Awesome Image
09Mar

Ceza Yargılamasında HTS, CGNAT, IP ve Baz İstasyonu Verileri

Ceza soruşturmalarında HTS kayıtları, IP logları, CGNAT verileri ve baz istasyonu kayıtları özellikle siber suçlar, müstehcenlik dosyaları, yasa dışı bahis, dolandırıcılık ve iletişim suçlarında sıkça kullanılan teknik verilerdir. Ancak bu verilerin delil değeri çoğu zaman yanlış anlaşılmakta ve bazen teknik sınırları göz ardı edilerek kesinlik atfedilmektedir. Oysa ceza muhakemesi bakımından bu veriler çoğunlukla destekleyici (yardımcı) delil niteliğindedir. Aşağıda bu hususu maddeler halinde Avukat Orhan Önal çizgisinde ele alıyoruz;

A. Dijital Delillerin Teknik Sınırları ve Hukuki Değeri

Dijital çağın ceza soruşturmaları giderek artan ölçüde telekomünikasyon verilerine, internet log kayıtlarına ve mobil iletişim altyapısına dayanmaktadır. Özellikle siber suçlar, bilişim suçları, müstehcenlik soruşturmaları, dolandırıcılık, yasa dışı bahis ve örgüt suçları gibi dosyalarda; soruşturma makamlarının başvurduğu en temel teknik araçlar arasında HTS kayıtları, baz istasyonu verileri, IP adresleri ve CGNAT logları bulunmaktadır. Ancak uygulamada sıkça karşılaşılan temel problem şudur:

Teknik veri ile hukuki kesinlik çoğu zaman birbirine karıştırılmaktadır. Oysa ceza muhakemesinde temel ilke şudur: Mahkûmiyet kararı, şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır. Dijital verilerin teknik sınırları, elde edilme usulleri ve ispat değeri, ceza yargılamasının en kritik tartışma alanlarından biri haline gelmiştir.

B. HTS Kayıtları (Historical Traffic Search) ve Hukuki Niteliği

B.1 HTS Kaydı Nedir?

HTS (Historical Traffic Search), bir GSM hattına ait geçmiş iletişim trafiğini gösteren teknik kayıtları ifade eder. HTS verilerinde genellikle şu bilgiler bulunur:

  • arayan ve aranan numaralar

  • görüşme tarihi ve saati

  • görüşme süresi

  • SMS kayıtları

  • internet oturum bilgileri

  • görüşme sırasında bağlanılan baz istasyonu (Cell ID)

Bu kayıtlar iletişimin içeriğini içermez; yalnızca iletişimin gerçekleştiğini gösteren teknik metadatalardır. HTS kayıtlarının elde edilmesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.135 kapsamında düzenlenen “telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti” koruma tedbirine dayanır.

B.2 HTS Kayıtları (Historical Traffic Search) ve Hukuki Niteliği

HTS (Historical Traffic Search) kayıtları, bir GSM hattına ait geçmiş iletişim trafiğini gösteren teknik veri kayıtlarıdır. Bu kayıtlar genellikle GSM operatörleri tarafından tutulur ve şu bilgileri içerir:

  • arayan ve aranan numaralar

  • görüşme tarih ve saatleri

  • görüşme süresi

  • SMS trafiği

  • veri oturumu başlangıç zamanları

  • görüşme sırasında kullanılan baz istasyonu (Cell ID)

HTS kayıtları, iletişimin içeriğini içermez; yalnızca iletişimin gerçekleştiğine ilişkin meta veri niteliğindeki teknik bilgileri içerir. Bu nedenle HTS kayıtları çoğu zaman yanlış şekilde yorumlanmaktadır. HTS verisi yalnızca şu soruya cevap verir: Bir telefon hattı belirli bir zaman diliminde hangi numaralarla iletişim kurmuştur? Ancak HTS kayıtları şu hususları göstermez:

  • görüşmenin içeriği

  • telefonu fiilen kullanan kişi

  • telefonun kesin konumu (yaklaşık baz kaydını verir, bu da uygulamada hatalı kararlara sebebiyet verebilmektedir.)

Bu nedenle HTS kayıtları ceza muhakemesinde iletişim trafiğinin varlığını gösteren teknik veri niteliğindedir.

B.3 HTS Kayıtlarının Ceza Davalarında Delil Değeri ve İspat Alanı

Ceza soruşturmalarında HTS kayıtları genellikle şu amaçlarla kullanılır:

  • kişiler arasındaki iletişim ilişkisini tespit etmek

  • suç organizasyonu veya irtibat ağı analizi

  • olay zamanındaki iletişim yoğunluğunu ortaya koymak

  • belirli bir zaman diliminde telefon hareketliliğini incelemek

Bu yönüyle HTS kayıtları özellikle şu suç tiplerinde sıkça kullanılmaktadır:

  • örgüt suçları

  • uyuşturucu ticareti

  • bilişim suçları

  • dolandırıcılık

  • yasa dışı bahis

  • müstehcenlik soruşturmaları

Şöyle ki; HTS kayıtları çoğu zaman doğrudan suçun işlendiğini gösteren tek başına delil olamaz. HTS verileri yalnızca iletişim trafiğinin varlığını ortaya koyar.

B.4  Yargıtay İçtihatlarında HTS Kayıtları

Yargıtay kararlarında HTS kayıtlarının tek başına mahkûmiyet için yeterli olmayacağı açık şekilde ifade edilmektedir.

B.4.1 Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2012/13110 E., 2013/32346 K.

Bu kararda Yargıtay, HTS kayıtlarının olayın aydınlatılmasında önemli bir veri olduğunu; ancak diğer delillerle desteklenmeden mahkûmiyet için yeterli sayılamayacağını belirtmiştir.

B.4.2 Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2015/2672 E., 2016/4314 K.

kararında da HTS kayıtlarının yalnızca iletişim trafiğini gösteren teknik veri niteliğinde olduğu ve tek başına suçun işlendiğini ispatlamaya yeterli olmadığı ifade edilmiştir.

B.5 Bölge Adliye Mahkemesi Kararlarında HTS Değerlendirmesi

Bölge Adliye Mahkemeleri de benzer şekilde HTS kayıtlarının yardımcı delil niteliğinde olduğu yönünde kararlar vermektedir. Örneğin;

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 2019/2301 E., 2020/1445 K. Bu kararda HTS kayıtlarının ancak diğer maddi delillerle birlikte değerlendirildiğinde anlamlı olacağı vurgulanmıştır.

B.6 HTS Verilerinin Teknik Sınırları

HTS kayıtlarının değerlendirilmesinde çoğu zaman gözden kaçan önemli bir teknik gerçek vardır: Telekomünikasyon altyapısı dinamik bir sistemdir. Cep telefonları baz istasyonlarına bağlanırken her zaman en güçlü sinyali değil, çoğu zaman en uygun hücreyi tercih eder.

Bu durum şu faktörlerden etkilenebilir:

  • ağ yoğunluğu

  • baz istasyonu kapasitesi

  • baz optimizasyonu

  • coğrafi engeller

  • bina yoğunluğu

Bu nedenle HTS kayıtları çoğu zaman yalnızca bir teknik ihtimali ortaya koyar. Doktrinde de telekomünikasyon verilerinin değerlendirilmesinde teknik sınırlılıkların dikkate alınması gerektiği ifade edilmektedir.

Ceza muhakemesinin temel ilkesi ise bu noktada devreye girer: Şüpheden sanık yararlanır. Dolayısıyla HTS kayıtları değerlendirilirken teknik varsayımlar ile hukuki kesinlik arasındaki fark dikkatle gözetilmelidir.

B.7 HTS Kayıtları ve Ceza Muhakemesinin Delil Standardı

HTS kayıtları modern ceza soruşturmalarında önemli bir teknik araçtır. Ancak bu kayıtlar çoğu zaman:

  • iletişimin varlığını gösterir

  • iletişim ağını ortaya koyar

  • teknik bir veri üretir.

Fakat HTS kayıtları genellikle şu hususları kesin olarak göstermez:

  • suçun işlendiği yer

  • fiilin kim tarafından gerçekleştirildiği

  • suç kastının varlığı

Bu nedenle HTS kayıtları çoğu zaman destekleyici delil niteliğindedir. Ceza muhakemesinde ise mahkûmiyet için aranan ölçüt çok daha yüksektir:

Her türlü şüpheden uzak kesin delil. Bu nedenle dijital verilerin değerlendirilmesinde teknik veri ile hukuki ispat arasındaki farkın doğru anlaşılması, adil yargılanma hakkının korunması bakımından büyük önem taşımaktadır.

C. Dijital Delillerin Teknik Sınırları ve Hukuki Değeri

Dijitalleşen dünyada ceza soruşturmalarının önemli bir bölümü artık telekomünikasyon verileri, internet log kayıtları ve mobil iletişim altyapısı üzerinden yürütülmektedir. Özellikle bilişim suçları, dolandırıcılık, yasa dışı bahis, müstehcenlik suçları, örgütlü suçlar ve dijital iletişim temelli suçlar bakımından soruşturma makamlarının en sık başvurduğu teknik araçlar arasında; HTS kayıtları, baz istasyonu verileri, IP logları ve CGNAT kayıtları bulunmaktadır.

Ancak uygulamada sıklıkla gözden kaçan temel bir husus vardır: Teknik veri ile hukuki kesinlik aynı şey değildir. Ceza muhakemesinde mahkûmiyet kararı, yalnızca teknik varsayımlara değil; şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmak zorundadır.

Bu ilke hem Anayasa m.38, hem de Ceza Muhakemesi Kanunu’nun genel sistematiği ile güvence altına alınmıştır. Ceza muhakemesinin amacı, yalnızca suç şüphesini kuvvetlendirmek değil; maddi gerçeği hukuka uygun delillerle ortaya koymaktır.

Dijital veriler çoğu zaman dolaylı delil (emare delili) niteliğindedir. Bu nedenle dijital delillerin değerlendirilmesinde şu üç temel soru her zaman sorulmalıdır:

  • Veri hukuka uygun elde edilmiş midir?

  • Veri teknik olarak güvenilir midir?

  • Veri fail ile fiil arasındaki bağı kesin olarak kurmakta mıdır?

Bu soruların cevabı verilmeden yapılan değerlendirmeler, ceza muhakemesinin temel ilkeleri ile bağdaşmaz. Nitekim doktrinde de telekomünikasyon verilerinin doğrudan mahkûmiyet delili olarak değil, çoğu zaman destekleyici teknik veri olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Ceza muhakemesi öğretisinde bu husus özellikle iletişim verilerinin yorumlanmasında teknik sınırlılıkların dikkate alınması gerektiği şeklinde vurgulanmaktadır.

Bu yaklaşımın arkasında çok temel bir gerçek yatmaktadır: Dijital veriler kesin gerçekliği değil, çoğu zaman teknik bir ihtimali gösterir. Bu nedenle HTS kayıtları, baz istasyonu verileri veya IP logları değerlendirilirken telekomünikasyon altyapısının çalışma prensipleri doğru anlaşılmalıdır. Ancak Yargıtay içtihatlarında HTS kayıtlarının tek başına mahkûmiyet için yeterli olmadığı açık şekilde belirtilmektedir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2012/13110 E. – 2013/32346 K.

Kararda HTS kayıtlarının olayın gelişimini açıklamada önemli bir veri olduğu; ancak bu verilerin diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

D. Baz İstasyonu Verileri ve Lokasyon Tartışması

D.1 Baz İstasyonu Nedir?

Mobil telefonlar iletişim kurabilmek için baz istasyonlarıyla elektromanyetik sinyal alışverişi yapar. Bir baz istasyonu:

  • geniş bir kapsama alanına hizmet verir

  • aynı anda binlerce telefonu kapsayabilir

Bu nedenle aynı baz istasyonundan sinyal almak:

  • aynı mahallede bulunmayı gösterebilir

  • fakat aynı noktada bulunmayı göstermez.

Birçok cep telefonu aynı baz istasyonuna bağlanabileceği için aynı baz verisinin farklı kişileri kapsaması olağan bir durumdur.

D.2 Yargıtay’ın Baz İstasyonu Verilerine Yaklaşımı

Yargıtay, baz istasyonu verilerinin tek başına suçun işlendiğini ispatlamaya yeterli olmadığını birçok kararında vurgulamıştır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2016/19809 E. – 2017/1368 K.

Kararda, sanığın telefonunun belirli bir baz istasyonundan sinyal vermesinin suçla bağlantıyı kesin olarak göstermeye yetmeyeceği belirtilmiştir.


E. IP Adresi ve İnternet Log Kayıtları

E.1 IP Adresinin Teknik Tanımı ve İşlevi

İnternet altyapısında her cihazın ağ üzerinde tanımlanabilmesi için kullanılan sayısal kimliğe IP adresi (Internet Protocol Address) denilmektedir. IP adresi, bir kullanıcının internet üzerinden gerçekleştirdiği işlemlerin hangi internet bağlantısı üzerinden gerçekleştirildiğini belirlemeye yarayan teknik bir veridir. IP kayıtları çoğunlukla şu bilgileri içerir:

  • IP adresi

  • bağlantı zamanı (timestamp)

  • bağlantı portu

  • kullanılan uygulama veya hizmet

  • internet servis sağlayıcısı

Bu veriler, internet servis sağlayıcıları veya dijital platformlar tarafından log kayıtları şeklinde tutulur. Ancak IP adresinin gösterdiği husus çoğu zaman yanlış anlaşılmaktadır. IP adresi yalnızca şunu ortaya koyar:

Belirli bir internet işlemi, belirli bir internet bağlantısı üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte IP adresi o işlemi yapan kişinin kim olduğunu tek başına göstermez. Bu nedenle ceza muhakemesinde IP verileri genellikle dolaylı delil niteliğinde değerlendirilir.

E.2 IP Log Kayıtlarının Hukuki Dayanağı

IP log kayıtlarının elde edilmesi ve değerlendirilmesi çoğunlukla şu mevzuata dayanır:

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.134 (bilişim sistemlerinde arama ve inceleme)

  • 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun

  • Telekomünikasyon ve internet servis sağlayıcılarına ilişkin yönetmelikler

5651 sayılı Kanun’un 5 ve 6. maddeleri uyarınca yer sağlayıcılar ve erişim sağlayıcılar trafik bilgilerini belirli sürelerle saklamakla yükümlüdür. Bu kayıtlar, ceza soruşturmalarında çoğu zaman bilişim suçlarının tespitinde ilk teknik veri olarak kullanılmaktadır.

E.3 Yargıtay Kararlarında IP Loglarının Değerlendirilmesi

Yargıtay içtihatlarında IP adresinin tek başına fail tespitine yeterli olmadığı vurgulanmaktadır.

E.3.1 Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2017/1972 E., 2018/11743 K.

Bu kararda, internet ortamında gerçekleştirilen bir eylem bakımından yalnızca IP adresine dayanılarak mahkûmiyet kurulamayacağı; kullanıcının kim olduğunun ayrıca araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

E.3.2 Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2016/8380 E., 2017/5146 K.

Kararında da IP adresinin yalnızca internet bağlantısını gösterdiği, bağlantıyı kullanan kişinin kim olduğunun ayrıca ortaya konulması gerektiği ifade edilmiştir. Bu yaklaşım, dijital delillerin değerlendirilmesinde fail tespiti ile teknik bağlantı arasındaki farkın açık biçimde ortaya konulması bakımından önemlidir.

E.4 IP Verisinin Delil Niteliği

IP adresi yalnızca şu bilgiyi gösterir: belirli bir internet işlemi hangi internet bağlantısı üzerinden yapılmış. IP adresi şu hususu kesin olarak göstermez:

  • o bağlantıyı hangi kişinin kullandığını, bu nedenle IP verileri çoğu zaman dolaylı delil niteliğindedir.

F. CGNAT (Carrier Grade NAT) Kayıtları

F.1 CGNAT Sisteminin Teknik Yapısı

Günümüzde internet altyapısında en önemli sorunlardan biri IPv4 adreslerinin sınırlı olmasıdır. Bu sorunun çözümü için internet servis sağlayıcıları tarafından kullanılan yöntemlerden biri CGNAT (Carrier Grade Network Address Translation) sistemidir. CGNAT sisteminde:

  • yüzlerce hatta binlerce kullanıcı

  • aynı IP adresini paylaşabilmektedir.

Dolayısıyla bir IP adresinin tek başına belirli bir kullanıcıya ait olduğunu söylemek çoğu zaman mümkün değildir. Bu nedenle CGNAT sisteminde kullanıcı tespiti için üç teknik veri birlikte incelenmelidir:

  • IP adresi

  • port numarası

  • zaman damgası

Bu üç veri birlikte değerlendirilmeden yapılan IP eşleştirmeleri yanlış kullanıcı tespitlerine yol açabilir.

F.2 CGNAT Kayıtlarının Hukuki Değeri

Ceza muhakemesi uygulamasında CGNAT kayıtları çoğu zaman teknik emare niteliğinde kabul edilmektedir. Yargıtay’ın bazı kararlarında CGNAT sisteminin kullanıcı tespiti bakımından yanılma ihtimali taşıdığı vurgulanmıştır. Bu nedenle CGNAT verileri değerlendirilirken şu hususlar önem taşır:

  • bağlantı zamanı

  • port numarası

  • kullanıcı hattı

  • modem kayıtları

Bu veriler bir arada incelenmeden yapılan değerlendirmeler, teknik hatalara yol açabilir


G. Dijital Delillerin Birlikte Değerlendirilmesi & Son İzahlar

G.1 Ceza Muhakemesinde Dijital Delil Zinciri

Dijital delillerin sağlıklı şekilde değerlendirilebilmesi için ceza muhakemesinde delil zincirinin korunması büyük önem taşır. Bilişim sistemlerine ilişkin incelemeler genellikle CMK m.134 kapsamında yürütülmektedir. Bu maddeye göre:

  • dijital cihazların incelenmesi

  • veri kopyalarının alınması

  • bilirkişi incelemesi yapılması

usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmelidir. Dijital delillerin güvenilirliği bakımından özellikle şu hususlar önemlidir:

  • cihazın adli bilişim imajının alınması

  • hash doğrulaması yapılması

  • log kayıtlarının bütünlüğünün korunması

  • teknik incelemenin uzman bilirkişiler tarafından yapılması

Bu süreçler yerine getirilmeden elde edilen dijital verilerin delil değeri tartışmalı hale gelebilir.

G.2 Yargı Kararlarında Dijital Delillerin Birlikte Değerlendirilmesi

Yargıtay içtihatlarında dijital verilerin tek başına değil, bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği sıklıkla vurgulanmaktadır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2016/2766 E., 2017/5296 K. Bu kararda, dijital verilerin diğer maddi delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu yaklaşım, ceza muhakemesinin temel ilkesi olan “her türlü şüpheden uzak kesin delil” standardının doğal bir sonucudur.

G.3 Uygulamada Avukatlık Stratejisi ve Savunma Perspektifi

Dijital delillerin değerlendirilmesi, özellikle bilişim suçları ve siber suçlar bakımından savunmanın en kritik alanlarından biridir. Avukatlık pratiğinde sıklıkla karşılaşılan durum şudur: Soruşturma dosyalarında;

  • IP eşleşmesi

  • HTS kayıtları

  • baz istasyonu verileri

gibi teknik veriler çoğu zaman kesin delil gibi yorumlanabilmektedir. Oysa teknik inceleme derinleştirildiğinde bu verilerin çoğu zaman varsayımsal bağlantılar içerdiği görülmektedir. Bu noktada savunmanın temel stratejisi şu sorular etrafında şekillenir:

  • bağlantıyı kullanan kişi kimdir?

  • cihaz kime aittir?

  • bağlantı ortak kullanım alanında mı gerçekleşmiştir?

  • log kayıtları teknik olarak güvenilir midir?

G.4 Uygulamadan Örnek Savunma Deneyimleri

Uygulamada özellikle İzmir, Muğla, Aydın, Manisa ve Balıkesir bölgelerinde tarafımızca yürütülen bazı soruşturmalarda; yalnızca IP veya HTS verilerine dayanan dosyaların derinlemesine teknik inceleme sonucunda farklı bir boyut kazandığı görülmektedir. Örneğin;

  • Urla ve Çeşme bölgesinde yürütülen bazı soruşturmalarda, internet bağlantısının ortak kullanılan modemler üzerinden gerçekleştiği anlaşılmıştır.

  • Bodrum ve Marmaris’te yürütülen bazı dosyalarda, CGNAT sisteminden kaynaklanan teknik eşleşme hataları ortaya çıkmıştır.

  • Manisa ve Balıkesir bölgesinde yürütülen bazı soruşturmalarda ise IP adresinin farklı cihazlar tarafından kullanıldığı anlaşılmıştır.

Bu tür teknik incelemeler sonucunda takip ettiğimiz bazı dosyalarda kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verilmiş; bazı dosyalarda ise beraat kararları ortaya çıkmıştır. Bu durum dijital delillerin değerlendirilmesinde şu gerçeği açıkça göstermektedir: Teknik veri, tek başına hukuki kesinlik anlamına gelmez.

G.5 Dijital Deliller ve Ceza Muhakemesinin İspat Standardı

Dijital veriler modern ceza soruşturmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Ancak bu veriler çoğu zaman yalnızca:

  • teknik bağlantıyı gösterir

  • iletişim ihtimalini ortaya koyar

  • belirli bir veri akışını tespit eder.

Ceza muhakemesinin amacı ise bundan çok daha fazlasıdır: Suçun ve failin şüpheden uzak şekilde ortaya konulması. Bu nedenle HTS, IP, CGNAT ve baz verileri değerlendirilirken teknik ihtimaller ile hukuki ispat arasındaki farkın doğru anlaşılması, adil yargılanma hakkının korunması bakımından hayati önem taşımaktadır.

Ceza yargılamasında dijital verilerin mutlak gerçeklik değil, teknik emareler olduğu unutulmamalıdır. Modern ceza yargılamasında dijital veriler vazgeçilmez bir rol oynamaktadır. Bununla beraber HTS, baz istasyonu, IP ve CGNAT verileri çoğu zaman kesin konum veya kesin fail tespiti sağlamaz. Bu izaha son verirken; nihai olarak dijital veriler, ceza dosyalarında mutlak gerçeklik değil; teknik emareler olarak değerlendirilmelidir.

G.6 Siber Suç Dosyalarında “Hızlı Refleks” Değil, “Derin Savunma” Kazandırır

Yasa dışı bahis, bilişim dolandırıcılığı, aklama, nitelikli diğer siber suç konularında, TCK 226 müstehcenlik dosyalarında  ve hatta diğer tüm ceza yargılaması konulardan HTS, BAZ istasyonu kaydı etkin yan delil olarak rol alabilir. Farkı yaratan şey; dosyanın çokluğu değil, delilin doğruluğunu ve usulünü test eden savunma kalitesidir. Savunma stratejisi CMK koruma tedbirleri + TCK unsur analizi + dijital delil bütünlüğü + emsal içtihat birlikte kurulmadan eksik kalır.

Son yıllarda üstlendiğimiz; İzmir, Muğla, Aydın, Manisa, Balıkesir, Denizli, Çanakkale, Bursa, Samsun-Ordu, Konya, Kars ve İstanbul hattında artan siber suç dosyalarında, Avukat Orhan ÖNAL olarak yaklaşımımız nettir: “Her dosyayı aynı kalıpla değil, kendi delil anatomisine göre savunuruz.”

# Yazı Başlığı Kısa Anahtarlar Orijinal Link (Tıklanabilir URL)
1 Yasadışı Bahis & Para Nakline Aracılık Savunma – 7258 Kanun 7258, para nakli, bahis savunması, CMK 134 https://www.orhanonal.av.tr/yasadisi-bahis-para-nakline-aracilik-savunma-7258-kanun/
2 Siber Suçlarda “İddia” Değil “İspat”: Delil–Usul–Strateji dijital delil, adli bilişim, savunma stratejisi https://www.orhanonal.av.tr/siber-suclarda-iddia-degil-ispat-delil-usul-strateji/
3 Yasa Dışı Bahis ve Sanal Kumar Soruşturma-Savunma … yasa dışı bahis, sanal kumar, ödeme zinciri, blockchain delil https://www.orhanonal.av.tr/yasa-disi-bahis-ve-sanal-kumar-odeme-zincirinden-blockchaine-delil/
4 NCMEC; Çocuk İstismarı, Çocuk Cinsel Tacizi, Müstehcenlik NCMEC, TCK 226, müstehcenlik, dijital delil https://www.orhanonal.av.tr/ncmec-cocuk-istismari-cocuk-cinsel-tacizi-mustehcenlik/
5 Siber Suçlar ve Adli Bilişim Hukukunda Savunma ve Avukat siber suçlar avukatı, adli bilişim hukuku, CMK 134 https://www.orhanonal.av.tr/siber-suclar-ve-adli-bilisim-hukukunda-savunma-ve-avukat/
6 Yasa Dışı Bahis Suçu ve Kripto Para Suçları; MASAK Etkisi yasa dışı bahis, kripto, MASAK, TCK 282 https://www.orhanonal.av.tr/yasa-disi-bahis-sucu-ve-kripto-para-suclari-masak-etkisi/
  • Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
  • Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar*  bölümüne & siber suçlar konulu yazılar için tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.
    • AVUKAT DESTEĞİ

      Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz. 

      Hafta içi: 09:00 – 19:00
      Cumartesi: 10:00 – 18:00
      Telefon: +90 532 282 25 23

      Gizlilik

      Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.

Leave A Comment

Call Now Button