HTS (BAZ) Kayıtlarıyla Mahkûmiyet Olur Mu? Beraat Mümkün Mü?
Baz Sinyali Yanılgısı ve Ceza Yargılamasında Teknik İsnat Sorunu** Etkin Savunma Olmaması Durumunda Çoğunlukla Mahkumiyet Verilmesi Hususu…
Ceza yargılamasında HTS (Historical Traffic Search) ve CSLI (Cell Site Location Information) kayıtları, özellikle ağır suç dosyalarında savcılık ve mahkemeler tarafından merkezi delil gibi konumlandırılmaktadır. Ancak uygulamada sıkça yapılan temel hata şudur:
“Telefon bir baz istasyonuna bağlandıysa, kişi olay yerindedir.”
Bu kabul, teknik olarak yanlış, hukuken eksik ve ceza muhakemesinin temel ilkeleriyle bağdaşmayan bir varsayımdır. Aşağıda, Avukat Orhan Önal pratiğine uygun şekilde, HTS kayıtlarının ne söylediğini, ne söylemediğini; hangi şartlarda hükme esas alınamayacağını sistematik biçimde ele alıyorum.
I. HTS ve CSLI Nedir? (Teknik Çerçeve)
1. HTS Kayıtlarının İçeriği (Ne Kaydeder, Ne Kaydetmez?)
HTS (Historical Traffic Search) kayıtları, operatör sistemlerinde üretilen trafik/oturum metadatasıdır: arama–SMS–data oturum zamanı, karşı uç, hücre kimliği (Cell ID/LAC-TAC/eNodeB vb.), baz istasyonu/sector bilgisi gibi unsurları içerir. Buradaki kritik nokta şudur: HTS, “iletişim hangi hücre üzerinden yürüdü?” sorusuna yaklaşır; “kişi kesin olarak neredeydi?” sorusuna cevap vermez. Bu ayrım, HTS delilinin ceza yargılamasında “tek başına kesin yer tespiti” gibi kullanılmasını sakatlar. (Baz istasyonlarının radyo dalgalarıyla cihazları şebekeye bağladığı ve bu dalgaların mesafeyle hızla zayıfladığı teknik gerçeği dahi, kapsama alanının sabit/çizgisel olmadığını gösterir.)
2. CSLI (Cell Site Location Information) Ne Anlama Gelir?
CSLI, telefonun belirli bir anda hangi hücre(ler)i gördüğünü ve fiilen hangi hücreyle haberleştiğini gösteren ağ tarafı veridir. Ancak hücre “nokta” değildir; kapsama alanı olasılıksal ve dinamik bir bölgedir. Düzenleyici kurumların kapsama haritaları metodolojilerinde bile, belirli bir koordinatta hizmetin kesin öngörülemeyeceği; kapsamanın “tahmin modelleri + eşikler” üzerinden ve belirsizlik payıyla ele alındığı açıkça belirtilir.
3. Neden “Baz İstasyonu = Kesin Konum” Çıkmaz?
Çünkü baz seçimi yalnız “en yakın baz” kuralıyla çalışmaz; şebeke sinyal seviyesi + sinyal kalitesi + parazit + yük + komşu hücre stratejisi gibi parametrelerle “en uygun hücreyi” seçtirir. LTE/4G ve devamında cihazlar, hücre seçimi/handover için RSRP–RSRQ gibi ölçümler yapar; bu ölçümler konum değil, radyo bağlantı kalitesi göstergeleridir.
II. Uygulamadaki Büyük Yanılgı: “Baz Kaydı = Olay Yeri”
Bu yanılgı, ceza dosyalarında genellikle şu şekilde “otomatik” bir akıl yürütmeye dönüşür:
-
HTS/CSLI geldi
-
Cell ID şu baz/sector
-
Bazın haritadaki yeri olay yerine yakın
-
Sanık olay yerindeydi
Burada iki katmanlı bir problem var:
1) Harita Üzerindeki “Baz Noktası” ile Radyo “Hücre Alanı” Aynı Şey Değil
Baz istasyonunun koordinatı (site), kapsama alanının merkeziymiş gibi düşünülür. Oysa kapsama, anten yönlülüğü (sektör), tilt, band frekansı, çevresel yutulum, bina yoğunluğu ve parazitle şekillenen düzensiz bir radyo alanıdır; hatta aynı gün içinde bile değişebilir. Düzenleyici metodolojiler “belirli bir lokasyonda hizmetin kesin tahmini”nin mümkün olmadığını, kapsamanın ancak olasılıksal şekilde sunulabildiğini açıkça söyler.
2) “Bağlandı” Ne Demek? (Aktif Oturum mu, Arka Plan mı?)
HTS’de görülen bir hücre kaydı, her zaman “kullanıcı şu eylemi yaptı” anlamına gelmez. Şebeke davranışı gereği, telefon arka planda da hücre izler/ölçer; veri oturumları, anlık hücre değişimleri, kısa sinyalizasyon kayıtları oluşabilir. LTE ölçümlerinin çoğu, cihazın ağ içi kararları için yapılır; her ölçüm “rapor” olarak dışarı yansımaz ve her rapor “insan hareketi” ile birebir bağ kurmaz.
Ceza muhakemesinde HTS/CSLI, en fazla “zaman–iletişim–şebeke hücresi” üçlüğünü verir; “kişiyi olay yerine çivilemek” için ise ayrıca doğrulayıcı delil gerekir.

III. HTS Kayıtlarının Teknik Sınırlar
Bu başlık, HTS/CSLI delilinin neden “tek başına mahkûmiyet” üretemeyeceğini teknik olarak kesin ve denetlenebilir biçimde açıklar. Burada amaç; “teorik itiraz” değil, dosyada somut sorulacak teknik soruları üretmektir.
1) Baz İstasyonları Nasıl Çalışır? (Kısa ama sert teknik çerçeve)
Baz istasyonu antenleri radyo dalgalarıyla cihazı şebekeye bağlar; dalga şiddeti mesafe arttıkça hızla azalır. Bu nedenle “görünürlük”, düz bir daire değil; topografya, bina yoğunluğu ve yansıma/soğurma ile kırılır. Düzenleyici kurumlar kapsama analizinde sinyal gücü ölçümlerini çoğu zaman 100m x 100m gibi gridlerde istatistikleştirir; bu bile, “noktasal kesinlik” değil alan/olasılık yaklaşımıdır.
Savunma açısından ana sonuç:
HTS’de “Cell ID” görmeniz, kişinin koordinatını değil; şebekenin o anda hangi hücreyle haberleştiğini gösterir.
2) Kapsama Çapı Sabit Değildir: Frekans Bandı, Güç, Çevre
Bir hücrenin erişebildiği alan; kullanılan frekans bandı yükseldikçe genellikle düşer; çevresel kayıplar ve bina içi zayıflamalar bandlara göre farklılaşır. Bu yüzden düzenleyici belgelerde, farklı frekans aralıkları için farklı “bina içi kayıp” gibi parametreler kullanılır ve kapsama doğrulaması buna göre yapılır.
Ayrıca kapsama modellemesinde “her noktada kesin servis” yaklaşımının mümkün olmadığı, metodoloji dokümanlarında açıkça vurgulanır. www.ofcom.org.uk
Dosyaya çevrimi:
Aynı Cell ID’nin “şu mahalleyi kapsar” diye ezbere haritalanması hatalıdır; o hücrenin bandı (900/1800/2100/2600/700 vb.), anten konfigürasyonu, tilt ve gün içi yükü https://www.ofcom.org.uk/siteassets/resources/documents/phones-telecoms-and-internet/comparing-service-quality/2025/map-your-mobile-2025-threshold-methodology.pdf?v=401713bilinmeden “çap” söylemek bilimsel değildir.
3) Sektörleşme (Sectorization) ve Anten Yönü: Aynı Baz, Farklı Alanlar
Bir baz sahası çoğu zaman 3 sektör (120°) veya daha farklı sektörleme ile çalışır. HTS’de görülen Cell ID/sector, baz sahasının “tam çevresini” değil, yönlü bir lobu temsil eder. Üstelik antenin elektriksel/mechanik tilt ayarları, lobun yere düştüğü mesafeyi ciddi değiştirir.
Savunma kontrol sorusu:
HTS’deki hücre, baz sahasının hangi sektörüne karşılık geliyor? Sektör azimut–tilt bilgisi dosyada var mı?
4) Handover/Reselection Mantığı: “En Yakın” Değil “En Uygun”
LTE’de hücre seçimi ve handover kararları, sinyal seviyesi/kalitesi ölçümleri ile verilir: RSRP (received power) ve RSRQ (quality) gibi parametreler, komşu hücreler arasında “en iyi radyo koşulu”nu hedefler.
Bu, iki sonucu doğurur:
-
Telefon, fiziksel olarak daha yakın bir baz varken daha iyi kalite sunan baz/sector’e geçebilir.
-
Aynı konumda, günün farklı saatinde (parazit/yük değişince) farklı hücreye bağlanmak normaldir.
Savunma diliyle:
“Baz kaydı var” demek, “olay yerindeydi” demek değildir; çoğu zaman “o an o radyo koşulunda bu hücre daha uygundu” demektir.
5) Yük Etkisi ve “Cell Breathing”: Hücre Alanı Trafikle Daralıp Genişler
“Cell breathing” literatürde; hücre yükü arttıkça hücrenin etkin kapsama alanının daralması, komşu hücrelerin yük dengeleme için daha fazla kullanıcı “çekmesi” şeklinde tarif edilir. Bu olgu özellikle CDMA/WCDMA çalışmalarında klasikleşmiş olsa da, modern şebekelerde de yük dengeleme (load balancing), handover/reselection parametreleri, enterferans dinamikleri nedeniyle pratikte benzer sonuç üretir: aynı fiziksel konum, farklı saatlerde farklı hücreyle kayıtlanabilir. “Yük artınca kapsama daralır” yaklaşımını açıkça söyleyen teknik/akademik referanslar mevcut.
Ceza dosyası açısından kritik sonuç:
“Sanığın telefonu saat 21:10’da Cell ID A’da, 21:20’de Cell ID B’de göründü → sanık yer değiştirdi” çıkarımı tek başına güvenilir değildir. Çünkü hücre değişimi, bazen kullanıcının hareketinden değil, hücresel yük ve şebeke optimizasyonundan kaynaklanabilir.
Somut teknik sorular (dosyada mutlaka sor):
-
O zaman aralığında hücre yoğunluğu/yük bilgisi (operatörde varsa) getirildi mi?
-
Komşu hücre listesi ve reselection/handover eşikleri (en azından mantık seviyesinde) raporda var mı?
-
O saat diliminde olay yeri çevresinde şebekenin “yük dengeleme” davranışını dışlayan bir analiz yapılmış mı?
Savunma cümlesi (çekirdek):
“HTS’de görülen hücre değişimi, tek başına fiziksel yer değişimini değil, hücresel yük/enterferans ve şebeke kararlarını da yansıtabilir.”
6) Şehir İçi Çok-Yollu Yayılım (Multipath) ve Yansıma: “Yakın Baz”ın Kaybettirdiği Anlar
Şehir içi radyo ortamında sinyal, doğrudan hat yerine çoğu zaman yansıma, kırınım, saçılma ile alıcıya ulaşır. Bu “multipath” mekanizması; aynı sinyalin farklı gecikmelerle kopyalarının alıcıya ulaşmasına ve girişim etkilerine yol açar; kentsel alanda radyo kanalının en temel karakteristiğidir. (Rappaport’un klasik radyo yayılım/kanal modeli literatürü bu mekanizmayı detaylandırır.) cs.bilkent.edu.tr+1
Ceza dosyası açısından kritik sonuç:
“En yakın baz” her zaman “en iyi baz” değildir. Kentsel kanon (yüksek binalar–dar sokaklar) etkisiyle; daha uzak bir hücre, daha iyi SINR/kalite sağlayıp cihazı kendine çekebilir. Bu yüzden “bazın noktası olay yerine yakın → telefon olay yerinde” akıl yürütmesi, kentsel ortamda daha da kırılganlaşır. Multipath, hücresel seçimde kalite parametrelerini oynatır; bu da hücre atlamayı artırır.
Somut teknik sorular:
-
Olay yeri kentsel kanon mu? (yüksek bina, dar sokak, yoğun beton)
-
HTS değerlendirmesinde “yansıma/gölgeleme” gibi şehir içi yayılım etkileri hiç tartışılmış mı?
-
Tek bazdan “nokta atışı” yapılmışsa, belirsizlik bandı neden yazılmamış?
Savunma cümlesi (çekirdek):
“Şehir içi çok-yollu yayılım ve yansıma, en yakın hücrenin değil en uygun radyo koşulunu sağlayan hücrenin seçilmesine yol açabilir; bu nedenle Cell ID’den noktasal konum çıkarılamaz.” cs.bilkent.edu.tr+1
7) İç Mekân Etkisi: Bina İçi Kayıp ve Hücre Seçiminin Sapması
İç mekân (indoor) söz konusu olduğunda sinyal, dış duvar ve bina malzemeleri nedeniyle ek zayıflama (penetration loss) yaşar. 3GPP’nin 5G kanal modeli raporu TR 38.901, Outdoor-to-Indoor (O2I) bina nüfuz kaybı için düşük kayıp / yüksek kayıp modelleri tanımlar ve dış duvar + iç mekân kaybını frekans bağımlı biçimde modellenen parametrelerle verir (cam/konkret gibi malzeme etkileri dahil).
Ceza dosyası açısından kritik sonuç:
Şüpheli/mağdur/olay yeri “binanın içinde” iken telefonun “daha uzak bir baz” ile görünmesi olağandışı değildir. Çünkü bina içi kayıp; bazı bandlarda daha yüksek zayıflama yaratır, cihazın gördüğü/tercih ettiği hücreyi değiştirir. “Yakın baz dururken uzak baza bağlandı → uzak konum” gibi çıkarımlar bu nedenle bilimsel değildir.
Somut teknik sorular:
-
O anda telefonun bina içinde olma ihtimali değerlendirildi mi?
-
O hücrenin bandı/frekansı bilinmeden “yakınlık” yorumu nasıl yapıldı?
-
TR 38.901 O2I yaklaşımı gibi kabul görmüş modeller ışığında belirsizlik bandı neden konulmadı?
Savunma cümlesi (çekirdek):
“3GPP TR 38.901’de tarif edilen bina nüfuz kaybı (O2I) nedeniyle indoor senaryoda hücre seçimi kayabilir; tek Cell ID ile konum kesinleştirilemez.”
8) Tek Baz Verisi vs. Üçgenleme: “Konum” İstiyorsan Yöntem Başka
HTS’nin yaygın kullanım biçimi “tek hücre (Cell ID) göründü” düzeyindedir. Oysa konumlandırma, şebeke tarafında ayrı yöntemlerle yapılır: LTE’de 3GPP TS 36.305, standart UE konumlandırma yöntemleri arasında Enhanced Cell ID (E-CID), downlink positioning ve A-GNSS gibi yöntemleri sayar; bunlar HTS’den farklı olarak konumlandırma için tasarlanmış yaklaşımlardır.
Buna paralel biçimde, acil çağrı/konum doğruluğu bağlamında hazırlanan FCC materyallerinde de “daha fazla kule/ölçümle doğruluğun artması” mantığı anlatılır; tek baz yaklaşımı ile çoklu ölçüm/triangulation yaklaşımının doğruluk bakımından aynı şey olmadığı kabul edilir. FCC Transition+1
Ceza dosyası açısından kritik sonuç:
HTS “tek hücre” mantığıyla, yargılamada bazen “GPS gibi” kullanılmaya çalışılıyor. Oysa standartlar dünyasında konum için: E-CID / OTDOA / A-GNSS gibi yöntemler var. Sadece HTS üzerinden “kesin konum” iddiası kurmak; yanlış araçla kesin sonuç üretme çabasıdır.
Somut teknik sorular:
-
“Konum” iddia ediliyorsa neden konumlandırma yöntemleriyle (E-CID/OTDOA vb.) doğrulama yapılmadı?
-
Tek bazdan noktasal sonuç çıkarılıyorsa belirsizlik bandı nerede?
-
Olay saatinde çoklu hücre/komşu hücre ölçümleri hiç değerlendirilmiş mi?
Savunma cümlesi (çekirdek):
“3GPP, ‘konum’ için ayrı standart yöntemler tanımlar (E-CID/OTDOA/A-GNSS). HTS tek başına bu yöntemlerin yerini tutmaz; tek Cell ID ile noktasal konum kurulamaz.” ETSI+1
9) Operatör Kayıtlarının Doğası: Ölçüm, Log, Kayıt ve Yorum Ayrımı
Ceza dosyasında HTS çıktısı çoğu zaman “ham gerçek” gibi sunulur. Oysa telekom kayıtlarının önemli bir kısmı forensik amaçla değil, şebeke işletimi ve özellikle ücretlendirme/charging gibi operasyonel amaçlarla üretilir. 3GPP TS 32.240, Charging Data Record (CDR)’ı “ücretlendirilebilir olaya ilişkin biçimlendirilmiş bilgi seti” olarak tanımlar (ör. çağrı kurulum zamanı, süre, veri miktarı gibi). Bu tanımın kendisi, CDR’nin asli amacının “konum tespiti” değil, chargeable event kaydı olduğunu gösterir.
Ayrıca ETSI/3GPP TS 32.298 gibi dokümanlar CDR parametreleme/alanlarını tarif eder. Buradan çıkan temel gerçek şudur: Operatör kaydı bir “ölçüm raporu” değil; çoğu kez log/olay kaydıdır. “Log”u “konum ölçümü” gibi yorumlamak ise ikinci bir katmandır ve bu yorum mutlaka:
-
yöntem,
-
belirsizlik,
-
doğrulama
ile desteklenmelidir.
Ceza dosyası açısından kritik sonuç:
HTS/CDR/XDR türü kayıtlar; amaç dışı kullanıldığında (billing/log → kesin konum) hataya açık hale gelir. Bu yüzden “kayıt” ile “yorum”un ayrılması gerekir:
-
Kayıt: Şu zamanda şu Cell ID üzerinden oturum görülmüş.
-
Yorum: Bu Cell ID olay yerini kesin gösterir. (İşte bu kısım tartışmalıdır.)
Somut teknik sorular:
-
Sunulan çıktı CDR mi, XDR mı, sinyalizasyon logu mu? Kaynağı ve üretim amacı dosyada yazıyor mu?
-
Cell ID → coğrafi alan eşlemesi hangi metodolojiyle yapıldı?
-
Aynı zaman aralığında “komşu hücreler” ve belirsizlik bandı neden rapora girmedi?
Savunma cümlesi (çekirdek):
“3GPP TS 32.240, CDR’yi ücretlendirilebilir olaya ilişkin kayıt olarak tanımlar; bu kayıtların ‘konum ölçümü’ gibi yorumlanması ayrıca metodoloji ve belirsizlik bandı gerektirir.”
10) Savunma İçin “Teknik Talep Listesi” (Dava Bazında İstenecek Somut Şeyler)
Bu başlık, HTS’yi “soyut tartışma”dan çıkarıp somut delil tartışmasına çevirir:
-
HTS’deki Cell ID’nin sektör azimut/tilt bilgisi
-
İlgili zaman aralığında hücrenin bandı ve kanal parametreleri
-
O saat diliminde hücrenin yük/yoğunluk verisi (varsa)
-
Komşu hücre listesi ve handover eşikleri (en azından mantığı)
-
O bölge için kapsama tahmininin dayandığı metodoloji/harita (operatör/BTK/kurumsal)
-
“Tek baz mı – çoklu baz mı?” ayrımı; üçgenleme yapılmadıysa neden yapılmadığı
-
İç mekân–dış mekân ihtimali için olay yeri çevresinin bina yoğunluğu değerlendirmesi
Bu talepler, HTS’nin “mahkûmiyet motoru” gibi kullanılmasına set çeker; delili, olması gereken yere çeker: yardımcı veri.

IV. Ceza Hukuku Açısından İsnat Sorunu
1. Telefon Sahibi ≠ Telefon Kullanıcısı
Ceza hukukunda fail şahsidir.
HTS kaydı:
-
Cihazı gösterir
-
Cihazı kimin kullandığını göstermez
Aşağıdaki ihtimaller göz ardı edilemez:
-
Ortak kullanılan telefonlar
-
Aile bireyleri
-
İş telefonları
-
Kısa süreli ödünç verme
2. Kast Unsuru ve Fiil İlişkisi
HTS kayıtları:
-
Kastı ispatlamaz
-
Fiili gerçekleştiren kişiyi kesinleştirmez
Bu nedenle HTS, tek başına mahkûmiyet delili olamaz.
V. Kanuni Çerçeve: CMK ve TCK Perspektifi
1. CMK m. 217 – Delillerin Değerlendirilmesi
“Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve tartışılmış delillere dayandırabilir.”
HTS kayıtları:
-
Yardımcı delil olabilir
-
Tek başına hüküm kurdurmaz
2. CMK m. 206/2-a – Hukuka Aykırı Delil
Teknik olarak yanlış yorumlanan veya bilimsel temeli kurulmadan hükme esas alınan HTS değerlendirmeleri, delil değeri tartışmalı hale gelir.
VI. Yargıtay’ın Yerleşik Yaklaşımı (Özet İlke)
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili Ceza Dairelerinin istikrarlı yaklaşımı şudur:
-
HTS kayıtları tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir
-
Başka delillerle desteklenmesi gerekir
-
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilmelidir
Yargıtay kararlarında, sadece baz sinyaline dayanılarak kurulan mahkûmiyetlerin bozulduğu çok sayıda örnek mevcuttur. (Özellikle kasten öldürme, yağma ve cinsel suç dosyalarında)
VII. Savunma Açısından Kritik Kontrol Listesi
Bir HTS dosyasında ceza avukatının mutlaka sorması gereken sorular:
-
Tek baz mı, çoklu baz mı?
-
Kapsama haritası dosyada var mı?
-
O saat diliminde baz yoğunluğu neydi?
-
Pasif mi aktif oturum mu?
-
Telefon kapalıyken veri var mı?
-
Alternatif baz ihtimali neden dışlandı?
-
Telefonu kimin kullandığı ispatlandı mı?
-
HTS dışında maddi delil var mı?
Bu sorular cevaplanmadan kurulan isnat eksik isnattır.
VIII. Son; HTS Kayıtları Hakimin Yerine Geçemez
HTS ve CSLI kayıtları:
-
Teknik veridir
-
Yorum gerektirir
-
Kesinlik üretmez
Ceza yargılamasında:
-
Baz sinyali olasılık gösterir
-
Mahkûmiyet ise kesinlik ister
Baz kaydı, olay yerini değil; ihtimali gösterir. İhtimalle mahkûmiyet kurulmaz.
Bu nedenle HTS dosyalarında doğru savunma, teknik bilgi ile ceza hukuku muhakemesinin birlikte yürütülmesini zorunlu kılar. Aksi halde, bilimsel yanılgı, telafisi mümkün olmayan mahkûmiyetlere yol açar. Maalesef uygulamada etkin ve kapsamlı savunmalar yapılmadığında telafi imkansız bu durumlara maruz kalındığını da çok tecrübe edindik.

- Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
- Benzer NCMEC’den doğan ceza davalarından gördüğümüz; her nevinden NCMEC davalarında farklı savunma argümanları geliştirilerek hareket edilmesi gerekliliğinin unutulmamasını ve mutlaka avukatınızla hareket edilerek savunma yapılmasını unutmamanızı şiddetle tavsiye ederiz.
- Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar* bölümüne veya *NCMEC DAVALARI için* tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.
-
AVUKAT DESTEĞİ
Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.
Hafta içi: 09:00 – 19:00Cumartesi: 10:00 – 18:00Telefon: +90 532 282 25 23Gizlilik
Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.
-

Leave A Comment