özetidir. Aynı algoritmayla hesaplanan iki veri aynı hash değerine sahipse, içeriklerinin aynı olduğu yönünde çok güçlü teknik doğrulama elde edilir. Veride küçük bir değişiklik yapılması hâlinde hash değeri de değişir. Ancak hash değerine taşıyamayacağı bir anlam yüklenmemelidir. Hash değeri şunları gösterebilir:

  • İki dosyanın teknik olarak aynı içeriğe sahip olup olmadığını
  • İmajın inceleme sürecinde değişip değişmediğini
  • Belirli bir dosyanın veri tabanındaki başka bir dosyayla eşleşip eşleşmediğini

Hash değeri tek başına şunları göstermez:

  • Dosyayı kimin indirdiğini
  • Dosyanın kim tarafından oluşturulduğunu
  • Kullanıcının dosyanın içeriğini bilip bilmediğini
  • Dosyanın cihazda hangi iradeyle bulunduğunu
  • Klasörün açılıp izlenip izlenmediğini
  • Otomatik sistem işlemiyle mi kaydedildiğini
  • Hesabı fiilen kimin kullandığını

Bu ayrım özellikle NCMEC raporları, sosyal medya platformu bildirimleri ve dijital müstehcenlik dosyalarında son derece önemlidir. Bir hash eşleşmesi, dosyanın ne olduğunu gösterebilir; dosyanın kim tarafından ve hangi iradeyle sisteme getirildiğini ayrıca ispatlamaz.

Delil Zinciri Nasıl Denetlenir?

Dijital delil zincirinin kesintisiz olması için şu aşamaların belgelendirilmesi gerekir:

İlk Muhafaza
  • Cihaz nerede ve kimden teslim alınmıştır?
  • Cihaz açık mı, kapalı mı bulunmuştur?
  • Ağ bağlantısı kesilmiş midir?
  • Uzak erişime veya uzaktan silmeye karşı tedbir alınmış mıdır?
  • Cihazın marka, model, seri numarası ve fiziksel durumu yazılmış mıdır?
İmaj Alma
  • İmaj nerede alınmıştır?
  • Hangi yazılım ve sürüm kullanılmıştır?
  • Write-blocker kullanılmış mıdır?
  • İşlem başlangıç ve bitiş saatleri nedir?
  • Kaynak cihazın ve imajın hash değerleri hesaplanmış mıdır?
  • Hata, eksik sektör veya şifreleme sorunu yaşanmış mıdır?
İnceleme
  • İncelemeyi kim yapmıştır?
  • Hangi yazılımlar kullanılmıştır?
  • Orijinal materyal üzerinde mi, imaj üzerinde mi çalışılmıştır?
  • İnceleme sırasında yeni dosya oluşturulmuş olabilir mi?
  • Saat dilimi ve cihaz saati kontrol edilmiş midir?
  • Kullanılan aracın raporlama sınırları açıklanmış mıdır?
Raporlama
  • Raporda kaynak dosya yolu gösterilmiş midir?
  • Dosyanın aktif, silinmiş, geçici veya önbellek niteliği belirtilmiş midir?
  • Oluşturma, değiştirme ve erişim tarihleri ayrı ayrı yazılmış mıdır?
  • Zaman bilgilerinin hangi dosya sisteminden geldiği açıklanmış mıdır?
  • Ham veri ile ulaşılan hukuki sonuç arasında denetlenebilir bağ kurulmuş mudur?

Write-Blocker Neden Önemlidir?

Write-blocker, inceleme yapılan kaynak dijital materyale veri yazılmasını engelleyen donanım veya yazılım aracıdır. Amaç, kaynak delilin inceleme sürecinde değişmesini önlemektir. Write-blocker kullanılmaması her olayda otomatik biçimde delili geçersiz kılmaz. Ancak kaynak cihaz üzerinde doğrudan işlem yapılmışsa, inceleme sırasında hangi dosya ve metadata alanlarının değişmiş olabileceği açıklanmalıdır.

“Sahada En Çok Mücadele Ettiğimiz İzah; -Cihazda bulundu!-” cümlesi tek başına yeterli değildir. Şu soruların da cevabı gerekir:

  • Hangi klasörde bulundu?
  • Sistem bu klasörü nasıl kullanıyor?
  • Dosya kullanıcı tarafından mı, uygulama tarafından mı oluşturuldu?
  • Klasör aktif miydi, silinmiş miydi?
  • Dosyanın uzantısı gerçek içeriğiyle uyumlu muydu?
  • Dosya açılmış mıydı?
  • Başka bir uygulamanın önbelleğinde miydi?
  • Bulut senkronizasyonuyla mı gelmişti?

Zaman Damgaları Her Zaman Gerçek Kullanıcı Eylemini Göstermez

Dosya sistemlerinde “oluşturma”, “değiştirme”, “erişim” ve “metadata değişikliği” gibi birden fazla zaman değeri bulunabilir.

Bu zamanların anlamı:

  • işletim sistemine,
  • dosya sistemine,
  • uygulamaya,
  • yedekleme yöntemine,
  • saat dilimine,
  • senkronizasyon sürecine

göre değişebilir.

Dosyanın “oluşturulma tarihi”, her zaman kullanıcının dosyayı ilk kez indirdiği tarih değildir. Dosya başka bir diskten kopyalandığında, arşivden çıkarıldığında veya bulut hesabından senkronize edildiğinde yeni bir oluşturma zamanı meydana gelebilir.

Benzer şekilde son erişim tarihi, antivirüs taraması, indeksleme hizmeti veya adli inceleme yazılımı tarafından değiştirilmiş olabilir. Bu nedenle dijital delil incelemesinde tek bir zaman damgasına dayanarak kesin kullanıcı davranışı çıkarımı yapılması sakıncalıdır.

İkinci Kapı İçin Sonuç

Bir dijital delilin içeriği ne kadar çarpıcı olursa olsun, bütünlüğü doğrulanamıyorsa ispat gücü tartışmalıdır. Bu kapının temel sorusu şudur: Mahkemenin önüne getirilen veri, olay tarihinde var olan veriyle aynı mıdır ve bu aynılık denetlenebilir biçimde gösterilmiş midir?

3. Üçüncü Kapı: Kişi, Cihaz, Hesap ve Fiil Aidiyeti

Siber suçlar ve bilişim suçları davalarının en zor sorunlarından biri, dijital işlemin gerçek failini belirlemektir. Bir hizmet aboneliğinin, telefon hattının, banka hesabının veya sosyal medya hesabının belirli bir kişi adına kayıtlı olması; o sistem üzerinden gerçekleştirilen her işlemin aynı kişi tarafından yapıldığını kendiliğinden göstermez.

Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesinde ceza sorumluluğunun şahsi olduğu, kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla aidiyet değerlendirmesinde şu dört kavram birbirinden ayrılmalıdır:

  1. Kayıt aidiyeti
  2. Cihaz aidiyeti
  3. Hesap kullanım aidiyeti
  4. Suça konu fiilin aidiyeti

Kayıt Sahibinin Fail Sayılması Sorunu

Aşağıdaki bağlantılar soruşturmanın başlangıcı bakımından önemli olabilir:

  • IP aboneliğinin şüpheli adına olması
  • GSM hattının şüpheli adına kayıtlı olması
  • Banka hesabının şüpheli adına açılmış olması
  • Sosyal medya hesabında şüphelinin telefon numarasının bulunması
  • Kripto borsası hesabında şüphelinin kimlik bilgilerinin kullanılması
  • Telefon veya bilgisayarın şüphelinin evinde bulunması

Ancak bunların her biri kayıt ilişkisini gösterebilir. Fiilin bizzat o kişi tarafından gerçekleştirildiğini göstermek için ek bağların kurulması gerekir.

Dijital Aidiyet Merdiveni

Fail tespitinde güvenilir sonuca ulaşabilmek için delillerin aşağıdaki sırayla güçlendirilmesi gerekir:

Birinci Basamak: Abonelik veya Kayıt

IP, hat, hesap veya cihaz kimin adına kayıtlıdır?

Bu bilgi önemlidir; fakat en alt basamaktır.

İkinci Basamak: Tarih, Saat ve Port Eşleşmesi

İşlemin gerçekleştiği saniye ve bağlantı noktası belirlenmiş midir?

Özellikle CGNAT kullanılan bağlantılarda port bilgisi bulunmadan yalnızca IP adresi üzerinden sağlıklı abone eşleştirmesi yapılamayabilir.

Üçüncü Basamak: Platform Oturum Verileri
  • Oturum hangi IP adresinden açılmıştır?
  • Hangi cihaz veya tarayıcı kullanılmıştır?
  • Hesaba hangi tarihlerde giriş yapılmıştır?
  • Şifre değişikliği veya kurtarma işlemi olmuş mudur?
  • Farklı ülkelerden veya şehirlerden giriş görülmüş müdür?
Dördüncü Basamak: Cihaz İzi
  • Suça konu hesabın oturum verileri cihazda bulunuyor mu?
  • Uygulama kurulu mu?
  • Oturum çerezi, token veya kullanıcı veri tabanı mevcut mu?
  • İlgili mesaj veya dosyanın yerel kalıntısı bulunuyor mu?
  • Cihazın MAC, IMEI veya diğer tanımlayıcıları platform verisiyle eşleşiyor mu?
Beşinci Basamak: Kullanıcı Davranışı
  • Mesajların dili ve üslubu kiminle uyumlu?
  • İşlem öncesi ve sonrasında hangi aramalar yapılmış?
  • Para hareketi sonrasında kim tasarruf etmiş?
  • Hesabın kontrolü kimdedir?
  • Dosya açılmış, taşınmış, yeniden adlandırılmış veya paylaşılmış mı?
Altıncı Basamak: Dış Doğrulama
  • Kamera görüntüsü
  • HTS ve baz kayıtları
  • Tanık anlatımı
  • Teslimat adresi
  • Konum verisi
  • Banka ATM kaydı
  • Başka cihazlardaki yazışmalar

dijital aidiyet zincirini destekliyor mu?

Dijital aidiyetin ayrıntılı analizi için Dijital İzler: Ceza Davasında HTS, IP, CGNAT ve Baz Kayıtları başlıklı çalışmaya da bakılabilir.

IP Adresi Neyi Gösterir?

IP adresi, belirli bir zamanda internet üzerindeki bağlantının hangi ağ üzerinden kurulduğuna ilişkin önemli bir teknik veridir. Ancak IP adresinin ispat gücü bağlantı türüne göre değişir:

  • Statik IP
  • Dinamik IP
  • Mobil internet
  • Kurumsal ağ
  • Ortak Wi-Fi
  • Otel veya kafe ağı
  • Üniversite ağı
  • Hotspot
  • VPN
  • Proxy
  • Tor ağı
  • CGNAT altyapısı

aynı şekilde değerlendirilemez.

Özellikle şu bilgiler birlikte bulunmalıdır:

  • IP adresi
  • Tarih
  • Saat
  • Saniye
  • Saat dilimi
  • Kaynak port
  • Hedef IP ve hedef port
  • Operatör kayıtları
  • Platform logları

UTC saatinin Türkiye yerel saatiyle karıştırılması veya yaz-kış saati dönüşümünün yanlış yapılması, tamamen farklı bir abonenin şüpheli olarak belirlenmesine kadar varabilen sonuçlar doğurabilir. Sosyal medya platformları yönünden IP ve CGNAT kayıtlarının anlamı, Instagram, Facebook, TikTok, X ve Telegram: IP/CGNAT 100 Soru başlıklı çalışmada ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Hesap Aidiyeti ile Fiil Aidiyeti Aynı Değildir

Bir Instagram hesabının telefon numarası şüpheliye ait olabilir. Ancak şu ihtimaller ayrıca araştırılmalıdır:

  • Hesap başka biri tarafından ortak kullanılıyor olabilir.
  • Hesabın şifresi başkasıyla paylaşılmış olabilir.
  • Hesap ele geçirilmiş olabilir.
  • Oturum çerezi çalınmış olabilir.
  • Cihaz uzaktan kontrol edilmiş olabilir.
  • Hesap eski bir cihazda açık kalmış olabilir.
  • Telefon numarası sonradan hesaba eklenmiş olabilir.
  • Hesabın kurtarma e-postası farklı bir kişiye ait olabilir.

Bu ihtimaller soyut biçimde ileri sürülmekle yetinilmemelidir. Savunmanın teknik verilerle somutlaştırılması gerekir.

Örneğin:

  • Suç tarihindeki giriş IP’si nereden alınmıştır?
  • O IP müvekkilin bulunduğu yerle uyumlu mudur?
  • Oturum açılan cihazın kullanıcı aracısı nedir?
  • İki aşamalı doğrulama kodu hangi hatta gönderilmiştir?
  • Hesap şifresi suçtan önce veya sonra değiştirilmiş midir?
  • Platform, şüpheli oturum uyarısı göndermiş midir?
  • Cihaz incelemesinde hesaba ait yerel oturum kalıntısı bulunmuş mudur?

Banka Hesabı ve IBAN Aidiyeti

Bilişim sistemi kullanılarak dolandırıcılık dosyalarında sık karşılaşılan varsayım şudur:

Para bir kişinin hesabına geldiyse, dolandırıcılığın faili de o kişidir.

Bu varsayım her olayda doğru değildir. Banka hesabı sahipliği önemli bir delildir. Ancak ceza sorumluluğu bakımından şu hususlar incelenmelidir:

  • Hesap kim tarafından açılmıştır?
  • Mobil bankacılık hangi cihazlarda kullanılmıştır?
  • İşlem IP ve cihaz kayıtları nelerdir?
  • Hesap sahibi gelen paranın kaynağını biliyor mudur?
  • Hesap karşılığında komisyon alınmış mıdır?
  • Para kim tarafından çekilmiş veya aktarılmıştır?
  • ATM görüntüsü var mıdır?
  • Hesap sahibi şifresini veya SIM kartını başkasına vermiş midir?
  • Hesabın uzaktan erişimle kullanıldığına dair veri var mıdır?
  • Suç öncesinde taraflar arasında yazışma bulunmakta mıdır?
  • Hesap sahibi yalnızca araç mı, iştirakçi mi, yoksa mağdur mu durumundadır?

Banka kayıtları, IP ve cihaz logları ile para hareketinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği Dijital Dolandırıcılık Teknik Delili, Banka Kusuru ve Savunma başlıklı makalede ayrıca açıklanmıştır.

Kripto Cüzdan Aidiyeti

Blockchain üzerinde bir cüzdan adresinin işlem yaptığı görülebilir. Ancak cüzdan adresinin belirli bir kişiye ait olduğunun ortaya konulması ayrı bir ispat sorunudur.

İncelenmesi gereken başlıca veriler şunlardır:

  • Merkezi borsalardaki kimlik doğrulama kayıtları
  • Hesap açılış belgeleri
  • Giriş IP’leri
  • Cihaz parmak izi
  • İki aşamalı doğrulama kayıtları
  • Para yatırma ve çekme adresleri
  • Banka–borsa bağlantısı
  • Cüzdanın özel anahtarına hangi cihazdan erişildiği
  • Fonların sonraki hareketleri
  • Mixer, bridge veya merkeziyetsiz borsa kullanımı
  • Cüzdan üzerindeki fiilî kontrol

Bir blockchain kaydı çoğu zaman işlemin gerçekleştiğini güçlü biçimde gösterir. Buna karşılık işlemi hangi gerçek kişinin yaptığı, zincir dışı verilerle desteklenmelidir.

Kripto varlıkların ceza ve tazminat boyutu için Kripto Varlık Dolandırıcılığı Ceza Davası ve Tazminatı başlıklı incelemeye bakılabilir.

Üçüncü Kapı İçin Sonuç

Aidiyet kapısının temel ilkesi şudur:

Bir hesabın, hattın, aboneliğin veya cihazın sahibi olmak; o sistem üzerinden gerçekleştirilen her fiilin faili olmak anlamına gelmez.

Mahkûmiyet için kayıt aidiyetinden fiil aidiyetine geçilmesi gerekir.

Bu geçiş; varsayımla değil, birbirini doğrulayan teknik ve hukuki delil zinciriyle kurulmalıdır.


4. Dördüncü Kapı: Bilinç, İrade ve Kast

Dijital verinin hukuka uygun şekilde elde edilmiş, bütünlüğü korunmuş ve belirli bir cihaza bağlanmış olması hâlinde dahi inceleme tamamlanmış değildir.

Dördüncü soru şudur:

Suça konu dijital işlem, sanığın bilgisi ve iradesiyle mi gerçekleştirilmiştir?

Türk Ceza Kanunu’nun 21. maddesine göre suçun oluşması kural olarak kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. TCK 30/1 uyarınca fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen kişi kasten hareket etmiş olmaz.

Dijital dünyada “cihazda bulunma” ile “bilerek bulundurma”, “hesaptan paylaşılma” ile “bizzat paylaşma”, “dosyanın indirilmesi” ile “bilinçli indirme” birbirinden ayrılmalıdır.

Otomatik Sistem İşlemleri

Modern işletim sistemleri ve uygulamalar, kullanıcı her aşamayı açıkça seçmeden çok sayıda veri üretir. Bunlara örnek olarak:

  • tarayıcı önbelleği,
  • thumbnail dosyaları,
  • uygulama cache’i,
  • otomatik medya indirme,
  • mesajlaşma uygulaması veri tabanları,
  • bulut senkronizasyonu,
  • galeri önizlemeleri,
  • yedekleme dosyaları,
  • indeksleme kayıtları,
  • geçici internet dosyaları

gösterilebilir.

Bir dosyanın cihazda bulunması, dosyanın kullanıcı tarafından bilinçli olarak indirilip saklandığını her zaman göstermez.

Cache, Thumbnail ve Kullanıcı Dosyası Ayrımı

Cache, uygulamanın daha hızlı çalışması için geçici olarak tuttuğu verilerdir.

Thumbnail, fotoğraf veya videonun küçük önizleme kopyasıdır.

Kullanıcı dosyası ise çoğunlukla kullanıcının seçtiği veya erişebildiği standart klasörlerde bulunan, üzerinde daha doğrudan tasarruf kurulabilen veridir.

Bununla birlikte klasör adı tek başına kesin sonuç vermez. Uygulamanın çalışma yapısı, dosyanın oluşum biçimi ve kullanıcı etkileşimi birlikte incelenmelidir.

Şu sorular önemlidir:

  • Dosya hangi dizinde bulunmuştur?
  • Bu dizini kullanıcı mı, uygulama mı yönetmektedir?
  • Dosyanın adı anlamlı mı, rastgele sistem adı mı taşımaktadır?
  • İndirilen tam mı, kısmi mı indirilmiştir?
  • Klasör çılmış mıdır?
  • İlgili dosya taşınmış veya yeniden adlandırılmış mıdır?
  • Kullanıcı dosyayı başka bir kişiye göndermiş midir?
  • Dosyanın oluşumundan sonra arama veya paylaşma davranışı var mıdır?
  • Aynı içerik bulut hesabından otomatik senkronize edilmiş olabilir mi?

Bu teknik ayrımların TCK 226 uygulamasındaki önemi TCK 226’da Cache, Önbellek ve Hash Delili başlıklı çalışmada ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir.

Yargıtay’ın Salt Görüntüleme ve Bulundurma Ayrımı (Uygulamada Savunmada En Zorlandığımız Kısımlardan)

Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 24 Nisan 2018 tarihli, 2016/8680 Esas ve 2018/5914 Karar sayılı kararında; depolama veya bulundurma amacı bulunmaksızın salt görüntüleme ile suç tipinin maddi ve manevi unsurlarının oluşup oluşmadığı ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir. Karar, dijital içerik dosyalarında görüntüleme ile bilinçli saklama arasındaki ayrım bakımından önem taşımaktadır.

Bu yaklaşım, her dijital dosyanın sırf cihaz üzerinde teknik kalıntı bırakması nedeniyle bilinçli bulundurma sayılmaması gerektiğini göstermektedir. Ancak uygulamada yoğun tecrübe edindiğimiz şudur ki; yargı mensuplarının bir kısmı bu tip değerlendirmelerde savunma makamlarının sesinden çok subjektif ahlaki değerlerle yargılamaya devam etmektedir…

Ancak bunun tersi de bazen doğrudur:

Dosyanın kullanıcı tarafından özel klasöre taşınması, anlamlı biçimde yeniden adlandırılması, arşivlenmesi, tekrar tekrar açılması veya paylaşılması; bilinç ve irade yönünden güçlü emareler oluşturabilir. Bu nedenle savunma, “cache olabilir” şeklinde soyut bir cümleye indirgenmemelidir. Teknik inceleme, dosyanın oluşum mekanizmasını somut biçimde açıklamalıdır.

Bulut Senkronizasyonu

Google Drive, iCloud, OneDrive ve benzeri hizmetlerde bir cihazda oluşturulan veri başka cihazlara otomatik biçimde senkronize olabilir.

Böyle bir dosyada şu sorular sorulmalıdır:

  • Dosya ilk olarak hangi cihazda oluşturulmuştur?
  • Buluta hangi IP’den yüklenmiştir?
  • Şüphelinin cihazına ne zaman senkronize olmuştur?
  • Dosya yerel olarak açılmış mıdır?
  • Senkronizasyon seçici mi, otomatik mi yapılmıştır?
  • Hesap birden fazla kişi veya cihaz tarafından kullanılmış mıdır?
  • Dosyanın bulutta bulunduğu süre boyunca kimler erişmiştir?

Bir dosyanın şüphelinin telefonunda bulunması, ilk yüklemeyi o kişinin yaptığı anlamına gelmeyebilir.

NCMEC ve bulut senkronizasyonu ilişkisi Dijital İz: NCMEC, Google Drive Senkronu ve TCK 226 başlıklı makalede ayrıca ele alınmıştır.

Ele Geçirilmiş Hesap ve Uzaktan Erişim

Kast değerlendirmesinde hesabın veya cihazın üçüncü kişilerce kullanılması ihtimali de araştırılmalıdır.

Teknik göstergeler arasında şunlar yer alabilir:

  • olağan dışı oturum IP’leri,
  • farklı cihaz kimlikleri,
  • başarısız giriş denemeleri,
  • şifre sıfırlama kayıtları,
  • güvenlik uyarıları,
  • uzaktan erişim yazılımları,
  • zararlı yazılım kalıntıları,
  • bilinmeyen yönetici hesapları,
  • SIM kart değişikliği,
  • oturum token’larının ele geçirilmesi.

Her “hesabım çalındı” savunması doğru kabul edilemeyeceği gibi, her hesap işlemi de otomatik olarak hesap sahibine yüklenemez.

İnceleme, savunmanın teknik olarak doğrulanabilir olup olmadığını ortaya koymalıdır.

Torrent ve Otomatik Paylaşım

Torrent sistemlerinde dosyanın indirilmesi sırasında eş zamanlı yükleme yapılabilir.

Bununla birlikte ceza sorumluluğu bakımından:

  • kullanılan programın ayarları,
  • kullanıcının sistem hakkında bilgi düzeyi,
  • dosyanın seçilme biçimi,
  • dosya adının içeriği,
  • indirme tamamlanma oranı,
  • paylaşım süresi,
  • yüklenen veri miktarı,
  • kullanıcının paylaşımı durdurup durdurmadığı

birlikte değerlendirilmelidir.

Programın teknik olarak otomatik upload yapması, her olayda kullanıcının paylaşma kastını ortadan kaldırmaz. Fakat yazılımın otomatik işleyişi araştırılmadan yalnızca ağ kaydından hareketle bilinçli dağıtım sonucu çıkarılması da hukuken sorunludur.

Yapay Zekâ ve Sentetik İçerikler

Deepfake görüntüler, yapay zekâyla üretilmiş ses kayıtları ve manipüle edilmiş ekran görüntüleri, dijital delil değerlendirmesini daha da zorlaştırmıştır.

Bir ses kaydında kişinin sesine benzerlik bulunması veya bir görüntünün gerçekçi görünmesi artık tek başına yeterli değildir.

Şu unsurlar incelenmelidir:

  • kaynak dosya,
  • ilk oluşturulma tarihi,
  • metadata,
  • sıkıştırma katmanları,
  • kesme ve birleştirme izleri,
  • üretici yazılım kalıntıları,
  • cihaz ve platform kayıtları,
  • orijinal kayıtla karşılaştırma,
  • içerik doğrulama zinciri.

Yapay zekâ tespit yazılımlarının ürettiği oranlar da mutlak gerçeklik gibi kabul edilmemelidir. Kullanılan modelin hata payı, eğitim verisi, inceleme koşulları ve yeniden kodlama etkisi bilinmeden “yüzde şu kadar yapay zekâ üretimidir” biçimindeki raporlar tek başına kesin delil sayılamaz.

Dördüncü Kapı İçin Sonuç

Kast kapısının temel ilkesi şudur:

Dijital bir olayın teknik olarak gerçekleşmiş olması, kişinin bu olayı bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiğini kendiliğinden göstermez.

İrade;

  • dosya yolu,
  • kullanıcı hareketleri,
  • oturum kayıtları,
  • arama geçmişi,
  • paylaşım davranışı,
  • iletişim içeriği,
  • para hareketi,
  • olay öncesi ve sonrası eylemler

birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.


5. Beşinci Kapı: Kanuni Tip ve Doğru Suç Vasıflandırması

İlk dört kapı geçildikten sonra dahi son ve çoğu zaman en kritik soru kalır:

İspatlandığı kabul edilen fiil, hangi suçun kanuni unsurlarını karşılamaktadır?

Her internet suçu “bilişim suçu” değildir. Her bilişim sistemi kullanımı da aynı suç tipini oluşturmaz. Bir dijital fiil;

  • bilişim sistemine girme,
  • sistemi bozma,
  • veriyi yok etme,
  • banka kartını kötüye kullanma,
  • dolandırıcılık,
  • kişisel verileri ele geçirme,
  • özel hayatın gizliliğini ihlal,
  • şantaj,
  • müstehcenlik,
  • siber güvenlik yükümlülüğüne aykırılık

başlıklarından biri veya birkaçıyla ilişkili olabilir.

Ancak suç vasfı, olayın görünüşüne göre değil, kanuni unsurlarına göre belirlenmelidir.

TCK 243: Bilişim Sistemine Girme

TCK 243 bakımından temel mesele, bir bilişim sistemine hukuka aykırı biçimde girme veya sistemde kalmaya devam etmedir. Şu sorular değerlendirilmelidir:

  • Sisteme giriş gerçekten yetkisiz midir?
  • Kullanıcıya daha önce şifre verilmiş midir?
  • Verilen yetki geri alınmış mıdır?
  • Sistem açık bırakılmış mıdır?
  • Eski çalışan hangi erişim yetkisine sahiptir?
  • Eşler veya ortaklar arasındaki hesap kullanımı nasıl düzenlenmiştir?
  • Giriş ile sistemde kalma birbirinden ayrılmış mıdır?
  • Şifrenin bilinmesi hukuki yetki anlamına gelmekte midir?

Teknik olarak giriş yapılmış olması, her durumda hukuka aykırılık unsurunun gerçekleştiğini göstermez.

TCK 244: Sistemi Engelleme, Bozma veya Verileri Değiştirme

Bu suç bakımından:

  • sistemin işleyişinin gerçekten engellenip engellenmediği,
  • verinin yok edilip edilmediği,
  • değişikliğin kim tarafından yapıldığı,
  • sistem arızasının başka bir nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı,
  • zarar ile sanığın eylemi arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı

incelenmelidir.

DDoS saldırısı, veri silme, parola değiştirme, sunucu yapılandırmasını bozma veya zararlı yazılım yerleştirme iddialarında logların kaynağı ve güvenilirliği ayrıca denetlenmelidir.

TCK 245: Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması

Kart bilgilerinin kullanıldığı dosyalarda yalnızca işlemin gerçekleşmesi yeterli değildir.

  • Kart bilgilerini kim ele geçirmiştir?
  • İşlem hangi cihazdan yapılmıştır?
  • 3D Secure kodu hangi hatta gönderilmiştir?
  • Teslimat adresi kime aittir?
  • Malı kim teslim almıştır?
  • IP ve cihaz parmak izi ne göstermektedir?
  • Kart sahibinin rızası var mıdır?
  • Sahte kart veya başkasına ait kart kullanımı söz konusu mudur?

Fiilin alt tipe doğru yerleştirilmesi gerekir.

TCK 245/A: Yasak Cihaz veya Programlar

Phishing paneli, keylogger, zararlı yazılım, parola kırma aracı veya benzeri programların bulunduğu dosyalarda aracın niteliği kadar bulundurma amacı da önemlidir.

Aynı yazılım:

  • siber güvenlik testi,
  • akademik çalışma,
  • sistem yönetimi,
  • zararlı saldırı

amacıyla kullanılabilir.

Bu nedenle programın adı veya teknik kabiliyeti tek başına suç kastını ortaya koymaz. Kullanım bağlamı, yapılan işlemler ve kişinin amacı araştırılmalıdır.

TCK 158/1-f: Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık

Sahte ilan, yatırım vaadi, sosyal medya hesabı, çevrimiçi alışveriş, banka mesajı, oltalama sayfası veya çağrı merkezi yöntemiyle gerçekleştirilen dolandırıcılık dosyalarında bilişim sistemi çoğunlukla suçun aracı niteliğindedir. Ancak her para transferi dolandırıcılık iştirakini göstermez.

Şu ayrımlar yapılmalıdır:

  • Asıl fail
  • Yardım eden
  • Hesabını bilerek kullandıran
  • Hesabını kandırılarak kullandıran
  • Komisyon karşılığı para çeken
  • İşlemden habersiz hesap sahibi
  • Kimlik bilgileri kullanılarak hesap açılan kişi

Ceza sorumluluğu, para hesabına girdi diye değil; hileli planla kurulan bilinçli bağlantıya göre belirlenmelidir.

TCK 135 ve 136: Kişisel Veriler

Kişisel verilerin kaydedilmesi, ele geçirilmesi veya yayılması iddialarında:

  • bilginin kişisel veri niteliği,
  • verinin kaynağı,
  • erişimin hukuka uygun olup olmadığı,
  • verinin alenileşmiş olup olmadığı,
  • kişinin rızası,
  • kullanım amacı,
  • paylaşımın kapsamı

birlikte değerlendirilmelidir.

İnternette bulunabilen her bilgi, sınırsız biçimde toplanabilir ve yayılabilir anlamına gelmez. Buna karşılık kamuya açık kaynaktan edinilen bir bilginin hangi bağlamda kullanıldığı da suç vasfı bakımından önem taşır.

TCK 226: Dijital Müstehcenlik ve NCMEC Dosyaları

TCK 226 kapsamında yürütülen dijital dosyalarda suç vasfının belirlenmesi için:

  • görüntüleme,
  • indirme,
  • bulundurma,
  • depolama,
  • temin etme,
  • paylaşma,
  • yayınlama,
  • üretme

fiilleri birbirinden ayrılmalıdır.

NCMEC veya CyberTipline bildirimi, soruşturmanın başlaması bakımından önemli bir ihbar ve teknik veri sağlayabilir. Ancak bildirimde yer alan hesap, IP veya hash bilgisinin doğrudan fail ve kast sonucu doğurduğu kabul edilmemelidir.

Şu soruların ayrı ayrı cevaplanması gerekir:

  • Bildirilen dosya gerçekten incelenmiş midir?
  • Platform dosyayı bizzat görmüş müdür, yalnızca otomatik hash eşleşmesi mi yapmıştır?
  • Dosya hangi hesaptan yüklenmiştir?
  • Yükleme işlemi manuel mi, otomatik mi gerçekleşmiştir?
  • Hesabı suç tarihinde kim kullanmıştır?
  • Dosya şüphelinin cihazında bulunmuş mudur?
  • Bulunmuşsa aktif dosya mı, cache veya thumbnail mı niteliğindedir?
  • Dosya açılmış, saklanmış veya paylaşılmış mıdır?
  • Cihaz ve hesap arasında teknik eşleşme kurulmuş mudur?
  • Kişinin içeriği bildiği ve iradi tasarrufta bulunduğu gösterilmiş midir?

NCMEC raporlarının delil değeri ve TCK 226 savunması için NCMEC Raporu, TCK 226 Müstehcenlik Davası ve Savunma başlıklı kapsamlı çalışmaya bakılabilir.

7545 Sayılı Siber Güvenlik Kanunu

12 Mart 2025 tarihinde kabul edilen ve 19 Mart 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu, Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki kurumsal yapısını ve bazı yeni yükümlülükleri düzenlemiştir. Kanunun 16. maddesinde talep edilen veri ve belgelerin verilmemesi, yetkisiz faaliyet, gizlilik yükümlülüğünün ihlali, sızdırılmış verilerin yayılması veya satışa çıkarılması, gerçeğe aykırı veri sızıntısı içeriği oluşturulması ve millî siber güce yönelik bazı saldırılar bakımından ceza hükümleri bulunmaktadır.

Bu Kanun, TCK 243-245 hükümlerinin yerine geçen genel bir bilişim suçları kanunu değildir. Somut olayın özelliğine göre TCK hükümleri ile 7545 sayılı Kanun’daki özel düzenlemeler ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Özellikle kurumsal veri sızıntısı, siber güvenlik ürünleri, yetkisiz faaliyet ve kritik altyapıya yönelik saldırı dosyalarında suç tarihinde yürürlükte bulunan özel hükümlerin dikkatle belirlenmesi gerekir.

Beşinci Kapı İçin Sonuç

Suç vasfı kapısının temel ilkesi şudur:

Ceza yargılamasında önemli olan, fiile uygun görünen bir suç adı bulmak değil; kanundaki bütün maddi ve manevi unsurların somut delillerle gerçekleştiğini göstermektir.

Dijital bir fiil teknik olarak şüpheli görünebilir. Fakat kanuni tipin bütün unsurları oluşmamışsa ceza sorumluluğu kurulamaz.


6. Beş Kapılı Testin Siber Suç Türlerine Uygulanması

Beş Kapılı Dijital İspat Testi yalnızca soyut bir hukuk teorisi değildir. Farklı siber suçlar ve bilişim suçları dosyalarında uygulanabilir bir inceleme düzenidir.

6.1 NCMEC ve TCK 226 Dosyası

Kapı Sorulacak temel soru
Hukuka uygunluk Hesap ve cihaz verileri usulüne uygun biçimde mi elde edildi?
Bütünlük İmaj ve hash değerleri mevcut mu; dosya aktif mi, silinmiş mi, cache mi?
Aidiyet Hesabı ve cihazı suç tarihinde fiilen kim kullandı?
Kast Dosya bilinçli mi indirildi, otomatik mi senkronize edildi?
Suç vasfı Görüntüleme, bulundurma, depolama veya paylaşma fiillerinden hangisi ispatlandı?

Bu dosyalarda tek bir hash eşleşmesinden doğrudan sanığın bilinçli paylaşım yaptığı sonucuna geçilmesi, üçüncü ve dördüncü kapıların atlanması anlamına gelir.

6.2 IBAN Kullandırma ve Bilişim Yoluyla Dolandırıcılık

Kapı Sorulacak temel soru
Hukuka uygunluk Banka ve cihaz verileri usulüne uygun mu elde edildi?
Bütünlük İşlem kayıtları tam mı, zaman ve IP verileri güvenilir mi?
Aidiyet Mobil bankacılık işlemini hesap sahibi mi yaptı?
Kast Paranın suçtan geldiği biliniyor muydu?
Suç vasfı Asıl faillik, yardım etme, başka bir suç veya suçsuzluk ihtimallerinden hangisi mevcut?

Hesaba para gelmesi, aidiyet zincirinin yalnızca bir bölümüdür. Paranın çekilmesi, aktarılması, komisyon alınması, taraflar arasındaki iletişim ve hesabın kullanım biçimi birlikte değerlendirilmelidir.

6.3 Sosyal Medya Hesabından Hakaret, Tehdit veya Şantaj

Kapı Sorulacak temel soru
Hukuka uygunluk Platform verileri ve cihaz incelemesi hukuka uygun mu?
Bütünlük Ekran görüntüsü orijinal mi, mesaj dizisi eksiksiz mi?
Aidiyet Hesabı suç tarihinde kim kullanmıştır?
Kast Mesaj bilerek mi gönderilmiş, hesap ele geçirilmiş olabilir mi?
Suç vasfı İçerik hakaret, tehdit, şantaj veya başka bir suç oluşturuyor mu?

Ekran görüntüsü önemli bir başlangıç delilidir. Ancak kolayca düzenlenebilir olması nedeniyle mümkünse platform verisi, cihaz incelemesi, URL, kullanıcı kimliği ve mesajın bütün bağlamıyla desteklenmelidir.

6.4 Kripto Para Dolandırıcılığı

Kapı Sorulacak temel soru
Hukuka uygunluk Borsa ve banka kayıtları hukuka uygun biçimde mi toplandı?
Bütünlük Blockchain işlem bilgileri ve borsa logları doğru mu?
Aidiyet Cüzdanın ve borsa hesabının fiilî kontrolü kimdeydi?
Kast Fonun suçtan geldiği biliniyor muydu?
Suç vasfı Dolandırıcılık, aklama, iştirak veya başka bir hukuki ilişki mi söz konusu?

Transaction hash, transferin gerçekleştiğini gösterebilir. İşlemi yapan gerçek kişi ve suç kastı ise ek verilerle belirlenir.

6.5 Kurumsal Veri Sızıntısı

Kapı Sorulacak temel soru
Hukuka uygunluk Şirket sistemlerindeki inceleme çalışan haklarına ve usule uygun mu?
Bütünlük Sunucu logları değiştirilmiş veya eksik olabilir mi?
Aidiyet Kullanıcı hesabı ile işlemi yapan kişi aynı mı?
Kast Veri yanlışlıkla mı, bilinçli biçimde mi dışarı çıkarıldı?
Suç vasfı TCK, KVKK veya 7545 sayılı Kanun kapsamındaki hangi hüküm uygulanır?

Kurumsal kullanıcı adı ve parola üzerinden işlem yapılması, hesabın sahibi çalışanı doğrudan fail hâline getirmez. Ortak hesaplar, uzak masaüstü erişimleri, sistem yöneticisi yetkileri ve güvenlik açıkları incelenmelidir.


7. Bilirkişi Raporu Beş Kapılı Testten Nasıl Geçirilir?

Siber suçlar ceza davalarında bilirkişi raporu çoğu zaman dosyanın merkezine yerleşir. Ancak bilirkişi raporu, mahkemenin yerine geçen bir hüküm değildir. Rapor:

  • denetlenebilir,
  • bilimsel yöntemini açıklayan,
  • ham veriyle sonucu ilişkilendiren,
  • alternatif ihtimalleri tartışan,
  • teknik tespitle hukuki değerlendirmeyi ayıran

bir nitelik taşımalıdır. “Cihazda suç unsuru dosya bulunmuştur” biçimindeki sonuç cümlesi tek başına yeterli değildir.

Bilirkişi Raporuna Yöneltilebilecek 30 Kritik Soru

Hukuka Uygunluk Soruları
  1. İncelemenin dayandığı karar nedir?
  2. Karar hangi cihaz ve veri kategorilerini kapsamaktadır?
  3. İnceleme kararında tarih veya suç yönünden sınırlama var mıdır?
  4. Cihazın elkoyma ve teslim zinciri eksiksiz midir?
  5. Şüpheliye veya vekiline yedek kopya verilmiş midir?
  6. Bulut verilerinin incelenmesi kararın kapsamında mıdır?
Bütünlük Soruları
  1. Cihazın marka, model ve seri numarası nedir?
  2. Adli imaj alınmış mıdır?
  3. Hangi imaj alma yazılımı ve sürümü kullanılmıştır?
  4. Write-blocker kullanılmış mıdır?
  5. Kaynak ve imaj hash değerleri nelerdir?
  6. Hash algoritması nedir?
  7. İnceleme orijinal cihazda mı, imaj üzerinde mi yapılmıştır?
  8. Hatalı veya okunamayan sektör bulunmakta mıdır?
  9. İnceleme boyunca delile kimlerin eriştiği kayıt altına alınmış mıdır?
Aidiyet Soruları
  1. Suça konu hesabın cihazda aktif oturumu var mıdır?
  2. Hesabın kullanıcı kimliği ile cihaz verileri eşleşmekte midir?
  3. Suç tarihindeki IP, port ve saat bilgileri nelerdir?
  4. Saat dilimi ve cihaz saati doğrulanmış mıdır?
  5. Aynı cihazı veya hesabı başka kişilerin kullanma ihtimali araştırılmış mıdır?
  6. Uzak erişim veya zararlı yazılım bulgusu var mıdır?
  7. Dosyanın ilk kaynağı hangi cihaz veya hesaptır?
Kast Soruları
  1. Dosya aktif kullanıcı klasöründe mi, önbellekte mi bulunmuştur?
  2. Dosya açılmış, taşınmış veya yeniden adlandırılmış mıdır?
  3. Dosyanın kaç kez görüntülendiği teknik olarak belirlenebilir mi?
  4. Dosya otomatik senkronizasyon veya uygulama işlemiyle oluşmuş olabilir mi?
  5. Kullanıcının dosya üzerinde bilinçli tasarrufunu gösteren ek veri var mıdır?
Suç Vasıflandırması Soruları
  1. Teknik bulgu görüntüleme, indirme, saklama ve paylaşma fiillerinden hangisini göstermektedir?
  2. Raporda teknik tespit ile hukuki sonuç birbirinden ayrılmış mıdır?
  3. Alternatif masum teknik açıklamalar neden dışlanmıştır?

Bilirkişi raporunun yalnızca sonuç bölümü değil, inceleme yöntemi ve ham verileri de değerlendirilmelidir. Adli bilişim raporlarının savunmadaki yeri Siber Suçlar ve Adli Bilişim Hukukunda Savunma ve Avukat başlıklı çalışmada ayrıca ele alınmıştır.


8. Siber Suç Soruşturmasında İlk 24 Saat

Dijital delillerin kolayca kaybolabilmesi veya değişebilmesi nedeniyle soruşturmanın ilk saatleri büyük önem taşır. Bununla birlikte delil koruma amacıyla yapılacak işlemler de hukuka uygun olmalıdır.

Şüpheli veya Sanık Bakımından

Cihazdaki Verileri Silmeyin

Telefonu sıfırlamak, mesajları silmek, uzaktan cihaz temizlemek veya hesapları kapatmak; delil karartma iddiasına yol açabilir ve lehe olabilecek teknik verilerin de kaybolmasına neden olabilir.

Hesap Geçmişini Koruyun
  • güvenlik uyarıları,
  • giriş bildirimleri,
  • şifre değişikliği e-postaları,
  • cihaz listeleri,
  • iki aşamalı doğrulama kayıtları,
  • konum geçmişi

korunmalıdır.

Ortak Kullanımı Belgeleyin

Cihaz, internet hattı, işyeri bilgisayarı veya banka hesabı başkaları tarafından da kullanılıyorsa bu husus soyut biçimde değil, mümkün olan belgeler ve kişilerle açıklanmalıdır.

İfade Öncesinde Dosyanın Teknik Çerçevesini Anlayın

Şüphelinin yalnızca “ben yapmadım” demesi çoğu zaman yeterli değildir. Öncelikle:

  • hangi hesap,
  • tarih,
  • IP,
  • bahsedilen hangi cihaz,
  • ne türden dosya,
  • para hareketi

nedeniyle suçlandığı anlaşılmalıdır.

Teknik Konularda Tahminle Açıklama Yapmayın

Kişinin bilmediği teknik ayrıntıları tahmin ederek açıklaması, sonradan ortaya çıkan verilerle çelişebilir. Bilinmeyen hususlarda kesin beyanda bulunmak yerine kayıtların incelenmesi istenmelidir.

Mağdur Bakımından

Ekran Görüntüsünü Bağlamıyla Birlikte Koruyun

Yalnızca mesajın bir bölümünü değil:

  • kullanıcı adını,
  • profil bağlantısını,
  • tarih ve saati,
  • mesaj zincirini,
  • URL’yi,
  • gönderi kimliğini

gösterecek kayıtlar alınmalıdır.

Orijinal Cihazı Koruyun

Mesaj veya dosyanın bulunduğu cihaz gereksiz biçimde sıfırlanmamalı, uygulamalar silinmemeli ve kayıtlar değiştirilmemelidir.

Banka ve Platformlara Hızla Bildirim Yapın

Dolandırıcılık hâlinde banka, ödeme kuruluşu, kripto borsası ve ilgili platforma gecikmeden bildirim yapılması; fonların izlenmesi ve verilerin korunması bakımından önemlidir.

Dijital Verinin Korunmasını Talep Edin

Platform kayıtları sınırsız süre tutulmayabilir. Soruşturma makamlarından giriş loglarının, hesap verilerinin, IP kayıtlarının ve işlem geçmişinin korunmasına yönelik taleplerde bulunulmalıdır.


9. Siber Suçlarda Tutuklama ve Dijital Delil

Dijital delil içeren dosyalarda suçlamanın teknik görünümü, bazen delilin olduğundan daha kesin algılanmasına neden olabilir. Oysa tutuklama değerlendirmesinde:

  • kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller,
  • tutuklama nedeni,
  • ölçülülük,
  • adli kontrolün yeterli olup olmayacağı

ayrı ayrı tartışılmalıdır.

Cihazlara el konulmuş, platform kayıtları getirtilmiş ve dijital deliller büyük ölçüde muhafaza altına alınmışsa delil karartma ihtimali somutlaştırılmalıdır. Sırf şifreli cihaz bulunması, yabancı platform kullanılması veya kripto transferi yapılması tek başına kaçma ya da delil karartma nedeni olarak değerlendirilmemelidir. Bu konu Siber Suçlar Ceza Davalarında Tutuklama ve Dijital Delil başlıklı çalışmada ayrıca incelenmiştir.

10. Savunma Nasıl Kurulmalıdır?

Siber suçlar savunması, yalnızca olayın inkârından veya mevzuat maddelerinin art arda yazılmasından ibaret değildir. Sağlıklı bir savunma beş katmanlı olmalıdır.

Birinci Katman: Usul Savunması

  • Arama ve elkoyma kararının hukuka uygunluğu
  • CMK 134 şartları
  • Hâkim onayı
  • İnceleme kapsamı
  • Kopya verilmesi
  • Tesadüfen elde edilen delil
  • Kişisel verilerin korunması

İkinci Katman: Teknik Delil Savunması

  • İmaj
  • Hash
  • Delil zinciri
  • Dosya yolu
  • Metadata
  • Zaman damgası
  • Cache
  • Thumbnail
  • Log güvenilirliği
  • İnceleme yazılımının sınırları

Üçüncü Katman: Aidiyet Savunması

  • IP ve CGNAT
  • Hesap oturumu
  • Cihaz eşleşmesi
  • Ortak kullanım
  • Uzak erişim
  • Ele geçirilmiş hesap
  • Banka ve kripto hesaplarının fiilî kontrolü

Dördüncü Katman: Kast Savunması

  • Bilgi
  • İrade
  • Otomatik işlem
  • Yanılgı
  • İçeriğin bilinip bilinmediği
  • Para kaynağının bilinip bilinmediği
  • Paylaşım veya saklama amacı

Beşinci Katman: Hukuki Vasıflandırma

  • Fiilin doğru suç tipi
  • Teşebbüs
  • İştirak
  • Yardım etme
  • Zincirleme suç
  • Fikrî içtima
  • Kişisel cezasızlık veya hukuka uygunluk nedenleri
  • Beraat sebepleri

Savunmanın gücü, bu katmanların birbirleriyle bağlantılı kurulmasına bağlıdır. Örneğin:

Dosya müvekkilin telefonunda bulunmuştur; ancak uygulama önbelleğindedir, kullanıcı tarafından açıldığına ilişkin kayıt yoktur, dosya otomatik grup indirmesiyle oluşmuştur ve paylaşma davranışı tespit edilmemiştir.

Bu cümle yalnızca inkâr içermez. Bütünlük, aidiyet, kast ve suç vasfı kapılarını birlikte tartışmaya açar. Başka bir örnek:

Banka hesabı müvekkil adına kayıtlıdır; ancak suça konu mobil bankacılık oturumu farklı bir cihaz ve IP üzerinden açılmış, para müvekkilin bulunmadığı şehirdeki ATM’den çekilmiş, hesap ele geçirilmesine ilişkin güvenlik bildirimi suçtan önce bankaya yapılmıştır.

Burada da kayıt aidiyetinden fiil aidiyetine geçişin kurulamadığı somut verilerle gösterilmektedir.


11. Mahkeme Önünde Kullanılabilecek Beş Kapılı Kontrol Formu

1. Hukuka Uygunluk

  • Dijital delil hangi kararla elde edildi?
  • Karar suç, cihaz ve kapsam yönünden yeterince belirli mi?
  • CMK 134 şartları mevcut mu?
  • Elkoyma ve inceleme işlemleri usule uygun mu?
  • Kopya ve tutanak düzeni sağlandı mı?
  • Soruşturmayla ilgisiz özel veriler ayrıştırıldı mı?

2. Bütünlük

  • Adli imaj var mı?
  • Hash değerleri eşleşiyor mu?
  • Kaynak delil korunmuş mu?
  • Delil zinciri kesintisiz mi?
  • Zaman damgaları doğru yorumlanmış mı?
  • Ham veri rapor sonucunu destekliyor mu?

3. Aidiyet

  • IP, port ve zaman eşleşmesi var mı?
  • Hesap ve cihaz arasında bağlantı kurulmuş mu?
  • Cihazı kimler kullanabilir?
  • Hesap ele geçirilmiş olabilir mi?
  • Banka veya kripto hesabının fiilî kontrolü kimde?
  • Dış doğrulama delilleri mevcut mu?

4. Kast

  • Kullanıcı içeriğin veya işlemin niteliğini biliyor mu?
  • Dosya bilinçli mi, otomatik mi oluşmuş?
  • Kullanıcı dosya üzerinde tasarrufta bulunmuş mu?
  • Para kaynağının suçla bağlantısı biliniyor mu?
  • Paylaşma, saklama veya zarar verme amacı ispatlanmış mı?

5. Suç Vasıflandırması

  • Fiil kanundaki hangi suç tipine giriyor?
  • Maddi unsurların tamamı gerçekleşmiş mi?
  • Manevi unsur ispatlanmış mı?
  • İştirak biçimi doğru belirlenmiş mi?
  • Özel norm–genel norm ilişkisi incelenmiş mi?
  • Daha hafif veya farklı bir hukuki nitelendirme mümkün mü?

Mahkeme bu soruların her birine denetlenebilir cevap vermeden dijital delilin ispat gücü hakkında sağlıklı sonuca ulaşamaz.


12. Siber Suçlar Davalarında En Sık Yapılan 20 Hata (Yıllardır Sahada Gördüğümüz Benzer Davalardan)

  1. IP abonesini doğrudan fail kabul etmek
  2. CGNAT port bilgisini araştırmamak
  3. UTC ve Türkiye saatini karıştırmak
  4. Hesap sahipliği ile fiil sahipliğini aynı saymak
  5. Adli imaj olmadan kopyalanan veriye kesin delil değeri vermek
  6. Hash değerini fail ve kast delili gibi yorumlamak
  7. Cache ile bilinçli indirmeyi ayırmamak
  8. Thumbnail dosyasını kullanıcı tarafından saklanan asıl dosya saymak
  9. Otomatik bulut senkronizasyonunu incelememek
  10. Ortak cihaz veya ortak Wi-Fi ihtimalini araştırmamak
  11. Platform oturum kayıtlarını istememek
  12. Mobil bankacılık cihaz ve IP kayıtlarını dosyaya getirtmemek
  13. Kripto cüzdan adresini doğrudan kişiyle özdeşleştirmek
  14. Ekran görüntüsünü tek başına değişmez veri kabul etmek
  15. Bilirkişi raporunun yöntemini sorgulamamak
  16. Zaman damgalarını kullanıcı hareketi gibi yorumlamak
  17. Hesap ele geçirilmesi ihtimalini teknik olarak araştırmamak
  18. Kastı suçun maddi bulgusundan otomatik biçimde çıkarmak
  19. Teknik tespitle hukuki sonucu birbirine karıştırmak
  20. Fiili kanuni unsurlar yerine suç başlığına göre değerlendirmek

13. Beş Kapılı Testin Temel İlkeleri

Dijital Delilde Şüphe Teknik Olarak da Giderilmelidir

  1. Ceza muhakemesinde şüphe yalnızca anlatımla değil, teknik araştırmayla giderilir.
  2. “Bu hesabı sanık kullanmıştır” deniliyorsa oturum verileri incelenmelidir.
  3. “Dosyayı sanık indirmiştir” deniliyorsa dosyanın oluşum yolu belirlenmelidir.
  4. “Para suçtan gelmiştir ve sanık bunu bilmektedir” deniliyorsa iletişim ve para akışı ortaya konulmalıdır.
  5. “Bu IP sanığa aittir” deniliyorsa tarih, saat, saniye ve port eşleşmesi yapılmalıdır.

Teknik İhtimal ile Soyut İhtimal Ayrılmalıdır

Savunmada her teorik ihtimal makul şüphe yaratmaz. Bir hesabın ele geçirilmiş “olabileceğini” söylemek yerine, bunu destekleyen:

  • yabancı IP,
  • güvenlik bildirimi,
  • parola sıfırlama kaydı,
  • farklı cihaz oturumu,
  • zararlı yazılım izi

gösterilmelidir.

Aynı şekilde iddia makamı da yalnızca “dosya cihazdaydı” demekle yetinmemeli; kullanıcının bilinçli tasarrufunu gösteren teknik emareleri ortaya koymalıdır.

Bilirkişi Hukuki Hüküm Kuramaz

Bilirkişi:

  • dosyanın nerede bulunduğunu,
  • hash değerini,
  • oluşum tarihini,
  • uygulamanın çalışma sistemini,
  • IP ve cihaz eşleşmesini

tespit edebilir. Fakat sanığın kastının bulunduğu, hukuka aykırı delilin kullanılabileceği veya belirli bir suçun oluştuğu yönündeki nihai hukuki değerlendirme mahkemeye aittir.

Dijital Delilin Çokluğu, Delilin Bağımsızlığı Anlamına Gelmez

Aynı kaynaktan türetilen çok sayıda kayıt, birbirinden bağımsız çok sayıda delil sayılmamalıdır. Örneğin platform bildirimindeki IP, operatör cevabındaki abone bilgisi ve bu verileri tekrar eden bilirkişi raporu; üç bağımsız delil değil, aynı bağlantının farklı belgelerde tekrarı olabilir. Gerçek doğrulama, farklı ve bağımsız kaynakların aynı sonucu desteklemesiyle oluşur.


14. Hülasa: Dijital İzden Mahkûmiyete Giden Yol Beş Kapıdan Geçer

Siber suçlar ve bilişim suçları davalarında teknoloji, çoğu zaman kesinlik hissi yaratır. IP adresleri, hash değerleri, log kayıtları, cihaz kimlikleri ve blockchain işlemleri sayısal görünür. Sayısal verilerin hata yapmayacağı düşünülür. Oysa sorun çoğu zaman verinin kendisinde değil, veriden çıkarılan sonuçtadır.

Bir IP kaydı doğru olabilir; fakat yanlış kişiye bağlanabilir. Bir dosyanın hash değeri doğru olabilir; fakat dosyanın kim tarafından ve hangi iradeyle oluşturulduğunu göstermeyebilir. Bir banka transferi tartışmasız olabilir; fakat hesap sahibinin suç kastını kanıtlamayabilir. Bir sosyal medya hesabı belirli bir telefon numarasına bağlı olabilir; fakat suç tarihindeki kullanıcı başka biri olabilir. Bir görüntü cihazda bulunabilir; fakat otomatik cache, thumbnail veya bulut senkronizasyonu sonucu oluşmuş olabilir.

Bu nedenle dijital delil değerlendirmesi şu sırayı izlemelidir:

  1. Hukuka uygun biçimde elde edilmiş midir?
  2. Bütünlüğü ve değişmezliği doğrulanmış mıdır?
  3. Kişi, cihaz, hesap ve fiil aidiyeti kurulmuş mudur?
  4. Bilinç, irade ve kast somutlaştırılmış mıdır?
  5. İspatlanan fiil doğru kanuni tipe yerleştirilmiş midir?
Beş Kapılı Dijital İspat Testi’nin Özü;

Ceza yargılamasının amacı yalnızca dijital bir iz bulmak değildir. Amaç, o izin hukuk devleti sınırları içinde güvenilir bir delile dönüşüp dönüşmediğini ortaya koymaktır. Dijital dünyada maddi gerçeğe ulaşmanın yolu, teknolojinin yarattığı ilk izlenime teslim olmak değil; her veriyi hukuki ve teknik yönden sabırla sınamaktır. Çünkü adalet bakımından asıl mesele, cihazda ne bulunduğundan önce şudur:

Bulunan veri hukuka uygun mudur, değişmemiş midir, gerçekten sanığa ait midir, bilinçli bir fiili mi göstermektedir ve kanundaki suçun bütün unsurlarını karşılamakta mıdır?

Bu sorular cevaplandırılmadan dijital izden mahkûmiyet hükmüne geçilemez.


Hukuki bilgilendirme notu: Bu çalışma genel hukuki ve teknik bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her siber suçlar ve dijital delil dosyası; olayın özellikleri, suç tarihi, elde etme yöntemi, cihaz incelemesi, platform kayıtları ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bu sebeple mutlaka avukatınızla yoğun fikir temasında kalarak savunmalarınıza hazırlanmalısınız.


  • Son cümle; ceza yargılaması varsayımla değil; hukuka uygun, teknik olarak doğrulanabilir ve birbiriyle tutarlı delillerle yürütülmelidir. Dijital dünyada gerçek, çoğu zaman bir log satırının, zaman damgasının, hash değerinin, banka hareketinin veya cihaz kaydının içinde saklıdır.
Avukat Önal’ın Benzer Nitelikte Bir Kısım Çalışması
No Yazı Başlığı Kapsam / Bağlantı Kurduğu Konular Atıf Linki
1 Siber Suçlar ve Adli Bilişim Hukukunda Savunma ve Avukat TCK 243, TCK 244, TCK 245, TCK 245/A, kişisel veriler, dijital delil, NCMEC, 7258 sayılı Kanun Yazıyı Görüntüle
2 TCK 243 Bilişim Sistemine Girme – Avukat Etkisi ve Savunma Bilişim sistemine girme, CMK 134, hukuka aykırı dijital delil, log kaydı, imaj alma Yazıyı Görüntüle
3 Kredi Kartı, Banka Kartı, Ödeme Sistemleri Suçları ve Avukat TCK 245, kart bilgisi kullanımı, ödeme sistemleri, POS/PSP kayıtları, phishing, dijital ödeme delilleri Yazıyı Görüntüle
4 İBAN Kullandırma, Nitelikli Dolandırıcılık, MASAK ve Savunma TCK 158, TCK 245, TCK 282, hesap kullandırma, para transfer zinciri, MASAK, teknik erişim izleri Yazıyı Görüntüle
5 NCMEC Avukatı ve Çocuklara Karşı Dijital Suçlar, Müstehcenlik NCMEC raporu, TCK 226, dijital imaj, hash değeri, IP-cihaz-kullanıcı ayrımı, adli bilişim savunması Yazıyı Görüntüle

  • Avukat Orhan ÖNAL çizgisinde hazırlanan Siber Suçlar Ceza Davaları & Soruşturmaları yazıları; tecrübeye dayalı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosya stratejisi, evrak ve teknik rapor içeriğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
  • Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, özellikle duruşmada sözlü savunma kabiliyeti gerektirdiğinden, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
  • Benzer NCMEC’den doğan ceza davalarından gördüğümüz; her nevinden NCMEC davalarında farklı savunma argümanları geliştirilerek hareket edilmesi gerekliliğinin unutulmamasını ve mutlaka avukatınızla hareket edilerek savunma yapılmasını unutmamanızı şiddetle tavsiye ederiz.
  • Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar*  bölümüne veya siber suçlar* tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.
    • AVUKAT DESTEĞİ

      Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz. 

      Hafta içi: 09:00 – 19:00
      Cumartesi: 10:00 – 18:00
      Telefon: +90 532 282 25 23

      Gizlilik

      Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.

Leave A Comment

Call Now Button