A. Ceza yargılamasında basit yargılama (CMK 251) nedir?
Basit yargılama, Asliye Ceza Mahkemesi’nde belirli nitelikteki suçlarda duruşma yapılmaksızın, dosya üzerinden ve yazılı beyanlarla karar verilmesini sağlayan özel bir kovuşturma usulüdür. Mahkeme, iddianame kabul edildikten sonra şartları varsa bu usule geçebilir; süre dolunca CMK 223’teki kararlardan birini (beraat, mahkûmiyet, düşme vb.) duruşma açmadan verebilir.
- Daha yalın ve kısıtlı bilgi içeren eski yazımız için; Ceza Hukukunda Basit Yargılama (CMK 251) Nedir? İzmir Avukat
Kapsam ve uygulanamayacağı haller
-
Uygulama alanı; kanunda öngörülen kriterlere uyan suçlar + ayrıca hazırlanan “kapsamdaki suç listesi/tablo” ile pratikte belirlenir.
-
Uygulanamaz: yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır-dilsizlik; ayrıca soruşturma/kovuşturması izin veya talebe bağlı suçlar.
-
Aynı olayda “kapsama giren suç”, “kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte” işlenmişse basit yargılama uygulanmaz.
B. Basit yargılama ceza yargılamasında ne gibi faydalar sağlar?
Bu usulün “faydası” iki yönlüdür:
-
Yargılamayı hızlandırır ve maliyeti düşürür: Duruşma trafiği, tebligat–müzekkere–tanık günleri, ertelemeler azalır; dosya daha kısa sürede hükme bağlanır. (Uygulama mantığı ve süreç akışı, pratik anlatımıyla)
-
Sonuç cezada indirim mekanizması vardır: Mahkûmiyet kararı verildiğinde, sonuç ceza ¼ oranında indirilir. Bu, özellikle sanık açısından güçlü bir motivasyondur.
Not: Mahkeme isterse, hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açıp genel hükümlere dönebilir (yani “basit yargılama mutlak değil”, hâkimin dosya ihtiyacına göre normal yargılamaya geçiş kapısı var).
C. Müşteki/mağdur açısından “15 gün–şikayetim devam ediyor–katılan olma” meselesi
1) “15 gün” hâlâ geçerli mi?
Güncel metinde, basit yargılamada beyan/savunma için öngörülen süre “iki hafta” olarak yer alıyor; ayrıca dipnotta 02.03.2024 tarihli 7499 sayılı Kanun değişikliği açıkça gösterilmiş.
Yani uygulamada gördüğünüz “15 gün” ibaresi eski düzenleme olarak kalmıştır. Her ihtimale karşın süreleri hiç bir zaman son güne bırakmayınız.
2) Müşteki “şikayetim devam ediyor” diye 2 hafta içinde yazmazsa şikayet düşer mi?
Hayır. “Şikayetten vazgeçme” sonuç doğuran bir irade beyanıdır; susmak/cevap vermemek, kural olarak “vazgeçme” değildir. Basit yargılamada süre içinde beyan vermemenin sonucu, şikayetin ortadan kalkması değil; mahkemenin dosya üzerinden hüküm kurması ve sizin “ilk hüküm öncesi” etki alanınızın daralmasıdır. (Süre dolunca duruşmasız hüküm kurulabilmesi)
3) “2 hafta içinde bildirmezse katılan olamaz mı?”
Pratik cevap: Basit yargılamada duruşma olmadığı için mahkeme, süre dolunca hızla hüküm kurabilir. Siz bu aşamada katılma talebinizi sunmazsanız, dosya ilk hükümle sonuçlanabilir ve “katılan” sıfatını ilk hükümde kazanamamış olursunuz.
Ama hak tamamen yanmaz mı? Tamamen yanmaz:
-
Mahkeme, gerekli görürse “genel hükümlere dönüp duruşma açabilir”; o noktada (hüküm verilmeden önce) katılma talebi tekrar ileri sürülebilir.
- Daha da mühimi ve asıl kural; yargılama sonuna dek yani hükme dek; müştekinin açıkça şikayetten vazgeçme iradesi yoksa; *katılma iradesini* yansıtabilir.
-
Ayrıca basit yargılama hükmüne karşı itiraz yoluna gidilirse, dosyada duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam edilir; bu yeni yargılama aşamasında katılma talebinin ileri sürülmesi fiilen yeniden mümkün hâle gelir.
4) “2 haftalık süre müşteki için kesin süre mi?”
Bu süre, kanundan kaynaklanan usulî bir süredir; kaçırmanız hâlinde mahkeme beklemez, duruşmasız hüküm kurabilir. Dolayısıyla “katılan sıfatını ilk hüküm öncesi elde etmek” bakımından fiilen kritik (pratikte kesin etkili) bir süredir. Bu süre daha çok farklıca delil varsa; bildirin gibi sadece basit yargılama süresi boyunca delil bildirme hakkından geçici olarak ileri sürme hakkından mahrum kalındığı anlamına gelir.
Ancak bu, “şikayet hakkının” veya “genel olarak yargılama yapılmasını isteme hakkının” otomatik olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez; çünkü:
-
Basit yargılama hükmüne karşı itiraz mekanizması vardır.
-
İtiraz usulünde genel süre de artık iki hafta olarak düzenlenmiştir.
D. İtiraz (CMK 252) ve 2024 değişikliğinin uygulamadaki sonucu
Basit yargılama hükmüne itiraz edilirse:
-
Dosya kural olarak başka bir Asliye Ceza Mahkemesine gönderilir ve duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam edilir (tek mahkeme olan yerlerde hâkim görevlendirme mekanizması var).
-
İtiraz sanık dışındaki kişilerce yapılırsa, yeni verilecek hükümde ¼ indirim korunur (CMK 251/3 atfı).
Bu “başka mahkemeye gönderme / ihsas-ı rey tartışması” ekseninde Anayasa Mahkemesi’nin norm denetimi değerlendirmeleri ve ardından gelen revizyonlar doktrinde ve uygulamada özellikle tartışılmıştır.
E. Müşteki/vekili için “tesirli” uygulama notu: 2 haftalık beyana ne yazılmalı?
Basit yargılama tebligatı geldiğinde (iddianame + “iki hafta içinde yazılı beyan” ihtarı):
-
Şikayetin devam ettiği,
-
Katılma talebi (CMK 237 vd.),
-
Deliller (ek listesi + varsa yeni delil talepleri),
-
Zarar/mağduriyet anlatımı (manevi–maddi),
-
Vekâlet ücreti ve yargılama gideri talepleri,
-
Nitelendirme/vasıf ve hukuka aykırılık itirazları,
-
Diğer teknik argüman ve iddianame dayalı hukuki izahat,
tek bir “Beyan ve Katılma Dilekçesi”nde toplanmalı. (Basit yargılamanın dosya üzerinden hükme gidebilmesi nedeniyle)

F. Sentez (Av. Orhan Önal’ın Bu Kuruma Dair Kısa Tespiti & Tenkiti)
F.1) CMK 251’de kritik güncelleme: “15 gün” değil “iki hafta” (ve bu fark “usul” değil, hak kaybı meselesidir)
1.1. Yazıdaki “15 gün” ifadesi güncel değil
Av. Orhan Önal’ın metninde CMK 251/2 için “on beş gün içinde yazılı beyan ve delillerin bildirilmesi” anlatımı yer alıyor.
Ancak 7499 sayılı Kanun’la CMK 251/2’deki “on beş gün” ibaresi “iki hafta” olarak değiştirildi.
1.2. “Şikâyetim devam ediyor” beyanı verilmezse, şikâyet düşmüş sayılır mı?
Hayır; şikâyetten vazgeçme (TCK 73 rejimi) kural olarak açık irade beyanı gerektirir. CMK 251/2’de mahkemenin istediği şey; mağdur/şikâyetçinin beyan ve delilini dosyaya yazılı sunmasıdır.
Bu yüzden “iki hafta içinde ‘şikâyetim devam ediyor’ demedim = otomatik vazgeçtim” şeklinde bir otomatik sonuç üretmek, ceza muhakemesinin irade açıklığı ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmaz.
1.3. Asıl risk: “Katılma” ve “kanun yolu ehliyeti” bakımından fiilî hak kaybı
Teoride katılma istemi “hüküm verilinceye kadar” ileri sürülebilir.
Ama basit yargılamada duruşma yok, dosya kısa sürede hükme bağlanır; bu nedenle mahkemenin verdiği iki haftalık süre, pratikte katılma/vekâlet ücreti/kanıt sunma haklarını korumak için “fiilen kesin süre” gibi çalışır.
Ek olarak 7499 ile itiraz süresi rejimi genişletildi; CMK 268/1’deki “yedi gün” ibaresi “iki hafta” yapıldı.
Bu uzatma “hak arama kolaylığı” diye sunulsa da, kesinleşmeyi geciktiren bir etki doğurur; dosya, itiraz ihtimali beklenerek uzar.
F.2) Basit yargılama (CMK 251–252): “hız” vaadinin ceza muhakemesinin temel normlarıyla sürtüşmesi
2.1. Duruşmasız hüküm: sözlülük–doğrudanlık–çelişmelilik aşınması
Yoğun ceza pratiğinde bilinir: dosya üzerinden hüküm, maddi hakikatin ve çelişmeli yargılama ilkesinin en kırılgan olduğu alandır. CMK 251 sistemi, “kolay dosyalar” varsayımıyla yürür; fakat uygulamada “kolay” olan dosya sayısı, delilin tartışılabilirliği nedeniyle her zaman sandığınız kadar “kolay” değildir.
2.2. İtiraz üzerine “dosya dolaşımı”: hızlandırmak yerine ikinci bir yargılama katmanı
Anayasa Mahkemesi, itiraz halinde hükmü veren hâkimin yeniden yargılama yapmasını tarafsızlık ve makul süre bakımından sorunlu görerek CMK 252/2’nin ilk cümlesini iptal etti; gerekçede “kararın esasına dair görüş açıklayan hâkimin” yeniden yargılama yapmasının tarafsızlık yönünden makul güveni zedeleyebileceğini vurguladı.
7499 sonrası sistem de bu eleştiriyi karşılamak için dosyayı başka bir asliye ceza mahkemesine/hâkime gönderip duruşma açılmasını düzenledi.
Bu teknik “tarafsızlık” bakımından bir tamirdir; fakat pratikte şunu büyütür:
-
Önce dosyadan hüküm,
-
sonra itiraz,
-
sonra başka mahkemede duruşma,
-
sonra tekrar hüküm…
Yani sistem, birçok dosyada tek yargılama yerine iki aşamalı yargılama üretir. AYM’nin de işaret ettiği gibi, itirazın niteliğine bakılmaksızın duruşma zorunluluğu, “hız” amacını kendi eliyle sabote eder.
2.3. “İşleri uzatmıyor” iddiası neden sahada tutmuyor?
Çünkü basit yargılama, çoğu dosyada:
-
ilk tebligat–beyan–hüküm döngüsünü,
-
sonra itiraz tebligatı–tevzi–duruşma–yeniden hüküm döngüsünü
doğurur. 7499’un süreleri “iki hafta”ya genişletmesiyle bu bekleme pencereleri daha da büyür.
F.3) Önödeme ve “hakaret”in kapsam içine alınması: ceza adaletinde caydırıcılık–orantılılık–mağdur tatmini ekseninde ağır eleştiri
3.1. Hakaret, önödeme listesine alındı (istisnasıyla birlikte)
7571 sayılı Kanun’la TCK 75/6(a)(2) alt bendi “Hakaret (üçüncü fıkranın (a) bendi hariç, madde 125)” şeklinde düzenlendi.
Bu, hakaretin belirli kısmı için ceza yargılamasının “esas” tartışmasını, daha baştan parasal bir kapatma refleksine iter.
3.2. Neden ceza muhakemesinin temel normlarıyla çatışır?
Önödeme, teoriye göre “basit, düşük ağırlıklı suçlarda sistemi rahatlatma” aracıdır. Fakat hakaret gibi:
-
kişilik haklarına,
-
toplumsal barışa,
-
ifade özgürlüğü sınırlarına
doğrudan temas eden bir suç tipinde, önödemenin genişletilmesi çoğu zaman maddi hakikat yerine pragmatik kapanış üretir. “Ceza adaleti” algısı, mağdurun gözünde “öde-kurtul” biçimine evrilir.
3.3. Uygulamadaki paradoks: “kolaylaştırma” diye kurulan mekanizma, dosya trafiğini artırır
Hakaret dosyalarında tipik senaryo şudur: taraflar zaten “uzlaşma/önödeme/şikâyetten vazgeçme/itiraz” gibi çoklu usul kapıları arasında gidip gelir. Bu kapıları artırdığınızda:
-
tebligat sayısı,
-
bekleme süreleri,
-
usul tartışmaları
artarak yargılamayı uzatır; üstelik uzama, çoğu kez “esas” değil “usul” üzerinden olur. Bu da ceza muhakemesinin “maddi hakikat + adil yargılanma” omurgasını zayıflatır.
F.4) (Dosyanızla doğrudan temas) TCK 89/1 gibi dosyalarda basit yargılama “otomatik çözüm” değil; kusur–delil–mağdur beyanı ekseninde sıkı denetim gerektirir
7571 ile TCK 89/1’in alt–üst sınırında değişiklik yapıldı (üç aydan bir yıla → dört aydan iki yıla). Bu tip dosyalarda basit yargılama uygulanıyorsa, müşteki vekili bakımından “şikâyetim devam ediyor / katılma talebim var / kusursuzluk iddiam var” beyanını iki haftalık sürede sunmamak, dosyayı tek taraflı kusur okumasına teslim etme riskini büyütür. Çünkü basit yargılamada esasen “duruşmada tartışma” imkânı yoktur; dosya neyse hüküm de çoğu zaman odur.

- Teknik ve hukuk alanında tecrübe gerektiren bu konularda telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için, mutlaka avukatınıza danışmanızı şiddetle önermekteyiz.
- Benzer NCMEC’den doğan ceza davalarından gördüğümüz; her nevinden NCMEC davalarında farklı savunma argümanları geliştirilerek hareket edilmesi gerekliliğinin unutulmamasını ve mutlaka avukatınızla hareket edilerek savunma yapılmasını unutmamanızı şiddetle tavsiye ederiz.
- Aradığınız dava türü veya hukuki ihtilaf hakkında *yazılar* bölümüne veya *diğer basit yargılamaya usullerine dair kısa yazımız için* tıklayarak ya da sağ üst köşeden arama yaparak onlarca davanız hakkında dilediğinizi okuyup, araştırabilirsiniz.
-
AVUKAT DESTEĞİ
Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir, whatsapp hattına yazabilir (tıkla) veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.
Hafta içi: 09:00 – 19:00Cumartesi: 10:00 – 18:00Telefon: +90 532 282 25 23Gizlilik
Gizlilik, bir avukatın ve hukuk büromuzun en önemli etik ilkelerinden biridir; 1136 sayılı Kanunda tanımlanan gizlilik ve ifşa etmeme ilkesini çok dikkatli ve hassas bir şekilde uygular. Ancak büromuz, müvekkillerinin bilgi, belge ve bilgilerini gizlilik ve bilgi sorumluluğu sınırları içinde gizli tutar ve hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşmaz.
-

Leave A Comment