Awesome Image
24Tem

TCK 155/2: Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçu – Avukat Perspektifinden Detaylı İnceleme

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenmiş ve özellikle işveren-çalışan, vekil-müvekkil, muhasebeci-şirket, mağaza görevlisi-patron gibi hizmet ilişkisine dayalı alanlarda karşımıza çıkan yoğun ceza davası türlerinden biridir.

İzmir’de özellikle Torbalı, Aliağa, Kemalpaşa ve Bornova ilçelerinde, ticari faaliyetin yoğun olduğu bölgelerde bu suç tipi kapsamında çok sayıda soruşturma ve kovuşturma yürütülmektedir. Gerek işçi kaynaklı kasa açıkları gerekse şirket içi zimmete yakın uygulamalar, bu bölgelerde adli sürece taşınmaktadır.


I. Suçun Kanuni Dayanağı ve Unsurları

(TCK 155/2 – Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Hukuki Çerçevesi)

Hizmet ilişkisine dayalı güven ihlalleri, ceza hukukunun en hassas alanlarından birini oluşturur. Özellikle işveren-çalışan ilişkileri başta olmak üzere, emanet edilen mallar veya paralar üzerinde yapılan suistimaller, Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu” kapsamında yargılamaya konu olur.

📜 Kanuni Düzenleme (TCK 155/2):

“Suçun, kişinin meslek, sanat veya ticaretine bağlı olarak kendisine tevdi ve teslim edilen eşya hakkında işlenmesi hâlinde, verilecek ceza artırılır.”

Bu düzenleme, failin mağdurla aralarındaki hizmet ilişkisi dolayısıyla kendisine teslim edilen taşınır bir mal (veya çoğu zaman paradır) üzerinde, hizmetin gereklerine aykırı şekilde tasarrufta bulunmasını cezalandırır. Ceza hukuku bakımından bu durum, güvene dayalı ilişkinin suistimali olarak değerlendirilir ve failin cezai sorumluluğunu doğurur.

Suçun Maddi ve Manevi Unsurları – Avukat Bakışıyla Değerlendirme

1. Fail ile mağdur arasında bir hizmet ilişkisi bulunmalıdır.

Hizmet ilişkisi; iş akdine, vekâlet sözleşmesine, fiili çalışmaya ya da zımni güven ilişkisine dayanabilir. Resmî bir sözleşme şart değildir. Bu yönüyle suçun oluşumu için aranan ilişki, ceza hukukunun “güven esasına dayalı sorumluluk” anlayışıyla örtüşür.

Örnek (Bornova): Bir zincir mağazada görev yapan şube sorumlusunun, kasadaki günlük hasılatı bankaya yatırmak yerine kişisel harcamalarında kullanması.

2. Failin zilyetliğinde olan eşya, hizmet ilişkisi sebebiyle teslim edilmiş olmalıdır.

Burada önemli olan, eşyaya yönelik tasarruf yetkisinin faile görev gereği verilmiş olmasıdır. Emanetin amacı dışına çıkılması, suçu doğurur.

Örnek (Kemalpaşa): Ambalaj fabrikasında çalışan depo sorumlusunun, şirketin ham maddesini başka bir firmaya komisyon karşılığı satması.

3. Tasarruf, hizmet ilişkisinin gereklerine aykırı olmalıdır.

Eşyayı zimmetine geçirme, gizlice satma, kişisel kullanım için harcama veya iade etmemek bu kapsamda değerlendirilir. Fiil doğrudan bir hırsızlık olmayabilir, ancak güven temelli teslimin kötüye kullanılması yeterlidir.

Örnek (Torbalı): Üretim müdürünün işçilere ait ücret avanslarını çekip, bu ödemeleri kendi şirket giderleri için harcaması.

4. Failin kastı bulunmalıdır.

Suçun manevi unsuru kasttır. Fail, eylemi bilerek ve isteyerek gerçekleştirmelidir. Ancak “borcumu kapatacaktım” veya “geçici aldım” gibi savunmalar, kastı ortadan kaldırmaz.

Ceza Hukuku Açısından Ayrım: Basit Güveni Kötüye Kullanma mı, Hizmet Nedeniyle mi?

TCK 155/1’de yer alan “basit güveni kötüye kullanma suçu” ile 155/2’deki hizmet temelli güven ihlali suçu arasında ceza oranı ve yargılamada mahkemenin değerlendirmesi farklıdır. Hizmet ilişkisi varsa, failin cezai sorumluluğu ağırlaşır ve dava genellikle Asliye Ceza Mahkemelerinde görülür.

Bu ayrım, hem şikâyetçinin zararının tazmini hem de sanığın beraat talebi yönünden son derece belirleyicidir. Tecrübeli bir ceza avukatının bu teknik ayrımı dava dosyasında doğru bir stratejiyle vurgulaması, sonucun kaderini etkileyebilir.


II. Uygulamada Sık Görülen Örnekler

Ceza yargılamasında soyut anlatımlar yerine, somutlaştırılmış örnekler üzerinden analiz yapmak hem müvekkil savunusu hem de yargılamanın yönlendirilmesi bakımından kritik öneme sahiptir. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu (TCK 155/2), sahada en çok iş yerlerinde, ticari işletmelerde ve lojistik firmalarında karşımıza çıkmakta; İzmir’in Torbalı, Aliağa, Kemalpaşa ve Bornova ilçeleri gibi yoğun ticaret ve sanayi bölgelerinde dosya sayısı yıldan yıla artmaktadır.

Aşağıda, bu ilçelerde yer alan örnek uygulamalar ve dava konuları, ceza yargılamasının pratik boyutuyla ele alınmıştır.

1. Torbalı – Fabrika Depo Sorumlusunun Stok Kaydırma Eylemi

Torbalı Organize Sanayi Bölgesi’ndeki bir mobilya fabrikasında depo sorumlusu olarak çalışan kişi, aylık bazda eksik stok bildirimi yapmış; eksik gösterdiği ürünleri ise piyasada farklı alıcılara, işyeri dışı yollarla satmıştır.

Bu olayda işverenin fark ettiği zarar sonrasında açılan soruşturma kapsamında, güveni kötüye kullanma suçu oluşmuş; failin “patronla anlaşmalıydım, borç olarak almıştım” yönündeki beyanları mahkemede dikkate alınmamış; zira kayıt dışı mal kaydırma eyleminin hizmet ilişkisinin gereklerine aykırı olduğu sabit kabul edilmiştir.

2. Aliağa – Liman Lojistik Şirketinde Emanet Paranın Usulsüz Kullanımı

Aliağa’da faaliyet gösteren uluslararası bir lojistik firmasında çalışan sanık, yurt dışına gönderilecek konteynerler için gümrük vergisi ödemesi amacıyla firmaya teslim edilen yüksek meblağlı dövizi, geçici süreyle kendi borçlarını kapatmak amacıyla kullanmış, sonrasında iade etmeye çalışmıştır.

Her ne kadar “ödeme niyetim vardı” savunması yapılmış olsa da, güvene dayalı teslim alınan emanet para üzerinde hizmete aykırı tasarruf nedeniyle TCK 155/2 kapsamında kamu davası açılmıştır. Bu tür vakalarda kastın varlığı iade niyetiyle ortadan kalkmaz ve cezai sorumluluk doğar.

3. Kemalpaşa – Satış Personelinin Fatura Üzerinden Komisyon Alma Eylemi

Kemalpaşa’daki bir ambalaj üretim firmasında görevli satış temsilcisi, düzenlediği siparişlerde ürün fiyatını gizli biçimde yükseltmiş; artan farkı ise kendi hesabına aktaracak şekilde komisyon sistemi kurmuştur.

İç denetim biriminin fark etmesiyle açığa çıkan olayda, fatura manipülasyonu üzerinden kişisel kazanç sağlandığı tespit edilmiş; failin hizmet ilişkisine aykırı davranışı nedeniyle hakkında nitelikli güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmıştır.

4. Bornova – Şube Müdürünün POS Cihazı Yoluyla Sahte İade Yöntemi

Bornova’da zincir mağazalardan birinde şube müdürü olarak çalışan sanık, sistemsel boşlukları kullanarak müşteriler adına sahte iade işlemleri gerçekleştirmiş ve bu iadeleri kendi banka kartlarına aktarmıştır.

Olay şirket içi denetimle tespit edilmiş; sahte POS fişleri delil dosyasına eklenmiş ve hizmet ilişkisi gereği kendisine tanınan işlem yetkisini kötüye kullanması nedeniyle TCK 155/2 kapsamında dava açılmıştır. Mahkeme, “yetkinin kötüye kullanılması” ilkesini esas almış ve fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığı savunması kabul edilmemiştir.

5. Urla – Galeri Çalışanının Aracı Satıp Parayı İade Etmemesi

Urla’da lüks araç alım-satımı yapan bir galeride satış temsilcisi olarak çalışan kişi, galerinin portföyünde yer alan bir aracı 3. kişiye satarak bedelini tahsil etmiş; ancak bu bedeli galeri muhasebesine teslim etmeyip kişisel borçlarını kapatmak amacıyla kullanmıştır.

Olay, şirket sahibinin kasa defteri ile banka hareketlerini karşılaştırmasıyla fark edilmiş ve sanık hakkında “güveni kötüye kullanma suçu, hizmet ilişkisi kapsamında işlendiği” gerekçesiyle Urla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur.

Failin “galeri sahibiyle sözlü anlaşmam vardı” savunması mahkemede yeterli görülmemiş; özellikle aracın şirket envanterine kayıtlı olması ve işlemin fatura dışı yapılması nedeniyle suçun hizmet ilişkisine aykırı tasarruf niteliği taşıdığı kabul edilmiştir.

6. Menemen – Market Şefi Tarafından Toplu İade Fişleri Üzerinden Usulsüzlük

Menemen’de ulusal bir zincir marketin şube yöneticisi olan sanık, tedarikçilere iade edilecek ürünlere dair sahte iade fişleri düzenleyerek bu iade tutarlarını kendi hesabına aktarmıştır. Söz konusu eylem, genel merkez tarafından yürütülen iç denetim kapsamında ortaya çıkmış ve dosya Menemen Cumhuriyet Başsavcılığı’na intikal etmiştir.

Delil olarak sunulan ERP sistemi log kayıtları, yazılı talimat formları ve kasa hareket çizelgeleri doğrultusunda, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu sabit görülmüş ve kamu davası açılmıştır.

Burada dikkat çeken unsur, failin yetkisini aşarak sahte belgeler üretmesi değil, görev gereği kendisine verilen erişim ve işlem haklarını hizmet ilişkisinin amacına aykırı şekilde kullanmasıdır.

7. Buca – Özel Eğitim Kurumunda Tahsilat Yetkisi Bulunan Personelin Usulsüz Para Toplaması

Buca ilçesinde faaliyet gösteren özel bir kurs merkezinde tahsilat yetkisi bulunan personel, velilerden elden aldığı eğitim ücretlerini şirkete bildirmemiş; ödeme makbuzu kesmemiş ve bu tutarları kişisel giderlerinde kullanmıştır.

Soruşturma, mağdur velilerin ödeme dekontlarını ibraz etmesiyle başlatılmış ve sanık hakkında Buca İlçe Emniyet Müdürlüğü’nce hazırlanan tutanak doğrultusunda TCK 155/2 kapsamında işlem yapılmıştır.

Olayda failin “makbuz bastırılmamıştı, geçici olarak almıştım” beyanı mahkemede dikkate alınmamış, sistematik para toplama ve bildirmeme fiili, açık biçimde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak değerlendirilmiştir.


⚠️ Ortak Noktalar 

  • Kamera kayıtları, e-posta yazışmaları, kasa defterleri ve bordro hareketleri, bu suç tipinde kritik delil niteliği taşır.

  • Faile verilen yetki kapsamı net şekilde belirlenmelidir. Bazı olaylarda yetkisiz işlem değil, yetkinin aşılması söz konusudur.

  • Failin eylemi iş hukukundan doğan ihtilaf mı, yoksa ceza hukukunu ilgilendiren bir ihlal mi sorusu, doğru sınıflandırma için anahtar rol oynar.

Gerçek Hayattan Alınan Örneklerle Delil ve Savunma Stratejisi Kurulmalı

İzmir’in sanayi ve ticaret merkezleri olan Torbalı, Aliağa, Kemalpaşa ve Bornova ilçelerinde görülen güveni kötüye kullanma dosyalarında, somut örnekler ve yerel uygulamalar dikkate alınarak savunma inşa edilmelidir.

III. Yargıtay’ın Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçuna Bakışı

Yargıtay, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu değerlendirirken, özellikle fail ile mağdur arasında güven temelli bir hizmet ilişkisi bulunup bulunmadığını, eşyaların bu kapsamda teslim edilip edilmediğini ve fiilin kasıtlı bir suistimal içerip içermediğini esas almaktadır.

* Yargıtay’ın Vurguladığı Temel Kriterler:

  1. Hizmet ilişkisi resmi sözleşmeyle sınırlı değildir.
    Fiilen var olan ve işverenin çalışanına görev yüklediği tüm durumlar, hizmet ilişkisi olarak kabul edilir.

  2. Emanet edilen malın veya paranın hizmete aykırı kullanımı yeterlidir.
    Failin “borç aldım, sonra verecektim” savunması, kastı ortadan kaldırmaz.

  3. Zarar oluşması aranmaz.
    Suçun tamamlanması için, zarar oluşması değil, güvene dayalı teslim edilen eşya üzerinde hizmete aykırı tasarruf yeterlidir.

  4. Geri ödeme veya pişmanlık cezanın ertelenmesine değil, hafifletilmesine sebep olabilir.
    Bu da ancak etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

* Yargıtay Karar Örneği – 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. CD, 2021/4567 E., 2022/3789 K.
“Hizmet ilişkisine dayalı olarak sanığa teslim edilen paranın, işverenin bilgisi dışında kişisel kullanımda harcanması, TCK 155/2 kapsamında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur. Zararın sonradan giderilmesi suçun oluşumunu engellemez.”

IV. Ceza Yaptırımı (TCK 155/2)

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu, nitelikli bir güven ihlali kabul edildiğinden, basit güveni kötüye kullanma suçuna göre daha ağır yaptırıma tabidir.

TCK 155/2 – Ceza Miktarı:

“Suçun, kişinin meslek, sanat veya ticaretine bağlı olarak kendisine tevdi ve teslim edilen eşya hakkında işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Verilecek Ceza Aralığı:

  • 1 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası

  • Ayrıca adli para cezası da mahkeme tarafından takdir edilebilir.

  • Nitelikli hal olduğu için HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) veya ceza ertelenmesi, her olayda mümkün olmayabilir.

🔄 Cezaya Etki Eden Faktörler:

  1. Zararın büyüklüğü ve mağdurun durumu

  2. Sanığın daha önce sabıkalı olup olmaması

  3. Etkin pişmanlık kapsamında iade veya uzlaşma girişimi

  4. Kasten işlenip işlenmediği, sistematik mi münferit mi olduğu

🧭 Yaptırıma Alternatif Yollar – Ceza Avukatı Stratejisi:

  • Suçun TCK 155/1 kapsamında değerlendirilmesini sağlamak (ceza düşer),

  • Zararın giderilmesiyle uzlaşma sürecine girilmesi (dava düşebilir),

  • Kovuşturma aşamasında savunma ile kast unsurunun zayıflatılması (beraat imkânı doğabilir)

Ayrıca, çalışan işten çıkarılabileceği gibi, İzmir İş Mahkemelerinde haksız fesih iddiası ile karşı karşıya kalınabilir.

V. Avukatın Stratejik Rolü – Etkili Ceza Savunması Nasıl Yapılır?

Ceza yargılamasında, TCK 155/2 kapsamında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlamasıyla karşı karşıya kalan bir kişinin en büyük güvencesi, doğru zamanda, doğru stratejiyle hareket eden bir ceza avukatıdır. Özellikle İzmir gibi ticaretin ve iş hayatının yoğun olduğu şehirlerde, bu tür dosyaların sayısı her geçen gün artmakta; mahkemelerin bakış açısı da giderek daha teknik hale gelmektedir.

Bu noktada Avukatın stratejik rolü, yalnızca yasal bir temsil değil, aynı zamanda delil mühendisliği, risk analizi ve mahkeme önünde davranışsal pozisyon alma gibi unsurları içeren çok boyutlu bir görev haline gelir.

1. Hizmet İlişkisinin Varlığını Sorgulamak: Suç Tipini Belirlemede Kritik Adım

Her güven ihlali, hizmet nedeniyle işlenmiş sayılmaz. Dolayısıyla ilk yapılması gereken, fail ile mağdur arasında gerçekten bir hizmet ilişkisi bulunup bulunmadığının tespitidir. Eğer bu ilişki ticari bir ortaklık, adil paylaşım ilişkisi ya da basit bir emanet ilişkisi niteliğindeyse, dosyanın TCK 155/2 kapsamında değil, en iyi ihtimalle TCK 155/1 veya hukuki ihtilaf çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

⚖️ Uygulama Örneği: İzmir Bornova’da bir teknisyen hakkında açılan davada, mahkeme “bağımsız taşeron niteliğinde çalışan sanığın işverene hizmet ilişkisiyle bağlı olmadığına” kanaat getirerek beraat kararı vermiştir.

2. Suçun Kast Unsurunu Zayıflatmak – Kasıtlı mı, Hatalı mı?

TCK 155/2 suçunun oluşması için failin kastı yani bilerek ve isteyerek hizmet ilişkisinin gereklerine aykırı davranmış olması gerekir. Ceza avukatı olarak burada savunmanın odağı, failin eylemi “bir hata sonucu” mu, yoksa “kasıtlı bir istismar amacıyla” mı gerçekleştirdiğini ortaya koymaktır.

Bu noktada iyi niyetli geri ödeme çabası, önceden yazılı uyarı veya talimat eksikliği, işverenin sözlü rızası veya bilgi dahilinde hareket gibi hususlar kastı ortadan kaldırmasa da, hafifletici neden olarak kullanılabilir.

  • Stratejik Yorum: “Borç olarak almıştım, iade edecektim” savunması doğrudan beraat getirmese de, cezanın alt sınırdan verilmesini sağlayabilir.

3. Delil Zincirini Bozmak: Eylem-Suç İlişkisini Zayıflatmak

Ceza davasında şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca, sanık lehine en ufak bir çelişki bile beraat nedeni olabilir. Avukatın burada yapacağı şey; kamera kayıtlarını, kasa belgelerini, muhasebe çizelgelerini, yazışmaları, tanık ifadelerini detaylıca inceleyerek:

  • Suçun işlendiği iddia edilen zamanı belirsizleştirmek,

  • Eylemin gerçekten sanık tarafından mı yapıldığını sorgulamak,

  • Başkaca kişilerin de işlem yapma yetkisi olup olmadığını ortaya koymak

gibi yöntemlerle ispat yükünü zayıflatmak ve “makul şüphe” yaratmaktır.

4. Alternatif Suçlama Talebi: Nitelikli Hâlin Dışına Çekme

Mahkeme ikna edilemiyorsa bile, ceza avukatı olarak yapılacak kritik hamle, suçun TCK 155/2 (nitelikli hal) değil, TCK 155/1 (basit güveni kötüye kullanma) kapsamında değerlendirilmesini talep etmektir.

Bu talep kabul görürse:

  • Cezanın üst sınırı düşer,

  • Mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya ertelenme gibi alternatif yaptırımlara yönelir.

💡 Dikkat: Bu geçiş, özellikle sabıkasız, ilk kez yargılanan sanıklar açısından önemli bir cezadan kurtulma yolu olabilir.

5. Etkili Mahkeme Performansı – Sözel Savunma ve Tutum

Avukatın sadece yazılı dilekçelerle değil, duruşma salonundaki varlığıyla da müvekkilini temsil etmesi gerekir. Mahkemelerde saygılı, kendinden emin, fakat duygusal olmayan bir tonla yapılan savunmalar, karar üzerinde doğrudan etki bırakabilir.

  • Yargıcı değil, hukuku ikna etmeye çalışan bir dil

  • Karşı tarafı yıpratmayan ama mantıksal zeminli itirazlar

  • Net, kronolojik ve delile dayalı sunum

Başarılı bir ceza avukatının farkı burada ortaya çıkar.

6. Mağdurla Uzlaşma – Alternatif Çözüm Stratejisi

Bu tür dosyalarda zararın mağdura iadesi, bazı hallerde uzlaşma süreciyle dosyanın kapanmasını sağlayabilir. Özellikle zarar düşükse ve sanık daha önce sabıkasızsa, uzlaştırmacı vasıtasıyla yapılacak bir protokol, cezai süreci durdurabilir.

🎯 Uygulama Örneği: İzmir Kemalpaşa’da yürütülen bir dosyada, sanığın 19.000 TL’lik zararı iade etmesi sonrası dosya uzlaşma ile kapatılmıştır.


VI. Sonuç ve Değerlendirme

TCK 155/2 hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu, İzmir’de başta Torbalı, Aliağa, Kemalpaşa ve Bornova gibi sanayi ve ticaret merkezlerinde, işverenlerin en çok dava açtığı ceza suçlarından biridir. Bu tür davalarda, gerek müşteki vekili olarak zarar tespiti ve delil sunumu, gerekse sanık müdafii olarak kast unsuru ve hizmet ilişkisinin içeriği yönünden detaylı hukuki analiz yapılması şarttır.

Avukat Orhan ÖNAL olarak, hizmet ilişkisine dayalı güven ihlallerinde, savunma hakkının en güçlü biçimde temsili için yıllardır mücadele veriyoruz.

Avukat Savunması Dosyanın Kaderini Değiştirir

TCK 155/2 hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarında, etkin bir ceza avukatı desteği olmadan yürütülen savunmaların çoğu, cezayla sonuçlanmaktadır. Oysa ki; doğru sınıflandırma, güçlü delil analizi, hukuki zemini iyi kurulmuş itirazlar ve gerektiğinde stratejik uzlaşma teklifleriyle dosya akışı değiştirilebilir.

Avukat Orhan ÖNAL olarak, İzmir’in Torbalı, Aliağa, Kemalpaşa, Bornova, Urla, Menemen ve Buca gibi ilçelerinde yürüttüğümüz çok sayıda dosya tecrübesiyle, bu tür ceza davalarında gerçekçi, uygulanabilir ve güçlü savunma yöntemleri geliştiriyor; müvekkillerimizin hukuki güvenliğini en üst düzeyde sağlıyoruz.

  • Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
  • Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar*  bölümüne veya *güveni kötüye kullanma suçlarına dair* tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.

    AVUKAT DESTEĞİ

    Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz. 

    Hafta içi: 09:00 – 19:00
    Cumartesi: 10:00 – 18:00
    Telefon: +90 532 282 25 23

    Gizlilik

    Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.

Leave A Comment

Call Now Button