Bir Tıkla Başlayan Siber Kabus & Dijital Mahremiyet İhlali Davaları
İntikam Pornosu, Gizli Kamera ve Dijital İfşa: Sessiz Suçların En Karanlık Yüzü
Tek bir video, bir fotoğraf, bir anlık öfke paylaşımı… Bazen bir ilişkinin bitişiyle, bazen intikam duygusuyla, bazen de gizli kayıtla başlayan bu süreç, bir insanın hayatını geri dönülmez biçimde yıkar. “İntikam pornosu” olarak bilinen bu olguda, özel nitelikteki görüntülerin rıza olmaksızın paylaşılması yalnızca ahlaken değil, Türk Ceza Kanunu’nun birden fazla maddesi kapsamında suçtur.
A. Hangi Suç Tipleri İhlal Edilir?
Dijital çağın görünmez suçları, aslında Ceza Kanunu’nda yıllardır tanımlı olan “mahremiyet, cinsel dokunulmazlık ve özel yaşam” ilkelerinin dijital versiyonlarıdır. Bir gizli kamera, bir mesajlaşma ekran görüntüsü, bir rızasız video paylaşımı… Bunların her biri TCK’nın beş ayrı ceza normunu ihlal eder.
A.1. TCK m.226 – Müstehcenlik Suçu: Dijital İçeriğin En Karanlık Hali
Bu madde, yalnızca pornografik yayınları değil, rıza olmaksızın paylaşılan özel görüntüleri de kapsar. İnternette, mesajlaşma uygulamalarında veya özel gruplarda birinin cinsel içerikli görüntüsünü paylaşmak, yalnızca “utanılacak bir davranış” değil, müstehcenlik suçu kapsamında 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası gerektiren ağır bir fiildir.
Özellikle:
-
WhatsApp, Telegram, Discord, X (Twitter), Instagram, OnlyFans gibi platformlarda gizli veya özel nitelikli görüntülerin paylaşılması,
-
Görüntünün bir kısmının mozaiklenmesi veya yüzün kısmen gizlenmesi hâlinde dahi mağdurun tanınabilir olması,
-
“Yalnızca birkaç kişiye gönderdim” savunmasının geçerli sayılmaması,
Uygulamada, bu eylemler müstehcenlik suçu ile birlikte özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134) kapsamında da birlikte cezalandırma konusu olur. Bu suçun dijital versiyonu, bilişim avukatının erişim engeli, içeriğin kaldırılması ve adli delil zinciri konularında hızlı refleks göstermesini gerektirir.
A.2. TCK m.105 – Cinsel Taciz Suçu: Dijital Platformlarda Görünmeyen Saldırı
Eskiden “fiziksel taciz” olarak algılanan bu suç, günümüzde dijital ortamda en çok işlenen cinsel nitelikli eylemlerden biridir. Bir kişinin rızası dışında müstehcen içerik göndermek, özel fotoğraflarını paylaşmak veya tehditvari mesajlarla ifşaya zorlamak — tamamı cinsel taciz kapsamına girer.
Örnekler:
-
Bir ayrılığın ardından eski partnerine ait görüntülerin “yayınlamakla tehdit edilmesi”,
-
Cinsel içerikli mesaj veya görselin izinsiz gönderilmesi,
-
Sosyal medyada fake hesap açılarak mağdurun cinsel yönden aşağılanması.
Bu tür eylemler, TCK m.105 uyarınca 3 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır ve eğer eylem bilişim sistemi aracılığıyla yapılmışsa, ceza artırılır. Avukatın burada yapacağı ilk hamle, delil bütünlüğünü koruyarak hem tehdit hem cinsel taciz boyutunu hukuken doğru sınıflandırmaktır.
A.3. TCK m.134 – Özel Hayatın Gizliliğini İhlal: Dijital Mahremiyetin Temel Taşı
Bu madde, “intikam pornosu” olarak adlandırılan suçların merkezindedir. Bir bireyin özel alanına ait fotoğraf, video veya ses kaydının — ister evinde ister ilişkisi sırasında kaydedilmiş olsun — izni olmadan paylaşılması, en açık ifadeyle özel hayatın ihlalidir.
Bu suçun kapsamı çok geniştir:
-
Gizlice çekilmiş video,
-
Kişinin çıplak veya cinsel içerikli fotoğrafının paylaşılması,
-
Bir sevgililik sürecinde gönderilen özel mesajların üçüncü kişilere ifşası,
-
Sosyal medyada “ifşa sayfaları” aracılığıyla yapılan paylaşımlar.
TCK m.134’te öngörülen ceza iki yıldan beş yıla kadar hapis olup, eylem bilişim sistemleri üzerinden işlenmişse bu ceza yarı oranında artırılır. Bu suçun soruşturması çoğu zaman BTK kayıtları, IP analizleri ve platform erişim verileri ile yürütülür; dolayısıyla bir bilişim hukuku avukatının teknik bilgiye sahip olması süreci belirleyici kılar.
A.4. TCK m.132 – Haberleşmenin Gizliliğini İhlal: Özel Yazışmaların Kalkanı
“Benimle konuştu, ben de paylaştım” savunusu, TCK 132’nin karşısında duvar gibi durur. Bir başkasına ait mesaj, e-posta, ses kaydı veya sosyal medya diyaloğunu — rızası olmadan — paylaşmak, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçudur.
Bu madde özellikle:
-
WhatsApp yazışmalarının ekran görüntüsüyle ifşa edilmesi,
-
Sevgililik döneminde yapılan konuşmaların sosyal medyada paylaşılması,
-
Gizlice alınmış sesli arama kayıtlarının yayımlanması,
gibi durumlarda devreye girer.
A.5. TCK m.133 – Kişiler Arasındaki Konuşmaların Kaydedilmesi: Sessiz Suçun Sesi
Bu madde, “gizli ses kaydı” olaylarının tamamını kapsar. Bir kimsenin haberi olmadan yapılan kamera veya ses kaydı, mahkemece en ağır şekilde değerlendirilir. Eğer bu kayıt özel hayata, cinsel mahremiyete veya kişisel itibara ilişiyorsa, artık mesele sıradan bir suç değil, ağır nitelikli özel hayat ihlalidir.
Örneğin:
-
Eşin veya partnerin farkında olmadan ses/video kaydı almak,
-
Özel bir odada yapılan görüşmeyi gizli cihazla kayda almak,
-
Ev veya otel ortamında gizli kamera kullanmak,
bunların tümü TCK 133 kapsamında suçtur ve cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Bu tür dosyalarda savunma veya mağdur vekilliği yaparken, delilin hukuka uygunluğu, kayıt cihazının elde edilme biçimi ve kayıt süresinin kapsamı hukuki açıdan belirleyicidir.
- Bu beş madde, modern çağın görünmeyen savaşını özetler: mahremiyetin korunması savaşı. Bir “ceza avukatı” veya “bilişim hukuku uzmanı” bu davalarda yalnızca yasa maddelerini değil, insanın onurunu savunur.
B. İnsan Hayatına Etkisi: Dijital Travmanın Görünmeyen Yüzü
Bu suçların en yıkıcı yönü, sosyal ölüme yol açmasıdır. Mağdur çoğu zaman sadece bir görüntüsünün değil, kimliğinin, itibârının ve huzurunun da elinden alındığını hisseder.
🔹 Sosyal medya linçleri
🔹 İş ve aile ilişkilerinin bozulması
🔹 Psikolojik çöküş, utanç, izolasyon
🔹 İntihar eğilimine varan derin travmalar
Bunlar, yalnızca birkaç tıklamayla başlatılan ama yıllarca süren yıkımlardır. Bu nedenle, avukatın rolü yalnızca hukuki temsil değildir; aynı zamanda itibarın, kimliğin ve geleceğin korunması anlamına gelir.

C. Ceza ve Bilişim Hukuku Avukatının Stratejik Rolü
“Artık suçlar dijital, ama adalet hâlâ insan eliyle sağlanıyor.”
Bir bilişim veya ceza davasında sıradan bir vekalet değil, stratejik bir savaş planı gerekir. Çünkü bu dosyalar, yalnızca yasa maddeleriyle değil; veri analizi, IP izi, siber davranış analitiği ve delil bütünlüğüyle kazanılır. Burada devreye giren kişi, klasik avukat değil — dijital dünyayı okuyan bir savunma mimarıdır.
C.1. “Delil, Bir Dosya Değil: Yaşayan Bir Veri Akışıdır”
Bir ceza avukatı, bilişim alanında uzmanlaşmışsa artık her ekrana, her log kaydına, her hash değerine delil zincirinin nabzı olarak bakar. Çünkü müstehcenlik, gizli çekim, intikam pornosu, özel hayatın gizliliği veya siber şantaj dosyalarında, mahkeme kararını değiştiren şey genellikle “tek bir dijital iz”dir.
Avukat burada:
-
BTK, NCMEC, İnterpol veya platform raporlarındaki teknik çelişkileri analiz eder,
-
IP eşleşmesi, VPN kullanımı, modem paylaşımı veya MAC adresi uyuşmazlığı üzerinden delil geçerliliğini sarsar,
-
Dijital log zincirini inceleyerek masumiyetin teknik kanıtını ortaya koyar,
-
Gerektiğinde özel adli bilişim bilirkişileriyle çalışarak “veri kaynağı”nın güvenilirliğini test eder.
Bu, yalnızca bir savunma değil — teknolojik zekâyla yürütülen bir hukuk operasyonudur.
C.2. “Savunma Bir Sanattır, Strateji Bilimidir”
İyi bir bilişim hukuku avukatı; müvekkilini sadece korumaz, hikâyesini yeniden inşa eder. Gizli kamera, cinsel içerikli görüntü paylaşımı veya siber ifşa dosyalarında, algı gerçeğin önüne geçer.
Bu noktada avukat:
-
Savunma teorisini “veri ve psikoloji” ekseninde kurar,
-
Mağdur veya sanık lehine zaman çizelgesi (timeline) oluşturur,
-
Dijital materyallerin “rızayla gönderildiği”, “manipüle edildiği” veya “deepfake üretimi” olup olmadığını bilirkişiye yönlendirir,
-
Delillerin hukuka aykırı elde edildiğini tespit ederse, tamamını hükümsüz kılar.
Bir savunma metni yazmaz, stratejik senaryo yazar. Her senaryoda bir hedef vardır: beraat ya da itibarın iadesi.
C.3. “Teknolojiyi Hukukun Hizmetine Çevirmek”
Dijital dünyada bilgi güçtür; ama bilginin izini sürebilmek, yalnızca bilişim hukuku bilen bir avukatın elinde silahtır. Ceza dosyalarında kullanılan tipik deliller — WhatsApp konuşmaları, e-posta yazışmaları, bulut depolama bağlantıları çoğu zaman hukuka aykırı elde edilir.
Avukat bu durumda şunu yapar:
- Hukuka aykırı delil tespitiyle dosyanın omurgasını çözer,
- Platform içi başvuru (Meta, Google, X, TikTok, Telegram, Discord) yollarını bilir,
- 5651 sayılı Kanun m.9 kapsamında erişim engeli, kaldırma ve URL temizliği sağlar,
- Dijital iz yönetimi yaparak mağdurun itibarını ve dijital kimliğini korur,
- Gerektiğinde “data timeline” oluşturup mahkemeye olay zinciri raporu sunar.
Bu işlemleri yapabilmek, artık sadece hukuk bilmek değil; veriyle savaşmak demektir.
C.4. “Kriz Yönetimi: Duruşma Salonundan Sosyal Medyaya”
İntikam pornosu, gizli kamera veya özel hayatın ifşası gibi dosyalarda yalnızca hukuki değil, sosyal ve psikolojik kriz yönetimi de gerekir. Bu davalarda yalnızca bir suç isnadı değil, bir insanın dijital itibarı yargılanır.
Deneyimli bir ceza avukatı:
-
Duruşma sürecinde “gizlilik kararı” talep eder,
-
Müvekkilin kimliğinin sızmaması için dosyada “kısıtlı erişim” ister,
-
Gerekirse sosyal medyada çıkan haberler için kişilik hakkı koruma başvurusu yapar,
-
Basın Kanunu ve KVKK ekseninde “unutulma hakkı” prosedürünü başlatır.
Bu, yalnızca savunma değil — bir itibar restorasyonudur.
C.5. “Avukatın Kalemi Adli Bilişimin Ceza Hukukunun En Keskin Aracıdır”
Gizli çekim, müstehcenlik veya ifşa suçlarında kazanan, delili önce anlayan taraftır. Bir ceza avukatı yalnızca yasayı değil, dosyanın DNA’sını çözer. Hash değerinden, meta verisinden, EXIF bilgisinden, IP yönlendirmesinden anlamayan biri bu dosyalarda yol alamaz.
Avukat şunu bilir:
- Bir görüntü, bir hayatı mahvedebilir — ama aynı görüntü, doğru analizle masumiyeti de kurtarabilir.
C.6. “Bu Dosyalar Cesaret İster, Tesadüf Değil Strateji Kazandırır.”
İzmir, Manisa, Aydın, Muğla gibi bölgelerde ceza ve bilişim hukuku alanında çalışan bir avukat, artık yalnızca bir temsilci değil; dijital dünyanın savunma mimarıdır. O, hem adli bilişim bilirkişisi gibi düşünür, hem stratejik bir kriz yöneticisi gibi davranır. Belki de en önemlisi: O, bir müvekkilin “susturulan sesini” yeniden duyurur.
D. Ne Yapılmalı? Hızlı ve Sessiz Müdahale
“Bir saatlik gecikme, binlerce paylaşım demektir.”
Dijital suçlarda zamana karşı yarış vardır. Bir özel görüntü paylaşıldığında, link çoğalır, ekran görüntüsü alınır, bulut sistemine yüklenir, arama motorlarına indekslenir. Bu yüzden hızlı, teknik ve hukuki müdahale zorunludur. En kritik fark, refleksi olan bir bilişim ve ceza avukatı ile çalışmaktır.
D.1. Delil Tespiti: CMK ve HUMK Denge Noktası
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160 ve 161. maddeleri uyarınca savcı, suçu öğrenir öğrenmez delil toplamakla yükümlüdür. Ancak mağdurun ya da avukatının ilk adımı çoğu zaman daha belirleyici olur. CMK m.75 uyarınca bilirkişi incelemesi veya adli bilişim raporu talep edilebilir.
🔹 Noter tespiti (HUMK m.368 ve devamı) veya
🔹 Sulh Ceza Hakimliği’nden delil tespiti kararı (HMK m.400 ve devamı)
sayesinde ekran görüntüleri, URL bağlantıları, paylaşım zamanları ve meta veriler resmî delil haline getirilir.
Delil zinciri kurulmadan yapılan her paylaşım, ileride “montaj” iddiasına açık hale gelir. Bu yüzden ekran görüntüsü almak yetmez — hash değeri, tarih damgası (timestamp) ve URL protokolü korunmalıdır.
D.2. Erişim Engeli ve İçerik Kaldırma (5651 sayılı Kanun m.9, m.9/A)
Bu tür davalarda en hızlı etkiyi sağlayan mekanizma budur. 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesi uyarınca,
kişilik haklarının ihlali veya özel hayatın gizliliğine aykırı bir paylaşım varsa, Sulh Ceza Hakimliği’ne başvuru yapılabilir.
🔹 Kanun m.9/2: İçeriğin 24 saat içinde kaldırılması için hakim kararı,
🔹 m.9/3: Erişimin engellenmesi (URL veya alan adı bazında),
🔹 m.9/A: Özel hayatın gizliliği ihlalinde doğrudan BTK aracılığıyla acil erişim engeli.
Burada avukat, başvuruyu doğru nitelendirirse dakikalar içinde içerik erişime kapatılır. Yani, doğru dilekçe + doğru madde = itibar kurtarma süresi birkaç saat.
Ayrıca, müstehcenlik (TCK 226) ve özel hayatın gizliliği (TCK 134) kapsamındaki içeriklerin BTK tarafından re’sen engellenmesi mümkündür. Bunun için BTK’ya “ihlalin teknik raporu” gönderilmelidir — bu raporun hazırlanması, adli bilişim uzmanı avukatın işidir.
D.3. Suç Duyurusu ve Gizlilik Talebi (TCK 226, 132, 133, 134, 105)
Savcılığa yapılacak suç duyurusunda;
-
TCK m.226 (müstehcenlik)
-
TCK m.134 (özel hayatın gizliliği)
-
TCK m.132-133 (haberleşmenin gizliliği, gizli kayıt)
-
TCK m.105 (cinsel taciz)
birlikte değerlendirilir.
Şikayet dilekçesiyle birlikte CMK m.153 uyarınca dosya gizliliği talep edilmelidir. Bu sayede mağdurun kimliği, kişisel verileri ve görüntüleri üçüncü kişilerin erişimine kapatılır.
Eğer paylaşım sosyal medya üzerinden yapıldıysa, BTK, Emniyet Siber Suçlar Daire Başkanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı üçlü koordinasyonu kurulur. Delil zinciri IP logları – kullanıcı hesabı – cihaz kimliği üzerinden izlenir.
D.4. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve Tazminat Boyutu
6698 sayılı KVKK’nın 12. ve 14. maddeleri uyarınca, kişisel verilerin hukuka aykırı paylaşılması durumunda mağdur:
-
Veri sorumlusuna başvurma,
-
Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikayet,
-
Türk Borçlar Kanunu m.58 uyarınca manevi tazminat davası açma haklarına sahiptir.
Özel hayatın gizliliği ihlali aynı zamanda kişilik haklarına saldırı (TMK m.24-25) niteliğindedir. Bu sayede ceza soruşturmasının yanı sıra hukuk davası da açılarak hem itibarın hem maddi-manevi dengenin iadesi sağlanır.
D.5. Sosyal Medya Platformlarına Resmî Başvuru Süreci
Her platformun kendi “hukuki acil durum birimi” vardır:
-
Meta (Instagram/Facebook) → [Law Enforcement Portal]
-
X (Twitter) → [Legal Request Portal]
-
TikTok → [Legal Requests Center]
-
Discord / Telegram → [Law Enforcement Data Request Channels]
Bu portallar yalnızca avukat veya mahkeme kararı ile işlem yapar. Bu nedenle dilekçede; TCK 134, 226, 105 atıflı ihlal açıklaması ve BTK dosya numarası yer almalıdır. Profesyonel bir avukat, bu süreci hem Türk makamlarıyla hem platformun hukuk birimiyle eş zamanlı yürütür.
D.6. Unutulma Hakkı, Basın Kanunu ve Arama Motorları
Google, Bing, Yandex gibi arama motorlarına, unutulma hakkı kapsamında başvuru yapılabilir. Bu hak, Anayasa m.20, KVKK m.11, ve Yargıtay HGK 2021/5-256 E., 2021/676 K. kararıyla tanınmıştır.
Ayrıca Basın Kanunu m.14 uyarınca, özel hayatın gizliliğine saldırı niteliğinde haber yayımlayan sitelere karşı düzeltme ve cevap hakkı da kullanılabilir. Bu sayede hem içeriğin kaldırılması hem de kamuoyu nezdinde denge sağlanır.
D.7. Psikolojik, Sosyal ve Hukuki Rehabilitasyon
Bu tür suçların mağduru, sadece dosya tarafı değil, travma yaşayan bir bireydir. Avukat burada yalnızca hukuki temsilci değil; itibar, mahremiyet ve güven duygusunun mimarıdır.
-
Müvekkilin kimliğini korumak için CMK m.236/6 uyarınca gizli ifade alınması,
-
Mağdurun duruşmaya girmemesi için Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden dinlenme talebi,
-
Medya takibi ve psikolojik destek koordinasyonu.
Bu adımların tamamı, bilişim suçları avukatının stratejik planı içindedir.

E. Dijital Mahremiyetin Savunulması Bir İnsan Hakkıdır
Dijital çağda insanın en kırılgan alanı artık bedeni değil, verisidir. Bir görüntü, bir mesaj, bir ses kaydı… Bunlar yalnızca bilgi değil; insanın onurunun, kimliğinin ve mahremiyetinin dijital izdüşümüdür. Bu yüzden dijital mahremiyetin korunması, salt bir ceza hukuku meselesi değil; insan hakları hukukunun yeni sınır hattıdır.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi’nin 2018 tarihli 36 No’lu Genel Yorumu’nda belirtildiği üzere:
“Kişisel verilerin korunması, bireyin kimliğini sürdürme hakkının bir parçasıdır; dijital çağda mahremiyet, özgürlüğün en sessiz teminatıdır.”
Türk hukuk sistemi bu gerçeği artık görmezden gelmemektedir. Anayasa’nın m.17 ve m.20 maddeleri “kişinin maddi ve manevi varlığını koruma” ve “özel hayatın gizliliği” haklarını güvence altına alır. Bu anayasal temel, TCK m.134, 226, 105, 132 ve 133 maddelerinde somutlaşır. Her biri, bireyin dijital mahremiyetini, cinsel kimliğini, özel alanını ve itibarını korumak için ceza hukuku kalkanı görevi görür.
E.1. Dijital Çağda Onurun Korunması:
Bugün bir insanın itibarı mahkeme salonunda değil, çoğu zaman sosyal medyada yargılanıyor. Bir “intikam pornosu” paylaşımı, gizli kamera kaydı veya ifşa mesajı; bireyin yalnızca özel hayatını değil, geleceğini de gasp ediyor. Ceza ve bilişim hukuku avukatı yalnızca yasa maddeleriyle değil, veri bilimi, psikoloji, dijital iz yönetimi ve kriz iletişimi alanlarında da savaş verir.
Avukatın kalemi, yalnızca dilekçe değil; insan onurunun son siperidir. Her 5651 sayılı Kanun başvurusu, her TCK 134 dilekçesi, her erişim engeli talebi — aslında dijital çağda bir insan hakkının korunmasıdır.
E.2. Akademik Perspektif ve Hukuki Derinlik:
Dijital mahremiyet, artık klasik özel hayat kavramının ötesindedir. Prof. Dr. Yener Ünver, “Bilişim Suçları ve Hukuki Sorumluluk” adlı eserinde şöyle der:
“Bilginin kendisi suçun nesnesi değil, insanın dijital varlığının uzantısıdır; bu nedenle bilişim suçları doğrudan insanlık onurunu hedef alır.”
Bu ifade, dijital suçların ceza hukukunda neden sıradan bir “teknik suç” değil, insan merkezli bir hak ihlali olduğunu gösterir. Avukat, artık yalnızca savunma yapmaz; dijital kimlik inşası ve insan hakkı koruması görevini üstlenir.
E.3. Dijital Savunmanın İnsan Boyutu:
Bir bilişim suçunda avukatın önceliği delil değil, insandır. Çünkü her görüntüde bir hikâye, her linkte bir korku, her yayında bir utanç saklıdır. Bu dosyalarda görev yapan ceza avukatı, yalnızca hukuki değil, psikolojik dayanıklılıkla da müvekkilinin yanında olmalıdır. Gizlilik kararları, kimlik koruma talepleri, “unutulma hakkı” başvuruları — hepsi bu savunmanın parçalarıdır.
E.4. Av. Orhan ÖNAL’ın Yaklaşımı:
İzmir merkezli bir ceza ve bilişim hukuku avukatı olarak Av. Orhan ÖNAL, dijital suçlarda savunmayı salt teknik bir süreç olarak değil, insan haklarının dijital izdüşümü olarak ele alır.
ÖNAL’ın “Bir Görselle Başlayan Kabus: Dijital Şantaj ve Müstehcenlik Suçları” başlıklı yazısında da vurguladığı gibi:
“Bir görüntü bir suçun delili olabilir; ama aynı zamanda bir masumiyetin de kurtuluş anahtarıdır.”
Bu bakış açısı, ceza ve bilişim hukuku arasında köprü kuran modern bir savunma felsefesini temsil eder. Detaylı inceleme için: Bir Görselle Başlayan Kabus: Dijital Şantaj ve Müstehcenlik Suçları – Av. Orhan ÖNAL
F. Avukat Orhan ÖNAL’ın En Çok Aranan Benzer Yazıları
- Dijital suçlar, bilişim delilleri ve ceza hukuku alanında yoğun çalışan Av. Orhan ÖNAL’ın web sitesinde yer alan ve arama motorlarında yüksek görünürlük kazanan yazılar aşağıda listelenmiştir.
| No | Yazı Başlığı | Link |
|---|---|---|
| 1 | Müstehcenlik Suçunda NCMEC Raporu, CyberTipline & Hash | https://www.orhanonal.av.tr/mustehcenlik-sucunda-ncmec-raporu-cybertipline-hash/ |
| 2 | Dijital Baskın ve Bilgisayara El Koyma Usulü – CMK 134 Uygulaması | https://www.orhanonal.av.tr/dijital-baskin-bilgisayara-el-koyma-usulu-nasil-yapilir |
| 3 | Bilişim Suçlarında Dijital Delil ve IP Üzerinden Savunma | https://www.orhanonal.av.tr/bilisim-suclarinda-dijital-delil-ve-ip-uzerinden-savunmahttps://www.orhanonal.av.tr/dijital-baskin- |
| 4 | Kripto Cüzdanlarda Dolandırıcılık ve Kara Para İddiaları | https://www.orhanonal.av.tr/dolandiricilik-sucunda-kripto-cuzdanlarin-rolu-avukat |
| 5 | Dijital Şantaj ve Özel Görüntülerin Yayılması – Ceza ve Bilişim Hukuku Yönü | Bir Görselle Başlayan Kabus: Dijital Şantaj & Müstehcenlik |
| 6 | Kripto & FinTech Hukuku: Dijital Servet Gölgesinde Ceza ve Tazminat Gerçeği | Kripto & FinTech Hukuku: Dijital Servet Gölgesinde Ceza |
- Dijital suç ve gizli soruşturmalar alanında yüzü aşkın makale veya düz yazı işbu kurumsal web sitemizde inceleyebilirsiniz.

- Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
- Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar* bölümüne veya *NCMEC DAVALARI için* tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.
-
AVUKAT DESTEĞİ
Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.
Hafta içi: 09:00 – 19:00Cumartesi: 10:00 – 18:00Telefon: +90 532 282 25 23Gizlilik
Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.
-

Leave A Comment