Awesome Image
05Ara

Kaçak Yapı, İmar Mevzuatı ve Gayrimenkul Hukuku: Yıkım, Para Cezası, TCK 184 Avukatın Stratejik Yol Haritası

1. Kaçak Yapı Sorununun Hukuki Çerçevesi: Üç Ayaklı Yapı

İmar hukukunda “kaçak yapı” dediğimizde aslında iki temel durumu kast ediyoruz:

  • Ruhsatsız yapı: Hiç yapı ruhsatı alınmadan inşa edilen bina.

  • Ruhsata aykırı yapı: Ruhsat alınmış olmakla birlikte mimari projeye, yapılaşma koşullarına (emsal, çekme mesafesi, yükseklik, kullanım amacı vb.) aykırı imalatlar içeren bina.Orhan Önal Avukatı İzmir+1

Bu iki hal de 3194 sayılı İmar Kanunu’nun:

  • m.32 (yapının durdurulması ve yıkım),

  • m.42 (imar para cezası)

hükümlerine, çoğu durumda da **TCK m.184 “imar kirliliğine neden olma suçu”**na konu olabiliyor.

Buna ek olarak, aynı kaçak yapının:

  • el atmanın önlenmesi, ecrimisil, tapu iptal–tescil, kat mülkiyeti uyuşmazlıkları, kamulaştırmasız el atma gibi gayrimenkul davalarına da konu edilmesi mümkündür. Yargıtay uygulaması, kaçak da olsa ekonomik değeri olan yapının özel hukukta tamamen yok farz edilemeyeceğini açıkça kabul etmektedir.


2. İmar Kanunu m.32 ve m.42: Yıkım ve Para Cezası Mekaniği

2.1. m.32 – Yapı Tatil Tutanağı, Mühürleme ve Yıkım

3194 sayılı İmar Kanunu m.32, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılar tespit edildiğinde:

  1. Yapı tatil tutanağı düzenlenmesini,

  2. Yapının mühürlenerek durdurulmasını,

  3. Malik veya yapı sahibine en çok bir ay süre verilmesini,

  4. Bu sürede ruhsat alınmaması veya ruhsata uygun hale getirilmemesi hâlinde, belediye/valilikçe yıkım kararı verilmesini öngörür.

Uygulamada yapı tatil tutanağı, hem yıkım kararının hem de çoğu zaman imar para cezasının (m.42) dayanağıdır; Danıştay da yapı tatil tutanağının usulüne uygun düzenlenmemesi halinde yıkım ve para cezası işlemlerinin sakatlanacağını kabul etmektedir.

2.2. m.42 – İmar Para Cezası ve “Cezaların Şahsiliği”

İmar Kanunu m.42, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı nedeniyle idari para cezası öngörür.

  • Yaptırım, kaçak yapının sahibine / yapıyı yaptıran kişiye yöneliktir; bu yönüyle “cezaların şahsiliği” ilkesi vurgulanmaktadır.

  • Cezanın miktarı, aykırılığın niteliğine, yüzölçümüne, bulunduğu bölgeye göre hesaplanır; bazı hallerde (ör. sit alanı) iki kat gibi ağırlaştırıcı katsayılar uygulandığı görülmekteyse de, Danıştay, kanunda açık dayanak bulunmayan “iki misli ceza” uygulamalarını hukuka aykırı bulabilmektedir.

Danıştay’ın 3194 sayılı Kanun’un 32 ve 42. maddeleri çerçevesinde verdiği çok sayıda kararda;

  • Mühürleme ve yapı tatil tutanağı olmadan doğrudan yıkım kararı verilemeyeceği,

  • İmar para cezasının ise somut aykırılık ve hukuki dayanakla gerekçelendirilmesi gerektiği,

  • Aksi takdirde işlemlerin iptale konu olabileceği kabul edilmektedir.


3. TCK m.184: “İmar Kirliliğine Neden Olma” Suçu

TCK m.184/1, özetle “yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran” kişinin cezalandırılmasını öngörür.

Bu suçun bazı temel noktaları:

  • Konu, binadır; İmar Kanunu m.5’te “bina” kavramı, üstü örtülü ve insanların içine girebileceği, oturma, çalışma, depolama vb. amaçlara elverişli yapılar olarak tanımlanmıştır.

  • Yalnızca belediye sınırları veya özel imar rejimine tabi yerlerde işlenebilir.

  • Yargıtay bazı kararlarında, örneğin “temelsiz, geçici nitelikteki yapıların” her zaman TCK 184 kapsamına girmeyeceğini, bu tür yapıların bina niteliği taşımaması halinde imar kirliliği suçunun oluşmayacağını kabul etmektedir.

Ceza Genel Kurulu da TCK 184 uygulamasında, ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapan/yaptıran kişiyi merkeze alarak, aynı inşaat sürecinde birden fazla aykırılığın zincirleme suç mu yoksa tek suç mu oluşturduğu tartışmalarına girmiş; 2015/270 E., 2019/257 K. sayılı kararda, olayın özelliklerine göre tek suç – zincirleme suç ayrımını somut olayda değerlendirmiştir.


4. İmar Barışı, Yapı Kayıt Belgesi ve Kaçak Yapıların Hukuki Statüsü

4.1. Geçici 16. Madde: İmar Barışının Normatif Çerçevesi

2018 tarihli “imar barışı” düzenlemesi, 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen Geçici 16. madde ile hayatımıza giren Yapı Kayıt Belgesi (YKB) kurumuna dayanır. Amaç; ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıların belirli koşullarla kayıt altına alınması ve bu yapılara kentsel dönüşüme kadar geçici bir tahammül rejimi sağlanmasıdır.

Geçici 16. maddede özetle:

  • Belirlenen tarih aralığında yapılmış, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıların beyan esasına göre YKB kapsamına alınabileceği,

  • YKB (Yapı Kayıt Belgesi) bedelinin ödenmesi şartıyla,

    • daha önce alınmış yıkım kararlarının

    • ve tahsil edilemeyen idari para cezalarının
      iptal edileceği hükme bağlanmıştır.

Yapının fonksiyonuna/kullanımına yönelik bir kayıt belgesidir; yıkım kararlarının ve tahsil edilemeyen para cezalarının ortadan kalkmasını sağlar, sınırlı hâllerde cins değişikliği ve kat mülkiyeti kurulmasına imkân tanıyabilir; ancak yapıyı “tam anlamıyla imar planına uygun ve ruhsatlı” hale getirmez!!!

  • YKB, kaçak yapıyı “tamamen meşrulaştıran bir af” değil, belirli sonuçları olan, süreli ve şartlı bir idari tolerans rejimidir.

4.2. Danıştay 6. Daire İçtihatları: Yıkım ve İmar Para Cezalarına Etki

Danıştay 6. Daire, imar barışı sonrası önüne gelen çok sayıda dosyada Geçici 16. maddenin uygulanma biçimini netleştirmiştir:

  • Örneğin 2019/20847 E., 2022/1175 K. sayılı kararında, Geçici 16. maddenin açık lafzına dayanarak, YKB verilen yapılar hakkında bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceğini tekrarlar; YKB bedeli tamamen ödenmeden belgenin düzenlenemeyeceğini, bedeli ödeyen maliklerin ise kendi aralarında genel hükümlere göre rücu ilişkisi kurabileceğini belirtir.

  • Başka kararlarda (örneğin 2019/5942 E., 2019/9312 K. ve 2019/15121 E., 2021/7533 K.) 6. Daire; YKB alınan yapıya ilişkin önceki tarihli imar para cezalarının Geçici 16. madde kapsamına girdiğini, buna karşılık YKB’den sonra işlenen yeni aykırılıklar için ayrı ve yeni bir yaptırım rejimi işletilebileceğini vurgular.

Bu kararların ortak paydası:

  1. YKB, sadece geçmişe dönük bazı sonuçları ortadan kaldırır (yıkım kararı + tahsil edilemeyen para cezası);

  2. YKB, ileride yapılacak yeni kaçak ilaveler veya yeni ruhsata aykırılıklar için bir dokunulmazlık zırhı sağlamaz;

  3. İdarenin, YKB kapsamına girmeyen kısımlar için yeni yapı tatil tutanağı düzenleyip yeniden yıkım/para cezası süreçleri başlatması mümkündür.

YKB, çoğu kez kat mülkiyeti tesisi, cins tashihi, satış ve ipotek işlemleri sırasında karşımıza çıkar. Danıştay’ın yaklaşımı gereği avukatın, dosyada:

  • Hangi kısım için YKB alındığını,

  • YKB’nin tarihini, bedelinin ödenip ödenmediğini,

  • Yıkım ve para cezası kararlarının tarihini ve hukuki dayanağını

detaylı şekilde ortaya koyması; buna göre “YKB geçmiş işlemleri hangi sınırda hükümsüz kılıyor, hangi alanlarda idari risk devam ediyor?” sorusuna somut dosya bazında cevap üretmesi gerekir.

4.3. İmar Barışı ve TCK 184: Ceza Sorumluluğunda Etkin Pişmanlık Etkisi mi?

İmar barışının ceza boyutu, doktrinde ayrı bir tartışma alanı oluşturuyor. Özellikle iki temel eksen var:

  1. TCK m.184/1: Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan/yaptıran kişinin cezalandırılacağını düzenler.

  2. TCK m.184/5: Failin binayı imar planına ve ruhsata uygun hale getirmesi hâlinde kamu davasının açılmayacağı, açılmış davanın düşeceği ve mahkûmiyetin tüm sonuçlarıyla ortadan kalkacağı yönünde etkin pişmanlık benzeri bir mekanizma öngörür

Geçici 16. madde ile TCK 184/5 arasındaki ilişkiyi ayrıntılı analiz edersek;

  • YKB’nin, koşulları oluştuğunda TCK 184 bakımından lehe sonuçlar doğurabileceğini,

  • Ancak bunun otomatik bir “cezasızlık” değil, somut olayda yapının imar ve ruhsata uygun hale getirilip getirilmediği ölçülerek uygulanabilecek bir husus olduğu,

  • Sırf alınmış olması nedeniyle değil,

  • Yapının gerçekten hukuka uygun hale getirilmesiyle birlikte düşünüldüğünde,

ceza yargılamasında düşme kararı veya lehe kanun uygulaması sonucuna yol açabileceği ifade edilmektedir.

Uygulamada dikkat etmesi gerekenler:

  • YKB tek başına “cezasızlık belgesi” değildir;

  • Ceza dosyasında, YKB sonrası yapıda ruhsata/imar planına uygunluk sağlanıp sağlanmadığı mutlaka teknik rapor ve belediye kayıtlarıyla desteklenmelidir;

  • Savunma dilekçesinde, TCK 184/5 ile Geçici 16. madde birlikte ele alınmalı; “lehe kanun”, “etkin pişmanlık” ve “yargılamanın konusuz kalması/düşme” olasılıkları teknik bir dille tartışılmalıdır.

4.4. Yapı Kayıt Belgesinin Gayrimenkul Hukukuna Etkisi: Tapu, Kat Mülkiyeti, El Atma ve Satış

İmar barışını sadece idari/ceza boyutuyla okumak eksik olur; çünkü YKB, doğrudan mülkiyet ve tasarruf ilişkilerini de etkiler.

a) Tapu İşlemleri ve Kat Mülkiyeti

Geçici 16. madde ve ilgili Tebliğ uyarınca, bazı şartlarda:

  • YKB sahiplerinin, yapıları için cins değişikliği yaptırması,

  • Kat mülkiyeti tesis ettirmesi mümkün kılınmıştır.

Bu durum, fiilen kaçak olan yapıların gayrimenkul piyasasında alınıp satılabilir, üzerine ipotek kurulabilir hâle gelmesi anlamına gelir. Akademik çalışmalarda vurgulandığı gibi, bu işlem imar hukukuna kalıcı bir uygunluk sağlamaz; daha çok kentsel dönüşüme kadar sürecek bir kayıt ve gelir yaratma mekanizmasıdır.

Dikkat edilmesi gereken:

  • Kat mülkiyetine geçilmiş olsun veya olmasın, YKB iptal edilirse, idare yeniden yıkım ve para cezası süreçlerini gündeme getirebilir;

  • Satış, ipotek ve diğer ayni tasarruf işlemlerinde, YKB’nin hukuki mahiyeti ve süresi alıcı/banka lehine detaylı bilgilendirme konusu yapılmalıdır.

b) El Atmanın Önlenmesi, Ecrimisil ve Taşkın Yapı Davaları

YKB, kaçak yapının özel hukuk alanındaki “ekonomik değer” statüsünü pekiştirir. Zaten Yargıtay, YKB’den önce de, projesiz/ruhsatsız ve hakkında yıkım kararı bulunan yapıların dahi:

  • El atmanın önlenmesi,

  • Ecrimisil,

  • Taşkın yapı,

davalara konu olabileceğini; bu yapıların “idare yönünden kaçak, özel hukuk yönünden ekonomik değer taşıyan nesne” olarak görülmesi gerektiğini kabul etmekteydi.

YKB sonrasında:

  • El atmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarında, davacının kullandığı alanı YKB ile belgelemesi mümkün hâle gelir;

  • Paylı mülkiyet ve fiili taksim uyuşmazlıklarında, YKB ve dayanak başvuru beyanları, hangi bağımsız bölüm veya kısım üzerinde fiili tasarrufun kimde olduğunu gösteren güçlü delillere dönüşür

  • Kamulaştırmasız el atma dosyalarında, idarenin el attığı taşınmaz üzerindeki kaçak yapının YKB ile kayıt altına alınmış olması, ecrimisil ve tazminat hesaplarında ekonomik değer argümanını güçlendirir.

c) Hazine Taşınmazları ve YKB

Danıştay 6. Daire’nin bazı kararlarında (örneğin 2019/17474 E., 2020/12031 K.) Hazine taşınmazları üzerine yapılmış kaçak yapılar için YKB alınması hâlinde, bu taşınmazların ilgili Bakanlığa tahsis edilmesi ve sonrasında izlenecek yol tartışılmış; Hazine taşınmazı üzerindeki yapının YKB ile kayıt altına alınmasının, taşınmazın mülkiyetini otomatik olarak özel kişiye geçirmediği, ancak belirli şartlarda satış imkânı doğurabileceği vurgulanmıştır.

5. Kaçak Yapı ve Gayrimenkul Hukuku: El Atmanın Önlenmesi, Ecrimisil ve Yıkım

5.1. Kaçak Yapı Ekonomik Değer Taşıdığı Sürece El Atma–Ecrimisil Konusudur

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2014/20623 E., 2017/3198 K. sayılı kararında; projesiz ve ruhsatsız, hakkında yıkım kararı bulunan bir binaya ilişkin el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davası tartışılmış, yerel mahkeme “kaçak ve hakkında yıkım kararı var, el atmanın önlenmesi istenemez” diyerek davayı reddetmiştir.

Daire ise özetle:

  • Yapının projesiz, ruhsatsız ve hatta hakkında yıkım kararı bulunmasının idareyi ilgilendirdiğini,

  • Mevcut haliyle ekonomik değer taşıyan yapının, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasına konu edilebileceğini,

  • Paydaşlar arasındaki fiili kullanım durumunun ve harici/fiili taksimin titizlikle araştırılması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Bu içtihat, uygulamada sıkça karşılaştığımız “bina kaçak, o halde mülkiyet davası açılamaz” şeklindeki yanlış algıyı kırmaktadır. Yargıtay açıkça:

Kaçak veya hakkında yıkım kararı bulunan yapı, ekonomik değer taşıdığı sürece, üzerindeki fiilî kullanımlar açısından el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarına konu olabilir

diyerek, kaçak yapının özel hukuk ilişkilerinde tamamen yok sayılmasını reddetmektedir.

5.2. Taşkın Yapı, Yıkım ve Ecrimisil – HGK 2017/1245 E., 2021/1241 K.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/1245 E., 2021/1241 K. sayılı kararında, taşkın yapı nedeniyle el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil talepleri birlikte değerlendirilmiştir. HGK:

  • Taşkın yapı sebebiyle komşu taşınmazın mülkiyet hakkına müdahale varsa el atmanın önlenmesi ve gerekirse yıkım kararı verilebileceğini,

  • Ayrıca davacının uğradığı zararın ecrimisil yoluyla tazmin edilebileceğini,

  • Bu davaların TMK m.683’teki mülkiyet hakkının korunması ilkelerine dayandığını açıkça vurgulamıştır.

Bu karar, kaçak veya ruhsata aykırı imalatların yalnızca idari yaptırımla sınırlı kalmadığını; özel hukuk davalarında yıkım + tazminat (ecrimisil) kombinasyonunun da güçlü bir araç olduğunu göstermektedir.

5.3. Kaçak Yapı – Paylı Mülkiyet – Ecrimisil: HGK 2022/8-988 E., 2023/1233 K.

Yargıtay HGK’nın 2022/8-988 E., 2023/1233 K. sayılı kararında; paylı mülkiyette müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil davasında, tüm paydaşların fiilî kullanım durumunun araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Her ne kadar karar doğrudan “kaçak yapı” kavramı etrafında dönmüyor olsa da, fiilî kullanımın, ecrimisilin ve paydaşlar arasındaki denkleştirmenin önemini vurgulaması, kaçak yapıya ilişkin ihtilaflarda da yol göstericidir:

  • Kaçak kat, kaçak müştemilat veya ruhsata aykırı bağımsız bölüm üzerinde kim fiilen kullanıyorsa,

  • Ecrimisil hesabı buna göre yapılmalı;

  • El atmanın önlenmesi talepleri de bu fiili durum dikkate alınarak çözümlenmelidir.

5.4. Kaçak Yapı ve Kamulaştırmasız El Atma

Kamulaştırmasız el atma davalarında da, idarenin imar mevzuatına aykırı müdahalesi söz konusu olabilir. Yargı uygulamasında, idarenin kamulaştırmasız el attığı taşınmaz için, terkine kadar ecrimisil istenebileceği kabul edilmektedir.

Kaçak yapı, idarenin el attığı taşınmaz üzerinde bulunuyorsa:

  • Bir yandan idare, imar mevzuatı çerçevesinde yıkım kararı alıp uygulamakla yükümlüdür,

  • Diğer yandan taşınmazın hukuka aykırı kullanımına ilişkin kamulaştırmasız el atma – ecrimisil sorumluluğu doğabilmektedir.

Bu noktada avukat açısından önemli olan, idari işlemler (yıkım, para cezası) ile özel hukuk davalarının (tapu, el atmanın önlenmesi, ecrimisil) birbirini dışlamadığını, çoğu kez paralel yürüdüğünü görmek ve stratejiyi buna göre kurmaktır.


6. İdari Yaptırım – Ceza Sorumluluğu – Özel Hukuk Davaları Arasındaki Dengeler

6.1. İdari Süreç: Yapı Tatil Tutanağı, Yıkım, Para Cezası

Avukatın ilk bakması gereken alan:

  1. Yapı tatil tutanağı usulüne uygun mu? (Tespit tarihi, imza, fotoğraf, koordinat, aykırılığın açık tarifi)

  2. Mühürleme ve süre verme koşulları yerine getirilmiş mi?

  3. Yıkım kararı ve para cezası somut gerekçeli mi, kanun maddesi ve fıkra belirtilmiş mi?

Bu işlemlere karşı:

  • İptal davası (idare mahkemesi) ve

  • Gerekli hallerde yürütmenin durdurulması talebi gündeme gelir.

Doğru zamanda ve güçlü dilekçeyle yürütmenin durdurulması alınamadığı takdirde, yapı fiilen yıkılabilir; bu da sonradan açılacak tam yargı ve özel hukuk davalarının etkinliğini zayıflatır.

6.2. Ceza Süreci: TCK 184 ve İmar Barışı

Ceza soruşturmasında savunmanın temel ayakları:

  • Yüklenen fiilin TCK 184’ün unsurlarını gerçekten oluşturup oluşturmadığı,

  • Yapının gerçekten “bina” niteliğinde olup olmadığı (ör. basit pergola, temelsiz hafif yapı vb.),

  • Aykırılığın belediye sınırı / imar rejimi kapsamındaki bir alanda meydana gelip gelmediği,

  • İmar barışından yararlanılıp yararlanılmadığı ve Yapı Kayıt Belgesi’nin kapsamı. (bu hususa dair mutlaka avukatınıza danışın)

TCK 184’te etkin pişmanlık benzeri bir mekanizma öngören 5. fıkra ve imar barışı düzenlemeleri birlikte ele alındığında, savunma;

  • Aykırılığın giderilmesi,

  • Yapının ruhsata uygun hale getirilmesi,

  • Yapı Kayıt Belgesi’nin sağladığı lehe sonuçlar

üzerinden, hem ceza sorumluluğunu azaltma hem de davanın düşmesi sonucuna gidebilecek argümanlar inşa edebilir.

6.3. Özel Hukuk: El Atmanın Önlenmesi, Ecrimisil, Tapu Davaları

Özel hukuk cephesinde ise:

  • Kaçak yapı veya ruhsata aykırı eklentiler,

    • El atmanın önlenmesi ve yıkım,

    • Ecrimisil,

    • Taşkın yapı,

    • Paylı mülkiyet – fiili taksim sorunlarına konu olur.

Yargıtay; kaçak yapıyı idarenin konusu olarak görürken, özel hukukta ekonomik değeri olduğu sürece korunabilir bir kullanım olarak ele almaktadır. Özellikle:

  • Kaçak veya hakkında yıkım kararı bulunan yapıların,

  • Paydaşlar arasındaki fiili kullanım ve harici taksim ilişkisiyle birlikte değerlendirilmesi,

  • TMK m.2 (dürüstlük kuralı) ve “ahde vefa” ilkeleri gözetilerek, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerinin somut olay bazında çözümlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

7. Avukatın Stratejik Rolü: Üç Kulvarda Eş Zamanlı Savunma/İtiraz

İmar mevzuatı ve kaçak yapı dosyalarında, gayrimenkul hukukuna hâkim bir avukat için artık “tek kulvarlı” düşünmek lüks değil, risk hâline gelmiştir. Strateji, hemen daima üç paralel kulvarı birlikte yürütmeyi gerektirir:

  1. İdari kulvar:

    • Yapı tatil tutanağı, yıkım kararı ve imar para cezası işlemlerine karşı iptal davası ve yürütmenin durdurulması,

    • Yapı Kayıt Belgesi’nin iptali veya kapsamı ile ilgili idari davalar.

  2. Ceza kulvarı:

    • TCK 184’ün unsurları,

    • Bina – bina dışı yapı ayrımı,

    • İmar barışı ve lehe kanun tartışmaları,

    • Etkin pişmanlık ve aykırılığın giderilmesi senaryoları.

  3. Özel hukuk kulvarı:

    • El atmanın önlenmesi ve yıkım talepli davalar,

    • Ecrimisil ve haksız işgal tazminatı,

    • Taşkın yapı ve komşuluk hukuku,

    • Kamulaştırmasız el atma,

    • Tapu iptal–tescil, fiilî taksim ve paylı mülkiyet uyuşmazlıkları.

Bu üç kulvarı aynı anda okuyamayan müdafilerde:

  • Bir yandan bina yıkılırken,

  • Diğer yandan ceza dosyası mahkûmiyetle sonuçlanabilmekte,

  • Üstelik müvekkil, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında haklıyken haksız çıkabilmektedir.

Tam tersine; dosya başında bütüncül bir hukuk haritası çıkaran avukat, idari, ceza ve özel hukuk süreçlerini birbirini destekleyecek şekilde kurgulayarak:

  • Kaçak yapının hukuki risklerini minimize edebilir,

  • Mülkiyet hakkının korunması için doğru davaları açabilir,

  • Yıkım, para cezası ve cezai sorumluluk üçlüsünü, somut plan çerçevesinde yönetebilir.

  •  “Gayrimenkul Hukuku” ana kategorisiTapu, imar, kaçak yapı, tescil-ip­tal, malik-komşu uyuşmazlıkları vs. genel gayrimenkul hukuku yazılarımıza Orhan Önal Avukatı İzmir  bu link üzerinden bakabilirsiniz.
  • Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
  • Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar*  bölümüne veya *kaçak yapılar aramasına* tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.

    AVUKAT DESTEĞİ

    Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz. 

    Hafta içi: 09:00 – 19:00
    Cumartesi: 10:00 – 18:00
    Telefon: +90 532 282 25 23

    Gizlilik

    Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.

Leave A Comment

Call Now Button