Awesome Image
18Tem

Siber Suçlarda Adli Bilişim Raporu ve Uluslararası Bildirimlerin Ceza Yargılamasına Etkisi

I. Adli Bilişim Raporu Nedir?

Adli bilişim raporu, dijital delillerin teknik olarak incelenmesiyle oluşturulan uzman görüş belgesidir. Bu rapor, bir cihazın (bilgisayar, cep telefonu, harddisk vb.) müstehcenlik, şantaj, dolandırıcılık, sahtecilik, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi gibi suçlarla ilişkili olup olmadığını ortaya koymak amacıyla hazırlanır.

🔎 Raporda İncelenen Unsurlar:

  • Cihaza ait IP adresleri ve zaman damgaları

  • Kullanıcının arama geçmişi, e-posta trafiği, dosya kayıtları

  • Silinmiş dosyaların geri getirilen yedekleri (recovery)

  • Torrent geçmişi, P2P dosya paylaşım izleri

  • Harici belleklere aktarılan içerikler

  • Kullanıcı profilinin açık olup olmaması (multi user detection)

  • Cihaz sahibinin kusurunun olup olmadığına ilişkin teknik yorum

Bu raporlar genellikle İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlar Şube Müdürlüğü, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı veya bilirkişilik listesinde yer alan bağımsız adli bilişim uzmanları tarafından hazırlanır.

II. Uluslararası Kurumlarca Gönderilen Bildirimler ve Hukuki Değeri

Günümüzde siber suçlara ilişkin ceza soruşturmaları yalnızca yerel veri ve ihbarlarla sınırlı kalmamakta, uluslararası dijital güvenlik örgütlerinin yaptığı bildirimlerle başlatılmaktadır. Türkiye’de en sık karşılaşılan uluslararası kaynaklı delil, NCMEC (National Center for Missing and Exploited Children) bildirimidir. Ancak bu bildirimin niteliği, delil değeri taşıyıp taşımadığı ve yargılamada nasıl değerlendirileceği, savunma açısından hayati bir tartışma alanıdır.

II.1. NCMEC (ABD Kaynaklı Çocuk İstismarı Bildirimleri)

  • NCMEC, dünya genelindeki servis sağlayıcılarla (Google, Microsoft, Dropbox vb.) iş birliği içinde çalışan ve istismar içeriklerini raporlayan yarı resmi bir kuruluştur.

  • Türkiye’de bu bildirimler önce BTK’ya, ardından İçişleri Bakanlığı Siber Suçlarla Mücadele Dairesi’ne yönlendirilir. Bu aşamada genellikle sabit IP adresi, tarih ve dosya adı gibi bilgiler paylaşılır.

  • Ancak bu bildirimin Türkiye’de doğrudan delil niteliği yoktur; yalnızca ihbar niteliğindedir.

  • CMK kapsamında bir suça ilişkin somut şüphe oluşması için, adli bilişim raporuyla bu bildirimin desteklenmesi gerekir.

II.2. INTERPOL ve EUROPOL Bildirimleri

  • INTERPOL ve EUROPOL dijital suç daireleri, özellikle çevrim içi çocuk istismarı ve deep web kaynaklı müstehcen içerik yayılımı gibi konularda bildiriler sunmaktadır.

  • Bu bildirimlerde genellikle uluslararası veri paylaşım sözleşmeleri uyarınca gelen IP verileri yer alır.

  • Ancak Türkiye’de karşılıklılık ilkesine aykırı veri temininde, bu bildirimlerin hukuki değeri tartışmalıdır.

  • CMK 217 uyarınca yargılamanın doğrudan gözlem ilkesi çerçevesinde, sanığın suçu işlediğinin yargıç tarafından doğrudan ispatı gerekir.

II.3. Google, Microsoft ve Dropbox Tarafından Yapılan Otomatik Bildirimler

  • Bu tür bildirimler, kullanıcıların yüklediği dosyaların yapay zekâ destekli içerik tarama sistemleri ile taranması sonucu oluşur.

  • Sistem, şüpheli bir içerik tespit ettiğinde otomatik olarak NCMEC’e bildirim gönderir. Bildirim içeriği:

    • IP adresi

    • Dosya uzantısı ve ismi

    • Kullanıcı adı veya e-posta

    • Upload zamanı ve cihaz tanımı gibi meta verilerden oluşur.

  • Ancak bu bildirim, ne içerikteki görselin ne olduğunu kesin olarak ortaya koyar ne de içeriğe erişimin fail tarafından yapıldığını ispatlar.

II.4. Hukuki Niteliği: Delil mi, İhbar mı?

  • Türk Ceza Hukuku bakımından bu tip bildirimler CMK 160 kapsamında “ihbar” sayılır.

  • Soruşturma açılmasına neden olabilir, fakat tek başına mahkûmiyet için yeterli delil teşkil etmez.

  • Emsal Yargıtay kararlarında, NCMEC bildirimi üzerine açılan soruşturmalarda adli bilişim raporu olmaksızın verilen mahkûmiyet kararları bozma sebebi yapılmıştır.

  • CMK 206 ve 217 kapsamında, uluslararası bildirim dijital izler, kullanıcı hareketleri ve kast unsuru ile desteklenmediği sürece “kanıt değeri zayıf” kabul edilir.

II.5. Uluslararası Bildirimlerin Usule Uygunluğu ve Savunma Açısından Denetimi

  • Savunma avukatı, bildirimin usulüne uygun biçimde BTK ve Emniyet’e ulaşıp ulaşmadığını, zaman damgalarının uyuşup uyuşmadığını kontrol etmelidir.

  • Özellikle NCMEC raporunda bildirilen tarih ile cihazdaki dosyanın oluşturulma zamanı arasında çelişki varsa, bu durum müvekkil lehine değerlendirilmelidir.

  • Bildirimin içeriği eksikse veya çevirisi yapılmadan kullanılmışsa, CMK kapsamında delil olarak kullanılmasına itiraz edilebilir.

II.6. “IP Adresiyle Suç İsnadı”nın Sınırlı Delil Niteliği

  • Uluslararası kurumlar genellikle sabit IP adresi bildirse de, bu IP’nin faille bağlantısının somut şekilde kurulması gerekir.

  • Özellikle:

    • Ortak modem kullanımı,

    • Açık Wi-Fi ağları,

    • Misafir kullanıcılar,

    • IP havuzu kullanan VPN servisleri
      gibi teknik sebeplerle, yalnızca IP’ye dayanılarak suç isnadı yapılması, şüpheden sanık yararlanır ilkesiyle bağdaşmaz.

II.7. Otomatik Sistem Bildirimlerinin Kişisel Veri Niteliği

  • NCMEC ya da Google gibi platformların kullanıcıya haber vermeden yaptığı bildirimlerde, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında değerlendirme yapılabilir.

  • Kişisel veri ihlali yoluyla elde edilen içerikler, savunma tarafından delil yasağı kapsamında tartışmaya açılabilir.

  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları da, kişinin özel yaşamına müdahale içeren yöntemlerin adil yargılanma hakkını ihlal edebileceğine işaret eder.

Değerlendirme

Uluslararası kurumlarca gelen dijital ihbarlar, siber suç soruşturmalarının başlamasında rol oynayan önemli kaynaklardır. Ancak bu bildiriler, doğrudan delil niteliği taşımaz.

Savunma açısından kritik olan, bildirimin içeriğinin:

  • Adli bilişim raporuyla desteklenip desteklenmediği,

  • Cihaza doğrudan erişimin kim tarafından sağlandığı,

  • Kullanıcının kastının bulunup bulunmadığı,

  • Ve bildirimle cihazdaki dijital veriler arasında teknik ve zamansal uyum olup olmadığıdır.

NCMEC bildirimi veya benzeri otomatik sistem uyarıları, ancak CMK usul kuralları, TCK’nın kast unsuru ve delil serbestisi ilkesi içinde değerlendirilirse hukuki bir değer taşır. Aksi durumda hukuka aykırı şekilde elde edilmiş delil niteliğinde kabul edilerek hükme esas alınmamalıdır.

III. NCMEC Raporlarının Türkiye’deki Ceza Yargılamasındaki Yeri

NCMEC, dünya çapında müstehcen içerik barındıran cihazlara ilişkin ihbarların merkezi kaynağıdır. Türkiye’de bu ihbarlar BTK – Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu üzerinden Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’na iletilir. Ardından yerel emniyet birimlerince IP adresine müdahale edilir ve şüpheli hakkında soruşturma başlatılır.

  • Uygulamada Sıkça Görülen Sorunlar:
    • Modem/IP adresinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması

    • İhbara konu görselin cihazda hiç bulunmaması (yanlış IP eşleşmesi)

    • Cihaza virüsle sızma veya arka planda içerik yüklenmesi

    • Yalnızca thumbnail/küçük resim düzeyinde içerik bulunması

    • Torrent dosyalarının tamamlanmaması

      • Yukarıdaki örnek NCMEC odaklı verilmiş olsa da benzer mahiyette ihbar örgütü odaklı soruşturmalarda da benzer noksanlıklar olabiliyor.

IV. Adli Bilişim Raporunun Ceza Sorumluluğuna Etkisi

Adli bilişim raporu, ceza soruşturma ve kovuşturma aşamalarında delil değerlendirme sürecinin merkezinde yer alır. Özellikle müstehcenlik, dijital şantaj, bilişim sistemine girme ve kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi gibi siber suçlar bakımından, raporun içeriği doğrudan kastın varlığı, suçun icrası ve failin kimliği hakkında belirleyici olabilir.

1. Cihazın Şüpheli Tarafından Aktif Olarak Kullanılıp Kullanılmadığı

  • Adli bilişim uzmanı, cihazın açılış-kapanış kayıtları, kullanıcı profili, hesaba giriş saatleri gibi log kayıtları üzerinden cihazın kim tarafından ve ne zaman kullanıldığını analiz eder.

  • Özellikle birden fazla kullanıcı profili bulunan bilgisayarlarda, içeriklerin hangi oturumda görüntülendiği suçun sübutu açısından hayati önem taşır.

  • Bu nedenle raporda aktif kullanıcı tespiti yoksa, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği beraat kararı verilebilir.

2. Delil Niteliğindeki Dijital İçeriğin Bilinçli Erişime Konu Olup Olmadığı

  • İçeriğin sadece cihazda “bulunması” tek başına suçun sabit olduğunu göstermez.

  • Sanığın dosyayı açıp açmadığı, tıkladığı, izlediği veya yeniden adlandırdığı yönünde kullanıcı hareketi (user action log) yoksa, suçun kasıtla işlendiği sabit kabul edilemez.

  • TCK 226/3 çerçevesinde çocuklara yönelik müstehcen içerik suçunda, failin bilinçli erişimi aranır.

3. Thumbnail (küçük resim) veya Otomatik Önbellekleme Dosyaları

  • İnternet tarayıcısı ya da mobil uygulamalar üzerinden açılmadan önce otomatik olarak önbelleğe alınan küçük görseller, çoğu zaman cihazda asıl dosyanın hiç yer almadığını gösterir.

  • Adli bilişim raporunda bu durum tespit edilmişse, bu tür veriler çoğu zaman “kasıtsız depolama” kapsamında değerlendirilir.

  • Yargıtay içtihatlarına göre de, sadece thumbnail verisiyle mahkumiyet kararı verilemez.

4. Silinmiş Dosyaların Geri Getirilmesi ve Bilinçli Silme Tespiti

  • Silinmiş içeriklerin adli bilişim yazılımları ile geri getirilmesi mümkündür. Ancak silme işleminin ne zaman ve hangi yöntemle yapıldığı, failin kastı açısından belirleyicidir.

  • Eğer dosya sadece klasörden silinmiş ve geri dönüşüm kutusuna atılmışsa, bu durumda failin içeriği gördüğü kabul edilir.

  • Öte yandan, “güvenli silme” (secure delete) yazılımlarıyla yapılmış silme işlemleri, failin içeriğin suç teşkil ettiğini bildiğini gösterebilir.

5. IP Adresi Paylaşımı ve Dinamik IP Problemleri

  • Adli bilişim raporları, çoğu zaman NCMEC bildirimine dayalı olarak tespit edilen IP adresi üzerinden başlar.

  • Ancak IP adresi tek başına kişinin fail olduğunu ispatlamaz. Özellikle ortak modem kullanımı, misafir erişimi, açık Wi-Fi ağı gibi durumlarda içerik başkası tarafından indirilmiş olabilir.

  • Raporda modem kullanıcı listesi, MAC adres eşleştirmesi ve yönlendirici kayıtları yoksa tek başına IP adresine dayanılarak mahkumiyet kurulması hukuka aykırıdır.

6. Zaman Damgası (Timestamp) Uyuşmazlıkları

  • İncelenen dosya, adli bilişim raporunda oluşturulma, son erişim ve son değiştirilme tarihi ile birlikte değerlendirilir.

  • Eğer içerik, kişinin cihazı teslim almasından önceki bir tarihte oluşturulmuşsa, kusur yüklenemez.

  • Ayrıca NCMEC bildirimi ile cihazda bulunan dosya zamanlarının örtüşmemesi de savunma açısından lehe durum yaratır.

7. Mobil Cihazlarda Uygulama Tabanlı İhlallerin Analizi

  • Android/iOS cihazlarda çalışan otomatik senkronizasyon uygulamaları (örneğin Dropbox, Google Drive), içerikleri kullanıcının bilgisi dışında cihazla eşleyebilir.

  • Bu durumda adli bilişim raporunda, içeriklerin kullanıcı tarafından manuel açılıp açılmadığı, uyarılarla karşılaşılıp karşılaşılmadığı gibi detaylar aranmalıdır.

  • Raporda uygulama geçmişi detaylı incelenmemişse, bilirkişi raporuna itiraz edilmesi gerekir.

8. Cihazın Fiziki Erişim Tarihçesi

  • Raporun etkili olabilmesi için, cihazın kimin tarafından ne zaman ve ne sıklıkla kullanıldığına dair detaylı geçmişin olması gerekir.

  • Özellikle işyerinde ortak kullanılan bilgisayarlar, çocukların erişimine açık cihazlar veya teknik servisten yeni gelen sistemlerde, failin kimliği belirgin değilse suçun sanık tarafından işlendiği ispat edilemez.

Değerlendirme

Ceza yargılamasında adli bilişim raporu, sanığın suçu işleyip işlemediğini ispatlamak bakımından teknik bir kılavuz niteliğindedir. Ancak bu raporun etkili olabilmesi için:

  • Cihaz sahibi ile içerik arasında doğrudan ve bilinçli bağlantı kurulması,

  • IP adresi dışında MAC, kullanıcı hareketleri ve zaman damgası gibi teknik verilerin destekleyici biçimde sunulması,

  • Uluslararası bildirimin (örneğin NCMEC) yalnızca ihbar niteliğinde olduğunun unutulmaması gerekir.

Savunma tarafı olarak, eksik ya da varsayıma dayalı adli bilişim raporlarına karşı bağımsız bilirkişi atanması, rapora itiraz edilmesi ve failin kastının ispatı için ek inceleme talep edilmesi, beraat kararı açısından büyük önem taşır.

V. Savunma Avukatının Stratejik Rolü

Adli bilişim temelli siber suçlarda, savunma avukatının teknik bilgiye hâkimiyeti ve stratejik yönlendirmesi, dosyanın kaderini belirleyebilir. Özellikle müstehcenlik suçu (TCK 226/3), dijital şantaj, kişisel veri sızdırılması, NCMEC kaynaklı çocuk istismarı ihbarları gibi vakalarda, avukatın yapacağı hamleler hem delil değerlendirmesini yönlendirir, hem de müvekkilin haklarının korunmasını sağlar.

1. Adli Bilişim Raporunun Teknik Analizi ve Bilirkişi Raporuna İtiraz

  • Raporun teknik temellere dayanıp dayanmadığını kontrol etmek avukatın ilk görevidir.

  • IP tespiti dışında MAC adresi, kullanıcı hareketleri, dosya erişim zamanları gibi teknik detaylar analiz edilmelidir.

  • Rapor eksikse, CMK 67 ve 68 uyarınca yeni bilirkişi atanması talep edilmelidir.

  • Özellikle İzmir gibi büyük şehirlerde adli bilişim uzmanı avukat desteği bu aşamada kritik rol oynar.

2. Uluslararası Bildirimlerin (NCMEC, INTERPOL vb.) Hukuki Statüsünün Sorgulanması

  • NCMEC ihbarları yalnızca soruşturmayı başlatan veri setidir, delil değildir.

  • Avukat, bu bildirimin usulüne uygun çevrilip çevrilmediğini, BTK’dan geliş tarihini, dosyadaki log uyumunu sorgulamalıdır.

  • Bildirimin içeriğiyle cihazda bulunan dosyalar arasında teknik uyum yoksa, yargılama düşme ya da beraat ile sonuçlanabilir.

3. Şüphelinin Cihaza Fiziki ve Zamanlama Erişimi Üzerinden Kusurun Değerlendirilmesi

  • Avukat, cihazın ne zaman alındığı, kimlerin eriştiği, ortak modem/IP kullanımı gibi detayları ortaya koymalıdır.

  • Savunma bu noktada sadece ceza hukuku değil, aynı zamanda dijital izlerin gerçek zamanlı analizi ile desteklenmelidir.

4. Cihaz Kullanımına Dair Tanık Delilleri ve Kullanım Alışkanlıkları

  • Aynı cihazı kullanan aile bireylerinin tanıklıkları ile failin belirlenmesi mümkün olabilir.

  • Örneğin, sanığın cep telefonunu çocuğunun veya başka bir bireyin kullandığı savunması varsa, bu tanık anlatımları adli bilişim raporunu tamamlayıcı nitelikte sunulabilir.

  • Bu yöntemle, IP adresiyle doğrudan suç isnadı çürütülebilir.

5. CMK Kapsamında Bilgiye Erişim ve Delil Üretme Haklarının Etkin Kullanımı

  • Avukat, delillere erişim, kopyasını alma, veri bütünlüğünü sorgulama gibi hakları ısrarla kullanmalı, gerekirse dosyada tevsii tahkikat talebinde bulunmalıdır.

  • CMK 324’e dayalı olarak özel bilirkişi ücreti dâhil taleplerin karşılanmasını istemek mümkündür.

6. Maddi Gerçekten Ziyade Kusur ve Kasıt Üzerine Odaklanan Savunma Stratejisi

  • Adli bilişim raporu içeriğindeki dosyaların bulunması, sanığın bunları bilerek ve isteyerek barındırdığı anlamına gelmez.

  • Avukat, failin kastının oluşmadığını ve TCK’da aranan suçun manevi unsurunun gerçekleşmediğini kanıtlamaya odaklanmalıdır.

  • Bu strateji, özellikle çocuk müstehcenliği içeriklerinin istem dışı indirilmesi vakalarında etkili savunma sağlar.

7. Delil Zinciri (Chain of Custody) ve Elde Edilen Verilerin Hukuka Uygunluğu

  • Avukat, elde edilen dijital delillerin hukuka uygun şekilde toplanıp toplanmadığını denetlemelidir.

  • Örneğin arama ve el koyma kararı yoksa veya katalog suç kapsamında teknik takip yapılmamışsa, delillerin hukuka aykırılığı gündeme gelebilir.

  • Bu durumda CMK 206 ve 217 çerçevesinde delil reddi talebi sunulabilir.

8. Suç Tipine Özgü Hafifletici Sebeplerin Vurgulanması

  • Sanığın sabıkasız olması, suçun ilk kez işlenmiş olması, dosya içeriklerinin çoğunun otomatik yükleme yoluyla oluşması, çocuğun erişimine açık cihaz kullanımı gibi hafifletici sebepler etkin şekilde sunulmalıdır.

  • Ceza verilse dahi TCK 62 indirimi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya erteleme sağlanabilir.

9. Medya Etkisi ve İtibar Yönetimi

  • Müvekkil kamu görevlisi, öğretmen, akademisyen veya kurumsal çalışan olabilir.

  • Bu tür davalarda basına sızan bilgiler, soruşturma açıldığı bile duyulmadan kişinin kariyerini zedeleyebilir.

  • Avukat, sadece hukuki değil aynı zamanda itibar koruma stratejisi ile süreci yönetmeli, kamuoyuna açık hiçbir verinin dosyada yer almamasına özen göstermelidir.

Değerlendirme

Siber suçlarda, özellikle NCMEC bildirimi ile başlayan müstehcenlik suçlarında, avukatın yalnızca mevzuatı değil, dijital delil okuma ve adli bilişim kavramlarıyla teknik savunma geliştirme yeteneği de belirleyici hale gelmiştir.

Avukatın rolü, yalnızca müvekkilin haklarını korumak değil, aynı zamanda adli bilişim raporlarının teknik analizini yaparak eksiklikleri ortaya koymak, yeni bilirkişi atanmasını sağlamak ve müvekkilin kastının oluşmadığını bilimsel yollarla ispatlamak yönündedir.

Ceza yargılamasında savunma avukatının dijital uzmanlık düzeyi, müvekkilin adalet sistemi karşısındaki kaderini doğrudan etkileyebilir.


VI. Sonuç ve Değerlendirme

Siber suçlar çağımızın en karmaşık yargılama alanlarından birini oluşturmakta; adli bilişim raporları, uluslararası dijital bildirimler ve IP tabanlı suç isnatları ceza hukukuna yeni boyutlar kazandırmaktadır. Bu alanda yürütülen yargılamalarda, yalnızca klasik ceza hukuku bilgisi değil, aynı zamanda teknik veri analizine hâkim, algoritmik düşünme yetisine sahip bir savunma pratiği zorunlu hale gelmiştir.

Gerek NCMEC bildirimleri, gerekse Google, Dropbox gibi global teknoloji şirketlerinin yönlendirdiği otomatik raporlar, soruşturma başlatmak için bir ihbar zemini sunar; ancak bunların hiçbiri, failin suç kastını ispatlayacak nitelikte doğrudan delil değildir. Cihazda bulunan dijital içeriklerin, sanığın bilinçli ve iradi erişimiyle oluştuğunun teknik olarak ve şüpheden uzak biçimde ortaya konması gerekir.

Adli bilişim raporları, sanığın dijital veriler üzerindeki kontrol düzeyini belirlerken; savunma avukatı, bu raporları hem teknik hem hukuki hem de usul yönünden denetleyen kritik bir aktördür. Raporlarda yapılan eksik analizler, zaman damgası çelişkileri, IP paylaşımı ve cihaz çoklu kullanıcı durumları; yalnızca sanığın değil, adaletin de lehine yorumlanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki:
Ceza yargılamasında amaç cezalandırmak değil, gerçeği adil bir yolla ortaya koymaktır. Bu nedenle “IP adresi eşleşti, o halde suç sabittir” gibi basite indirgenmiş anlayışlar; gerek AİHM, gerek Yargıtay kararları ışığında hak ihlallerine neden olabilecek ölçüsüzlükler barındırır.

İzmir başta olmak üzere Türkiye genelinde yürütülen birçok NCMEC kaynaklı ceza davasında, yalnızca teknik delillere güvenilerek mahkûmiyet kurma yoluna gidildiği; ancak dijital delilin sübutu değil, bağlamı eksik yorumlandığı gözlemlenmektedir.


💬 Av. Orhan ÖNAL der ki:
“Benim işim yalnızca savunmak değil, dijital bir iftirayı veriyle çürütmektir. Ceza yargılaması, bir IP numarasına değil; vicdani kanaate dayanır. Bir cihazda çıkan dosya, o cihazın sahibini suçlu yapmaz. Ben, gerçeği delille değil, adaletle savunurum.”


Bu alandaki her dosya, teknik uzmanlıkla örülmüş bir savunma inşasını gerektirir.
Siber suçlar, hukuki değilse dahi hayatî sonuçlar doğurabilecek boyuttadır. Özellikle kamu görevlileri, öğretmenler, memurlar veya ailesinin yanında yaşayan bireyler için dijital platformlara düşen bir rapor bile, kişiyi mesleki ve sosyal anlamda mahkûm edebilir.

Dolayısıyla, adli bilişim odaklı siber suç soruşturmalarında, bir ceza avukatı yalnızca hukukun değil, verinin, algoritmanın ve adaletin de tercümanı olmak zorundadır.

Bu bilinçle yürütülen bir savunma, yalnızca müvekkili değil, aynı zamanda yargının itibarını da korur.

Son Söz:

Eğer siz de böyle bir dosyayla karşı karşıyaysanız, unutmayın:
Her rapor delil değildir. Her dijital iz bir suç izi değildir. Ve her sanık, suçlu değildir.

Bu kapsamda, alanında uzman ceza avukatları, raporların teknik eksikliklerini tespit ederek müvekkilin lehine dönüş sağlayabilir. Bilgisayarda çıkan bir dosya, her zaman suçun sabit olduğu anlamına gelmez; asıl mesele failin kastıdır ve bunu ispat yükü iddia makamına aittir.

  • Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
  • Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar*  bölümüne  tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.

    AVUKAT DESTEĞİ

    Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz. 

    Hafta içi: 09:00 – 19:00
    Cumartesi: 10:00 – 18:00
    Telefon: +90 532 282 25 23

    Gizlilik

    Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.

Leave A Comment

Call Now Button